amerikada iki diplomatimiz olduruldu asala cinayetleri1 225

Al sana soykırım (3)

Talat paşa, Berlin'de öldürüldü.

Ensesinden vuruldu.

Suikastçı, Soğomon Tehliryan adında bir Ermeni teröristti.

Bu tetikçi, Erzurum doğumluydu ama, tehcir sırasında Türkiye'de bile değildi, o sırada Sırbistan'da üniversite okuyordu.

Alman mahkemesinde güya yargılandı.

“Vicdanım açık, öldürdüm ama katil değilim” dedi.

Beraat etti!

Suçüstü cinayete beraat veren bu korkunç karar, Ermenistan kaynaklı terörün hukuken önünü açan karardı.

Vurun vurabildiğiniz kadar demekti.

Arkası gelecekti.

Prens Sait Halim Paşa, Roma'da öldürüldü.

Ermeni tetikçi, Arşavir Şıracıyan'dı.

Yakalamadılar.

Göstere göstere kaçtı.

Bu terörist, bir yıl sonra bu defa Berlin'de, Teşkilat-ı Mahsusa kurucularından Bahattin Şakir'le Cemal Azmi'yi vuracaktı.

Yine yakalamayacaklar, yine kaçacaktı.

Ermeni terörü, Avrupa'da açıkça korunuyordu.

Cemal Paşa, Tiflis'te öldürüldü.

Tetikçiler, Stefan Çekiçyan ve Bedros Bogosyan'dı.

Mustafa Kemal'i öldürmeye çalıştılar.

Yunanistan'da üç kişilik suikast timi hazırlamışlardı, biri Edirne üzerinden Türkiye'ye girdi, ikisi Suriye üzerinden girdi, işbirlikçileriyle buluşacaklar, suikastı Ankara'da, Cumhuriyet'in birinci yıldönümü törenleri sırasında gerçekleştireceklerdi.

Edirne üzerinden İstanbul'a gelenin adı Manok Manukyan'dı, Eskişehir'de yakalandı, sorgulandı, her şeyi itiraf etti.

Ankara'da asıldı.

Bunların hepsi “Nemesis operasyonu”ydu.

Taşnak partisinin suikast eylemlerine verdiği kod adıydı.

Yunan mitolojisindeki intikam tanrıçası Nemesis'ten geliyordu.

Fikir babası Elazığ doğumlu Şahan Natali'ydi, misyonerler tarafından ABD'ye götürülmüş, Boston Üniversitesi'nde okutulmuştu, Amerikan vatandaşıydı, Massachusettts'te yaşıyordu, Nemesis operasyonunun finansal giderlerini karşılayan fon'u yönetiyordu.

Suikast ekiplerinin lideri, Ermenistan'ın Washington büyükelçisi Karekin Pastırmacıyan'dı, Erzurum doğumluydu, Fransa'da Nancy Üniversitesi'nde okumuştu, tehcirden tee 20 sene önce Armen Garo kod adıyla terör eylemi gerçekleştiriyordu, silahlı-bombalı 30 teröristle birlikte İstanbul  Karaköy'de Osmanlı Bankası'nın genel müdürlük binasını basmış, 154 kişiyi rehin almış, zaptiyeyle çatışmış, 30'dan fazla insanın ölümüne sebep olmuş, sokaklar savaş alanına dönmüş, Rusya ve Fransa derhal arabuluculuk yapmış, zavallı durumdaki Osmanlı sarayı af çıkarmış, Pastırmacıyan burnu bile kanamadan bankadan çıkmış, öbür teröristlerle birlikte ellerini kollarını sallaya sallaya gemiye bildirilmiş, Marsilya'ya götürülmüştü.

Nemesis revize edildi.

Asala sahneye çıktı.

1973 yılıydı…

Amerikan vatandaşı Mıgırdıç Yanıkyan, Türkiye'nin Los Angeles başkonsolosu Mehmet Baydar'ı ve konsolos Bahadır Demir'i Santa Barbara'da Baltimor oteline davet etti.

Elinde, İtalyan ressam Giuseppe Furely tarafından yapılmış ve Osmanlı sarayından kaçırılmış bir tablo bulunduğunu belirterek, Türkiye'ye bağışlamak istediğini söyledi.

Yanıkyan, Erzurum doğumluydu, Moskova Üniversitesi'nde okumuş, 1946'da ABD'ye gitmiş, Amerikan vatandaşı olmuştu.

Diplomatlarımız otele geldi.

Lobide güleryüzle karşıladı, “tablo odamda, buyrun odama gidelim” dedi, odaya girer girmez tabancasını çekti, diplomatlarımızı sırtlarından vurarak şehit etti.

Tutuklandı, yargılandı, güya müebbet hapse mahkum oldu.

1984'te serbest bırakıldı!

– Viyana büyükelçimiz Daniş Tunalıgil'i büyükelçilik binamıza girerek, makam odasında şehit ettiler.

– Paris büyükelçilimiz İsmail Erez ve şoförü Talip Yener'i şehit ettiler.

– Beyrut büyükelçiliğimizin başkatibi Oktar Cirit, şehrin en kalabalık bölgesi Hamra caddesinde bir kafede çayını yudumluyor, gazete okuyordu, takır takır bastılar tetiğe, iman tahtasına şarjörü boşalttılar, yürüye yürüye gittiler, teröristlerin kim olduğu alenen belliydi ama yakalanmadılar.

– Vatikan büyükelçimiz Taha Carım, evinin önünde sırtından vurularak şehit ettiler.

– Madrid büyükelçimiz Zeki Kuneralp'i hedef aldılar, eşi Necla Kuneralp'le emekli büyükelçi olan eniştesi Beşir Balcıoğlu'nu şehit ettiler.

– Lahey büyükelçimiz Özdemir Benler'i hedef aldılar, oğlu Ahmet Benler'i şehit ettiler.

– Paris büyükelçiliğimizin turizm müşaviri Yılmaz Çolpan, Champ Elysees caddesinde bir restorandan çıkıyordu, bir otomobilden otomatik silahlarla tarayarak şehit ettiler.

– Atina büyükelçiliğimizin idari ataşesi Galip Özmen ve henüz 14 yaşındaki kızı Neslihan'ı susturuculu tabancayla şehit ettiler.

– Sidney başkonsolosumuz Şarık Arıyak ve koruma polisi Engin Sever'i motosikletle yaklaşıp, mermi yağmuruna tutarak, şehit ettiler.

– Paris büyükelçiliğimizin çalışma ataşesi Reşat Moralı'yla din görevlimiz Tecelli Arı'yı şehit ettiler, 20 el ateş etmişlerdi.

– Cenevre başkonsolosluğumuzun sözleşmeli sekreteri Savaş Yergüz'ü işinden evine dönerken sokak ortasında şehit ettiler.

– Paris başkonsolosluğumuzu silahlarla bastılar,  44'ü Türk vatandaşı 56 kişiyi 15 saat rehin aldılar, güvenlik görevlimiz Cemal Özen'i şehit ettiler. Cemal Özen sadece üç gün önce baba olmuştu, bir erkek evladı dünyaya gelmişti.

– Los Angeles başkonsolosumuz Kemal Arıkan'ı şehit ettiler, aslında şoförü ve iki koruması vardı, ama onların başına bir şey gelmesin diye otomobilini kendisi kullanıyordu, kırmızı ışıkta pusuya düşürdüler.

– Boston fahri konsolosumuz Orhan Gündüz'ü otomatik silahlarla suratından vurarak şehit ettiler.

– Lizbon büyükelçiliğimizin idari ataşesi Erkut Akbay'ı eşi Nadide'yle birlikte vurdular, Erkut şehit oldu, Nadide ağır yaralı kurtuldu, ama maalesef komadan çıkamadı, altı ay sonra Nadide de şehit oldu.

– Ottawa büyükelçiliğimizin askeri ataşesi hava kurmay albay Atilla Altıkat'ı kırmızı ışıkta pusuya düşürerek şehit ettiler.

– Burgaz başkonsolosluğumuzun idari ataşesi Bora Süelkan'ı evinin önünde kalbinden vurarak şehit ettiler.

– Belgrad büyükelçimiz Galip Balkar'ı suratından vurarak şehit ettiler.

– Brüksel büyükelçiliğimizin idari ataşesi Dursun Aksoy'u evinin önünde şehit ettiler.

– Lizbon büyükelçiliğimizi silahlarla-bombalarla bastılar, beş teröristtiler, maslahatgüzarımız Yurtsev Mıhçıoğlu ateşle karşılık verdi, püskürttü, teröristler büyükelçilik binasından kaçarak çıkıp, hemen bitişiğindeki büyükelçilik konutuna girdiler, Yurtsev'in eşi Cahide'yle 16 yaşındaki oğlu Atasay'ı rehin aldılar, çatışma çıktı, teröristler bomba patlattı, Cahide Mıhçıoğlu şehit oldu, Atasay ağır yara ve ağır yanıklarla kurtuldu.

– Tahran büyükelçiliğimizin sekreteri Şadiye Yönder'i hedef aldılar, eşi Işık Yönder'i kafasından vurarak şehit ettiler.

– Viyana büyükelçiliğimizin çalışma ataşesi Erdoğan Özen'i, otomobiline yerleştirdikleri bombayla şehit ettiler.

– Birleşmiş Milletler'in Viyana ofisinde tek Türk direktör olarak görev yapan Enver Ergun'u altı kurşunla şehit ettiler.

– Atina büyükelçiliğimizin basın ataşesi Çetin Görgü'yü evinin önünde susturuculu tabancayla şehit ettiler.

– Bağdat büyükelçiliğimizin idari ataşesi Çağlar Yücel'i otomobilinin içinde tarayarak şehit ettiler.

– Atina büyükelçiliğimizin müsteşarı Haluk Sipahioğlu'nu suratına yedi el ateş ederek şehit ettiler.

Amerika, Avustralya, Avrupa, Asya'da, dört kıtada cinayet işlediler.

16 ülkede diplomatlarımızı, ailelerini katlettiler.

Ankara'da Esenboğa Havalimanı'nda saldırı düzenlediler, pasaport kontrolündeki kalabalığın ortasında bomba patlattılar, makineli tüfeklerle taradılar, dokuz kişiyi öldürdüler, 72 kişiyi yaraladılar.

Paris'te Orly Havalimanı'nda saldırı düzenlediler, çantaya yerleştirdikleri bomba Türk Hava Yolları standının bagaj rampasında patladı, ikisi Türk sekiz kişi öldü. Aslında… Bombalı çantayı getiren terörist, yabancı yolculardan birine rica etmiş, valiz sayısı fazla olduğu için çantayı geçiremediğini söylemiş, o yabancı yolcuya teşekkür olarak 65 dolar vererek, bagaj kontrolünden geçirmesini istemişti. Bomba nasıl olduysa zamanından önce bagaj rampasındayken patladı. Yoksa uçağa yüklenecek, Paris-İstanbul seferini yapan THY uçağı havadayken patlayacaktı.

“Türkler bizi öldürdü” dedikleri, işte budur!

Soykırım kavramı… Birleşmiş Milletler'in hukuksal tanımına göre “ulusal, etnik, ırksal ve dinsel bir grubun bütününün ya da üyelerinin bir bölümünün yok edilmesi niyetiyle, öldürülmesi, bedensel hasar verilmesi, yaşam koşullarının yıkılması, doğumlarının engellenmesi, çocuklarının zorla ellerinden alınması”dır.

Türk insanlarını, Türk devlet adamlarını, Türk diplomatlarını, Türk kadınlarını, hatta Türk çocuklarını, Türk kurumlarını, sırf Türk oldukları için, etnik, ırksal, dinsel sebeplerle, yok etme niyetiyle öldüren, bedensel hasar veren, yaşam koşullarını yıkan, 150 yıldır aralıksız devam eden Ermeni terörü… Dört dörtlük soykırımdır.

Yılmaz ÖZDİL - 29 Nisan 2021