direnmezsen yasayamazsin225

Modern mandacılık!

Mesele salt sağlık/tıp veya aşı değil…

Geleceği inşa eden aydını kurtarmaya çabalıyorum.

Batı'nın her dayattığını sorgusuz kabul etmek modern mandacılıktır. Atatürk'ü bile anlamamışlar!

Kolayı ve kolaycılığı seven, cüreti-kibri bol yazar ve okur yaratıldı.

Yeni yazar türü, bilmeye öğrenmeye çalışmıyor; kelime oyunlarıyla ezberi tekrarlayarak kolay yolu seçiyor. Çünkü:

Yüzeyde kalıp çoğunluğa uymak kolaydır; tıpkı bir papağan gibi tekrarlarınız size hep ödül olarak döner. Ancak, kurnazca akıl yürütme tembelliği gün gelir ahmaklığa sebep olur…

Oysa yazar, okuyucusunu zorlayandır; kolay okuyucu avcısı değil.

Yazı yazmak, eylem yapmaktır.

Eylem, muhalif bir harekettir; çubuğu tersine bükmedir.

Bunun için ihtiyaç olan teoridir.

Kuram olmazsa pratik yaşamda savrunulur, kaybolunur.

Kaybolmak, sürüye katılmaktır.

Sürü, sorunun-sorgunun-çözümlemenin yani aklın ölmesidir. Sığ bir idare-i maslahatçılıktır.

Gerçek hep derindedir; atıldığı “kuyunun” dibinden çıkarılmayı bekler durur. Ve bulmak-çıkarmak güç-yürek-çalışkanlık ister. Bu nedenle…

Aydın arayan, bulan, tepki gösterendir. İtibariyle yalnızlığı göğüsleyebilen düşün insanıdır.

Bugün en büyük sıkıntımız yalnızlıktan korkan aydının ölümüdür.

Aydın bugün, lakırdı linçinden çekinip, pandemi gibi dayatılan resmi ideolojiyi sorgulamaya korkuyor.

Kimseyle kişisel sorunum yok; aydın arıyorum; bulduğumda en saygın mertebeye koymaktan geri durmayacağım…

KORKUTARAK KÖRLEŞTİRME!

Gerçekle yüzleşmeliyiz:

Üniversiteler tarih boyunca hiçbir devrimci düşüncenin öncüsü olmadı. Muhafazakârlığı-gericileşmeyi korudu, yüceltti.

Bugün ağızlarından düşürmedikleri bilimi, ilk terk eden üniversiteler oldu.

Aydın, bugün nasıl olurda klişe sözleri tekrarlayan, gelişmesini durdurmuş, düşünmeyi-düşünceyi unutmuş, küresel ilaç şirketlerinin/sermayenin kontrolüne-denetimine girmiş, bol ünvanlı “ekran şöhreti” akademisyenlerin her söylediğini gözü kapalı destekler/önemser?

12 Eylül askeri darbesi ürünü YÖK'ün, bu topraklardaki düşünsel kıyımı nasıl unutuldu? YÖK'e karşı çıkıp, ABD müfredatı mezunlarını alkışlamak ne yaman çelişki!

Kapitalizmin payandası müteşebbis üniversite gerçeğini kimse görmüyor mu? Şu pandemi sürecinde tek yaptıkları; sayılarla- istatistikle abartarak insanı korkutmayı bilim sanmak oldu! (Ekonomist, istatistikçi Prof. Genevieve Briand, Şubat 2020-Eylül 2020 arasında ABD Sağlık Bakanlığı (CDC) sitesindeki tüm ölümlere bakarak, COV 19 ölümlerinin abartısı konusunda makaleler yazdı. Bizde örneği var mı?)

12 Eylül darbesinin, Özal'ın, AKP'nin, FETÖ'nün bizim topluma mirasıdır:

Bilgiyi/bilimi, inanç yaptılar; tartıştırmıyorlar.

İstediğimiz; sağlığı/tıbbı çok yönlü tartışmak. Bunu ideolojiden-politikadan farklı düşünürseniz zokayı yutarsınız…

BİLGİYİ-TEORİYİ ISKALAMAK!

Bir şeyi abartmak için mutlaka başkasını küçültmeleri gerekiyor.

“Dönüşüm” ile Kafka'nın Samsa'sı yapıldı günümüzde insanlık: Baş kaldırmayan, yaratıcı olmayan ve sadece hayatta kalma içgüdüsü ile yaşayan hamam böceği!

Asıl salgın bu, asıl çip takmak bu; insanı Samsa'ya dönüştürmek!

Yılgınlık ve çaresizlik dayatıyorlar insanoğluna; ardından tüm ağır sorunların altından böyle kalkılacağına inanmasını bekliyorlar. Ve buna “bilim” diyorlar.

Soruna sebep olanların ilaç/aşı dayatmalarına sorgusuz boyun eğmemiz isteniyor. Hayır, ısrarla sorgulayacağız.

Yöntemini sorgulayacağız.

Malzemesini sorgulayacağız.

Ekonomi-politiğini sorgulayacağız.

Evet, tek yönlü hegemonyaya karşı asıl panzehir; düşünmektir- sorgulamaktır.

Evet, aşı kısırlık yapıyor; düşünsel doğumu/ yaratıcılığı öldürüyor!

Biz bir kez (örneğin) “aşının tüketim nesnesine dönüşmesine karşı çıkıyoruz” diyelim, ne dediğimizi umursamıyorlar; hemen kara propagandaya başlıyorlar. Hiçbir koşulda aşı tartışılsın istemiyorlar!

Ne yazık ki, 12 Eylül'ün cehalet ürünü yığınlardan destek buluyorlar, “aşı düşmanı”/ “cadı avı” peşinde koşturuyorlar.

Bilmedikleri şu:

Yeryüzünü hapishane yapmak isteyenlere direneceğiz; “gardiyanlara” teslim olmayacağız. İnsanı yüceltmekten vazgeçmeyeceğiz…

“Bilim” yalanıyla kapitalizmin sömürü aracı haline dönüştürülmüş sağlığa/tıbba insanların güven duymasını tekrar sağlayacağız. Çabamız budur.

“Bilimi”, kapitalizme esir düşmenin kılıfı yapmaktan kurtaracağız.

Kendine aydın diyen biri, insanlığın-doğanın sonunu hazırlayanların insanlığın kurtarıcısı olduğunu nasıl düşünebilir? Nerde kaldı kuram?

Bilgiyi -teoriyi ıskalamış, şiirle- türküyle- fıkra yazarlığı beğenisiyle ya da aile-akraba-mahalle aidiyeti ile solcu olanları da elbet bir gün ikna edeceğiz.

Bu büyük yola yarını inşa etmek için çıktık; mandacılığı kabul edemeyiz.

Soner YALÇIN – 09 Aralık 2020