orhan_gokdemir_aydinlik225

Devletin “şark”ı çıkarılınca!

Geçtiğimiz hafta İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde görevli 2 bin 623 polis memuru şark görevine atandı.

Şark yolunu tutan polislere 78 komiser ve baş komiser ilave edilmişti. Cemaate yakın bir haber ajansı İstanbul’dan doğuya yapılan tayinleri “polisin ‘şark’ı çıktı” başlığıyla duyurdu. Demek, artık görev yeri değişiklikleri “şark’ını çıkarmak” içindir.

Gönderilen bu 3 bine yakın polisin yeri, haberlere göre şark illerinde çalışan ve görevini tamamlayan 669 polisin İstanbul’a tayini ile kapatılmıştı. Daha doğrusu kapatılamamıştı. Aradaki fark, polis okullarında görev yapan polislerle kapatılacaktı. Öyleyse, öğretmenleri aktif göreve atamak zorunda bırakan bir “operasyon” söz konusuydu. Garp’ı çıkarılanlar Şark’ı çıkarılanların boşluğunu doldurmamıştı ve artık atayacak memur bulamamaktadırlar. Demek, aslında devletin de Şark’ı çıkarılmıştır.

Cemaatin haberi yok!

Bu büyük polis göçürtmesi, her nedense basında küçük haberlerle geçiştirildi. Bu küçük haberlerin bir kısmında yine de “İstanbul polisine tayin şoku” başlığı tercih edilmişti. Bu tayinlerle işin b.kunun çıkarıldığını ima eden bir başlık atan Zaman gazetesi de, 1 Haziran tarihli sayısında İstanbul polisi için “şok atama” başlığını tercih etmişti. Anlaşılan o ki, atamalar cemaat tarafından bilinmemekteydi ve ajans haberi ile öğrenilmişti. “Şoke olmakta” haklıydılar, zira birinci bölgeden İstanbul ikinci bölgeye -Şark illeri- tayin, en hafif deyimle, “tenzili rütbe” sayılırdı ve İstanbul polisi tenzili rütbe ile bir kez daha toplu olarak karşı karşıya kalmıştı.

Sonra toplam rakamlarda açıklandı. Emniyet Teşkilatı’nın 2012 yılı genel atamaları kapsamında Başkomiser, Komiser, Komiser Yardımcısı, Başpolis Memuru ve Polis Memuru rütbelerinde toplam 19 bin 618 personelin iki hizmet bölgesi ve ikinci -doğu- bölge il birimleri arasında yer değişikliği yapılmıştı.

Emniyette bu şoke olma hali “Hakan Fidan operasyonu”ndan bu yana garip bir hal aldı. KCK operasyonlarını yürüten Terörle Mücadele, Organize Şube ve İstihbarat Şubesi’nde görevli 700 polise şark tayini çıktığında da “şoke olan” iktidara yakın odaklar vardı ve o zaman bu hal, yeni bir haldi. Haberlere göre “Şark’ı çıkan” polis memurları, pazar sabahı uyandıklarında cep telefonlarında “şark tayini” mesajı bulmuştu. Ataması yapılan uzman polis memurlarının birçoğunun, KCK ve Ergenekon gibi önemli operasyonlarda görev yapan emniyet mensupları olduğu açıklanmıştı. Emniyet Genel Müdürlüğü’nün, ayrıca 2000 yılından önce şark görevini yapmış polis memurlarına yeniden aynı görevin verilmesiyle ilgili olarak, atamadan 10 gün önce yeni bir yönetmeliği uygulamaya koyduğu kaydediliyordu. Demek, emniyette bir olağanüstü hal vardı ve tayinleri yapılanlar, bilinmeyen “özel yetkilerini” kullanmaktaydı.

Emniyette ilk dalga!

700 polisin “Şark’ının çıkarılması” ikinci vakıadır. İstanbul Emniyeti’ndeki ilk dalga ise 8 Şubat 2012’de yaşandı.MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın ve dört MİT görevlisinin Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı tarafından ifadeye çağrılmasından bir gün sonra, Terörle Mücadele Şube Müdürü Yurt Atayün, İstihbarat Şube Müdürü Erol Demirhan ve İstihbarattan Sorumlu İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Ali Fuat Yılmazer, görevden alınarak Ankara’ya atanmıştı. Göçürtülen bu emniyetçiler öyle sıradan kişiler de değildi. Terörle Mücadele Şube Müdürü Yurt Atayün görevdeyken Balyoz Darbe Planı soruşturmasını planlamış ve yürütmüştü. Eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral İbrahim Fırtına, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek, eski 1.Ordu Komutanı emekli Orgeneral Ergin Saygun ve eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan’ın da aralarında bulunduğu 17 emekli general, 4 muvazzaf amiral, 27 subay ve 1 astsubayın gözaltına alınmasında emekleri vardı.

Ergenekon soruşturması kapsamında ise 10’uncu dalgadan sonra yapılan tüm operasyonlara bizzat imza atmışlardı. Prof. Dr. Yalçın Küçük, eski YÖK Başkanı Prof. Dr. Kemal Gürüz, eski Genelkurmay Adli Müşaviri emekli Tümgeneral Erdal Şenel ve eski MGK Genel Sekreteri Emekli Orgeneral Tuncer Kılınç’ın da bulunduğu 30’un üzerinde kişinin gözaltına alınmasında da bu emniyetçilerin alın teri vardı. Başka? Devrimci Karargah Örgütü’ne yönelik operasyonlarda bu iki müdür dönemindeydi. Hanefi Avcı da bu operasyonun getirisidir. BDP Parti Meclisi Üyesi Prof. Dr. Büşra Ersanlı’nın da aralarında bulunduğu 49 kişi de onların marifetiyle gözaltına alınmıştı.

İddia fabrikası!

İstanbul’dan Ankara’ya göçürtülen bu emniyetçiler o kadar önemli işlere imza atmıştı ki, saymaya yerimiz yetmez. Şu kadarını belirtelim; görevden alınan bu polis müdürleri bir iddia fabrikası gibi çalışmaktaydı. Balyoz davasının 968 sayfalık iddianamesinin 516 sayfası Yurt Atayün tarafından hazırlanmı “fezlekeden” birebir kopyalanmıştı. Fezlekenin 234 sayfasını oluşturan “Darbe-Askeri müdahaleler” bölümü Yurt Atayün tarafından, 282 sayfalık diğer bölümü ise emrindeki polis memurlarınca 20 günde hazırlanmıştı. Bunca yıldır yazar dururum, böyle hıza daha şahit olmadım! İnsan doğal olarak TEM’in, Terörle Mücadele Şubesi mi, yoksa “özel görevli” savcılara iddia üretme merkezi mi olduğuna karar vermekte güçlük çekiyor.

Madem TEM yerine geldik, hatırlatalım; Ankara’ya göçürtülen Ali Fuat Yılmazer’in ismini Nedim Şener’in “Hrant Dink Cinayeti ve İstihbarat Yalanları” ve Hanefi Avcı’nın “Haliç’te Yaşayan Simonlar” kitabından biliyoruz, ünlüdür. Bu kitapların yazarları da aynı emniyetçiler tarafından derdest edilmiştir. Rastlantı sayabilir miyiz? Yılmazer’in ismi Hanefi Avcı’nın yazdığı “Haliç’te Yaşayan Simonlar” adlı kitapta “Emniyet imamı” olarak geçiyordu. Bunun üzerine, Avcı hakkında iftira ve hakaretten dava açıldı.

Operasyonlar Ankara’ya,emniyetçiler Şark’a!

Bir de ilginç rastlantı, bu emniyetçilerin Ankara’ya tayinin ardından, durduk yerde 28 Şubat operasyonu başladı. Ankara Özel Yetkili Mahkemeleri’nin askere yönelik operasyonlara ilk kez müdahil olması da böyle oldu.

Biliniyor, Cemaat geçmiş iktidarlarda oldu ğu gibi AKP ile ilişkilerinde de tamamen pragmatik bir tutum sergilemekte. 28 Şubat döneminde DSP’ye verdiği destekten biliyoruz, “kullan at” politikası hep yürürlüktedir. Emniyet, yargı, eğitim ellerindedir ama atamalar başka yerdedir. Anlaşılan o ki ellerinde olanlarla düzene çeki düzen verebileceklerini sandılar,sonra bir gecede Şark’ları çıkarıldı.

AKP’nin günahları!

Peki, nedir kavga? Today’s Zaman Yazarı İhsan Yılmaz “AKP’nin yanlışlarını” sayıyor: “İran’ın bir nükleer bomba elde etme olasılığına yönelik toleranslı politika, İsrail’le faydasız bir kavga içerisine girilmesi, Mavi Marmara hadisesi, iflas eden Kürt açılımı, Başbakan’ın gazetecilerle giriştiği faydasız kavga.” Tabii, telaffuz edilmeyen MİT’in paylaşıma açılmaması yanlışı da var. MİT artık her zamankinden daha önemli çünkü Genelkurmay Elektronik Sistemler Komutanlığı’nın sahip olduğu teknolojik altyapı MİT’e geçti. Üstelik kurumun başında en azından İran konusunda cemaatten farklı düşünen bir müsteşar var. Cemaat, akim kalan girişimiyle Hakan Fidan devirebilseydi, yerine Ramazan Akyürek’i oturtacaktı. Kavgada ilk düşendir ve şimdi Ankara’dadır.

Hepsi yer kapma kavgasıdır ve eninde sonunda Şark’ı çıkarılmış devlet halleridir.

Orhan GÖKDEMİR - 06 Haziran 2012 - Aydınlık

Son Yazılar