manzarai_umumiye225

Demokrasi Bir Din Haline Mi Geldi?

Demokrasi, hukuk, eşitlik, adalet, insan hakları, özgürlükler bir bütündür.

Oysa; seçilmiş kişiler, demokrasi adına dokunulmaz kılınıyor. Siyasetçi suç işlemez, işlese de hukuk uygulanamaz, onlar günahsız masum anlayışı ile demokrasi din haline getirilmiştir.

Halk yığınları köleleşecek, milletvekili denilen kişiler ise her türlü suç işleme özgürlüğüne sahip olacak, kimse onlara dokunamayacak.

Her şeyi çarpık etnik kimlik haklarına göre demokrasi siciline göre değerlendiren bu işbirlikçi yalaka kesim, kimliksizliğin kin ve öfkesi içinde çarpık düşüncelerini ileri sürüyorlar.

Bu güruha göre, bütün eski yöneticiler suçlu. Peki, neden suçlu? Dediklerine göre demokrasi sicilleri parlak değilmiş. Neden değil? Çünkü demokrasiye tahammül etmemişler, siyasetçileri devirmişler, hainleri, dönmeleri kimliksizleri etkisiz kılmışlar.

Böyle bir mantık ne amaçla yürütülüyor?

Vatan, devlet, millet, kamu düzenine inanmayan bu asalak güruh için demokrasi bir dindir.

Peki, bu mantıkla; devlet, ülke yönetilebilir mi?

Toplumda barış birlik ve huzur sağlanabilir mi?

Yanlış yerde duruyorlar. Kamuoyunu manipüle edeceklerine, toplumda ayrışmayı değil, adaletli huzuru sağlamak için çalışmalılar.

Türk düşmanlığı, devlet düşmanlığı, vatan düşmanlığı, asker düşmanlığı, atalarından miras kalmış, genetik. Vatansız, işbirlikçi dönek dönmeler; ABD-İngiltere zaptiyeleri yeniden ayağa kalkıyor, gürleyip esiyorlar: Bu işbirlikçi, ruhu düşüncesi satılmış güruh, yargı yoluyla sivil bir vesayete sürüklenmeyi teşvik ediyorlar.

Temelde; Türklüğe, Türk devletine, Milli birlik ve beraberliğe ortak değerlere tahammülsüzlük gösteren koro, hep birlikte milli ve manevi değerleri savunur gözükerek Türk Milleti’ni ve Türk Devleti’ni hedefe koyuyor. En fazla kullandıkları propaganda malzemesi de, TSK düşmanlığıdır. Devletin omurgası olan TSK, terör örgütü ile irtibatlandırılabiliyor.

Bir ülkede asker sivil çatışması ülkeyi nereye götürür. Devlet; vatan, millet ve ordu ile oluşur. Ordusuz milletin bağımsızlığı olur mu? Devlet; kamu düzenini, yargısal kurumlarıyla birlikte silahlı gücü ile sağlar.

Ordu’daki bazı yanlış yapanların ayıklanması durumunda, tümüyle silahlı kuvvetler terör örgütü olarak algılanabilir mi? Dünya tarihinde, dünya ülkelerinde kendi ülkesinin ordusunu terör örgütü olarak algılayan bir medya, bir akademisyen, bir siyasi iktidar, bir yargı var mı?

Kim; neden, niçin böyle bir algıyı topluma sunar?

Her tutuklanmayla birlikte aşırı sevinenler, üzülenler oluyor. Bu normal. Normal olmayan her tutuklama, dava sonrası yine birilerinin de yargılanması gerektiğini ısrarla ileri sürülmesidir. Ne deniyor? Sıradaki isim kim?

Darbe davaları ile ilgili yargı sürecinde ABD'den, AB'den medet umanlar yarın aynı güçlerin kendilerini yüzüstü bırakacağını da unutmamalıdır. Batılı emperyalistler için çıkar ilişkisi hâkimdir. Dostluk yoktur.

ABD’nin de, AB’nin da yüzyıllık niyeti amacı beklentisi belli. Türkiye için, demokratik kurumlarının düzgün işleyişine ve hukukun üstünlüğüne olan güveni güçlendirmek açısından hiçbir zaman iyi niyetli olmadılar, olmayacaklardır.

Papağan gibi eski durumları sürekli gündeme getirerek bugün yaşanan ihanetler unutturulmak istenmektedir.  Dillerine doladıkları askeri vesayetten kurtulmayı ileri sürerken, sivil vesayeti gündemden ısrarla kaçırtıyorlar.

İhanet stratejilerini uygulayan işbirlikçi, münafık, dönek kadrolar; geçmişte yaşananları doğru okumayan özde değil sözde demokrat fazla acul da olmayan şarlatanlardan oluşuyor.

Oysa demokrasi bir özgürlükler rejimi olduğu kadar, eşitliklere dayalı ayrıcalıklı sınıf zümre olmaması rejimidir de. Herkesin demokrasi papağanı kesildiği günümüzde modern diktatörlüğün, despotluğun adı demokrasi. Demokrasi bu olamaz. Demokrasi; gücü eline geçirenin muhalife yaşam hakkı tanımadığı, hukukun keyfi uygulandığı bir rejim değildir.

Siyasetin ikiye bölünmesi doğal. Medyanın da öyle. Ama bu ikiye ayrılma, çirkinleşecek düzeysizlikte olunca toplumun sağlığının bozulacağı, devletin sarsılacağı kaçınılmazdır.

Aydınlara, akademisyenlere, gazetecilere, siyasetçilere düşen görev; ayrım göstermeksizin herkesin hukuksal eşitliğe sahip olduğu duygusunun yerleştirilmesine katkı sağlamalarıdır.

Günün Sözü: Birilerince iktidara getirilenler yine birilerince indirilir!

Nurullah AYDIN - 20 Ocak 2012

Son Yazılar