Nerede Bu Devlet, Nerede Bu Hükümet?

Türkiye, Güneydoğu’dan şehit haberleri almaya alışıktır. Ama bu kez durum öncekilerden farklı. PKK ile bağlantılı olduğu bilenen adına da Demoktarik Toplum Kongresi denilen yapının başındakiler açıklama yapıyor: “Demokratik Özerkliği ilan ettik”


Bu sözlere karşılık Başbakan Erdoğan‘ın, Genelkurmay Başkanı Koşaner’in “Hayırlı-uğurlu olsun arkadaşlar” demesi mi gerekiyor? PKK ile bağlantılı olanlar madem “demokratik özerklik” ilan etmişler, o topraklarda Türk askerinin işi ne? Askerinizi, polisinizi yalnızlaştırmak, caddeye yalnız çıkamaz hale getirilmesi gayretlerinin ardından tabii ki etkili eylemler yapılacaktır. İşte, 13 askerimizin şehit edilmesi de bunun bir sonucudur.

Başbakan rakamlara da baksın

AKP, 2001 sonunda iktidara geldi. O yıl 10 şehidimiz vardı. Olay sayısı azalmış, Güneydoğu halkı rahatlamıştı. Çünkü, Türkiye’nin bir yıl içinde 1700 askerini şehit verdiği yıllar da oldu. Bunun 10′a indirilmesi terörün yenildiği biçiminde yorumlanıyordu. AKP‘nin görevi devralmasından sonra bakalım:

——————–

2003 yılı 31 şehit… 2004 yılı 75 şehit… 2005 yılı 105 şehit…

2006 yılı 111 şehit… 2007 yılı 146 şehit… 2008 yılı 177 şehit…

2009 yılı 80 şehit… 2010 yılı 106 şehit…

——————–

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül‘ün, 9 Mayıs 2009 tarihinde “Türkiye’de güzel şeyler olacak” demesinin ardından “Kürt açılımı” diye sözde açılım başlatıldı. İşte, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün bu sözlerinden sonra şehit sayımızın 200′ü çoktan geçtiğini biliyorum.

Artık eyleme araçla gidiyorlar


Güneydoğu’da asker olmak zor iş. Çünkü, çatışmaya giren askerlerin başı mutlaka derde giriyor. Haklarında davalar açılıyor. Kimisi “Ergenekon” denilip, kimisi “Balyoz” denilip içeri alınıyor. Güneydoğu’da binlerce asker kendisini yargı önünde bulunuyor. Açıkçası, asker hep savunmada kalıyor, yasaların ellerini-kollarını bağlamasına ise seyirci kalınıyor.

Bugün, teröristler o kadar rahat hareket eder hale geldi ki, eylem bölgelerine araçlarla gidip geliyorlar. Güvenlik güçlerinin yol kontrolleri yapabilmesi için, araçlarda arama yapabilmesi için mahkeme kararı alması gerekiyor. Yol kontrollerini artık PKK yapıyor, o kontrollerde asker-polis, kamu görevlisi olanları yanlarına alıp götürüyor.

Onlar sorgulanıyor, askeri birlikler hakkında bilgiler alınmaya çalışılıyor. Askeri kurtarmak isteyen güvenlik güçlerinin yola çıkacağını bildiği için mayın hazırlanıyor, pusu kuruyor. İşte 10-12 kişilik terörist grubu kanlı eylemlerini de gerçekleştiriyor.

Güneydoğu elden çıkıyor

BDP milletvekilleri, sanki Ankara dışında bir başkent varmış havasında. TBMM yerine Diyarbakır’da toplanıyorlar. Meydan okuyan açıklamalar, toplumu geren ifadelere Türkiye hep alıştı. Ama, ayrı bayrak, özerklik, Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılması gibi taleplerinde de önlenemez bir yükseliş oldu. Bunun nerede duracağı da belli değil.

Güneydoğu illerinin bazı valileri ve kamu görevlileriyle konuşuyorum. Telefonları dinlenir korkusuyla rahat konuşamıyorlar. Ama “Burada durumlar iyi değil.Burası eski Güneydoğu değil” diyorlar.

Askerlerimizin şehit edilmesinden sonra bazı meslektaşlarımız içinde yine “zamanlamaya dikkat” diyenler olacaktır. AKP ile BDP’nin görüşmeleri devam ederken bunun engellenmesi için “Ergenekon Örgütü”nün harekete geçip, askere dönük eylemi gerçekleştirdiğini bile söyleyeceklerdir. Çünkü, bunu hep yapıyorlar, hep söylüyorlar. PKK’nın gerçekleştirdiği eylemleri bile askerin yaptığını ima eden açıklamaları yapanlar arasında bakanlar, partinin önde gelen isimlerinin olduğunu da Türkiye unutmamıştır.

Sınır ötesi operasyon yapılamıyor

Teröristler sınır ötesinden Kuzay Irak‘tan Türkiye topraklarına giriyor. Sınırın hemen ötesinde bu örgütün kampları bulunuyor. Geçmişte, 250 kez sınır ötesi harekat gerçekleştirilmişti. Bu operasyonlardan da önemli sonuçlar alındı. Örgüt kıpırdayamaz hale getirildi.

AKP ile birlikte sınır ötesi harekat da bitti. Sınırımızın hemen ötesinden karakollarınıza saldırılar olsa bile askeriniz sınır ötesine geçemiyor. Sınırımızın ötesi, insansızlaştırılmış, sadece teröristlerin kullandığı bir alan haline gelmiştir. Birlik-bütünlüğün olması gereken bir dönemde Başbakan Erdoğan‘ın “Bakın nasıl tükürdüklerini yaladılar, bunlar omurgasız” diyen sözlerini duyuyoruz. Terörle mücadele devletin görevidir. Silahlı mücadele yapılıyor yapılmasına ama bu tek başına terörü ortadan kaldırmaya da yetmez.

Güneydoğu’da devletine, ülkesine gönülden bağlı milyonlarca insan, terör örgütünün kucağına itilmiş durumda. Devletini topraklarımızda görmek istiyorlar. Sahi neredesin devlet, nerdesin hükümet?

Saygı ÖZTÜRK - 15 Temmuz 2011 - Sözcü

Son Yazılar