direnmezsen yasayamazsin225

Oturup Bakacak Mıyız?

Zulmün Tarihi...

Cumhur Ertekin imzalı “Zulmün Tarihi”, aslında insanlık serüveninin aynası olan yapıt.

Prof. Dr. Cumhur Ertekin, nöroloji alanında yıllarca çalışıp hekimler yetiştirip emekli olduktan sonra da üretmeyi sürdüren “bilge - hekim”.

İnsanlık tarihi boyunca çeşitli biçimlerde sürüp giden “zulüm”, bu yapıtta okuyanı düşündüren bilgilerle bir deniz feneri işlevi yapıyor.

Çin Seddi’nin yapılışından günümüze kadar sürüp giden köle - işçilik, her çeşit sömürü, bir belgesel gibi karşımıza konuyor.

Kitabın fihristine bakmanız bile sizi tarihin sayfalarında gezdirmeye yetiyor.

Okudukça, “İnsan insanın kurdudur” (homo hominis lupus) diyen özdeyişin nerelerde nasıl gerçekleştiğini görüyorsunuz.

Cumhur Ertekin, bu yapıtını iç karartmak için değil, tam tersine “aydınlanmak” için yazdığını söylüyor ki çok doğru. 

İnsanı zulmün kaynaklarından kurtaran “Rönesans ve aydınlanma”, insanlık tarihinin kurtuluş manifestosudur.

Zulmün kaynakları olan, dogmalar, dinsel saplantılar, ırk üstünlüğü, renk farklılığı, şovenizm takıntıları, ancak insanların “özgür akıl - özgür iradesi” ile aşılabilmiştir.

Bu açıdan yapıt, bir uygarlık yolunu aydınlatan ışık hüzmesi işlevini görüyor.

Okurken bana Karl Jaspers’i de düşündürdü.

KARL JASPERS NE DEMİŞTİ?

Varoluşçu Alman filozofu Karl Jaspers (1883-1969), işlenen bir suçtan kimlerin suçlanacağı konusunda dört kategori belirler:

Bir: Suçu işleyen(ler).

İki: Onları destekleyenler.

Üç: İşlenen suçu görüp de gerekeni yapmayanlar.

Dört: Suçu görmemek için başlarını çevirenler.

Böylece bir suçun işlenmesinde çoğu zaman bir topluluğun hiç sorumluluk almayan kişilerinin de “suçlu olduğunu” öne sürmüştür Karl Jaspers.

Zulüm olgusunda da geçerli olduğunu düşündüren bir analizdir bu.

Bir kişiye bile yapılan zulüm, aslında onu yapanlar kadar onu destekleyenlerin, görüp de karışmayanların ortak suçu olmaktadır.

Zalimin cüreti, karşı çıkılmadıkça artacaktır.

Tarihte yer almış köle isyanları.

Amerika’nın kölelik mücadelesinde yaşanan iç savaş.

İnanç farklılığı nedeniyle yaşanan din savaşları.

Günümüzde yaşanan mezhep savaşları.

Emek sömürüsünü amaçlayan ekonomik zulüm.

Bütün tarih boyunca yaşananlar, çekilen acılar, ölümler, kayıplar tarihin karanlık sayfalarında yazılmıştır.

İşte, Cumhur Ertekin Hocamızın, bu bilge - hekimin yapıtı “ZULMÜN TARİHİ”, bizlere bütün bunları öğrenmemiz için, düşünmemiz için yeni ufuklar açıyor.

GÜNÜMÜZÜN ZULMÜ!

Zulüm yalnız tarihte yer almakla kalmıyor, günümüzde de çeşitli biçimlerde sürüp gidiyor.

Ortadoğu’da, Irak’ta, Suriye’de, Filistin’de, Afganistan’da, çeşitli nedenlere dayalı zulüm, canlar almayı, acılar vermeyi sürdürüyor.

Emperyalizm - kapitalizm her türlü sömürüyü sürdürebilmek için çeşitli bahanelerle “zulüm yaratmaya” devam ediyor.

Kendi ülkemizde de hukuk yoluyla güvensizliğe sürüklenen toplumumuzda zulüm örneklerini yaşıyor ve görüyoruz.

Bağımsızlığı ortadan kaldırılmış hukuk, siyasal iktidarın ceza sopası işlevi görmeye zorlanıyor.

Adalete değil de iktidara hizmet eden hukuk, bir zulüm aracı oluyor.

Ekonomik zulüm, bugün ülkemizde yaşanan gerçek bir acı durumdur.

İşsizlik, bir insanın en doğal hakkı olan çalışma hakkını elinden alarak uygulanan zulümdür.

Pahalılık, ülkede yaşayan bütün insanların karşı karşıya olduğu ekonomik zulümdür.

Bir doların 10 TL olduğu ülkemizde dolarla alınan elektrik gibi, doğalgaz gibi, dışarıdan gelen ürünler gibi her şeyin önlenemez pahalılığı, insanımıza uygulanan “ekonomik zulümdür”.

OTURUP BAKACAK MIYIZ?

Eğer “oturup bakacaksak”, Karl Jaspers, “hepimizin suçlu olacağını” söyleyecektir.

Elbette bu suçun, bu zulmün ortağı olmayacağız.

Bütün bunları bileceğiz.

Bütün zalim uygulamalara karşı çıkacağız.

Yapılan her haksız uygulamanın hepimize yapıldığını bilerek kitlesel karşı çıkmaya katılacağız.

Eğer bu zulmü yapanlar iktidarda iseler onları iktidardan uzaklaştıracağız.

Hiçbir yerde sessiz kalmayacağız.

Bu zulmü durduracağız.

Zalimler yaptıkları zulmün hesabını vereceklerdir.

Ancak o zaman biz görevimizi yapmış olacağız.

Ancak o zaman...

Erdal ATABEK – 15 Kasım 2021

Son Yazılar