adaletsizlik kanun oldugunda225

Cehaletin iktidarından kurtulmak...

 Op. Dr. Kemal Yandakçı bir istatistik açıklamış:

Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın konserlerini izleyen “Cumhurbaşkanları”nın dökümü yapılıyor.

Dr. Kemal Yandakçı, laik Cumhuriyetin gönüllüsü bir meslektaşımız.

İstatistik, CSO konserlerini izleyenleri şöyle sıralıyor:

12. Recep Tayyip Erdoğan(0)

11. Abdullah Gül(0)

10. Ahmet Necdet Sezer(72)

9. Süleyman Demirel(18)

8. Turgut Özal(22)

7. Kenan Evren(8)

6. Fahri Korutürk(106)

5. Cevdet Sunay(48)

4. Cemal Gürsel(102)

3. Celal Bayar(210)

2. İsmet İnönü(333)

1. Mustafa Kemal Atatürk(347)

Atatürk tarafından Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası olarak onurlandırılan, Ankara’da özel konser salonunda çok yetkin konserler veren bu şöleni izleyenleri görüyoruz.

Son iki cumhurbaşkanı, Abdullah Gül ve Recep Tayyip Erdoğan salona adım atmıyorlar.

Beethoven’in bir notasını duymayan, Mozart’ın yaşam sevincini paylaşmayan cumhurbaşkanlarımız.

Evrensel çoksesli müzik onların alışkanlığına seslenmiyor diyelim, öteki sanat alanlarına geçelim.

Sokrates’i okumuş olabilirler mi?

Dostoyevski’den bir kitap? Karamazov Kardeşler? Suç ve Ceza?

Ya Shakespeare? İngiltere saraylarının kanlı entrikaları -eğer okusalardı- ilgilerini mutlaka çekerdi.

Orada da “saray entrikaları”, “yalanlar” ve “cinayetler” var.

Ama haberlerinin olduğunu sanmıyorum.

Tiyatro izlemiş olabilirler mi?

Örneğin Bertolt Brecht’in bir oyununu?

“Galileo Galilei” oyununu?

“Oppenheimer’in Dramı”nı?

Nereden nereye geldiğimizi görmek içinizi burkuyor elbette.

Ama, işte oradan buraya geldik.

Şimdi, üzülmenin değil, düşünmenin, karar vermenin, harekete geçmenin zamanı.

Karar vermek ve harekete geçmek.

AYDINLANMANIN İKTİDARINA YÜRÜMEK…

Cehaletin iktidarını yaşıyoruz.

Bütün hukuk sisteminin “Tek Adam”ın işaretine bağlandığı haksız hukuksuz bir dönem yaşıyoruz.

Onca rezaleti araştıracak bir savcı ortaya çıkamıyor.

Çünkü çıktığı anda görevden alınacak, suçlanacak, mesleğinden atılacaktır, biliyor, örnekleri var.

“Mafyanın çöktüğü marinalar”, karapara entrikalarının döndüğü “oteller”, beş ton uyuşturucunun İzmir’e geleceği bilindiği halde sessizliğe gömülen yetkililer.

Bunları yaşıyoruz.

“Tek Adam” tehdidini savuruyor: “Bunlar daha iyi günleriniz. Daha neler olacak, göreceksiniz.”

Görmeye başlıyoruz.

İzmir’de HDP binası silahlı baskına uğruyor, genç bir kızımız silahla, altı kurşunla vurulup öldürülüyor, vuran kişi soruşturmadan kaçırılıp tutuklanıyor.

Bunlar daha iyi günlerimiz, bize bu söylendi.

Cehaletin iktidarı acımaz.

Kendisine tehdit gördüğü her şeyi görür, işaretler, yok eder.

Onunla uzlaşmaya çalışmanın tek yolu “teslim olmaktır.”

Çatışmacıyla uzlaşamazsınız.

Cehalet uzlaşma aramaz, onun ikna yolu çatışmadır.

Cehaletten kurtulmanın yolu;

Aydınlanmanın iktidarını gerçekleştirmektir.

Aydınlanma, özgür insan aklının, özgür insan iradesinin akıl ve bilim yoluyla yaşamanın öncüsüdür.

Büyük Atatürk’ün bizlere, hepimize emanet ettiği miras budur.

Şimdi bize düşen, cesaret ve kararlılıkla bu yolda yürümektir.

CESARET VE KARARLILIK…

Cahilin cüretinden korkmayacağız.

Cahilin sahte özgüvenine aldanmayacağız.

O aslında bir korkak.

Korkunun sığınağı şiddettir.

Biz şiddete karşı koyacağız.

Biz şiddete şiddetle değil, akılla ve bilimle karşı koyacağız.

Topluma olan biteni anlatacağız.

Gözlerindeki sisi dağıtacağız.

Büyük Atatürk de öyle yapmıştır.

Dinlemiştir, konuşmuştur, anlatmıştır.

Cesaret ve kararlılıkla rehin alınmış kültürümüzü kurtaracağız.

Gene salonlarımızda evrensel müzik dinleyeceğiz.

Tiyatro yapıtlarını alkışlayacağız.

Kitapları okuyup tartışacağız.

Eğitimimiz gene uygarlığın laik eğitimi olacak.

Toplumu safsatalardan, hurafelerden, ipoteklerden kurtaracağız.

Özgür akıl gene düşünecek, soracak, tartışacak.

Özgür irade kendi kararını verecek, kendi yolunu seçecek.

Gene Cumhuriyetin kuruluş heyecanını yaşayacağız.

O zaman,

İşte o zaman Anıtkabir’e, büyük Atatürk’e gitmeye yüzümüz olacak.

Ancak o zaman, çok yakında...

Erdal ATABEK - 21 Haziran 2021

Son Yazılar