saflari siklastirin cocuklar nazim hikmet225

Uzaya gitmek mi zor, anayasa yapmak mı?

Türkiye’de sahnelenen acıklı güldürünün kaçıncı perdesindeyiz, kestirmek kolay değil.

Oyunun sonu belli, bunca cehalete, beceriksizliğe, zorbalığa dayanmak mümkün değildir. Hep denir ya “dibi görelim” diye, dipsiz kuyudur bu süreç. Her gün öncekini aratır halde. Kimi zaman eski haber programlarına, yazılara denk gelince, iyice anlıyoruz bunu. Çok değil, kısa süre önce koşulların daha katlanılır olduğunu görüyoruz.

*** *** ***

Boğaziçi Üniversitesi gençleri pek çok açıdan önemli direniş gösteriyor. “Beyin göçü” ne anlama geliyor, iyice anlamamız gerekir; bu göç, gideni değil kalanı rahatsız etmelidir. “Ülkem için üzülüyorum” diyen gençler için tüm dünya yolları açıktır, ya geride kalan milyonlar ne olacak? Bilim, felsefe, sanat üretecek bu insanlar ülkeleriyle bağını yitiriyor. Hakarete uğradılar, dayak yediler, mahpus gördüler, hedef gösterildiler, neden bu ülkede kalsınlar ki? Tek yanıt var belki, o da “yurt sevgisi” olmalı.

*** *** ***

Sözü “yeni anayasa” tartışmasına getireceğim. Erdoğan, usta zamanlamayla en sevdiği tartışmayı koydu toplumun önüne. Ustaca diyorum, çünkü sanki içinden geldiği siyasi yapıyı koruyup kollayan, palazlanmasını sağlayan 12 Eylül Faşist Anayasası değilmiş gibi, en önde şikâyet ediyor. Darbeciler, “komünizm korkusu” denen sapkınlıkla, milliyetçi, dinci tüm hareketlerin önünü açtı. Düşünen, eşitlik, adalet, bağımsızlık isteyen kim varsa süpürüldü. Gel gelelim Erdoğan diyor ki: “Yeni anayasa yapalım, dünya en iyisini görsün!” Her zaman olduğu gibi fırsattan yararlanmak isteyenler attılar kendilerini ortaya. Soru açık: Ne değişti de yine anayasa için masa kuruluyor?

Alevinin, Kürt’ün, sosyalistin, Cumhuriyetçinin bugün kendini ülkesine ait hissetmesi için sebep bulmak güçtür. Ayasofya imamı yeni anayasa istiyor mesela. Sormak lazım “Sana ne yetmiyor” diye. Adam haklı, adı konsun istiyor; anayasadan “laiklik” tamamen silinsin, simgesel olarak bile kalmasın, diyor. Üniversiteler medrese olsun, dört yanda tarikatlar cirit atsın, kadınlar eve tıkılsın, kimseler devleti yönetenden hesap sormasın, diyor kısaca. Diyeceksiniz ki “Öyle değil mi zaten?” Öyle olmasına öyle de bayrağı tam dikmenin hazzı başka tabii, bir de “ya devran dönerse” diye düşünüyor olabilir.

*** *** ***

Birkaç gün içinde olanlara bakınca, felaketin boyutu iyice açığa çıkıyor. Çorlu tren cinayetinin izini süren gazeteci Mustafa Hoş mahkûm edildi. Ardından evladını yitiren anne Mısra Öz de aldı payını zulümden. Berkin Elvan’ın ablası, katılmadığı eylemden gözaltına alındı. Sosyal medyada hak aradığı için bir genç kadın tutuklandı. Adına üniversite dedikleri bir yerin dekanı, mafya tavrıyla açıktan Boğaziçi öğrenci ve hocalarını tehdit etti, hedef gösterdi.

Onlarca meslektaşı eylem yaparken, öğrenciler gözaltına alınmış halde direniş gösterirken, bilimci diye ortada dolanan adamın biri, “grev kırıcı” gibi, gitti rektör yardımcısı oldu Boğaziçi’nde. İki çocuklu gazeteci Ayşen Şahin’in gece yarısı evi basıldı. Kadın, çocuklarına bakacak birini çağırma fırsatı bulamadan apar topar Terörle Mücadele Şubesi’ne götürüldü.

*** *** ***

Anayasa tartışmasına ayıp olmasın diye ya da oyunbozan sayılmayalım kaygısıyla “eyvallah” diyenler iyi düşünmeli. Oturdukları masa daha önce defalarca kuruldu, sonuçları belli. Saray düzeni olduğu müddetçe kâğıtta ne yazarsa yazsın, nihayetinde tek adamın dediği olur. Bugün ortada duran anayasayı bile uygulamayan Saray’ın, herkesin kendini içinde bulacağı bir metni ortaya koyacağını sanmak gülünçtür. İttifaklardan ayrılan siyasiler, kendilerine kişi partisi kurmaya devam ediyor. Birinin diğerinden ne farkı var, anlayan beri gelsin. Gördüğüm, buçuk oy alacağına inanan bile “süreçten payıma mutlaka bir şey düşer” diye ellerini ovuşturuyor.

*** *** ***

Sonunda Erdoğan bombayı patlattı, uzaya gitmeye karar verdi. Biri çıkıp “daha çarşıya pazara gidemiyoruz, burnumuzu çıkaramaz haldeyiz” diyemedi, alkış kıyamet gırla, tüm televizyonlar canlı yayında gösterdi. Acıklı güldürüde izlediğimiz son sahne budur.

Uzaya gitmek mi daha zor yoksa anayasa yapmak mı?

Uzaylılarla yapılacak anayasa belki!

Enver AYSEVER – 11 Şubat 2021

Son Yazılar