gezi direnisi taksim meydani225

Korkunun öfkesi - bilincin öfkesi...

Korku, evrensel altı duygudan önemli birisi.

Evrensel altı duygu; sevinç, üzüntü, korku, öfke, şaşma, iğrenme.

Her biri, insanın hayatta kalma amacının yardımcıları.

Korku, insanları sindirmek için kullanıldığı zaman tehlikeli bir araç.

İnsanları, toplumları sindirerek yönetmenin etkili aracıdır “korku”.

Korkutarak yönetme işgalcinin, saldırganın, otokratın yöntemi.

Korkuyla sindirilen topluluk öfkeyle yönlendirilir.

KORKUNUN ÖFKESİ”, sindirilen kitlenin çıkış kapısıdır.

Bunun için de öfkenin hedefi olan birileri seçilir.

Amerika’nın köleleri, Hitler’in Yahudileri, renkleri, dilleri, inançları farklı yabancılar, göçmenler, sığınmacılar tarih boyunca bu hedefler olmuştur.

Günümüzde de “saldırgan sürüler”, bu yolla, “korkunun öfkesi” ile oluşturulur.

R- BEYNİ (REPTİL - SÜRÜNGEN BEYNİ)

Canlıların hayatta kalma refleksleri beynin “talamus - amigdala” bölgesi tarafından yönetilir. Bu bölge tehlikeye karşı “kaçarak ya da savaşarak” tepki veren beyin bölgesidir.

Eğer beynin bu bölgesi sistemli olarak uyarılırsa “korku ve öfke” devreye girer ve canlıyı yönetir.

Otokrat - totaliter rejimler bu yöntemle kitleleri sindirir, kendi hedeflerine yöneltir ve iktidarlarını sürdürürler.

Hitler, Mussolini, Franko ülkelerinde şiddete dayalı korkuyu yaygınlaştırarak, öfkeyi yöneltecekleri hedefleri seçerek bu yolu izlemişler, iktidarlarını sürdürmüşlerdir.

Ortaçağ, bu yolu Katolik dini üzerinden uygulayarak “aforoz ve engizisyon” ile sürdürmüş, baskısına karşı çıkanların isyanları yaşanmıştır. Yıllar boyu süren din savaşları ile Batı ülkelerinde “Rönesans ve Aydınlanma” aklın zaferine ulaşmıştır.

PFC - BEYNİ (AKILCI İNSAN BEYNİ)

Prefrontal korteks”, beynin sonradan gelişen “akılcı yönetici” beyin bölgesidir.

Bu bölge “korkuyu - öfkeyi” denetleyerek, nedenleri çözümleyerek insanın muhakeme yetisini oluşturur.

Bu bölgenin aktif devrede olduğu insanlar, toplumlar sorunlarını “akılcı- insancıl- paylaşımcı” yöntemlerle çözerler.

Bu yöntemler, sürüleşmeye karşı “özgür birey olmayı”, şiddete karşı “anlaşarak uzlaşmayı”, korkuya karşı “cesareti” gerçekleştirir.

Akılcı yönetici beynin” de öfkesi vardır.

Bu öfke, aklın “bilinçli öfkesidir”.

Stefan Hessel, 94 yaşında yazdığı “Öfkelenin” diyen çağrısında bu öfkeyi dile getirmiştir:

Öfkelenin;

Haksızlıklara karşı öfkelenin,

Eşitsizliklere karşı öfkelenin,

Zorbalığa karşı öfkelenin,

Sömürüye karşı öfkelenin,

İnsanların ezilmesine karşı öfkelenin,

Dünyanın yağmalanmasına karşı öfkelenin,

İlkelliğin vandalizmine karşı öfkelenin.

Stefan Hessel’in bir çağrısı da şu olmuştur:

Birleşin,

Bu haksızlıklara karşı çıkanlarla birleşin,

Sizin gibi düşünenlerle birleşin,

Ezilenlerle birleşin,

Sömürülen kitlelerle birleşin,

Gönüllü köleliğe karşı birleşin.

Bilincin öfkesi”, işte budur.

Pablo Neruda,sabırlı öfke” demiştir.

Bilincin öfkesi”, yönetici aklın duygusal tepkisidir.

Yönetici akıl”, kabul edilemez olanı saptar.

Baskıya, zulme, sömürüye, haksızlıklara karşı çıkar.

Bu karşı çıkışı cesaretle sürdürür.

Bu sorumluluğu haksızlığa uğrayan, sömürülen insanlarla birleşerek paylaşır.

İlkelliğe-saldırganlığa-yıkıcılığa” karşı, “uygarlığın-insancıllığın-yapıcılığın” gücünü ortaya koyar.

Bilinçli öfkesi”, cesaretinin temelidir.

Yönetici akıl”, yaşam mücadelesini insan olma hedefleriyle sürdürür.

Ne pahasına olursa olsun hayatta kalmak değil, insanca yaşam için hayatta kalmak ilkesiyle yaşar.

Bu bir yaşam seçimidir.

İNSANLARIN ASIL SEÇİMİ

İşte, insanların asıl seçimi budur.

Nasıl yaşayacağına karar vermek” insanın temel seçimidir.

Güçlüye sığınıp teslim olmak mı?

Kendi gücüyle özgürlükle, adaletle, yapıcılıkla yaşamak mı?

Yönetici aklın” rehberliğiyle yaşamak mı?

Korkutulmuş insanın” teslim olmasıyla yaşamak mı?

İnsanların asıl seçimi budur.

Korkuya teslim olmadan, öfkeyle sürüklenmeden yaşamak.

Neyin ne olduğunu bilerek, düşünerek, anlayarak yaşamak.

Sürüleşen topluluklarla sürüklenmek mi?

Özgür insanların birleştiği toplumun bir üyesi olmak mı?

Asıl seçim budur.

Sonunda kim mi kazanır?

Sonunda güçlü olan değil, haklı olan kazanır.

Biz de bunu göreceğiz...

Erdal ATABEK – 01 Şubat 2021

Son Yazılar