Bardakoğlu niçin gitti?

Diyanet İşleri Başkanı (DİB) Ali Bardakoğlu görevinden alındı ve yerine bir gece yarısı operasyonuyla Mehmet Görmez atandı.

Tayyip Erdoğan, yeminine sadık kalmaya devam ediyor!

Tayyip Erdoğan’ın 1980’li yıllarda arşivlenen, Kuran kursunda ettiği bilinen, bütün Kuran kursu talebelerine de ettirilen ve Trabzon Tire askeri arşivinde mevcut bulunan Atatürk aleyhindeki yemin metnini hep birlikte okuyalım.


“Ben, Muhammed Müslüman ümmetindenim. Türkiye; dinsiz, laik bir memleket haline gelmiştir. Hayatımı Mustafa Kemal dinsizliği ile savaşa adayacağıma, Türkiye’yi bir din ve şeriat devleti haline getirmek için mücadele edeceğime, Kemal Paşa zamanında çıkarılan dinsiz kanunların tatbikini önleyeceğime, kısa zamanda ümmet esasına dayanan şeriat devletinin kurulması için çalışacağıma; dinim, Allah ve bütün mukaddesatım üzerine yemin ve kasem ederim.”

Daha Kuran kursu talebesiyken bu yemini etmiş olan Tayyip Erdoğan, daha sonraları, “Elhamdülillah şeriatçıyım”, “Bu ülkenin geleceğinde Kemalizm’e ve Kemalizm benzeri rejimlere, sistemlere yer yoktur. Kemalizm’in artık kendi kendini üretmesi mümkün değildir”, “tutturmuşlar ‘laiklik elden gidiyor’ diye. Millet istedikten sonra elbette gidecek” dememiş miydi?

Bir de Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu’nun söylediğine bakalım:

“DİB, Atatürk’ten gördüğü ilgi ve önemi hiç kimseden görmedi.”


Tayyip Erdoğan’ın gerek Kuran kursunda ettiği yeminle ve gerekse daha sonra söylediği sözlerle Bardakoğlu’nun söylemi birbiri ile örtüşüyor mu?

Tayyip Erdoğan, DİB’den türban konusunda kendi beklentisine uygun bir fetva istediğinde Bardakoğlu, “türban konusunda bize fikir sorulması laikliğe aykırıdır” dememiş miydi?

AKP iktidarı, geçtiğimiz Temmuz ayında Resmî Gazete’de yayınlanan “Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” adlı kanun ile DİB’e Türkiye’yi laiklikten uzaklaştıracak çok önemli yetkiler vermişti. DİB, bu düzenleme ile televizyon ve radyo istasyonları kurabilme, internet sitelerini denetleyip gerekli gördüğünde kapattırabilme, basılı yayınları toplatabilme gibi yetkilerle donatıldı. Daha önce DİB, “Dini eserlerini inceleme” yetkisine sahipken şimdi “Eserleri dini açıdan inceleme” yetkisine kavuşmuştur. Artık hiç kimse şeriata uygun olmayan bir roman, hikaye ve hatta bir makale bile yazamayacaktır.

Bu kanunu uygulamaya koyma konusunda Ali Bardakoğlu’nun ağırdan alması ve işe pilot illerden başlanılarak sonuçlarını görmek istemesi, Tayyip Erdoğan’ın talebine rağmen camilerde Kürtçe vaazlar verilmesine, Türkiye’nin birlik ve beraberliğini bozacağı gerekçesiyle sıcak bakmaması bardağı taşıran son damla mıdır acaba? Ve nihayet Bakanlar Kurulu Kararı ile Bardakoğlu görevden alındı, yerine de hemen Mehmet Görmez getirildi. Bardakoğlu’nun yerine yapılan atama bile projenin önceden yapıldığını, yerine atanacak kişinin önceden belirlendiğini göstermiyor mu?

Ali Bardakoğlu, kendi isteğiyle görevden ayrıldığını açıklamış. Elbette öyle diyecek. Başka türlü bir açıklama yapma şansı var mı?

Tayyip Erdoğan’a ters gelecek bir açıklama yapanların özgürlükleri ve hatta yaşamları güvence altında mı? “Ben kendi isteğim dışında görevden alındım” diyebileceği de düşünülerek aleyhinde kullanılmak üzere ne tür tuzakların kurulup kurulmadığını, ne tür komplolar hazırlanıp hazırlanmadığını biliyor muyuz?

Sefer ÇETİNKAYA - 12 Kasım 2010 - İlk Kurşun

http://www.ilk-kursun.com/

Son Yazılar