Avukat Mehmet Cengiz 5 Haziran sabahı tutuklandı.

Türkiye’nin en saygın hukukçularından olan Sayın Mehmet Cengiz, aynı zamanda İşçi Partisi Genel Başkan yardımcısıdır.

Mehmet Cengiz, geçmişte Ankara Barosu yöneticiliği yapmıştır ve halen de Türk Hukuk Kurumu yöneticisidir.


İşte bu saygın hukukçu ve siyaset adamının tutuklanması ile AKP iktidarı altında nerelere doğru götürüldüğümüz, bir kez daha olanca çıplaklığı ile ortaya çıktı.

Üç yıldır adına Ergenekon denen soruşturmada ve iki yıldır görülen davada Cumhuriyet hukuku tekrar tekrar ayaklar altına alındı.

Her yeni aşamada, daha önceki kanunsuzlukları aşan yeni kanunsuzluklar sergilendi. Böyle olması kaçınılmazdır.

Tamamen kanunsuz bir temel üzerine oturan soruşturmanın sorumluları açısından yapacak başka bir şey de yoktur.

Boğazlarına kadar suça batmışlardır. Kendileri açısından tek bir kurtuluş kapısı kalmıştır. O da kanunsuzluğu sonuna kadar götürmek, Atatürk Cumhuriyeti’nden yana olan bütün güçleri ortadan kaldırmak ve kanunsuzluklarını ülkenin yeni “kanunu” haline getirmektir.

İşte Mehmet Cengiz ve diğer hukukçuların tutuklanması, bu gerçeğin çarpıcı kanıtı olması bakımından önem taşımaktadır.

KANUNSUZLUKLAR


Mehmet Cengiz, savcılık sorgusunun başında, kendisinin gözaltına alınması ve başlatılan soruşturma ile ilgili kanun ihlallerini tek tek sıralıyor:

Birinci kanunsuzluk: Beşiktaş’taki bir savcı, Türkiye’de başka mahkeme ve başka savcı yokmuş gibi Türkiye’nin her tarafında arama, yakalama ve el koyma kararları alamaz. Türk Ceza Muhakemeleri Kanunu’na göre, kendi bulunduğu yer dışında bir işlem yapmak ihtiyacı duyarsa, ilgili yerin mahkemesine başvurur ve o mahkeme aracılığı ile gerekli işlemi yapar.

Oysa Beşiktaş’taki kimi savcılar, Türkiye’de kendilerinden başka hakim ve savcı yokmuş gibi hareket etmişler ve Ankara’da arama ve gözaltı işlemleri yaparak yasayı çiğnemişlerdir.

İkinci kanunsuzluk: Bir avukat hakkında mesleğini icra ederken işlediği bir suç ile ilgili olarak soruşturma açılması ancak Adalet Bakanı’nın izni ile olur. Mehmet Cengiz ve diğer beş avukat hakkında soruşturma başlatılması ve gözaltına alınması olayında ise Bakanlık izni alınmamıştır.

Kanun adamı, kanunu çiğnemekte beis görmemektedir.

Üçüncü kanunsuzluk: Avukat Mehmet Cengiz, bugüne kadar Ergenekon soruşturması boyunca Savcı Zekeriya Öz ile ilgili olarak Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na en az 10 kez suç duyurusunda bulunmuştur.

Yani Avukat Mehmet Cengiz ile Savcı Zekeriya Öz arasında husumet vardır.

Ama şimdi Zekeriya Öz, kendisini defalarca HSKY’a şikâyet etmiş olan ve meslekten ihracını isteyen Mehmet Cengiz hakkında soruşturma yapmaktadır.

Sadece bu hususlar bile ne kadar büyük bir hukuk faciası ile karşı karşıya olduğumuzu göstermeye yeter.

SUÇUN TANIMI VE KANITI

Hiçbir “suç kanıtı” göstermeden insanları tutuklamak, Ergenekon soruşturması ile birlikte söz konusu olmaya başladı.

İmzasız ihbar mektuplarının ve e postalarının, kimlik bildirmeden yapılan telefon ihbarlarının, herhangi bir kanıt ile desteklenmeyen gizli tanık anlatımlarının yeterli görüldüğü bir “hukuk sistemi” Türkiye’ye oturtulmak isteniyor.

Sonuçta şöyle bir tablo çıkmıştır ortaya:

Ergenekon davasında Avukatlık yapmak, “suç” için yeterli kanıt olmuştur.

Aynı şekilde vatan savunması için görevini yapan asker de “suçludur.”

Veya Amerika’nın Büyük Ortadoğu projesine veya bu Emperyalist’in Türkiye için öngördüğü “Ilımlı İslam”a itiraz eden politikacı da “suçludur.”

Ergenekon Tertibi ile birlikte milletimize kabul ettirilmek istenen yeni “kanun düzeni”nin esasları bunlardır.

GERÇEK NEDEN

Mehmet Cengiz gerçekte neden tutuklandı?

1.Avukat Mehmet Cengiz, Silivri’de görülmekte olan Ergenekon Davası’nda, İşçi

Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’i ve arkadaşlarını savunan avukat ekibinin başındaki kişidir.

Ve gerçekten de iki yılı aşkın bir süredir yürüttüğü hukuk mücadelesi ile

tertipçilerin ipliğini pazara çıkarmıştır.

Silivri’deki mahkemede, gerçekte Amerikan emperyalizmi, işbirlikçisi AKP ve Fethullahçı Gladyo yargılanmaktadır. Bu başarının elde edilmesinde Mehmet Cengiz’in büyük katkısı vardır.

2. Mehmet Cengiz, Deniz Feneri soygunu ile ilgili olarak Türkiye’de dava açılmasını sağlamıştır. Sadece bu “vukuatı” bile onun, Silivri’deki “cadı kazanı”nın içine atılması için yeter.

3. Mehmet Cengiz, Refah Partisi’nin kayıp trilyon davasında, yargılanmayan tek sanık olan Abdullah Gül’ün, Cumhurbaşkanı seçilmesi üzerine milletvekilliği dokunulmazlığının kalktığını tespit ederek başvuruda bulunmuş ve Sincan Ağır Ceza Mahkemesi’nde davanın açılması yönünde karar alınmasını sağlamıştır.

Her ne kadar Adalet Bakanı’nın müdahalesi üzerine Abdullah Gül hakkında dava açılmamış ise de bu durumun, tertip merkezi tarafından Mehmet Cengiz’in mimlenmesine yol açtığı kesindir.

Tertip Merkezi’ne göre Mehmet Cengiz’in tutuklanmasını gerektiren bu “suç” listesini uzatabiliriz ama bu kadarı yeter.

Mehmet Bedri GÜLTEKİN - 07.06.2010 - Ulusal Kanal
http://www.ulusalkanal.com.tr/

Son Yazılar