bessam abdullah225

Trajikomik Cenevre!

En nihayet mucize 2. Cenevre konferansı toplandı.

Robert Ford rahmeti altındaki Suriye muhalefetini Cenevre'ye sürükleyerek götürdü. Dersine çalışmamış, en tecrübeli, en kalifiyeli öğretmen ve çalıştırıcılara sahip olmalarına rağmen imtihanda çakacaklarını anlamış öğrenciler misali bir muhalefet ile karşı karşıyayız.

2. Cenevre'nin en önemli konuşmasını diplomasinin piri Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim yaptı. Dünya kamuoyu, bu tecrübeli diplomatın ağzından, Suriye ve bölgemize karşı dayatılan kirli savaşın başındaki müdür John Kerry, hükümeti, istihbarat şebekesi ve bölgemizdeki memurları Suudili, Katarlı ve Yeni Osmanlı güruhu ile El Kaide ve türevlerinin habis icraatlarını bir kez daha duyma fırsatı buldu.

Mucize 2. Cenevre trajik-komik konuşmalarla doluydu. Örneğin, Suudi Dışişleri Bakanı Suud El-Faysal, Suriye'de sultanın el değiştirmesi gerektiğinden bahsetti. Kargalar bile kahkaha atmıştır. 1975'ten beri dünyanın en eski Dışişleri Bakanı sıfatı ile rekor kıran ve koltuğunu kimseye bırakmayan bu mahlûk bu öneriyi yaparken utanmıyordu. Konuşması esnasında muhalefetin başı olarak pazarlanan Ahmet Carba'ya dönerek "Ekselansları Başkan" diye hitap etmesi çok eğlendiriciydi. Konferans odasındaki çok kişi gülmemek için kendisini zor tuttu. Birbirlerine el, kaş, göz hareketleri yaptılar. Neyin ve kimin başkanı idi? 'Yok artık' demişlerdir.

Bir başka mizahken konuşmayı "süper devlet" Katar Dışişleri Bakanı yaptı. "Vahhabizm medeni bir harekettir" tespiti ile Guinness Rekorlar kitabına girmeye hak kazandı. Katar'ın yeni bir nesil eğittiğini, dünya medeniyetine önemli katkılar yaptığını ve uzaya mekik araçları gönderdiğini anlattı. Doğrudur. Gökyüzü ve yeryüzüne her daim Tekfiri-1, Tekfiri-2 ve Tekfiri-3 füzelerini göndermektedir!

Suriye'yi alakadar eden her önemli uluslararası toplantılar öncesinde yalan ve fabrikasyon senaryolarına sarılan malum güruh ve Erdoğan-Davutoğlu rejimi işkence fotoğrafları yalanı ile 2. Cenevre'de arzu ettikleri sonucu alamadılar. Kimyasal saldırı, binlerce işkence fotoğrafları ve daha nice cinayetler sadece suçlarını arttırmaya yaramaktadır. Ve 'efendileri' artık bu suça ortak olmak istememektedir. Suç faturasının tamamını kendilerine kesecektir. Davutoğlu 2. Cenevre'de ciddiye alınmamıştır. Yalnız kalmıştır. Stratejik yalanları Suriye sahasında paramparça edilmiştir. Davutoğlu'nun umut bağladığı yalana rağmen, AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim ile özel olarak görüştü. Avrupa devletleri ihraç ettikleri ve artık kendilerini de tehdit etmeye başlayan tekfiri terör kâbusuna karşı ortak bir irade ve tavır arayışı içinde. Besledikleri bu tekfiri terör canavarı Erdoğan'ın kapısını da dayanacaktır.

Suudiler bile tedirgin!

En katı muhafazakâr olan Suudi rejimi bile fitne fetvaları deklare eden, mezhep savaşları körükleyen ve Suriye'de cihat çağrıları yapan şeyh taifesine karşı bir medya savaşı başlattı. Suudi parasıyla çalışan MBC ve Velid Bin Talal'ın finanse ettiği Rotana Körfez televizyonlarında neşredilen programlarda bunu bariz görmek mümkün. Suudi gazetelerinde bu şeyh görüntülü mahlûklara karşı aleni bir kampanya başlatıldı. Çöldeki kumun bile Suudi Kralı ve saltanat ailesinin izni olmadan nefes almadığı bir ülkede bu tür yazılar onların onayı alınmadan neşredilemez. Suriye sahasında yalnızlaşan Suudi Kraliyet ailesi de Suriyelileri zehirlemek için yarattığı zehri kendisinin de tatmak zorunda kalabileceğinin korkusuna kapıldı. Bu gelişmeler ışığında 2. Cenevre'yi tekrar okuyalım:

BM Genel Sekreteri Ban Ki Mun'un Suriye'de dökülen kandan rahatsız olduğuna ve bundan mütevellit geceleri yatamadığına inanmayacağız

ABD'nin BM daimi temsilcisi siyonist Jeffrey Feltman 2. Cenevre'de bir barış güvercinine dönüştüğüne inanmayacağız. Bu şahsın Lübnan'da Büyükelçi iken yediği haltları ve eski ABD Dışişleri Bakanı Condaleezza Rice ile 2006'da İsrail'in Lübnan'a vahşice saldırdığı dönemde, BOP'u müjdeleyen şahıs olduğunu unutmayacağız.

Erdoğan ve Davutoğlu'nun içlerinin Suriye ve Türk halkına karşı değişeceğine inanmayacağız. Maalesef yürekleri Vahhabi tekfiri terbiye ile beslenmiş. tarihin mahkûm ettiği köhnemiş mezhepsel söylemler dillerine peleng olmuş. Hayalini kurdukları Sünni-Alevi mezhep kavgaları üzerinden bölgede pozisyon sağlamak projesinin bittiğine,

Erdoğan-Gülen kavgasının mezhepsel değil siyasi olduğunu,

Erdoğan ile efendileri Amerikalılar arasındaki kavganın mezhepsel değil siyasi olduğunu,

Erdoğan'ın Türk halkı ile kavgasının mezhepsel değil siyasi olduğunu,

(Yolsuzluk din ve mezhep tanımaz Erdoğan hükümetinin yolsuzluk faciasının mezhebi yoktur. Dolan cepler ve ayakkabı kutuları vardır.) AKP hükümeti altında vicdanın bittiğine cüzdanın hâkim olduğunu,

Mısır'daki kavganın mezhepsel olmadığına, tekfiri terör örgütleri ve terör örgütü "Müslüman" Kardeşler'e karşı olduğunu,

Libya, Tunus ve Suriye'deki kavganın mezhepsel değil, ABD ve bölgedeki çömezlerine karşı verilen anti-Emperyalist milli bir siyasi mücadele olduğuna bileceğiz.

Suudi, Katar ve AKP'nin pazarlamaya çalıştığı ve nemalandığı mezhep savaşları yalanının çökmüş olması tarihi önemdedir. Suriye'nin egemenliği üzerinden diplomasi faaliyeti yürütmek isteyen Amerikalıların ayak oyunlarını Suriyeli heyet çok iyi bilir. 2. Cenevre, Suriye halkı ve ordusunun vatan savunmasının ve ülke egemenliğinin kırmızı çizgi olduğunu ve bu çizginin Suriye halkının kanı ile çizildiğini tescil eden bir tarihi vaka olarak hatırlanacaktır. İran'ın 2. Cenevre'den uzak tutulması ve nükleer program konusunda İran'a verilecek tavizler ile onu Suriye'den uzak tutacaklarını sananlar, dünyanın sadece geçici çıkarlarla yaşadığını sanan asalaklardır. 2. Cenevre ile Suriye sahasında tekfiri teröre karşı askeri operasyonların yavaşlayacağından veya askıya alınacağından medet umanlar tarih yoksunudur. Şam'ın siyasi baskılara, ekonomik ablukalara ve askeri tehditlere boyun eğeceğini umut edenler için Suriye kâbus olmaya devam edecektir. Hiçbir ceberut kudretin Suriye iradesinden daha güçlü olmadığını göreceklerdir. Suriye medeniyetinin gerektiğinde askeri sahada olduğu gibi diplomasinin de piri olduklarını öğreneceklerdir.

Facebook'ta tıklama rekorları kıran bir nükte ile bitirelim: "2062 tarihinde 2030'uncu celsesi yapılan Cenevre konferansında Bender Ahmet Carba (şimdiki muhalefetin başı Ahmet Carba'nın oğlu), Suriye temsilcisi Tarık Velid Muallim'den (şimdiki Suriye Dışişleri Bakanı'nın oğlu) Hafız Beşar Esad'ın (şimdiki Devlet Başkanı Beşar Esad'ın oğlu) çekilmesini talep etti."

Bessam Abu ABDULLAH - 30 Ocak 2014 - Aydınlık

Son Yazılar