deniz yildirim tutuklu gazeteci225

Ürküten tablo!

Bir süre önce KCK Yürütme Konseyi Başkanı Cemil Bayık, ardından da Sebahat Tuncel 17 Eylül’de katıldığı “Aykırı Sorular” programında,

Taksim eylemlerinde “Mustafa Kemal ve Öcalan’ın resimlerinin açılmasını ülkede Türk ve Kürt kardeşliği adına önemli bir görüntü” olarak ifade ettiler. “Gezi ruhunu anlamamak ve eylemlerde yer almamakla ilgili ve yetkili ağızlardan farklı özeleştiriler yapıldı. Bizzat “Kandil” tarafından “Ergenekon’un bir aldatmaca” olduğu açıklandı. En son BDP Milletvekili Tuncel’in “ulusalcıların Kürt meselesinde çözümden yana olduğu” şeklindeki düşüncesini de bu sürece eklemek gerekir. Anlaşılan, bu konu Kürt siyaseti içerisinde yoğun olarak tartışılıyor.

Pazarlık mı? Samimiyet mi?

Tam da sözüm ona “demokratikleşme paketi”nin tartışıldığı günlerde, bu açıklamalar AKP ile bir pazarlık unsuru olarak mı kullanılıyor? Yoksa Kürtler ile Mustafa Kemal değerlerinin, gericiliğe ve ayrılıkçılığa karşı samimi bir arayışı mı ifade ediliyor?

Bu soruyu cezaevinde aynı koğuşu paylaştığım iki deneyimli gazeteciye sordum. Tuncay Özkan ve Hikmet Çiçek, “ikincisi” dediler. Ortak bir kanaat olarak, “Halk bu sorunun cevabını Gezi’de verdi. Biz gericiliğe, faşizme ve ayrılıkçılığa karşı laik, demokratik, özgürlükçü bütün halk birlikte hareket ediyoruz seçeneğini benimsedi. Gezi eylemlerinden herkes ders aldı” şeklinde görüşlerini belirttiler.

Bu panik niye?

Diğer yandan Kürtlerin, Taksim eylemlerine destek vermesinden dolayı yandaş yazarlarda panik başladı.

Mehmet Metiner 17 Eylül’de şunları yazdı: “Cemil Bayık’ın Ergenekon davasını bir anlamda ‘faso fiso’ biçiminde nitelendiren yorumlarıyla ‘Gezi ruhu’nu selamlayan ve destekleyen anlayışını koyduğunuzda ortaya çıkan Kandil fotoğrafı, İmralı’da Öcalan’ın çerçevesini çizdiği çözüm süreciyle bağdaşmıyordu.”

Aynı gün Zaman gazetesinde ilginç bir haber çıktı: “Eylemleri Güneydoğu’ya kaydırmak için ücretsiz gezi düzenleyecekler: Gezi Parkı eylemcileri PKK’nın Kandil’deki lideri Cemil Bayık’ın geçen hafta ‘eylemlere destek vermemek yanlıştı’ sözlerinin ardından harekete geçti. İsteyen eylemciler, İstanbul’dan Diyarbakır’a ücretsiz olarak götürülecek. Etkinlikte Eylemlerin Güneydoğu’ya yayılması amaçlanıyor.”

Mustafa Karaalioğlu 16 Eylül’deki yazısında iktidarı bir güzel yağladıktan sonra Haziran eylemleri ve yeni kuşağa gönderme yaparak, “Yeni olmak için yeniyi de aşmak gerekiyor. Başta Kürt sorunu, ekonomide fırsat eşitliği ve başörtüsü gibi ülkenin temel sorun alanlarında tek yanlı ve Kemalist-Laikçi perspektifi aşamayan bir yaklaşımdan yeni kuşak üretilemez” dedi.

Bir de Kürtler katılırsa?

Halbuki Taksim eylemleri, Karaalioğlu’nun saydığı bu üç soruna ve daha fazlasına en esaslı cevapları üretti. İstanbul’da Türk ve Kürt aynı meydandaydı. Yiyecek, giyecek kardeşçe paylaşıldı, iftar açıldı, cuma namazı kılındı, kandil kutlandı. İşte iktidarı ve yandaşlarını ürküten tablo buydu. Haziran eylemlerinde Diyarbakır başta olmak üzere Doğu illerinde yaprak kımıldamadı. Hatta bu illerdeki TOMA’lar Ankara ve İstanbul’a gönderildi. Şimdi bu tablo değişecek mi?

Gelinen noktada AKP ve yandaş kalemlerinin “Gezi tekrar hortlar mı?” diye yaşadıkları o büyük paniğin sebebi bu mu?

Deniz YILDIRIM - 21 Eylül 2013 - Aydınlık

Son Yazılar