Kuyuya Taş Atanlar

Türk siyaset tarihinde büyük bir değişim yaşanıyor.
Değişimin ardında teknolojik tuzaklar ve bunu kurgulayan karanlık bir çıkar çetesi var.
Çıkar,Sadece para ve mal varlığı sağlamak değildir.
*Siyasi çıkar sağlayarak iktidar olmak,
*Makam ve koltuk sahibi olmak,

**
*Kontrol edilebilir yöneticilerle bir ülkeyi işgal etmek,
*İşgal edilen ülkenin tüm ekonomik kaynaklarını ele geçirmek.
*Sözde ve görünürde bağımsız ama, sömürge bir ülke yaratmak.
Göz boyayıcı vaadlerle işbaşına gelmiş olan AKP hükümeti,
Küresel güçlerin istek ve dayatmasıyla,
Ülkemizi siyaseten ve ekonomik olarak DIŞA BAĞIMLI kılmıştır.
Toplumda AB’ye girmek sanısı yaratarak,
Türkiye’yi temelden etkileyecek olan kanunları
AB uyum yasaları adıyla çıkartarak,
Bağımsızlığımızı ipotek yoluna gitmiştir.
Türkiye gittikçe artan bir ivme ile,
Küresel bir işgal süreci içine sürükleniyor.
Şimdi bu işgalin ana hedefinde,
Emperyalist işgale direnen güçler vardır.

**
Nedir bu güçler?
*Ulus Devlet ve Ulus bilinçtir.
*Bu bilince sahip olan kitlelerdir,
*Ülke aydınlarıdır.
*Türk Silahlı Kuvvetleridir.
*Yüksek yargıdır.
*Ulus Devleti savunan siyasi partiler,
*Ulus Devleti savunan Sivil Toplum Kuruluşlarıdır.

**
AKP’nin iktidara gelmesiyle birlikte,
Bu saydıklarımın tamamı,
Karalama, Şantaj, iftira, sahte düzmece belgeler, kasetler, CD’lerle
Tutuklanıyorlar.
Toplum içinde itibarları sarsılıyor.
Güven kaybına uğratılıyorlar.
İntihar ediyorlar,
İşlerini ve ailelerini kaybediyorlar.
Hapishanelerde sürgün ediliyorlar.

**
Bu KARA EYLEMLER ülkemizin en değerli evlatlarına reva görülürken,
AKP yöneticiler ve siyasetçileri hakkında,
Küreselcilerin hizmetinde olan dönekler hakkında,
Emperyalizmle el ele vermiş tarikat ve cemaatlar hakkında,
Ve hatta haklarında mahkeme kararları olmasına rağmen,
ADI BELLİ, YÜZSÜZ, DOLANDIRICILAR hakkında
Hiç bir karalama ve şantaj kaseti çıkmaması,soruşturma izini çıkmaması!!!
sizlere bir şeyler anlatıyor mu???

**
İşte bu süreç içinde CHP Genel başkanı Deniz Baykal da
Bu karalamadan nasibini aldı.
O da ABD’ye karşı dik duruyordu.
Ve sıra Baykal’a gelmişti.
Baykal Türk siyasetçilerinin ve yöneticilerin yabancısı olduğu bir davranışla erdemli bir insanın yapması gerektiği gibi istifa etmişti.

**
Şantaj geri tepti.
Özel bir araştırma/inceleme şirketine yaptırılan incelemede,
Şantaj kasetinin DÜZMECE OLDUĞU raporu verildi.
Bundan ötesi ise yargının yetkisindedir.
CHP Genel başkanlığına mutabakatla tek bir kişi aday oldu.
Başka bir aday da çıkmadı.
CHP İl, İlçe başkanları Kurultayda yine tam bir mutabakat ile
Kemal Kılıçdaroğlu ismi üzerinde anlaştılar.
Seçtiler.
1189 Oy….
Parti küskünleri de geri döndüler.
Bütünleşme, birleşme, güçlenme başladı.

**
Türkiye’de yeni bir umut rüzgarı esmeye başlamıştı..
Yaşamakta olduğumuz karanlık günlerden çıkma umudu..
AKP ve yandaşları,
CHP’ye güç verecek olan kadro değişikliğini baltalamak için,
Komplo teorileri üretmeye başladılar.
Ve ne kadar gariptir ki,
CHP’li olduklarını söyleyen bazı kişiler de
BU teorilere destek vermeye başladılar!!!

**
CHP’yi iktidar yürüyüşünden döndürme çabalarına destek veren ve CHP’li olduklarını söyleyen arkadaşlar,
Küresel düzene ve AKP çıkarlarına  fayda sağlayacaklardır.
Gün birleşme, güçlenme ve enerji yaratma günüdür.

**
CHP’li olduklarını söyleyen arkadaşlarıma sözüm var;
Hiç bir kimse ÖZ CHP’li değildir!!!
Kimse aynı partiden olduğunu söyleyen kişiyi dışlama hakkına da sahip değildir.
Üzücüdür ki bu arkadaşlar bu tavırlarıyla,
Parti içinde bölücülük yaptıklarını farkında da değiller.
Öncelikle partilerinin OY BİRLİĞİYLE aldığı Tarihi Kurultay sonucuna saygılı olmalıdırlar.

**
Hizipleşmek…
Savlanması mümkün olmayan varsayımlarla dedi kodu üretmek, bağlısı oldukları partiye zarar verecektir.
Bekleyelim, görelim.
Yazılarımda belirttiğim ana konuyu tekrar belirtmek isterim.
Sorun CHP içinde kimin lider olacağı sorunu değildir.

**
Sorun;
Türkiye’yi ipotek etmiş,
Ekonomisini talan etmiş,
Tüm kamu birikimlerini satmış,
Tüm Milli kırmızı silgilerimizi silmiş,
8 senede tüm Cumhuriyet hükümetleri kadar ülkeyi borçlandırmış,
Ülke yönetimine Washington ve Brüksel’i ortak etmiş,
Irak Kuzeyinde Kürdistan kurulmasına siyasi, ekonomik destek vermiş,
Türkiye’yi PKK terörüyle baş başa bırakmış,
Tarımı ve hayvancılığı yok etmiş,
İşsizlik tavan yapmış,
Ülkenin yer altı kaynaklarını ve akarsularını peş-keş çeken,
Kıbrıs…
Ermeni sorunu…
Derin Devletleşme ile akıl almaz kadrolaşma,
Yapay siyasi davalar,
Vurulan TSK ve yüksek yargı,
Tek başına anayasa değiştirme çabaları.
Mutsuz ve ürkek bir toplum.
Baskıcı bir polis devleti yönetimi.
Teokratik ve faşist bir yönetime gidiş…

**
İşte sorun bunlardır.
..ve bu saydıklarımın yaratıcısı olan,
İktidar partisi AKP’nin sandıkta yok edilmesidir.
CHP’li olduklarını söyleyen arkadaşlar,
Meleklerin cinsiyetini paylaşmak yerine,
Türkiye’nin belki de son demokratik şansı olan,
İlk genel seçimlerde partilerine sahip çıksınlar.
Güçlendirsinler.
Ve Ülkemizin bu ağır tehlikeli süreçten çıkmasına destek versinler.
Konu siyasi ve parti konusu değildir.
Türkiye’mizin varlığı ile ilgilidir.

**
Şimdi Kılıçdaroğlu’ndan beklediklerimiz;
6 ok umdesine sadık kalarak,
Antiemperyalist bir siyasetle,
Kemalizm’in ışığı altında,
Ulus Devlete,
Bağımsız Türkiye’ye,
Ülke bütünlüğüne,
Milli ekonomiye,
Ayarı bozulmuş olan yargıya sahip çıkması,
Onurlu ve aydınlık, hukukun egemen olduğu,
Demokratik ve laik bir Türkiye yaratacak politikalar üretmesidir.

**
Takipçisi olmamız gereken konular bunlardır.
Oyunlara gelmeyelim.

**
Naci KAPTAN - 24.mayıs.2010 - TürkCelil
http://www.turkcelil.com/

Son Yazılar