kapatmazsaniz halk kapatacak225 

Kamplar yasadışı!

Reyhanlı’da yaşananlar, Suriyeli teröristler için Türkiye’de açılan ve aslında her biri “Terör Kampı” olan “Mülteci Kampları”nın hukuki statüsünü yeniden gündeme getirdi.

Bu kampların açılması ve faaliyetlerini sürdürmesi, uluslararası sözleşmelere ve ulusal mevzuatımıza aykırıdır.

Türkiye, Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin 1951 Cenevre Sözleşmesi ve 1967 tarihli Ek Protokol’ü coğrafi çekince koyarak imzalamıştır. Türkiye’nin bu tercihi doğrudan Sözleşmeden kaynaklanan bir haktır.

Bu çekinceye göre Türkiye, sadece Avrupa ülkelerinden gelen ve iltica talebinde bulunan yabancılara sözleşmedeki 5 kritere uyması durumunda mülteci statüsü vermekte, Avrupa ülkeleri dışındaki ülkelerden gelenlere bu statüyü tanımamakta, yalnızca başka ülkelere geçebilmeleri için geçici sığınma hakkı tanımaktadır.

Cenevre’ye aykırı!

Nitekim, 30.11.1994 tarih ve 22127 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ilgili Yönetmeliğe göre “mülteci”, “Avrupa’da meydana gelen olaylar sebebiyle ırkı, dini, milliyeti, belirli bir toplumsal gruba üyeliği veya siyasi düşünceleri nedeniyle takibata uğrayacağından haklı olarak korktuğu için vatandaşı olduğu ülke dışında bulunan ve vatandaşı olduğu ülkenin himayesinden istifade edemeyen veya korkudan dolayı istifade etmek istemeyen ya da uyruğu yoksa ve önceden ikamet ettiği ülke dışında bulunuyorsa oraya dönmeyen veya korkusundan dolayı dönmek istemeyen yabancı” olarak tanımlanmıştır.

Sözleşmeye konulan bu coğrafi çekince, Türkiye’nin tarihi bağları olan Asya’daki komşuları ile ilişkilerini bozmamak, onların iç işlerine karışmamak ve Türkiye’yi sürüklenebileceği bir kargaşalık ortamından ve savaş tehlikesinden korumak amacını taşımaktadır.

Dolayısıyla, komşumuz Suriye’den ülkemize geçen bu kişiler 1951 Cenevre Sözleşmesi ve bu Sözleşme kapsamında Türkiye’nin taahhütleri açısından “mülteci”, bunlara tahsis edilen kamplar “mülteci kampı” kabul edilemez.

Bu kişiler, sıkça ve serbestçe Suriye’ye geçip,dilediklerinde tekrar Türkiye’ye geldiklerine, üçüncü bir ülkeye geçmek istemediklerine göre, “sığınmacı” olarak da kabul edilmeleri mümkün değildir.

Bu kampları açanlar suç işlemişlerdir!

Hatay sınırları içinde kurulan bu kampta yürütülen faaliyetler, bu kampta barındırılan kişilerin kimlikleri, kampta kalanların basına da yansıyan eylemleri Türk Ceza Kanunu’nun, “Devlete Karşı Savaşa Tahrik” suçunun düzenlendiği 304. maddesine aykırıdır.

TCK’nın 304. maddesine göre; “Türkiye Cumhuriyeti Devletine karşı savaş açması veya hasmane hareketlerde bulunması için yabancı devlet yetkililerini tahrik eden veya bu amaca yönelik olarak yabancı devlet yetkilileri ile işbirliği yapan kişi, on yıldan yirmi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Tahrik fiilinin basın ve yayın yolu ile işlenmesi hâlinde, verilecek ceza üçte bir oranında artırılır.”

Keza bu eylem komşu devlete karşı hasmane hareket oluşturduğundan ve son tahlilde “yabancı devlet aleyhine asker toplama” faaliyeti olduğundan Türk Ceza Kanunu’nun 306. maddesinin de ihlalidir.

Anılan maddeye göre;

“(1) Türkiye Devletini savaş tehlikesi ile karşı karşıya bırakacak şekilde, yetkisiz olarak, yabancı bir devlete karşı asker toplayan veya diğer hasmane hareketlerde bulunan kimseye beş yıldan oniki yıla kadar hapis cezası verilir.“

2) Fiil sonucu savaş meydana gelirse faile müebbet hapis cezası verilir.

“(3) Fiil, sadece yabancı devletle siyasal ilişkileri bozacak veya Türkiye Devleti veya Türk vatandaşlarını misilleme tehlikesi ile karşı karşıya bırakacak nitelikte ise faile iki yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası verilir.

“(4) Siyasal ilişki kesilir veya misilleme meydana gelirse üç yıldan on yıla kadar hapis cezasına hükmolunur”.

Bu nedenle, yasalara aykırı olarak açılan, varlığıyla ve burada yürütülen faaliyetleriyle suç oluşturan bu kampların kapatılması, Suriyeli teröristlerin sınır dışı edilmesi, bu kampların oluşturulmasından sorumlu olanlar hakkında adli soruşturma başlatılması gerekir.

Erdoğan’ın tutumu yeni değildir!

Aslında bu suçun asli faili olan Tayyip Erdoğan’ın, bugün Suriye’ye olduğu gibi bölge ülkelerinin iç işlerine müdahalesi ve oralarda karışıklık çıkarma girişimleri yeni değil.

Daha İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde bu faaliyetlerine başlamıştır. Bugün Suriye’de, Mısır’da, ABD’nin müdahalesi için zemin yaratmak amacıyla kargaşalık çıkaran “Müslüman Kardeşler” gibi örgütlerle yakın ilişki içinde çalışmıştır. İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişlerinin 27.01.1999 tarihli raporunda belirtildiği ve İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Başsavcılığı’nın 1999/540 sayılı hazırlık soruşturmasına da konu olduğu gibi, 12 Ağustos-15 Eylül 1995 tarihleri arasında; “Yasadışı İslami Kurtuluş Çeçen Direnişine mensup 4 kişi ve Müslüman Kardeşler Ürdün Sorumlusu Mohammed Ashmawey ile Mısır Sorumlusu Hasan Huvaydi’nin Türkiye’ye geldikleri, Holiday Inn oteline yerleştirildikleri ve Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile İştirakler Daire Başkanı Necmi Kadıoğlu ve Refah Partisi ileri gelenleri ile bu otelde bir dizi gizli görüşmeler yapıldığı, adı geçenlerin otel, konaklama, telefon ve diğer giderlerinin Belediyenin iştirakçisi olduğu İstanbul Ulaşım Sanayi Tic. A.Ş. tarafından... ödendiği” saptanmıştır. Ancak kovuşturma, dokunulmazlık nedeniyle tamamlanamamıştır.

 Batı Asya İttifakı!

Libya’ya yapılan emperyalist müdahaleye onay veren, Libya’daki isyancıları “Libya halkının meşru temsilcileri” gören, bunu isyancılarla birlikte kürsüye çıkarak ilan eden; Suriye’deki ayaklanma olaylarını “iç mesele” kabul ederek, Amerika adına buraya müdahale etmeye kalkışan ve “sıfır sorun” yutturmacasıyla Türkiye’yi komşularıyla düşman hale getiren AKP iktidarının bu tutumu yeni değildir, tarihsel kökleri vardır.Yeni olan, bu yolda epeyce mesafe almaları ve ABD’nin “Büyük Ortadoğu Projesi Eşbaşkanlığı” mertebesine yükselmiş olmalarıdır! Ama hiç kuşku duyulmasın! Türkiye ve kader ortağı olan bu komşuları, “Batı Asya İttifakı”nı oluşturacaklar, ABD’nin “Büyük Ortadoğu Projesi” gibi, bu projede görev alan işbirlikçileri de tarih sahnesinden silineceklerdir!

İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı
Mehmet CENGİZ - 16 Mayıs 2013 - Aydınlık

Son Yazılar