yobaz_egitimci_ders_veriyor225

Bilimsizleştirme!

Her sistem, tıkandığı  noktada toplumun ilerleyen tek aracı olan BİLİMİ durdurmaya ve geriletmeye çalışır. Bugün, dünyanın geldiği nokta budur.

Kapitalizm/Emperyalizm dünyayı kendi çerçevesinde anlatmaya çalışıyor ancak bu anlatım BİLİM dünya anlayışına uymuyor. İşte bu nedenle Kapitalizm/Emperyalizm, bilimi kendi anlayışına göre kullanmaya çalışıyor. Yaratılmaya çalışılan bu YENİ  ORTAÇAĞ yine Bilimin ilerleyişiyle yani Bilimin gerçek sahibi toplumla buluşmasıyla aşılacaktır.

Türkiye’de de aynı  durum geçerlidir. Bu çerçevede “YENİ YÖK YASA TASARISINI” inceleyebiliriz. Ülkemize hakim olan yeni ortaçağ zihniyeti toplumun gelişmesini ve ilerlemesini kendi sözlüğü ile açıklayamamaktadır ve toplumdan geri noktadadır. Bu nedenle sistem yaşayabilmek için, toplumu kendi seviyesine indirmek zorundadır. Tam bu noktada Emperyalizm güdümlü Karşı devrim devreye giriyor. 1945′te başlayan karşı devrim 1960′ta duraklama noktasına geliyor, 1971′de atağa kalkıyor, 1980′de kendi darbesini yaparak anayasasını çıkartıyor ve 2007′de karşı devrim tamamlanıyor. Tamamlanan karşı devrim şimdi kendi anayasasını çıkartmaya çalışıyor ancak bundan önce toplumun ilişkilerini kendi yasaları ile düzenlemeye çalışıyorlar. İşte YENİ YÖK YASA TASARISINI tamda karşı devrimin odağında gün yüzüne çıkıyor.

YENİ YÖK YASA TASARISI, bilimi piyasaya açmaya çalışarak alınıp satılan bir ürün gibi pazarlamayı hedef ediniyor. Üniversitelerin bulundukları şehirlerde vergi rekortmeni olanları ve zengin kişileri üniversite içinde bir kurul oluşturarak öğretim üyelerini ve öğrencileri kendi emirleri altına vermeyi, performans sistemiyle öğretim üyelerini birer üretim makinesine çevirmeyi hedef ediniyor. Üniversitelerin yönetim kurullarını siyasilerin seçmesi hedef ediniliyor. Üniversitenin malları oluşturulan kurulun üyeleri tarafından rahatça satılabilmesi hedef ediniliyor. Üniversiteler, ticarethaneye dönüştürülerek kar amacı güden kuruluşlar haline getirilmesi hedefin odağında.

YENİ YÖK YASA TASARISINDAN sonra üniversitelerimiz var olan siyasi iktidarın güdümünde çalışacak. Üniversitelerde oluşturulan kurullar, öğretim üyelerini kendi çıkarları doğrultusunda yönetecekler. Öğrenciler, üniversitede belirlenen kurulun çıkarları ve ihtiyaçları  doğrultusunda eğriltilecekler. Bilim ışığında araştırma yapan öğretim üyesinin yaptığı araştırma eğer kurulun çıkarına hizmet etmiyorsa o araştırma geçersiz kılınacaktır. Okulda kar sağlamayan mallar kurul tarafından bilime katkısı olup olmadığına bakılmadan satılabilecektir. Sonuç olacak üniversite, Mafya-Tarikat-Gladyo üçgeni içerisine sıkıştırılıp boğulacaktır.

Bu yapılanlar hiç analiz edilmeden paldır küldür bir halde ortaya çıkıyor. Emperyalizmin güdümünde kurulan Mafya-Tarikat-Gladyo sistemi toplumun tüm birikimine saldırmaktadır. AKP iktidarı bu saldırının odağındadır. Abdullah-Fethullah-Tayyip üçlüsü ileriye doğru akan nehri durduracaklarına iman etmişler. Unutuyorlar, her nehir yatağını bulur ve yolu üzerinde olan her şeyi akışıyla birlikte yıkar geçer. Bu üçlüde bu nehrin akışında kaybolmaya çok yaklaştı, nehir yatağını bulmak üzere… Bilim toplum ile bunalım zamanı buluşur ve bunalım zamanı yaklaştır. Bu bunalımdan devrimle çıkacağız… Tünelin sonundaki ışık görülüyor…

Giray BODUR - 26 Aralık 2012 - Ulusal Bakış

Son Yazılar