umit_kocasakal7_225

“Genetiği değiştirilmiş aydınlar ihanet içinde, ülke işgal altında!”

Kocasakal,

“Günümüzde işgaller değişti; atla, topla, tüfekle olmuyor. İşgaller artık zihinlerde oluyor.

Ve bu işgaller sözde demokrasi, barış, kardeşlik söylemleriyle yapılıyor” diyerek Türkiye’nin işgal edildiğini söyledi.

Anayasa çalışmalarını da eleştiren baro başkanı, “Yeni bir anayasa ne zaman yapılır? Yeni bir devlet kurulurken yapılır. Bir devrim olursa, bir karşı devrim olmuşsa yapılır. Şu anda yeni bir rejim inşası var ve bunu saklıyorlar” dedi.

Gizli Tanık’lıktan Yeni Anayasa’ya kadar birçok konuya değinen İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal, bugünlere yalanlarla, halkın kandırılması sonucunda geldiğimizi vurguladı. Yaşadığımız dönemde Türkiye’de ciddi bir zihinsel ve psikolojik harekat olduğundan söz eden Kocasakal, en büyük ihaneti genetiği değiştirilmiş aydınların yaptığına dikkat çekti.

*** *** ***
Neslihan PERŞEMBE>>> Son günlerde gündemde olan bir konuyla başlayalım. Şemdin Sakık’ın gizli tanıklığı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

Ümit KOCASAKAL>>> Tanık, iddianamenin konusunu oluşturan fiil ile olayı, beş duyu organından biriyle algılamış ve bu konuda bilgi sahibi olan kişidir. Görüyorum ki, bugüne kadar Ergenekon davasındaki bütün gizli tanıklar, iddianamenin konusunu oluşturan fiiller hakkında pek bir şey söylemiyorlar. Konuşmalarına Türkiye tahliliyle başlıyorlar. Ardından Türk Silahlı Kuvvetleri’ne kin kusuyorlar. Oysa bu kişiler oraya bilirkişi olarak değil, tanık olarak geliyorlar. Mahkemenin derhal bunu durdurması gerekir. Üstelik bunlara izin verilirken, tanığın söyledikleri hakkında soru sormak isteyen sanıklara söz verilmiyor. Mikrofonunun sesini kapatıyor, salondan çıkartıyor. Gizli tanıklar artık mahkemelerin ve savcılıkların yardımcısı konumuna geldi. Türkiye’de bir gizli tanık terörü var. Gizli tanıklık kanuna aykırı uygulanıyor. Kanunun 9. maddesine göre, gizli tanık beyanları tek başına hükme esas alınamıyor. O zaman nasıl oluyor da, hükme esas alınamayan bu gizli tanık beyanları, tutukluluğun ön şartı olan suçluluğu hususunda, kuvvetli suç şüphesini gösteren olgulardan kabul edilebiliyor? Gizli tanıklık tamamen bir tasfiye mekanızmasının en önemli kilit noktası haline gelmiş durumda.

Neslihan PERŞEMBE>>> Yeni anayasa çalışmaları hakkında ne düşünüyorsunuz?

Ümit KOCASAKAL>>> Deniliyor ki, anayasada hiçbir ideoloji olmasın. Aslında bunu söylerken şu anda varolan ideoloji olmasın; Cumhuriyet’in kurucu değerleri olmasın demek istiyorlar. Eşyanın tabiatı gereği, hukuk metinleri arasında en ideolojik belge zorunlu olarak anayasadır. Çünkü bir ülkeyi, bir devleti kuruyorsunuz. Nasıl bunda ideoloji olmaz. Bu gözle bakarsak, yeni bir anayasa ne zaman yapılır? Yeni bir devlet kurulurken yapılır. Bir devrim olursa, bir karşı devrim olmuşsa yapılır. Hangi birisi Türkiye’de var da, yeni bir anayasa yapıyorsunuz? İkisi var. Bir karşı devrim ve yeni bir rejim inşası var. İnsanlardan bunu gizliyorlar. Biz İstanbul barosu olarak sorduk “geri kalan üçte birde neyi değiştirmek istiyorsunuz? Ona göre destek verelim” Yanıt yok çünkü asıl hedeflenen şudur; değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez ilk üç maddeyi değiştirmek istiyorlar. Kısaca 1923 Cumhuriyeti’ni, Atatürk’ü tasfiye edip bölünmenin anayasasını, Cumhuriyet’e ve Atatürk’e vedanın anayasasını yapmaya çalışıyorlar. Bütün hadise budur.
Muhalefetin de sürekli yanlış bir söylemi var. Diyorlar ki, anayasanın ilk dört maddesi hariç bütün maddeleri değiştirilebilir. Yanlış. Doğrusu şudur; ilk dört maddesi hariç, diğer maddeleri ilk üç maddenin içini boşaltmayacak şekilde değiştirilebilir.

Neslihan PERŞEMBE>>> “Türk Milleti” tanımını anayasadan çıkaralım diyorlar. Türkiyeli dayatmasının ardında başka şeyler olduğunu düşünüyor musunuz?

Ümit KOCASAKAL>>> Fetihler çağından bu yana her ülke, her devlet, o devleti kuran kurucu milletin adıyla anılır. Bu o ülkede başka millet yaşamadığı anlamına gelmez. Ama Fransa niye Fransa’dır? Fransız milleti kurduğu için öyledir. İngiltere, İngiliz milleti kurduğu için öyledir. Bize gelince mi durum değişiyor? Türkiye Cumhuriyeti devletini, Türk milleti kurmuştur. O yüzden de adı Türkiye’dir. Cumhuriyeti ve vatandaşlığının adı da Türk vatandaşlığıdır. Bu kadar basittir. Hayatımıza “Türkiyeli” kavramını soktular. “Türkiyeli” bir coğrafi anlam ifade eder. Siz hiç Fransalı diye bir şey duydunuz mu? Türk kahvesine Türkiyeli kahvesi, Türk hamamına Türkiyeli hamamı mı diyeceksiniz?

Neslihan PERŞEMBE>>> İdam konusu yeniden gündemde. Ne düşünüyorsunuz?

Ümit KOCASAKAL>>> İktidar savaş ve terör hallerinde dahi idamın uygulanmamasıyla ilgili 14 nolu protokolü imzaladı. Kimi kandırıyorlar? Hem bunu imzalayacaksın, hem de tartışmaya açacaksın. Hukuken aksini yapamazsın. Her zamanki gündem saptırmasını yapıyorlar.

Neslihan PERŞEMBE>>> Gelinen noktada Türk toplumunu nasıl yorumluyorsunuz?

Ümit KOCASAKAL>>>  Halkın hiçbir kabahati yoktur. Çünkü dolandırıcıyı mı suçlarsınız? Dolandırılanı mı? Türkiye şu zamanda yoğun bir aydın ihanetini yaşıyor. Kendi toplumuna, değerlerine yabancılaşmış, dış güçlerin talimatıyla hareket eden insanlar bugün yaşananların nedenidir. Genetiği değiştirilmiş solcularımız (gds) var. Bu nasıl solculuktur ki, ağzına ABD’yi, emperyalizmi almaz ve ortadoğuya savaş açıp talan ederken özgürlük getirdiğini düşünür, demokrasi geleceğine inanır? Günümüzde işgaller değişti; atla, topla, tüfekle olmuyor. İşgaller artık zihinlerde oluyor. Ve bu işgaller sözde demokrasi, barış, kardeşlik söylemleriyle yapılıyor. Bu açıdan bakarsanız Türkiye, şimdi işgal altında bir ülkedir. Zihinsel olarak işgal edilmiştir. Genetik olarak değişime tabi tutulmaktadır. Türk insanını dizi manyağı yaptılar. Bizim gerçek, naif duygularımız siyah beyaz Türk filmleridir.

Neslihan PERŞEMBE>>> Geçtiğimiz günlerde yapılan baro seçimleri, sizce nasıl bir mesaj verdi?

Ümit KOCASAKAL>>> Bu seçimden herkesin çıkarması gereken dersler var. Biz 12 bin 816 oy aldık ve oy almak için kimseye mavi boncuk dağıtmadık. Bu toprağın sosyalistleri, komünistleri, ülkücüleri ve devrimcileri, hepsi bize oy verdi. Biz orada bir milli mutabakatı sağladık. O yüzden siyasetçilerimize de sesleniyorum ve hep söylüyorum: Deve kuşu kimliksiz bir hayvandır. Ne deve ne de kuş. Ya deve olacaksınız, ya kuş. Birini tercih edeceksiniz. Siz bu şekilde dik durursanız, insanlar size gelip oy verirler.

TÜRKİYE TARİHİNDE 3 KIRILMA NOKTASI VAR!

Türkiye’nin 3 kırılma noktası olduğunu söyleyen Ümit Kocasakal, bu konuda görüşlerini şu sözlerle dile getirdi: Kırılma noktalarından ilki 10 Kasım 1938, Atatürk’ün ölümüdür. İkincisi Türkiye’nin NATO’ya girmesidir. Üçüncüsü de 12 Eylül 1980 darbesidir. 12 Eylül’ün yapılmasının asıl nedeni, darbeden dokuz ay önce alınan 24 Ocak kararlarıdır. 24 Ocak kararları, Türkiye’nin uluslararası kapitalizm ve sermayeyle bütünleştirilmesi operasyonudur. Emperyalizm her ülkede taşeron arar. İşte Türkiye’de de taşerona ihtiyacı vardı ve onu buldu. Bu çerçevede bu siyasi iktidar önce kendi zenginini ihale kanunlarında 24 kez değişiklik yaparak yarattı. Ülkemizin, Cumhuriyet’in bütün birikimlerini yandaşlarına, daha acısı yabancılara peşkeş çekerek yarattı. Arkasından kendi devletini yarattı; parti devleti…

*** *** ***
Ümit KOCASAKAL  Kimdir?

1966 doğumlu, hukukçu, avukat, İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal, 1986′da Galatasaray Lisesi’ni ve 1990 yılında İ.Ü Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Bir dönem avukatlık yaptı. 1995 yılında Galatasaray Üniversitesi Ceza ve Ceza Usul Hukuku asistanı oldu. 2000 yılında “Karapara Aklama Suçu” konulu adlı bir tez yazarak doktor ve 2005′te de “AB Ceza Hukukunun Esasları “adlı bir çalışmayla da doçent oldu. Yayımlanmış çok sayıda makale ve yazısı olan Kocasakal, halen Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde “Ceza ve Ceza Usul Hukuku Ana Bilim Dalı” başkanlığı görevini sürdürüyor. Bazı üniversitelerde dersler verdi ve öğretim üyeliğini sürdürüyor. Fransızca biliyor. 7 Kasım 2010 tarihinde İstanbul Barosu Başkanlığın’a seçilmiş olup, 14 Ekim 2012 tarihinde ikinci kez bu göreve getirildi.

Ümit KOCASAKAL - 14 Kasım 2012 - Ege
(Söyleşi : Neslihan PERŞEMBE
)

Son Yazılar