bir_yuruyus_eyledim_almaati_istanbul_6500km_225

ABD ve NATO'yu protesto etmek için 6500 KM. yürüdü!

Ali Çömez'in Ekim 2011'de Almati'den protesto yürüyüşüne çıktığını buradan duyurmuştuk (link). Amerika ve NATO'ya karşı tam 6 bin 500 kilometre yürüdü!

Ali Çömez, Kazakistan'ın başkenti Almatı'dan başladığı yürüyüşünü 10 ay sonra Silivri'de tamamladı. Çömez, 6 bin 500 kilometreyi yaya olarak katetti, ayağının tozuyla Silivri'deki nöbet çadırlarında "vatan nöbetine" başladı.

Amacı, dünyayı kana bulayan sömürgecileri protesto ettiğini duyurmaktı. Ali Çömez yolculuğuna Doğu'da başladı. Başlangıç noktası olarak Asya'da Kazakistan'ın başkenti Almatı'yı seçti.

Ali Çömez sonunda Türkiye'ye ulaştı. Yolculuk ise 10 ay sürdü. Çömez, yürüdüğü ülkelerde büyük ilgi gördü. Gördüğü ilgiyi ise Atatürk'e ve Türk bayrağına bağlıyor. Batum üzerinden Türkiye'ye giriş yapan Ali Çömez'in ilk durağı Hopa oldu. Daha sonra NATO radarlarının kurulduğu Kürecik'e, oradan Samsun ve Ankara'ya gitti. Çömez'in son durağı Silivri oldu. Ali Çömez, yolculuğu sırasında birçok engelle karşılaştı fakat yılmadı. Çömez, Ergenekon tutsaklarına destek için Silivri Cezaevinin karşısına çadırını kurdu.

Amerika ve NATO'ya karşı yola çıkan Çömez, yurttaşlara mesaj gönderdi.

"Vicdanınızla hesaplaşın, dostlarınıza, ülkenize, vatanınıza sahip çıkın!"

Baki Selamlar - 17 Ağustos 2012
http://www.bakiselamlar.com/knb/

http://www.youtube.com/watch?v=xmde024ScKA&feature=share

*************************************************************************
ali_comez_6500km_yuruyus_nato_emperyalizme_karsi1

'Maksadım yürüyüş değil, maksadım protesto'

Ali ÇÖMEZ bir Çılgın Türk. Almati'den çıkmış yola Silivri'ye yürüyor. Tek başına... Bu yürüyüşün öyküsü.

http://www.yurttasulhcihandasulh.org/

Tam 30 yıldır hiç etliye sütlüye bulaşmadan sıradan bir yasam sürdürmeye çalışıyorum. Neden mi? Çünkü etliye sütlüye bulaşanların önemli bir kısmı vakti zamanında fiilen ortadan kaldırıldı. Yani öldürüldü. Önemli bir kısmı da Silivri, ya da Hasdal Zindanlarında. Ve... ben hâlâ hayattayım ve hâlâ dışarıda...

Simdi meydan boş... Besili zevat TV kanallarını parsellemiş, etliye sütlüye bulaşanların ortadan derdest edildiği bos mekânlarda LİBOŞ LİBOŞ ATIYOR.

Her gün bir şehit haberi... Gençler hak aradıkları, yani vatandaşlık görevlerini yerine getirdikleri için yerlerde sürükleniyor. Tekmeleniyor. Tekmelemek de yetmiyor bazılarına. Mahkeme kapılarında süründürülüyor. Dönüştürülmeye başlayalı epey oldu. Her gün bir tarafımız dönüştürülmüş olarak güne merhaba diyoruz.

Ya olanlar?

- Üzgünüm

- Ben üzgünüm

- Ben çok üzgünüm

- Ben cidden çok üzgünüm

Eeeeeeee?

Artik daha fazla üzgün olduğumu ifade edebilecek bir sözcük maalesef bulamadım. Sanırım bulabilsem de artik VİCDANIM, ÜZGÜN OLDUĞUMU DAHA FAZLA YUTMUYOR.

Bir insan tam 30 yıldır "olanlara üzüldüğünü" söylüyor da bunun için bir şey yapmıyor, yapamıyorsa, buna ne kendi vicdanı ne de herhangi bir başkası inanır.

"İŞTE ŞİMDİ VİCDANIMLA HESAPLAŞMA VAKTİDİR" diyerek düştüm yollara.

12 EKİM 2011... ALMATI... ALADAĞ'ların eteklerinden çıktım yola...

Baki Selamlar - 17 Aralık 2011
http://www.bakiselamlar.com/knb/

************************************************************************
amerikan_bayragi_stratejik_dusman225

Dünyanın en büyük terörist devletine karşı yürüyorum! ABD ve NATO ya karşı!

“BİR YÜRÜYÜŞ EYLEDİM”

Merhaba değerli dostlar. Biliyorum uzun zamandır haberleşemedik ve bana kırgınsınız. Aslında sizlere değil ama ben de birçok şeye bu aralar kırgınım. Hatta sinirliyim ve hatta hatta oldukça ÖFKELİYİM.
.
ÖNCE KENDİME
.
Tam 30 yıldır hiç etliye sütlüye bulaşmadan sıradan bir yaşam sürdürmeye çalışıyorum. Neden mi? Çünkü etliye sütlüye bulaşanların önemli bir kısmı vakti zamanında fiilen ortadan kaldırıldı. Yani olduruldu. önemli bir kısmı da Silivri, ya da Hasdal Zindanlarında. Ve… ben hâlâ hayattayım ve hâlâ dışarıda…
.
Simdi meydan boş… Besili zevat TV kanallarını parsellemiş, etliye sütlüye bulaşanların ortadan derdest edildiği bos mekânlarda LİBOŞ LİBOŞ ATIYOR.
.
Her gün bir şehit haberi… Gençler hak aradıkları, yani vatandaşlık görevlerini yerine getirdikleri için yerlerde sürükleniyor. Tekmeleniyor. Tekmelemek de yetmiyor bazılarına. Mahkeme kapılarında süründürülüyor. Dönüştürülmeye başlayalı epey oldu. Her gün bir tarafımız dönüştürülmüş olarak güne merhaba diyoruz.
.
Ya olanlar?
-       Üzgünüm
-       Ben üzgünüm
-       Ben çok üzgünüm
-       Ben cidden çok üzgünüm
Eeeeeeee?
Artık daha fazla üzgün olduğumu ifade edebilecek bir sözcük maalesef bulamadım. Sanırım bulabilsem de artık VİCDANIM, ÜZGÜN OLDUĞUMU DAHA FAZLA YUTMUYOR.
.
Bir insan tam 30 yıldır “olanlara üzüldüğünü” söylüyor da bunun için bir şey yapmıyor, yapamıyorsa, buna ne kendi vicdanı ne de herhangi bir başkası inanır.
.
“İŞTE ŞİMDİ VİCDANIMLA HESAPLAŞMA VAKTİDİR” diyerek düştüm yollara.
.
12 EKİM 2011… ALMATI… ALADAĞ’ların eteklerinden çıktım yola…
.
- Yürüyerek…
- Tek başıma…
- Yanımda, yöremde, herhangi bir destek ekibi ya da aracı vs si yok
- ben ve ortalama ağırlığı 23 Kg. olan sırt çantam birlikteyiz. Başka kimse yok.
.
Stepleri geçtim. Aladağların tepelerinde kamp kurdum. Bazı bürokratik engeller yüzünden 4 gün yürüyüşüme ara vermek durumunda kaldım. Ama ilk etabı dun tamamladım.
230 Km. yürümüşüm. Şu anda Kırgızistan sınırında bir sınır kasabası olan Kordai’de internet erişimi buldum.
.
SİZLERE YAZIYORUM
.
Bu yürüyüşe karar vermek ile başlamak arasında çok kısa bir zaman bıraktım. Gerçi bu yüzden tam düzene giremedim. “Kervan yolda düzülür “ diyerek… Ama iyi ki de öyle yapmışım. Bütün dostlarımın tek endişesi bu yürüyüşün fiziksel zorlukları. Bana günlerce bu yürüyüşün benim için fiziksel olarak imkansız olduğunu bolca anlattılar. Eğer biraz daha dinleme şansım olsa idi belki de beni ikna edecek bazı etkili gerekçeler de bulabilirlerdi.
.
Sözüm sizlere:
.
Tam 58 yasındayım. Kısaca 60 diyelim. 60 yasındaki insanda her turlu melanet bulunur.
-       Şekeri vardır
-       Mecali yoktur
-       Kalbi vardır
-       Heyecana tahammülü yoktur
-       Prostatı vardır
-       Ağzında diş başında saç yoktur
.
Olan da problem olmayan da.
.
-       Eğilir doğrulamaz
-       Rüzgar eser kulağı ağrır, yağmur yağar lumbagosu azar.
Mutlaka bende de bunlardan bazıları vardır. Vardır diyorum zira kontrol ettirmedim.Bu yürüyüşüm yaklaşık 7.000 Km. sürecek. Çin sınırından Silivri’ye kadar. Orada dostlarım, arkadaşlarım var. Orada Türkiye’nin geleceği ver. Orada bilim var. Kalkınma, Gelişme adam olma, vatandaş olma, Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı olma adına ne varsa orada var.
.
Kazakistan sınırları içinde yaklaşık 3.000 Km yürüyeceğim. Güney Doğudan,  Kuzey  Batı istikametinde Ülkeyi diyagonal bir biçimde geçeceğim. Bu yürüyüş  esnasında yaklaşık 1.000 Km. sürecek olan KIZIL KUM çölünü geçeceğim. Bu yolun yaklaşık 700 kilometrelik bölümünde yerleşim yok. Kazakistan’dan sonra Rusya, Azerbaycan, Ermenistan Üzerinden Türkiye’ye giriş yapacağım.
.
Bu yürüyüş esnasında mutlaka sizlerinde bana hatırlatacağı bürokratik, fiziksel ve sıhhi engeller var. yürüyüşüme başlamış olmam bürokratik engellerin bir kısmını aştığımı gösterir. Ancak Azerbaycan-Ermenistan- Türkiye sınırlarını halen daha nasıl aşacağım hakkında maalesef bir bilgim ya da fikrim yok. Ama aşamasam da kıyameti koparacağım kesin.
.
Biliyorum, aranızda mutlaka Kazakistan, çöl, yürüyüş, kalp-damar, prostat, kel başa şimşir tarak uzmanları vardır. Bana uzmanı olduğunuz konularda yararlı bilgiler iletmek isteyebilirsiniz.
.
LÜTFEN YAPMAYIN, YETER!!!!!!!!!
.
Bildiğiniz şeyleri LÜTFEN kendinize saklayın. Kendi protestonuz esnasında işinize yarayabilir.
-       Neredeyse evden köşedeki bakkala kadar bile yürümeye üşenen ben, hayatımda ilk defa bu kadar uzun mesafeyi yürüyeceğim.
-       hayatımda ilk defa bir çölü yürüyerek geçeceğim
-       hayatımda ilk defa -20, -40 derecelerde dağlarda kamp kuracağım
.
Kısaca bu yürüyüşte her şey hayatımda ilk defa karşılaştığım şeyler olacak. Bu zorluklarla başa çıkabilmek için hiçbir  ön hazırlık yapmadım. Bir sağlık kontrolünden geçmedim. Yanıma bir silah, yaralayıcı kesici veya şok edici herhangi bir alet edevat almadım. Arada bir başım ağrıdığında kullandığım Parasetamolün dışında yanıma herhangi bir ilaç almadım.
ÇÜNKÜ BEN YÜRÜMEK İÇİN YOLA ÇIKMADIM.
.
Hayal bile edemeyeceğim binlerce olumsuzlukla karsılaşma durumunda olacağım belki. Ama ben sinirliyim ve çok öfkeliyim. Olanlar gözümü kararttı. Ve bu olanları;

PROTESTO ETMEK İÇİN YOLA CIKTIM.
.
Bu eylem benim için bir İBADET.
.
Bir destek vermek istiyorsanız, protestoma katilin ya da eleştirin. Aramızda zevkli ve faydalı bir tartışma olur. Ama unutmayın: Konu YÜRÜMEK değil…
Konu;
PROTESTO
NEDEN YÜRÜYORUM ?

1-    Devlet yöneticilerimizin ağzından “dürrü güher” saçılıyor mübarek. Her ağızlarını açtıklarında kendilerine muhalefet edenlere bilimsel yaklaşımlarla saldırıyorlar:

-       NAMUSSUZ VE ŞEREFSİZLER

Muhalefet onlardan daha bilimsel:

-       KİMMİŞ ŞEREFSİZ SİMDİ GÖRDÜK.

Kısaca özetlemek gerekirse ve dahi Muz Cumhuriyeti olmadığımıza göre, tarihinde Emperyal geleneği olan, güçlü bir devletin yetiştirmiş olduğu bu siyasi kadrolarına inanmak icap eder. İnandık ve iman getirdik. Gerek muhalefete ve gerekse de İktidara hak veriyoruz. Doğru söylüyorlar. Bu ülkenin Parlamentosunda bulunan Muhalefet partileri ve İktidar partisi dahil olmak üzere Ülkeyi yöneten de , yönetmeye aday olan da  kendi CİDDİ BEYANLARI  ile ŞEREFSİZDİR. Yani en az yerine yenilerini yetiştirene kadar bir 40 yıl daha bu ŞEREFSİZLER  tarafından yönetilmeye MAHKÛMUZ.. Bunu protesto ediyorum…

2-    Bu duruma  aniden sürpriz bir şekilde ulaşmadık. Bu aşamaya gelene kadar geçtiğimiz her dönemeçte rahatsızlık duyup da her yemekten sonar seksen defa “Kahrolsun Emperyalizm” demekten başka bir şey yapmayan kendimi PROTESTO ediyorum.

3-    Her defasında Vatan-Millet Sakarya Nutukları atan, lafa gelince mangalda kül bırakmayan, kes yapıştırlarla günde seksen kez sinirlerimi tepeme çıkaran  ama şikayet ettiklerini eleştirmek, sesini duyurmak, protesto etmek adına oturdukları yerden kıçlarını kaldırmayan SİZLERİ PROTESTO ediyorum.

4-    Ak memesinden ak sütünü emdiğim ak saçlı anam benim. Beni yetiştirdin, bu vatana yolladın, “Sütüm sana helal etmem/ Saldırmazsan düşmana”diyerek. Artık en temel ve dahi geleneksel “VATANA ADAM YETİŞTİRME KURUMUMUZ” olan ANALIK müessesesi TV kanallarında, “Kim kimi şeeetti, Aydın’ın kuşu kime kaçtı? Kim karı arıyor? Kim koca arıyor” uyuşturmalarına kurban edildi. Hep birlikte geçtiniz TV karşısına size ne verilirse yutuyorsunuz. Ömrünüzü TV dizilerine göre zamanladınız. Ondan sonra da “Bu kadına şiddet nereden geliyor” teraneleri ile Feodalizmin nasıl yenilebileceğine dair derin hocalarımızın vaazları ile yatıp kalkıyorsunuz . Sizler için yürüyorum.

5-    Her eline kalemi alan ilk cümlesine “EY VATANDAŞ” diye başlıyor. Ben de öyle yapayım.

“EY VATANDAŞ!”

Öyle bir hale geldin ki bugün öteki, yarın beriki oluyorsun. Senin için artık yaşamın tek başarı kriteri PARA  oldu. Üç kuruş için satmadığın hiçbir kutsalın kalmadı. Günün birinde talih kuşu senin de kapını çalacak beklentisi ile elinde tuzluk her “Hıyarım yeşil” diyenin peşinden koşturuyorsun. Güneydoğu’da  yemeye ekmek bulamadığın için DAĞA ÇIKIYORMUŞsun. Yani yemek için tanesi bir liradan ekmek bulamıyorsun  ama kendi vatandaşının, kardeşinin üzerine atacak tanesi 20.000 Amerikan Dolarından BOMBA bulabiliyorsun. Ve dahi sormuyorsun. “Bana bir liralık ekmeği reva görmeyenler 20.000 dolarlık bombayı neden reva görüyorlar?» diye…  Senin için YÜRÜYORUM.

6-    Dünya yeni bir savaşa doğru sürükleniyor. Bu savaş başka savaş. Bu savaşı biz istemedik. Ama yöneticilerimiz sayesinde yavaş yavaş bu savaşın içine sürükleniyoruz. Ülkemiz yıllardır “İhracata dayalı, dışa açık kalkınma modeli”ni benimsedi. Soros’un deyimi ile de en iyi ihraç ürünümüz “ASKERİMİZ”. Bizden beklenen şey de en iyi ihraç ürünümüzü bir an evvel piyasaya sürmek. Yeni dünya düzeni bu şekilde küreselleşiyor.

Simdi sizlere soruyorum:

Seçtiğimiz yöneticilerimizden bize bir savaş versinler diye bir talepte mi bulunduk?

Tarih, bir emperyalist gücün desteği ve teşviki ile “bir koyup üç almak” maksadı ile savaşa giren ve bir başka ülkeye saldıran bazı  örnekler vermiş. Bunlardan biri de YUNANİSTAN. İtilaf devletlerinin desteğinde girdikleri ANADOLU’DAN denize dökülerek çıktılar. Büyük ERMENİSTAN hayalleri içinde sarhoş olan ERMENİ çetecilere düşen ise SOVYETLER’in desteğinde bir parça toprak oldu.

Bu dersi unutmayın. Bizi bugün “bir koyup üç alacaksınız” diyerek komşularımızın üzerine saldırtmaya çalışan EMPERYALİST DEVLET, bu savaştan sadece kendi payını alıp bizi savaştığımız dostlarımızla baş başa bırakacaktır. İŞTE bunun kanıtı MİLLİ KURTULUŞ SAVAŞIMIZDIR.

Kısaca anlatmak gerekir ise, yöneticilerimiz bu savaşa dur demek niyetinde değiller. Peki ya diğer siyasetçilerimiz? Onlar hakeza. Onların ağzından da  henüz bu savaşın kuramcılarına karşı  kötü bir söz duymadık henüz.

Yıllardır ezberledik. Ülkemizde bir gizli yapılanma var. GLADIO, ya da KONTR GERİLLA. Simdi bunu bize en kutsal değerlerimiz ile birlikte sunuyorlar. Yeni adi ERGENEKON. İddia ediyorlar. Bu tür örgütlerin patronu NATO imiş. (günaydın)  Kısaca NATO’ya bağlı PARAMİLİTER ÖRGÜTLER olarak tanımlanıyor bu teröristler. Özellikle PKK terör örgütü. Peki, PKK ya karşıyız. Bu doğru. Ya Bu tür terör örgütlerinin patronuna? Ona da karşı mıyız? NATO’YA karşı mıyız? Ben bu adamların ağzından böyle bir şey duymadım. Siz duydunuz mu? Sanmıyorum. Bir DERİN DEVLET’ten bahsediliyor. Yani simdi bunca derinliğin patronu PKK mi? Hepsi bu tur terör örgütlerinin birer maşa  olduğu kanısında. Bunu ballandıra ballandıra bizlere TV kanallarında anlatıyorlar ama kimse asıl patrona ses çıkarmıyor. Yani mantık basit:

PATRON PATRONDUR. SİZ DE UYANIK OLUN PATRONUN MAŞALARINA KARŞI SAVAŞIN. PATRON SİZE AKIL VERDİ FİKİR VERDİ. SİLAH DA VERDİ. SATIN ALIN VE SAVAŞIN.

Kısaca ne muhalefet partilerimizin ne de İktidardaki yöneticilerimizin NATO ve benzeri uluslararası kuruluşlara ve savaş organizatörlerine karşı bir söz söyleme şansları yok.

yıllardır başımıza gelen her yönetici “Milli İrade “ diye diye şeetmedik yasa bırakmadı. Bütün yasalarımız “Devletin gayri-resmi hale dönüşmesi” için değiştirildikçe değiştiriliyor. Artık Hangi yasa ne maksatlı çıktı diye takip etme şansımız bile yok. Her gün bir başka sürprizle karsılaşmamız ve karsılaştığımızda da “Haaaa böyle miymiş” diye boyun bükmemiz vakayı adiyeden.

KISACA BU VATANIN BİR SAHİBİ VAR. BU VATANIN SAHİBİ TÜRKİYE CUMHURİYETİ VATANDAŞIDIR. EY ORADAKİLER SİZLER SADECE VEKİLLERSİNİZ. BİZ SİZE BU ÜLKEYİ ONA BUNA PEŞKEŞ ÇEKESİNİZ DİYE VEKALET VERMİYORUZ, VERMEDİK.

Türkiye Cumhuriyeti’nin Büyük Meclisi’ne geldiğiniz gün ettiğiniz yemine sadık kalacaksanız adam gibi kalın. Ama kalmayacaksanız bize yutturmaya kalkmayın. Bunları yutmadık. Yutmayacağız. Yuttuğumuzu da sanmayın demek için YÜRÜYORUM.

SON BİR NOT:

Yukarıda bahsettim. Sırtımdaki çantanın ağırlığı yaklaşık 23 kg. Bu ağırlık gıda ihtiyacıma göre zaman zaman artıyor, zaman zaman da azalıyor. Bu olcu hiçbir ücret talebi olmadan, sadece namus borcudur deyip vatan hizmetine başlayan, başladığında ettiği namus ve şeref yeminine sonuna kadar bağlı kalan ve bu uğurda ölümü göze alan ve dahi şehit olan, vatanı korumak ve kollamak uğruna   günlerce, aylarca dağlarda dolasan MEHMETÇİĞİN sırtında taşıdığı  teçhizatın ağırlığına denktir. Dünya savaşına son veren bir kanlı savaş sonucu “EMPERYALİZMİN ORDULARINI VE UŞAKLARINI YENEN VE DENİZE DÖKEN İLK ORDU” dur MEHMETÇİK. Dünyaya “YURTTA SULH CİHANDA SULH” sloganını bahseden yüce önder Mustafa Kemal Atatürk ve onun devrimci ruhunu yüreğinde taşıyan tüm vatandaşlarımıza ve özel olarak da Mehmetçiğe adıyorum bu yürüyüşümü.

Yürüyüşüm boyunca internet iletişimi mümkün değil. Kazakistan Cumhuriyeti yüz ölçümü yaklaşık 3 milyon kilometre kare ve toplam nüfusu ise 14,5 milyon. Yani Türkiye ile kıyasladığınızda yerleşim oldukça seyrek. O nedenle internet iletişimi bulabileceğim mesafeler çok uzun. Bu mesafeler arasında sizlerle yazışma şansım yok. Ama yine de bir fırsat bulduğumda yazılarınızı cevaplayabilirim. Bundan sonraki ilk mesajlarım ancak yaklaşık 20 gün sonra elinize ulaşacak.

Bu arada bir web sayfası açtım. www.yurttasulhcihandasulh.org . henüz yeni. İLK mesajlarımı düzenli bir şekilde yerleştirmeye çalışacağım. Görüntü desteği su anda çok zayıf. Yalnız olduğum için kendi fotoğraflarımı çekme şansım pek yok. Belki ilerde bunu da gerçekleştirebilirim.

Bu yürüyüşüm Kazakistan televizyonları tarafından verildi. O nedenle Kazakistan sınırları içinde rahatım. Herkese Mustafa Kemal Atatürk’ü ve onun düşüncelerini anlatıyorum. Bazı bildirilerle mesajımı onlara ulaştırmaya çalışıyorum.

Bana destek olmak isteyen tüm dostlarıma da buradan bir çağrıda bulunmak istiyorum. Yukarıda adresini verdiğim web sayfasını facebook, twitter vb kanallar aracılığı ile geliştirin. Eleştirilerinizin hepsine şimdiden hak veriyorum. Benim daha iyisini yapma şansım ve zamanım yok. Özellikle “Hamili kart yakinimdir” duvarı açan Facebook uzmanı SK İstanbul üyelerine buradan duyuru. İŞTE size haber.

BATILISI- DOĞULUSU birçok yabancı devlet adamı ve düşünürün Mustafa Kemal için iddia ettiği şu sözü hepiniz ballandıra ballandıra anlatıyorsunuz.

“Dünyaya bin yılda bir dahi gelir. Maalesef bu bin yılda bu dahi Türklere kısmet oldu.”

Madem ki öyledir. Bu bin yılın bizlere ihsan ettiği su dahinin en azından bu politikasını destekleyin.

YURTTA SULH CİHANDA SULH.

Bizim ülkemiz şu anda sataşacak ülke aradığına göre ve de Dünya Barışının en azından kurallarına uymayı başarabilen Kazakistan Cumhuriyetinde yaşıyor olduğuma göre bu bulunmaz fırsatı değerlendirmek istedim. Avrasya’dan aldığım bu BARIŞ VE DOSTLUK rüzgarını gönlüme koydum. Ülkeme taşıyorum.

Bunu yaparken birçok engelle karsılaşacağımı biliyorum. Belki yakında YOU TUBE’den kasetler bile piyasaya çıkar. Hepsine hazırım. Gönlümü aklıma koydum ve yola çıktım.

Amacım YÜRÜMEK olmadığı için burada sizlere güzel yol hikayeleri yazamayacağım. Ama bu derleme yapmadığım anlamına gelmez. Arada bir bu hikayelerimden bazılarını sizlere gönderebilirim . Dediğim gibi fırsat buldukça. Döndüğümde sanırım bolca vaktim olacak. Yol ile ilgili hikayelerimi de o zaman yazarım.

Hepinize saygılar sunuyorum.

Barış içinde kalın.

Ali ÇÖMEZ - 01 Ekim 2011
http://www.yurttasulhcihandasulh.org/

***********************************************************************************************
ali_comez_6500km_yuruyus_nato_emperyalizme_karsi3

Tepkisizliğe En Büyük Tepki : Ali Çömez

Yaklaşık 10 ay önce Kazakistan’ ın Almatı Aladağlar’ ından Silivri’ ye kadar sürecek olan protesto yürüyüşüne başlayan 58 yaşındaki Ali Çömez , 7.000 kilometrelik yolda, ortalama 23 kg ağırlığındaki sırt çantasıyla beraber eylemini, ilk günkü kararlığıyla sürdürme gayretinde. Suçluyorum‘dan Furkan Uyar, Ali Çömez ile bu eyleme nasıl ve neden başladığı, neler yaşadığı ve genel olarak ülkenin durumu ve etrafında dönen olaylar hakkında konuştu. Çömez’ in eylemini yakından takip etmek için web sitesi www.yurttasulhcihandasulh.org u ziyaret edebilirsiniz.

Furkan Uyar: Merhaba Ali Bey öncelikle geçmiş olsun. Sıcak asfalt üzerinde yürümekten dolayı ayaklarınızla ilgili ufak bir sorun oluşmuş galiba, şu an durumunuz nasıl ?

Ali Çömez: Bahsedilen rahatsızlık önemli bir durum değil. Sadece basit bir su toplama. Sanırım birkaç gün içinde iyileşir. Şu anda ayaklarımı eşimin müşfik ellerine emanet ettim…

FU: Evden bakkala gitmeye üşendiğinizi ifade etmişsiniz. Peki böyle büyük çapta bir yürüyüş eylemi fikri nasıl ortaya çıktı? Sizi bu eyleme iten nedenler nelerdi?

AÇ: “Evden bakkala gitmek” ihtiyari bir eylemdir. Gitmezseniz en fazla o gün aç kalırsınız. Bu deyimi,öfkemin ve direncimin şiddetini açıklayabilmek için örnek olarak kullandım. Ben sıradan bir vatandaşım. Sıradan bir Türk vatandaşının onurlu ve özgür yaşamı için neleri yapacağına bir örnek olsun, bu örnekten de ülkemin düşmanları ve o düşmanlarla birlikte olmayı düşünen varsa haberi olsun… Kısaca burada dikkat çekmek istediğim konu yürümek ile tepki vermek arasındaki farktır. Düşmana karşı tepki göstermekihtiyari değildir. Bir vatandaşlık görevidir.

Bir diğer konu da “büyük çaplı eylem” tanımlaması. Bu büyük çaplı bir eylem değildir. Sadece basit ve kişisel bir eylemdir. Kişisel boyutları açısından ele alırsanız belki büyük görünüyor olabilir. Ama özellikle düşmanlara duyurum olsun. Bu sadece sıradan bir vatandaşın yapabileceği ve dahi yaptığı eylemdir. Tanrı sizi bu tür eylemlerin kitle tabanlı olanından korusun.

ali_comez_6500km_yuruyus_nato_emperyalizme_karsi4

Bu eylemimin adı üzerinde. “YURTTA SULH, CİHANDA SULH.” Dünya barışı adına yürüyorum. Dünya barışının önündeki en büyük engel emperyalizmdir. Bugünkü tanımlama ile terörist devlet ABD ve onun silahlı gücü NATO‘dur. Bu güce tapan yöneticiler şimdilik elde etmeye çalıştığı ikballerine kavuşmuş görünüyorlar. Ben bu satılık beyinlerin sonunun yakın olduğunu biliyor ve görüyorum. Ancak artıkemperyalist ülke de büyük bir yıkıma yaklaşmıştır. Kendisi yıkılmadan önce yapacağı en mantıklı ve en şayanı kabul eylem de , kendi felaketini geciktirebilmek adına kendisine biat eden ülkeleri yıkmak ve zaman kazanmak olacaktır. Bu amaçla öncelikli kurban bizim gibi ülkeler olacaktır. Bu da bizim ve mazlum ulusların felaketi olacaktır. Dünya ve insanlık adına yeni, ama telafisi zor bir yıkım olacaktır. Bu açık bir savaştır. Yıllar süren teknolojik hazırlık ve psikolojik birikim bu savaşın etkilerinin öncekilere oranla çok daha yıkıcı olacağının açık göstergesidir. Bu savaşa dur demek bütün insanlığın ortak görevidir. Ben şimdilik kendi adıma bu gelişmeye karşı duracağımı ifade ettim.

Şu farkla ki, ben ciddi bir insanım. Ben söylüyorsam, muhatabı dinliyordur. Ben fikirlerimi ve eleştirilerimi muhatabına ilettim. Safımı belli ettim. Şiş ve kebaplar yanmadan yapabileceklerimi örnek olarak göstermiş oldum. Bundan bir ders alıp da kendilerine çeki düzen verirlerse ne ala …

FU: Eyleminizi gerçekleştirirken geçtiğiniz yerlerde, örneğin Kazakistan, Rusya Federasyonu, Çeçenistan, İnguşetya, Dağıstan, Osetya gibi, bu bölgelerin ulusal yayın kanallarında, yazılı ve internet basınında yer alırken Türkiye Basını tarafından size yeterince yer verilmemesini neye bağlıyorsunuz? Bu durum yürüyüşünüzü olumsuz yönde etkiledi mi?

AÇ: Bu durum yürüyüşümü herhangi bir şekilde etkilememiştir. Bu yürüyüşe başlarken bu yönde bir beklentim olmadı. Ancak Türkiye’ye geldiğimde çok enteresan durumlarla karşılaştım. Benimle ropörtaj yapmak isteyen bazı merkez medya kuruluşları oldu. Ancak kendi ifadeleri ile böyle bir röportajın yayınlanamayacağının kuvvetle muhtemel olduğu anlaşıldı. Bu arkadaşlar bana çok enteresan geldi. Daha doğrusu peşin özürleri çok enteresan.

- Ali bey bu çok enteresan bir hikaye. Müthiş bir şey. Sizinle röpörtaj yapmak isteriz. Ama şunları biraz daha yumuşatarak söylemeniz mümkün mü? Biliyorsunuz bunu sizin tarzınızla yayınlamamız mümkün değil.
- Pardon benim sadece bana ait olan tek bir tarzım var. Ben borç senetlerinin altına da , aşk mektuplarımın altına da, iş kontratlarımın altına da aynı imzayı atarım. O imza tam 60 yıldır bana ait olan tek imza. Madem çok enteresan buyurun benim bu tarzımla yayınlayın. Madem yayınlayamayacaksınız neden vaktimi alıyorsunuz?
- Ama Ali bey biliyorsunuz biz bunu yayınlamaya kalksak işimizden oluruz.
- Yani siz şimdi yapmanız gereken ve dahi yapmayı çok istediğiniz bir şeyi ayda bilmem kaç para maaş alacaksınız diye yapmıyorsunuz. O zaman sizin bir fahişe den ne farkınız kalıyor? O başka bir tarafını siz de başka bir tarafınızı satıyorsunuz. Neden o kadına fahişe diyorsunuz? Ve siz ayda bilmem kaç para kazanacaksınız diye başkaları o paralardan mahrum kalıyor. Hatta daha da fazlası, soyguna ortak oluyorsunuz. Siz gerçek görevinizi yapmadığınız için soygun sürüyor. Ve siz de bunu bahane olarak milyon dolarlık işlerini yüzüstü bırakıp sırf safını belli etmek için yola çıkan bir adama söylüyorsunuz.

Sayın UYAR, bu gerçekten bana göre en çirkin davranış tarzı. Bir grup insan var. Bunlar aslında ne yapmaları gerektiğini biliyorlar. Ama sırf geçim derdi, hayat gailesi türü bahaneleri olduğu için bunları yapmıyorlar. Ya da yapabilecek olanların önünde engel oluyorlar. Böyle bir gerekçeyi nasıl kabul edebilirim? Düşünün bu bir toplumun hatta insanlığın hayatiyeti açısından en elzem davranış biçimi. Haber vermek. Yani bu adamlar bu haberleri verirse bütün sömürgenlerin canına ot tıkayacaklarının farkında. İnsanlık kurtulacak. Ama sırf kendileri, kendi yetenek, karakter ve becerilerinden ve adil bir dünyada adil şartlar altında bir değer ifade edip etmeyeceklerinden şüpheli oldukları için bunu yapmıyorlar. Sadece şimdilik önlerine atılan birkaç parça kemikle yetinmeyi marifet sayıyorlar.

Elbette bu yaratıkların bu eylemimi duyurmalarını beklemiyorum. Dediğim gibi ben bu yaratıkları yakından tanıyorum. Onların bu eylemimi vermemeleri bence benim açımdan çok daha olumlu. Bundan üzülmem. Aksine mutlu olurum. Ama her türlü saldırı ve engele rağmen verenler de veriyor işte. Örneğin sizin sayfalarınız. Örneğin ULUSAL KANAL ve AYDINLIK GAZETESİ .. Yöresel kanallardan Tokat Güneş TV ve bazı İnternet Medyası , Anka Ajansı, ve yerel bazı gazeteler bu eylemimi verdi. Bu da benim açımdan yeterli ve mutluluk verici bir tablo.

FU: Eyleminiz sırasında elbette ki zorluklar yaşamışsınızdır. Çünkü bu yürüyüş esnasında çöllerden, dağlardan geçtiniz. Aşırı sıcak ve soğukları yaşadınız. Ne gibi zorluklarla baş etmeye çalıştınız?

AÇ: Emin olun, mutlaka çok büyük zorluklar yaşamış olabilirim… Bunu ancak siz sorduğunuzda düşünüyorum. Aklıma binlerce olay geliyor. Bunu hiç anlatmaya çalışmadım. Anlatacağımı da sanmıyorum. Anlamanız çok zor. Bunun bir yolu var. Sadece bir geceliğine ıssız bir dağın başına çıkın ve orada yalnız kamp kurun. Sabaha beni telefonla arayıp neler hissettiğinizi anlatırsınız.
Bu durumun özeti şu: Ben dünyanın en tehlikeli organizasyonuna karşı , dünyanın en büyük terörist devletine karşı yürüyorum. ABD ve NATO ya karşı. Sanırım bu aralar en büyük zorluk bu tepkiyi gösteriyor olabilmek…

FU: Sitenizdeki yazılarınızdan anladığımız kadarıyla Rusya’da 22 gün sahte pasaport iddiasıyla hapis yatmışsınız. Bu süreçten bahseder misiniz?

AÇ: Bu 22 günün dışında yaklaşık 8-10 gün daha birkaç sefer bazı değişik yerlerde tutuklu kaldım. (Kazakistan’da) Ama bunlar kısaca ana nedeni rüşvet talebi olan tutukluluklar. Bir kuruş rüşvet vermedim. Bu nedenle tutuklanmayı göze aldım. Bu da yukarıda sorduğunuz zorluklara bir örnek diyelim…

FU: Zorlukların yanında elbette güzel anılar da yaşamışsınızdır. Bir kaç örnek verebilir misiniz?

AÇ: Bu eylemim esnasında karşılaştığım güzel anlar elbette var. Ancak ben böyle bir eylemi gerçekleştirmemin de bir yerde nedeni olan bir güzellikten kısaca bahsedeyim . Çok acıdır maalesef. Ülkemde belli bir ideolojinin tabanı da dahil birçok aklı evvel sırası geldiğinde bilmiş bilmiş palavra atarız;
- Türkün Türkten başka dostu yoktur azizim.

Bu tespitin ne kadar büyük bir palavra olduğunu, iki yüzlülük olduğunu bu eylemim esnasında bizzat yaşayarak gördüm. Türkiye’de yaşayan insanlarla aslında Avrasya Türk Toplulukları arasına kalın kocaman bir sınır çekmemiz gerekir.
Hemen baştan söyleyeyim. Evet…Avrasya Türk Toplulukları ve dahi Slav ırkı biz Türklerin gerçek dostu. Bu eylemim esnasında Türkiye dışında yaklaşık 4-5 bin kişi ile bire bir sohbet etme imkanı buldum. Eylemimin adını, amacını ve özel olarak da Mustafa Kemal ATATÜRK adını duyan herkes önümde temen eyledi. (Bu deyimin Türkçesi temenna… Diz çöküp saygı göstermek, bir çeşit reverans). Yani saygı Türkiye Cumhuriyetine, sırtımda taşıdığım Türk Bayrağına ve özellikle de Mustafa Kemal ATATÜRK’e. Ama maalesef kendi ülkemde ayni ilgi ve saygıyı kendi vatandaşlarımızdan göremedim. Biz kendi ülkemizde kendi önderlerimize onlar kadar saygı göstermiyoruz. Bayrağımıza karşı saygının seviyesini maalesef geçtiğimiz hafta bolca görmüş olduk. Buna rağmen yani Türkün Türkten başka dostu olmadığını iddia ettiğimiz halde hala daha ABD yi Stratejik Ortağımız, en büyük dostumuz olarak gören anlayış sizce saf ve dürüst bir insan tavrı mıdır?

bir_yuruyus_eyledim_almaati_istanbul_6500km

FU: Şu an Türkiye sınırları içerisindesiniz, tam olarak neredesiniz? Son durak olan Silivri’ ye ne zaman varmayı umuyorsunuz?

AÇ: Şu anda yaklaşık bir haftadır evde/İstanbul’dayım. Ayaklarımın üzerine henüz basamıyorum. Yürüyüşümün bundan sonraki bölümüne İstanbul’dan devam edeceğim. Silivri tutsak evinde bu yürüyüşüme son vereceğim. Bunun için 08 Ağustos 2012 tarihinde İstanbul’dan yola çıkacağım. Muhtemelen 11-12 Ağustos 2012 tarihinde Silivri’de olacağım.

FU: Protestonuzun amacına ulaştığını düşünüyor musunuz?

AÇ: Kesinlikle

FU: Sizi bundan sonra da bunun gibi sıra dışı eylemlerin içinde görebilecek miyiz? Bundan sonrasına ait planlarınız var mı ?

AÇ: Bu eylemin sıradışı olduğunu sanmıyorum. Ben vatandaşlık tepkimi gösterdim. Bu kerre aklıma böyle bir tepki göstermek geldi. Düşmanla savaşın sınırı zafer dir. Bu savaşı ben başlatmadım. Ama başlatanlarla başa çıkabileceğimden eminim…


FU: Size bu eyleminiz için teşekkürü bir borç biliriz ve yolunuzun geri kalan kısmında kolaylıklar dileriz. Umarım her şey istediğiniz gibi yolunda gider. Son olarak eklemek istedikleriniz veya sorular dışında söylemek istedikleriniz var mı?

AÇ: Ben de ilginize ve duyarlılığınıza teşekkür ediyorum. Bu fırsattan yararlanarak bir kez daha yinelemek istiyorum:
Kendini Türk vatandaşı kabul eden herkese çağrıdır bu. Ülkemizde açık bir işgal eylemi var. Düşman bütün kalelerimizi kendi emelleri ile uyum içinde olan yerli memurları vasıtası ile zapt etmiştir. Parlamentomuzda bu işgale yol açacak her türlü yasal düzenleme vekillerimiz olduklarını iddia eden aymazlar vasıtası ile gerçekleştirilmektedir. Bu gidişe dur diyecek bir yasal muhalefet organizasyonu (siyasi parti, sendika, dernek vb) kalmamıştır.

Siyasi yöneticilerimiz olduklarını iddia eden bir takım uzaylı zevat her geçen gün ülkemizi parsel parsel düşmanlara peşkeş çekmektedir. Hiçbir siyasi ve fiziki savunma örgütümüze güven kalmamıştır. Bütün komşularımızla neredeyse savaş halindeyiz ve atacağımız her adım artık bizlere yeni bir düşman kazandırmaktan öteye gitmemektedir.

Mevcut durumda (eğer Terörist Devlet ABD’nin şimdilik güvenilir bir memuru değil iseniz) bir canlının yapabileceği iki şey var: Ya ABD’nin kölesi olmak ya da insan gibi yaşamak. İnsan olmak için ise yapılacak tek şey var. İnsanca tepki göstermek. Terörist devlet ABD’ye ve onun silahlı karanlık örgütü NATO’ya karşı, ulus devletin, cumhuriyetimizin dostlarını ve savunucularını zindanlarda çürütmeye kararlı özel ABD mahkemelerine karşı tepki gösterin. Tepki gösterenlere katılın. Sizleri 8 Ağustos’ta eylemime katılmaya davet ediyorum. Buyurun Silivri’ye birlikte yürüyelim. Nereden isterseniz oradan başlayın. Silivri’de görüşürüz.

Suçluyorum okurlarına ve sizlere selam ve sevgilerimi sunuyorum.

http://sucluyorum.com/tepkisizlige-en-buyuk-tepki-ali-comez-roportaj/

Son Yazılar