Yaşamınız ve Enerji

Bu durumda en çok mağdur olan ben değil miyim? Benim yaşam mücadelem nasıl olur da gezegene onarılmaz tahribatlar verebilir? Siz değil misiniz denize sigara izmaritinizi bile atmayan? (diye bitirmiştim son yazımı)

"Çevreci" dediğimiz sivi toplum kurumlarından birine üye bile olabilirsiniz.Ancak siz her ne kadar sağlığınızı korumak için gıdalarınızı organik ürün pazarından da alsanız, ekmeğinizi tam buğday unundan ekmek makinanızda da yapsanız; tüm olarak yaşamınızı doğayı kazanç hırsı ile yok eden bir sisteme entegre etmiş bulunuyorsunuz.

Yüzünüzü yıkadığınız su bile en mükemmel arıtma sistemlerinden geçtikten sonra doğaya verilse bile o arıtma sisteminin yılda binlerce milyonlarca kilowat enerji tüketen bir enerji canavarı olduğunu ve o enerjinin de yılda milyonlarca ton doğalgaz veya kömür tüketilerek elde edildiğini; yakılan karbonun da karbondioksit olarak atmosferde küresel ısınmaya neden olduğunu düşündünüz mü?

Belki kullandığınız arabanız ileri teknoloji sayesinde çok az yakıt tüketmekte ve atık gazlarını katolizör ile yeniden yakarak çok az zehirli gaz salmakta ama yine de karbon çağında dünya atmosferinden arınarak toprak altına girmiş hidrokarbonları yakarak atmosfere sera gazları verdiğinden şüpheniz olmasın.

Bir de şunu düşünün. Acaba çalıştığınız iş yerinde işi hızlandırmak için önerdiğiniz makinanın değeri ve kullanım gideri işi hızlandırmak ile yaptığınız tasarrufun 3 katı ise patronunuz bunu nasıl karşılar? size bunun verimli olmadığını söyler değil mi?...

Peki o halde aynı mantıkla ortalama 300-400 kg ağırlığı taşımak için kullanılan makinanın kendi ağırlığı en az 1200kg ise; sizce bu makina verimli bir makina mıdır? Cevabınız elbette hayır olacaktır.

Peki size soruyorum. Ya kullandığınız otomobil? Size onun ne kadar verimli ve bir teknoloji harikası olduğu öğretilmedi mi? Hatta ne kadar tasarruflu olduğu ne kadar ileri teknolojiye sahip bir motoru olduğu az yakıt tükettiği vs vs Çevre dostu olduğu...Sizce burada bir mantık hatası yok mu?. Bir de onun üretiminde kullanılan enerji? demiri alüminyumu açığa çıkarmak için kullanılan karbon? Ben de seviyor ve beğeniyorum her biri mükemmel bir tasarım harikası olan otomobilleri.Ama lütfen bu yalanları bilerek dinleyelim.

Sonuçta her biri dünya ekonomisini elinde tutan enerji tekellerine hizmet için üretilen birer araç ve bu araçlar bizden daha çok onlara hizmet ediyor.

Bırakalım arabamızı evdeki yaşamımıza göz atalım. Bu sabah kalktınız işinize gitmeden önce eşinizin bir gün önce yıkayıp, kurutup, ütüleyip dolabınıza astığı gömleklerinizden birini aldınız. Yalnızca o gömleğinizi ütülemek için 750 wattlık bir ütü en az 5 dakika çalıştı. Akşam işyerinizin bir yemeğine gideceksiniz. Yılbaşı eğlencesinde üzerine kahve dökülen takım elbisenizi üzerindeki temizleme talimatına göre kuru temizlemeye vermiş böyle bir gün için hazır tutuyordunuz.

Peki biliyormusunuz kuru temizlemede kullanılan çözücüler doğaya ne kadar zarar veriyor?

O halde neden imalatçılar suyla yıkanabilen giysiler üretmiyorlar?

Teknoloji mi yetersiz?

Sabah kahvaltınızda ekmek makinanızdan çıkan taze ekmeğin pişmesi için gereken, evinizin temizliği için elektrikli süpürgenizin, çamaşır makinanızın, yumurta pişirme, yoğurt yapma makinalarınızın wattlarını düşünün.

Sütünüz bile önce enerji verilerek ısıtılıp pasörize ediliyor, sonra enerji harcanıp şoklanarak soğutuluyor, enerji harcanarak imal edilmiş kutulara konuyor, marketinize kadar enerji harcanarak getiriliyor, siz yine onu enerji harcayarak ısıtıp yoğurt yapıyorsunuz, yoğurt haline gelen sütünüz tekrar buzdolabınıza girerek siz tüketene kadar enerji harcamaya devam ediyor. Acaba ne kadar kilowatt harcandı yediğiniz patlıcan kızartmasının üzerindeki yoğurt için?

Size ne pastörize edilmemiş süt içmenizi, ne ütüsüz gömlek giymenizi, ne de otomobil kullanmamanızı, öneriyorum. Yalnızca sistemdeki bir yanlışı ortaya koymaya çalışıyorum...

Kim kazanıyor? enerji üreticileri.

Kim kaybediyor? dünya ve doğası, (bir de faturaları ödeyen bütçeniz.)

Bir insan yaşamı, bu kadar dünya kaynağını yok etmeye mal olmamalı...


Sühan YÜKSEKIŞIK - 25 Temmuz 2009
http://suhanyuk.wordpress.com/

Son Yazılar