direnmezsen yasayamazsin225

İstanbul Sözleşmesinin feshindeki hukuk garabeti…

Son günlerde kamuoyu gündemine sokulan ve özellikle kadınlarımızın büyük tepkisine yolaçan,

Cumhurbaşkanı’nın 19 Mart 2021 tarih ve 3718 sayılı Kararı ile İstanbul Sözleşmesi’nin iptal edilmesi, hukukçular arasında yöntem tartışmasına neden oldu.

Bilindiği üzere bütün uluslararası veya ikili anlaşmalar gibi İstanbul Sözleşmesi de, Anayasanın 90. Maddesi birinci fıkrası[[1]] uyarınca TBMM tarafından çıkarılan 6251 sayılı “Kadınlara Yönelik Şiddet Ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi Ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun” 24.11.2011 tarihinde TBMM’nde kabul edilerek 29.11.2011 tarih ve 28127 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanmıştır.

Anayasanın 90. Maddesinin son fıkrasına göre ise TBMM tarafından onay kanunu çıkartılan uluslararası anlaşmalar “usulüne göre yürürlüğe konulunca kanun hükmündedir.[[2]]

İstanbul Sözleşmesinin feshedilmesi hakkındaki 19 Mart 2021 tarih ve 3718 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı’nda:

Türkiye Cumhuriyeti adına 11/5/2011 tarihinde imzalanan ve 10/2/2012 tarihli ve 2012/2816 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile onaylanan “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi”nin Türkiye Cumhuriyeti bakımından feshedilmesine, 9 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 3 üncü maddesi gereğince karar verilmiştir.

denmektedir.

BU yapılan işlem hakkında hukukçular arasında başlıca iki görüş öne sürülmüştür:

Birinci görüşe göre; Anayasanın 90. Maddesinin son fıkrasına göre TBMM’nde onaylanmış olan İstanbul Sözleşmesi kanun hükmünde olduğundan “Cumhurbaşkanı Kararı” ile feshedilemez, fesih işlemi ancak TBMM’nden çıkartılacak bir kanunla yapılmalıdır.

Diğer görüşe göre ise; Cumhurbaşkanlığı Kararı’nın iptali için Danıştay yetkilidir ve oraya dava açılmalıdır. Şekil açısından Cumhurbaşkanlığı Kararlarının 9/7/2018 tarihli ve 30473 sayılı Resmi Gazete’de (3. Mükerrer) yayınlanan 2/7/2018 tarih ve 703 sayılı KHK[[3]] ile Danıştay Kanunu’nun 24. maddesinde yapılan düzenleme çerçevesinde, Cumhurbaşkanınca çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnameleri dışındaki düzenleyici işlemlere (Kararlar dahil) karşı açılacak davaların Danıştay’da görüleceğine ilişkin hüküm yeralmıştır.

***

İstanbul Sözleşmesini fesheden Cumhurbaşkanlığı Kararı’nın yasal dayanağı olan “9 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi”nin[[4]] durumu da oldukça tartışmalıdır. Tam adı “Milletlerarası Andlaşmaların Onaylanmasına İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi” olan kararnamenin 3. Maddesinin 1. Fıkrasında “Milletlerarası andlaşmaların … hükümlerinin uygulanmasını durdurma ve sona erdirme Cumhurbaşkanı kararı ile olur.” denmektedir.

AKP Genel Sekreteri Fatih Şahin yaptığı açıklamada İstanbul Sözleşmesinin feshinin iç hukuk açısından ise “milletlerarası andlaşmaların uygulanmasının durdurulması ve bu andlaşmaların sona erdirilmesi yetkisi Cumhurbaşkanlığı'na tanınmıştır. 244 sayılı Kanuna göre, TBMM tarafından uygun bulma kanunu çıkarılması gerekenler dahil olmak üzere, andlaşmalar arasında herhangi bir ayrım yapılmaksızın andlaşmaların uygulanmasının durdurulması veya sona erdirilmesi konusunda Cumhurbaşkanlığı yetkilidir” diyerek kararın, uluslararası hukuka ve iç hukukumuza uygun" olduğunu açıklamıştır.[[5]]  

Gerçekten 15/7/2018 ve 304799 Sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 9 Sayılı Milletlerarası Andlaşmaların Onaylanmasına İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 8. Maddesinde 244 sayılı Kanuna atıf yapılmaktadır:

Atıflar

MADDE 8- (1) Diğer mevzuatta 31/5/1963 tarihli ve 244 sayılı Milletlerarası Andlaşmaların Yapılması, Yürürlüğü ve Yayınlanması ile Bazı Andlaşmaların Yapılması İçin Bakanlar Kuruluna Yetki Verilmesi Hakkında Kanunun yürürlükten kaldırılan hükümlerine ilişkin olarak anılan Kanuna yapılan atıflar, bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine yapılmış sayılır.

Bu 9 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin dayandığı 244 sayılı “Bazı Andlaşmaların Yapılması İçin Cumhurbaşkanına Yetki Verilmesi Hakkında Kanun”[[6]] ile ilgili olarak da yapılmış olan işlemlere bakmak gerekir.

Çünkü 31/5/1963 tarih ve 244 sayılı kanunun orijinal adı “Milletlerarası Andlaşmaların Yapılması, Yürürlüğü Ve Yayınlanması İle Bazı Andlaşmaların Yapılması İçin Bakanlar Kuruluna Yetki Verilmesi Hakkında Kanun”dur.[[7]] Bu kanunun adındaki “Bakanlar Kuruluna” yerine “Cumhurbaşkanına” yazılarak adı değiştirilmiş, 1, 2, 3, 4 ve 6. Maddeleri iptal edilmiştir.

244 sayılı kanundaki bu değişiklik nasıl yapılmıştır?

Bu değişiklik yukarıda belirtilen 703 sayılı KHK’nin 181. Maddesi ile yapılmıştır.

Kanun Hükmünde Kararname çıkarma yetkisini düzenleyen Anayasanın 91. Maddesi 16 Nisan 2017 tarihinde referandumla kabul edilen 6771 sayılı Kanun’la yapılan Anayasa değişiklikleri ile iptal edilmiş, ancak 6771 sayılı kanun ile Anayasaya yapılan EK-1 6771 Sayılı Kanun Gereğince Birlikte Yapılan Türkiye Büyük Millet Meclisi Ve Cumhurbaşkanlığı Seçimleri Sonucunda Cumhurbaşkanının Göreve Başladığı Tarihte Yürürlüğe Girecek Değişiklikler gereğince 24 Haziran 2018 tarihinde yapılan Cumhurbaşkanı ve Genel Seçimleri sonrasında Cumhurbaşkanı seçilen R.T. Erdoğan 9.7.2018’de and içmesinden sonra yürürlüğe girmiştir.

Diğer bir deyişle Anayasanın iptal edilen; Bakanlar Kuruluna Kanun Hükmünde Kararname Çıkarma Yetkisi tanıyan 91. Maddesi 9.7.2018 tarihine kadar yürürlükte kalmıştır. Aynı şekilde Anayasanın iptal edilen 109. Maddesindeki Bakanlar Kurulu da 9.7.2018 tarihine kadar görevde kalmıştır.

Cumhur İttifakı partilerinin oylarıyla TBMM’nde 10/5/2018 tarih ve 7142 sayılı 6771 Sayılı Kanunla Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Çeşitli Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Konusunda Yetki Kanunu kabul edilerek, Kanun Hükmünde Kararnameler ile kanunlarda değişiklik yapılması yetkisi görev süresi 9.7.2018’e kadar devam edecek olan Bakanlar Kuruluna verilmiş oldu.

Bu 7142 sayılı yetki kanununun tümünün veya bazı maddelerinin iptali için Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri Engin ALTAY, Özgür ÖZEL, Engin ÖZKOÇ ile birlikte 127 milletvekili tarafından Anayasa Mahkemesine “Tümünün esas bakımından anayasaya aykırılığı nedeniyle tümünün iptali, bu talebin kabul edilmemesi halinde ise sayılan bazı maddelerinin iptali” talebiyle dava açıldı. Açılan dava Anayasa Mahkemesinin 5/7/2018 Tarihli ve E: 2018/100, K:2018/79 Sayılı Kararı ile İPTAL İSTEMİ REDDEDİLDİ.[[8]]

Böylece 2/7/2018 tarih ve 703 sayılı KHK, halen yürürlükte olan 10/5/2018 tarih ve 7142 sayılı Yetki Kanununa dayanılarak çıkartılmıştır.

***

Özetle:

  • 16 Nisan 2017 tarihinde referandumla kabul edilen 6771 sayılı Kanun’la Anayasada önemli değişiklikler yapılmıştır.
  • Yapılan değişikliklerin bir kısmının yürürlük tarihi anayasanın bir numaralı eki (EK-1) ile 24 Haziran 2018 tarihinde yapılan Cumhurbaşkanı ve Genel Seçimleri sonrasında Cumhurbaşkanı seçilen R.T. Erdoğan 9/7/2018’de and içmesinden sonraya bırakılmıştır.
  • Cumhur İttifakı partilerinin oylarıyla TBMM’nde 10/5/2018 tarih ve 7142 sayılı yetki kanunu ile cumhurbaşkanına Kanun Hükmünde Kararname çıkarma yetkisi tanınmıştır.
  • CHP, 7142 sayılı yetki kanununun iptali için Anayasa Mahkemesine dava açmış ve başvuru 5/7/2018 tarihinde AYM tarafından reddedilmiştir.
  • Cumhurbaşkanının 9/7/2018 tarihinde and içmesi ile yürürlüğe girecek anayasa değişikliklerine kadar görevine devam eden Başbakan Binali Yıldırım başkanlığındaki Bakanlar Kurulu, 7142 sayılı yetki kanununa dayanarak, 2/7/2018 tarih ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname-KHK çıkarmıştır.
  • 703 sayılı KHK’nin 181. Maddesi ile milletlerarası andlaşmaların onay, fesih gibi işlemlerini düzenleyen 244 sayılı kanun değiştirilerek, yetki cumhurbaşkanına verilmiştir.
  • Cumhurbaşkanı değiştirilmiş 244 sayılı kanuna dayanarak, milletlerarası andlaşmaların onaylanmasına ilişkin usullerle ilgili 15/7/2018 tarih ve 9 sayılı kararname yayınlamıştır. Bu Kararname ile milletlerarası andlaşmalar ile ilgili yapılacak düzenlemelerin cumhurbaşkanı KARARI ile yapılacağı belirlenmiştir.
  • Cumhurbaşkanı 9 sayılı Kararnameye dayanarak, 19 Mart 2021 tarih ve 3718 sayılı Kararı ile İstanbul Sözleşmesi “Türkiye Cumhuriyeti bakımından feshedilmiştir.”

SONUÇ :

Yukarıda açıklanan anayasa referandumu ile kesinleştirilen anayasa değişikliklerinden itibaren İstanbul Sözleşmesinin feshine kadar geçen; kanun, kararname, karar süreci dikkate alınırsa, iktidar partisi “tek adam rejimi” kurabilmek için 1924, 1961 ve 1982 anayasalarımızca kurulmuş olan devlet düzenimizi değiştirmek için gayet bilinçli ve kapsamlı bir hazırlık yapmıştır. Bütün işlemler, amiyane tabirle ‘kitabına uydurulmuş’, herşey kanuna bağlanarak yapılmıştır.

Bütün bu sürecin temelinde 16 Nisan 2017 tarihinde yapılan anayasa değişikliği referandumu vardır. Hatırlanacağı üzere, referandum oylaması devam ederken Yüksek Seçim Kurulu bir ara karar alarak, Güneyanadolu bölgesindeki bazı illerde kullanılan, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı-AGİT temsilcilerinden derlenen bilgiler üzerine yapılan açıklamaya göre 2,5 milyon şaibeli (mühürsüz) oy kullanıldığı açıklanmıştır.[[9]]

CHP, HDP ve Vatan Partisi, YSK'nın referandum sürerken mühürsüz oyların geçerli sayılması yönünde karar almasına karşı çıkarak, 16 Nisan anayasa referandumunun "tam kanunsuzluk" nedeniyle iptal edilmesi talebinde bulunmuştur.

Ancak YSK bu talebi, "Tam kanunsuzluk koşulları oluşmamıştır. Sandık kurulunun hatasıyla seçmenin oyu yok sayılamaz" gerekçesini açıklayarak reddetmiştir.

Anayasanın 79. Maddesine göre “Yüksek Seçim Kurulunun kararları aleyhine başka bir mercie başvurulamaz.” hükmüne rağmen YSK’nın bu kararına karşı Anayasa Mahkemesine başvurulmalıydı. Böyle bir başvuru AYM tarafından büyük ihtimalle reddedilecekti ancak o durumda, olumlu veya olumsuz bir karar alınacak olsa bile, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi-AHİM’e başvuru yolu denenmeliydi.

Ne yapılmalı?

TBMM’nde temsil edilen veya Meclis dışı bütün siyasi partilerin ortaklaşa hareket edecekleri bir “Demokratik Cephe” kurularak, bu mücadeleye muhakkak surette bütün Demokratik Kitle Örgütlerinin katılımı da sağlanmalı ve siyasi faaliyet yaygın şekilde halkın arasında yapılmalıdır.

***

Yakın tarihten ders alınacak örnek:[[10]]

Başkanlık Anayasa değişikliğinin nereden alındığı konusunda en çarpıcı ipucu Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından verildi. Kendileri 31 Aralık 2015 akşamı Suudi Arabistan’dan dönüşünde Atatürk Havaalanında gazetecilere yaptığı açıklamalar arasında “üniter sistemli başkanlık için Hitler önderliğindeki Nazi Almanyası'nı örnek gösterdi. Erdoğan, "Üniter sistemli başkanlık baktığımızda var. Hitler Almanya’sına baktığımızda da bunu görürsünüz. Başka ülkelerde de görürsünüz." diye konuştu.[[11]]

Sayın Cumhurbaşkanı tarafından hatırlatılan Hitler Almanya’sındaki Başkanlık sistemi acaba nasıl kurulmuştu?

Birinci Dünya Savaşından mağlup çıkan Almanya’da 9 Kasım 1918-11 Şubat 1919 arasındaki Geçici Cumhuriyet Hükûmeti Başbakanı Philipp Scheidemann'ın 9 Kasım 1918 tarihinde cumhuriyetin kurulduğu ilan edilmiştir. Ocak 1919’daki seçimler sonucunda Weimar kentinde toplanan kurucu meclisin “Alman Ulusal Meclisi”nin hazırladığı 181 maddelik anayasa (uluslararası anayasa hukukunda Weimar Anayasası[[12]] olarak anılır) ilk cumhurbaşkanı Friedrich Ebert’in imzalamasıyla 11 Ağustos 1919’da kabul edilerek Almanya İmparatorluk’tan Cumhuriyet’e geçmiştir. Siyasi partiler faaliyete geçmiş, 6 Haziran 1920’de ilk seçimler yapılmış ve normal sosyal hayat başlamıştır.

Avusturya doğumlu Adolf Hitler 1919’da Alman İşçi Partisine (Deutsche Arbeiterpartei-DAP) üye olmuş, bu parti 1920’de Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisine (Nationalsozialistische Deutsche Arbeiterpartei-NSDAP) dönüşmüş ve Hitler 1921’de parti içinde darbe yaparak başkan olmuştur. Hitler’in Şansölye (başbakan) seçilmesi için önündeki engel, 1925’te Avusturya vatandaşlığından çıkan Hitler’in 1932’ye kadar vatansız statüde olmasıydı. Bu engeli kaldırmak adına, dönemin İçişleri Bakanı ve aynı zamanda Thule Cemiyeti’nin üyelerinden olan Bakan Dietrich Klagges tarafından 25 Şubat 1932’de Berlin’de bulunan Brunswick temsilciliğine atanarak[[13]] devlet memuru statüsü kazandı ve Alman vatandaşlığına geçti.

Adolf Hitler’in başkanı olduğu Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi 6 Kasım 1932’de yapılan seçimlerde % 33,1 oy alıp, 196 milletvekili kazanarak 1. parti olmuştur.

30 Ocak 1933’te Adolf Hitler Başbakan olmuştur.

27 Şubat 1933’de Alman Meclisi Reichstag yakılmıştır. Ertesi gün Hükümet Olağanüstü Hal ilan etmiştir. Sorumlular elbette komünistlerdi (?) ve SA’lar insan avı başlattılar. Gerçekte Reichstag’ın Hitler’in SA’ları tarafından yakıldığı Nürnberg Mahkemeleri tutanaklarında açıklanmıştır.

Fırsattan yararlanan Hitler, Olağanüstü Hal şartlarında Alman Ulusal Halk Partisi’nin (DNVP) desteğini alarak ülkeyi seçimlere götürmüş, kendi partisi NSDAP ve DNSP dışındaki partilerin seçim çalışmalarını durdurmuş, 5 Mart 1933 günü yapılan seçimlerde %44 oy almıştır. Hitler seçim kampanyası sırasında pekçok Alman sanayi, banka ve sigorta şirketlerinden[[14]] mali destek almıştır.[[15]]

Yeniden seçilmiş olan Hitler, 21 Mart 1933 tarihinde Postdam’daki Garnizon Kilisesi’nde düzenlenen bir törenle göreve başladı.

23 Mart 1933 tarihinde Meclise “Halk ve İmparatorluğun Sıkıntılarını Ortadan Kaldırmaya Yönelik Yasa” (Gesetz zur Behebung der Not von Volk und Reich) isimli bir “yetki kanunu” tasarısı sundu.[[16]]

Oylama günü SA’lar Meclise gelen Sosyal Demokrat milletvekillerini içeri sokmadılar. Zaten 81 komünist parlamenter de seçimlerden önce gözaltına alınmıştı.

24 Mart 1933’te Yetki Kanunu Teklifi 441 evet, 94 hayır oyu ile kabul edilerek, Reichstag’ın (Alman Meclisinin) tüm yetkilerini dört yıl süre ile (1 Nisan 1937’ye kadar) Kabineye, dolayısıyla Başbakan Hitler’e devrediliyor ve Meclisin çalışmalarına bu süre için ara veriliyordu.

Bu beş (5) maddelik Yetki Kanunu ile Anayasa değişikliği yapılmış;

  • 1. Maddesi ile Weimar anayasasının 88-2. ve 87. maddelerindeki Parlamentoya ait “Bütçe” yapma yetkisi Hükümete devredilmiştir.
  • 2. Madde ile Hükümetin yayınlayacağı kanunların anayasadan sapsa bile Parlamento kurumlarını etkilemeyeceği, cumhurbaşkanının haklarının saklı olduğu belirtilmiştir.
  • 3. Madde ile Hükümetin çıkarttığı kanunların resmi gazetede yayınlandığında yürürlüğe gireceği, anayasanın 68-77. maddelerinin uygulanmayacaktır.
  • 4- Hükümetin yabancı devletlerle yapacağı uluslararası andlaşmalar için Parlamento onayı gerektirmez ve Hükümet bu andlaşmaların uygulanması için gerekli yasal düzenlemeleri yapar.
  • 5- madde ile bu kanun yayım tarihinde yürürlüğe girer, Hükümet başka bir yasa yapınca veya 1 Nisan 1937’de sonlanır.

23 Mart 1933’te Yetki Kanununun kabulüyle Reichstag’ın (Alman Meclisinin) tüm yetkilerini dört (4) yıl süre ile Hükümete, dolayısıyla Başbakan Hitler’e devrediliyor ve Meclisin çalışmalarına bu süre için ara veriliyordu. Yetki Yasası 1937 ve 1941’de yenilendi, 1945 yılına kadar Parlamento 12 yıl kapandı.

Adolf Hitler ülkeyi Olağanüstü Hal Kararnameleriyle yönetmeye, devleti kendisine göre şekillendirmeye başladı. Alman Ordusunda tasfiyeler yaparak, komutanlıklara Nazileri getirmeye başladı.

2 Ağustos 1934’te Cumhurbaşkanı Paul von Hindenburg vefat etmiş, bunun üzerine Hitler Cumhurbaşkanlığı makamını da üstlenmiştir.

Onun Cumhurbaşkanlığı makamına yükselişi hakkındaki Anayasa Değişikliği Kanununun (Gesetz über das Staatsoberhaupt des Deutschen Reichs) halkın onayına sunulması için 19 Ağustos 1934 tarihinde bir referandum düzenlenmiş (Volksabstimmung über das Staatsoberhaupt des Deutschen Reichs) ve Referandumun sonucunda % 89,93 “evet” oyu çıkarak Hitler’in Cumhurbaşkanı olmasına, bununla birlikte Başbakanlık görevini de sürdürmesine halk tarafından onay verilmiş ve FÜHRER ilan edilmiştir.

Böylece Reichstag’da Nasyonal Sosyalist Partinin çoğunlukta olması, cumhurbaşkanlığı ile başbakanlığın tek elde bütünleşmesi ile bütün yasama ve yürütme yetkisi Hitler’in elinde toplandığından, Cumhuriyet fiilen ve hukuken ortadan kalkmış ve Hitler Weimar Anayasasının cumhurbaşkanına verdiği bütün yetkileri sonuna kadar kullanmıştır.

Hitler anayasasının özellikle 46, 47 ve 48. Maddelerindeki yetkileri öncelikle kullanmıştır.[[17]];

  • 46. maddesi ile verilen, “bütün Üst Kademe Kamu Yöneticileri (Beamte) ve memurların atanması ve azledilmesi” yetkisini kullanarak devlet kadrolarını kendisine biat edenlerle doldurdu.

-   47. maddeye göre Alman silahlı kuvvetlerinin tam yetkili başkomutanı oldu.

-   48. Madde ile devletin yükümlülüklerine yerine getiremediği veya kamu güvenliğinin tehlikeye düştüğü hallerde Silahlı Kuvvetleri kullanma yetkisini fütursuzca ve sonuna kadar kullandı.

Orduyu halkın muhalif kesiminin üzerine sürerek, faşist Almanya diktatörlüğünü kurdu.

Milli Merkez Genel Sekreteri

Haluk DURAL – 25 Mart 2021

Kaynaklar :

[[1]] : Anayasa Madde 90, “Türkiye Cumhuriyeti adına yabancı devletlerle ve milletlerarası kuruluşlarla yapılacak andlaşmaların onaylanması, Türkiye Büyük Millet Meclisinin onaylamayı bir kanunla uygun bulmasına bağlıdır.”

[[2]] : Anayasa Madde 90, “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 7/5/2004-5170/7 md.) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.”

[[3]] : 703 Sayılı KHK: Anayasada Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, https:// www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2018/07/20180709M3.htm

[[4]] : https://www. mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/19.5.9.pdf

[[5]] : https://www.dunya.com/gundem/ak-partiden-istanbul-sozlesmesi-aciklamasi-haberi-615116

[[6]] : https://www. mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.244.pdf

[[7]] : http://www. tbmm.gov.tr/genser/kanun1.html

[[8]] : https://www.memurlar.net/haber/769593/aym-7142-sayili-yetki-kanunun-iptal-istemini-karara-bagladi.html

[[9]] : https://gazetekarinca.com/2017/04/kac-muhursuz-oy-gecerli-sayildi/

[[10]] : Haluk Dural, Başkanlık Sistemi Diktatörlüktür…2, 2/4/2017, https://www.dunya48.com/haluk-dural/29826-haluk-dural-baskanlik-sistemi-diktatorluktur-2

[[11]] : https://onedio.com/haber/erdogan-hitler-almanyasi-nda-da-uniter-baskanlik-vardi--651138

[[12]] : http:// www.zum.de/psm/weimar/weimar_vve.phphttp://www.zum.de/psm/weimar/weimar_vve.php

[[13]] : http:// en.wikipedia.org/wiki/Dietrich_Klagges#Naturalizing_Adolf_Hitler

[[14]] : https:// thehakikat.wordpress.com/2012/10/04/2-dunya-savasi-arkasindaki-gizli-parmaklar/

[[15]] : https://tr.wikipedia.org/wiki/Adolf_Hitler#cite_note-2

[[16]] : https://en.wikipedia.org/wiki/Enabling_Act_of_1933#cite_note-3

[[17]] : Article 46: The Reich President appoints and discharges Reich Beamte (imparatorluk yüksek kamu görevlileri) and officers (memurlar), unless specified otherwise by Reich law. He may have other administrations take charge of

Article 47: The Reich President has the supreme command over the armed forces, in their entirety.

Article 48: If a state (8) does not fulfill the obligations laid upon it by the Reich constitution or the Reich laws, the Reich President may use armed force to cause it to oblige. In case public safety is seriously threatened or disturbed, the Reich President may take the measures necessary to reestablish law and order, if necessary using armed force. In the pursuit of this aim he may suspend the civil rights described in articles 114, 115, 117, 118, 123, 124 and 154, partially or entirely.

The Reich President has to inform Reichstag immediately about all measures undertaken which are based on paragraphs 1 and 2 of this article. The measures have to be suspended immediately if Reichstag demands so.

If danger is imminent, the state government may, for their specific territory, implement steps as described in paragraph 2. These steps have to be suspended if so demanded by the Reich President or the Reichstag. Further details are provided by Reich law.