yucel feyzioglu2 1 

Yücel Feyzioğlu İle Türk Masalları Dünyasına Bir Gezi!

Kaşgarlı Mahmud’dan beri kendi alanında yapılmış ilk çalışma!

Öndeyiş..

Yücel Feyzioğlu, 40 yıl boyunca Altaylardan Alplere, Urallardan Uygurlara, Irak -Kerkük’ten Avrupa içlerine, Türk Yurtlarından  Mezopotamya’ya, Türk Dünyası Kültür Coğrafyasından 2000’den fazla masal derledi.  En ünlü ve etkili olanları seçti, tasnif etti, çağdaş psikolojinin/duygu-düşünce bilim (GA) gereksinimlerini dikkate alarak yüzlercesini yeniden yazdı. Bunları 32 kitapta yayımladı. Türk masalları, binlerce yılda yaratılmış,  denenmiş, dildendile aktarılmış, “Çocuk Edebiyatı - Aile Edebiyatı” içerikli masal klasiklerimizdir. Son yüz yılda Emperyalist ülkelerin kültürel yayılmacılığı karşısında bu masalların hemen hepsi unutulurken, Yücel Feyzioğlu’nun bunları derleyip yayınlayarak gün yüzüne çıkardı.  Binlerce yıllık bellek kaybının önüne geçmiş oldu. Okullar, aileler ve öğretmenler tarafından büyük bir ilgi ile karşılandı. Çalışmaları önemli bir etki yarattı, yazar birçok ödül aldı.

Son Söyleşide Kaldığımız Yerden...

Her yıl birkaç kez görüşüp, edebiyat konuştuğumuz yazarla, son söyleşimizin üzerinden dört-beş yıl geçmiş. Yazı, Aydınlık’ta 20 temmuz 2011’de ‘Masal Çocuklar İçin Süt Kadar Değerli’ başlığı ile yayınlandı. O tarihte Yücel Feyzioğlu: ‘‘Çocuk Vakfı bir araştırma yapmış. Türk çocukları %83 oranında batı masallarıyla büyüyor.’’  Bunu duyunca ben de Almanya, Fransa, Hollanda yayıncılar birliğine sordum. ‘‘Sizde çocuklara sunulan yabancı edebiyat oranı ne kadardır?’’ Birinde %25, birinde %24, Hollanda’da ise %26. Varın etkiyi siz hesap edin! diyerek bitirmişti söyleşimizi...

İnsanlık Bir Anlamda Kadının Eseri, Anaların Eseridir!

Türkler binlerce yıllık kültür varlığı ve birikimi olan bir toplum.  Türk ismi ve kimliği, tarihi ve kültürel olguların varlığına karşın, bugün oldu bittilerle ‘Anayasa’nın dışına sürülmek isteniyor. Elbette Emperyal rüzgarlarla ve bu esintilere boyun eğenlerin marifetiyle. Bir de bu cerayanı gögüsleyecek Cumhuriyetçi, Atatürkçü, Halkçı bir birikim var... İnsanoğlu binlerce yıldır Anaların kuçağında doğdu, Anaların kuçağında büyüdü. . İnsanlık bir anlamda kadının eseri, anaların eseridir. Bizim kültür geleneklerinde Ninniler... Ağıtlar...Türküler... Tekerlemeler... Maniler... Masallar...Destanlar...var. Dili, duyguları, geleneği; sevgiyle bu kültürü önce anne veriyor. Çocukluktan ergenliğe doğru insanın yaşam serüveni başlıyor...

yucel feyzioglu1

Bu düşüncelerle Yücel Feyzioğlu’yla Türk Masalları üzerine söyleşiye başlıyoruz.

Gürler AKDORA >>> Sayın Yücel Feyzioğlu, masal dünyamıza Türk Dünyasından çocuk masalları ile girdiniz. Hangi ülkelerin masallarını yazdınız? Çocuklara neler anlatıyorsunuz?

Yücel FEYZİOĞLU >>> 1975 yılında Anadolu masallarını yakınlarımdan derleyerek başladım, 1982 yılında da Sovyetler Birliği’ne gittim. Türk topluluklarının büyük kesimi orada, Çin ve Avrupa ülkelerinde yaşıyorlardı. Altaylar, Anadolu, Azerbaycan, Gagavuzya, Tataristan, Dağıstan, Kazakistan, Kırgızistan, Kosova, Özbekistan, Yakutistan, Türkmenistan, Uygurlar, Çuvaşistan, Kıpçak, Hakas, Tuva, Kerkük-İran Türkmenleri, Başkurdistan, Makedonya, Nogay, Karay ve Kumuklardan halk hikâyeleri ve masallar. Birçok ülkeye gittim, gidemediklerimin masallarını Türkoloji merkezlerinde buldum: Moskova ve Mainz gibi... Son 50 yılda da Batı Avrupa içlerine kadar yayılan Türkler, yayılırken kendi kültürlerini götürdüler. Ben de bunu gözleyen ve ilk keşfedenlerden biri oldum. “Keloğlan ile Kartal Abi” bu göçün macerasıdır: Keloğlan anası ile bir köyde yaşar, yıllardır çok uzaklara göçen babasını özler. Eşeği ile oralara ulaşamayacaktır. O da eşeğini köyde bırakıp Kartal Abi ile yola çıkar. Babasını bulacak mı, başından neler geçecek, maceralı yolculuk başlamıştır...

Çocuklara anlatmak istediğime gelince; binlerce yıldan beri halkımız anlatmış zaten. Bir halkın tarihi, anadilinin incelikleri ve renkleri, düşünce zenginliği, geleneği, göreneği, inancı, duygu ve davranış biçimleri, terbiye ve edebi bu masalların içinde anlatılmış. Ben bir elçi olarak o anlatılanlar unutulmasın diye onları derleyip çağdaş psikolojinin/ duygu-düşünce bilimin ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde hepsini yeniden yazdım. Şimdi çocuklarımız, aileleri ve öğretmenler memnuniyetle bu masalları okuyorlar. Okullara gittiğimde yüzlerce soruyla karşıma çıkıyor, beni terletiyorlar...

yucel feyzioglu2

Gürler AKDORA >>> Çağdaş duygu-düşünce bilim/psikolojinin hangi gereksinimlerini karşılamış oldunuz bu masallarla?

Yücel FEYZİOĞLU >>> Kapsamlı bir konu ama birkaç örnekle açabiliriz: Geleneksel masal çoğu kez sorunu çözmek için masal kahramanına kaba kuvvet kullandırır, kan döktürür, kahraman olarak sılaya gönderir. Geçmişte gerekliydi, ama bu çağın gereksimi bu değil. Yazar o kahramanı, o mekanı, o olayı alır ama kaba kuvvetin yerine aklı koyar, diyaloğu, uzlaşıyı koyar, okurun zihinsel gelişmesine katkıda bulunur. Kaçınılmaz olduğu zaman kuvvet devreye girebilir, bu, bazı eğitimcilerin sandığı gibi zararlı da değil, gereklidir. Yine konuya dönersek: Geleneksel masalda kadının yeri fecidir. Öyle masal var ki, ergenlik çağındaki kız bir gence gönül verdiği için babası ya da kardeşi tarafından doğranıp etlerinin köpeklere atılmasını kutsar, alkışlar. Yansımalarını da toplumda hergün görüyoruz zaten. Bu dehşet, bir kültürden geliyor. Anayı, kadını yerli yerine oturtan halk masalı azdır. Bu noktada yazar bu vahşiliği tersine çevirerek çağdaş psikolojinin gereğini yerine getirir, kadını gerçek yerine oturtur... Bir arkeolog gibi çalışarak tarihte güzel örnekleri bulup çıkarır ve yenilerini de anlatır. Genç Sultan Hanım’da, Keloğlan’ın Anası Ağca kadında, Berde Kraliçesi Nüşabe’nin Büyük İskender karşısındaki tavrında olduğu gibi... Ben onları ve daha başkalarını çıkarıp baştacı ettim. Her çocuğumuz bu kültürle beslenirse, inanın 20-30 yıl sonra bambaşka bir sonuç ortaya çıkacaktır.

Gürler AKDORA >>> Masallar çocukların engin hayal/ düş dünyasıyla uyumlu. Masalsız bir çocuk dünyası yok gibi. O dünyada neler yok ki... İyiler, kötüler, devler, cadılar, parmak çocuklar... Kaf Dağının ardındaki prensler. Onların aşık olduğu güzeller güzeli prensesler.. İnsanoğlu yaşamdaki kahramanlarını önce imge dünyasında mı yaratıyor?

Yücel FEYZİOĞLU >>> Elbette. İnsanın hayal gücü sınırsız. Yalnız kahramanlarını değil, gelecekte yapacağını da önce hayalinde yaratıyor. Örneğin bizde bir Çuvaş Masalı var, adı: Tupalak. Elinde bir çiviyle dünyaya gelir Tupalak. Dünyaya gelişi de çok ilginçtir. Her hangi  bir anadan doğmaz o. Yaşlı bir insan, parçalanıp atılan bastonuna çok üzülür, parçaları toplayıp bir bohçaya koyar ve tavandan asar. Ertesi gün bir bebek sesi duyar. Başını yukarı kaldırır. Tupalak elinde çiviyle o bohçanın içinde dünyaya gelmiştir. Çocuk büyüdükçe çivi de büyür, kocaman olur. Tupalak çivinin arkasındaki vidayı çevirince çivi onu havaya uçurur. Ülkenin başına bela olan bir ejderhanın peşine düşer, macera başlamıştır. İşte bu noktada Tupalak kahraman olur artık. Hem uzaya gidecek araç elindedir, hem de hayal kuran kişi, hayal ettiği kahramanını yaratmış, onu zirveye yükseltmiştir. Artık unutulmayacaktır ‘O’.

yucel feyzioglu3

Gürler AKDORA >>> Masalların oluşumu üzerine neler söylersiniz? Destanlar, mitolojiler, efsaneler.. İnsanlık yazı öncesi dönemlerde kaçınılmaz olarak sözlü bir kültür oluşturmuş. Bu olguyu, bu geleneği masalcılar, destancılar, hikayeciler günümüze değin yaşatmışlar. Eğlence ve ‘oyun’la öğrenim, severek yapılan eğitim. Dede Korkut Masalları, Köroğlu Destanı, Keloğlan Masalları ve niceleri...

Yücel FEYZİOĞLU >>> Daha başlangıçtan beri masallar, destan ve efsaneler insanın çok önemli bir gereksimi karşılamış. Masalcı ve destancılar anlattıklarının ilgi gördüğünü fark ettikleri an bunları dallandırıp budaklandırmış, çeşni katmış, renklendirmişler: Hoş vakit geçirmek, eğitmek, öğretmek, terbiye etmek, geçmişi geleceğe iletmek, “düşmana” karşı kahramanlığı övmek ve çocuğunu güçlü yetiştirmek gibi... Bu konularda sayısız masalımız var. Dede Korkut ve Köroğlu Destanı ortak ürünümüz. Ama o kadar çok destan ve efsane yaratmışız ki; bir kaç ülkeden örnek verirsek; Kırgız Ebe Efsanesi, Işık Gölü Efsanesi, Kırk Kız efsanesi, Manas Destanı, Cengiz Han Destanı, Kazakların Dombıra ve Kopuz Efsanesi, Er Sayın Destanı, Kamber Batur (Bahadır) Destanı, Özbeklerin Devlet Kıptan Destanı, Alpamış Destanı, Rüstem Han Destanı, Büyük İpekyolu Efsaneleri, Azerbaycan Kız Kalesi Efsanesi, Damcılı Bulak Efsanesi, Ağlar Kaya Efsanesi ... Altay Tufan Efsanesi, Deli Çoban Destanı, Aşık destanları, kahramanlık destanları... Bütün Türk topluluklarının bu yaratılarını sayarsak, sayfalar yetmez... 50 ciltte bunlar derlenmiş, TDK tarafından yayınlanmış destan ve efsaneler var. Bunların hepsinin üzerinde çalışmak, roman, tiyatro oyunu, senaryo, opera yazmak gerekiyor... Batı kendi destan ve efsanelerini sinemada, tiyatroda, balede, operada, çizgi filmde çok başarılı bir biçimde işlemiş, bizim toplumları da kendi çekim alanına almıştır. Biz bu çalışmaları yapmazsak, dünya kültür renkleri arasında hiç bir yerimiz olmaz, olamaz. Bu çok tehlikeli bir şeydir; kişilikli bir toplum yaratmamız son derece zorlaşır. Çünkü kendinden emin, kendine güvenen bireyler ancak kültürel bir kimlik kazananlar arasından çıkar. Geleneksel kültürün rolü burada çok büyüktür. Yoksa halkınıza verecek referansınız olmaz.

yucel feyzioglu4

Gürler AKDORA >>> Masal dünyasının yaratıcılığına, süratına bugün bile ulaşmak zor! Bağdat’da uçan halıyla gezen, leylek kılığına giren sultanlar vezirler vardır... Kore efsanevi atı Çelimo kanatlıdır uçar, göz açıp kapayıncaya dek yüzlerce, binlerce kilometre kateder ... Alaattinin lambasından çıkan cinden dile dilediğini... İsveç masallarındaki Neil Olgarson göçmen ördeklerin kanatlarındaki macerasında dünyayı kuş bakışı yaşar... Hayaller ülkesine zümrüdü anka kuşunun kanatlarında uçulur. Gak deyince su, guk deyince et vermek koşuluyla.. Hangi birimiz rüyalarımızda göklerde, bulutların arasında uçmadık ki!  Bu imge/hayal gücü nereden geliyor insanoğluna-kızına... Yoksa çocuların hayal dünyasına yetişmek için yapılan bir yarış mı, masal?

Yücel FEYZİOĞLU >>> Sizin saydığınız masallara bütün dünya için yepyeni olan, ama bizim en kadim masal kahramanlarından bir çoğunu da katabiliriz. Keloğlan’ın kırk taylı gökte uçan, gölde yüzen kısrağı, güvercin kılığında gelen Kahkaha Hanım ile kız kardeşleri, Er Tapıldı’nın uçan atı TULPAR, belindeki ipi açıp köprü gibi kullanan Çilbik, Kaf Dağından İdil nehrine (Volga) kurulan köprü, her bir parmağını istediği yere ulaştıran kırk parmaklı padişah, sihirli kuş Murkumomo, Cüce Todur, yerleşik hayatı ilk kuran Dağoğlu, Çınarbay ile Perikızı, bozkırları yeşerten Sancar, iyilikler dedesi Şirince Şeşen, çirkinlik içinden güzellikleri keşfettiren Ayıkulak, Örme Yüzük, Mirze Memet ve daha onlarcası... Bunlar da bizim Türk Dünyası coğrafyasında yaratılanlar. Masal da zaten bu. Gerçeklerden yola çıkıp engin imge dünyasına açılıyor, hayalinde yarattığını, buluşunu dönüp gerçek hayatta yapıyor. Yaptığı bu buluşla yeniden hayal dünyasına kanatlanıyor... Bu, artık daha ileri bir hamledir süreçde.

Gürler AKDORA >>> Bilim adamları şu günler evrensel bir projeye imza atıyor. Aralarında İngiliz bilim adamı astrofizikçi Prof. Dr. Stephen Hawking ile Rus ‘Digital Sky Technologies’ şirketinin sahibi Yuri Milner de var. Güneş sistemimizin dışında yeryüzüne en yakın 1 milyon yıldızda yaşam ve akıllı yaşamın izleri aranacak. Uzaydan gelen sinyaller analiz edilecek... Bilim ve Ütopya da haberini yaptı, ağustos 2015 sayısında... Koca evrende yalnız olmayışımıza bir küçük kanıt peşinde insanlık... Einstein bilimsel araştırmada imge-hayal gücüne olan gereksinimden söz eder. En az bilimsel araştırma kadar, hatta daha da önemli diyordu, hayal gücü için. Çocukluğu masal ve düş dünyasının zenginlikleri ile geçmemiş bir beyin, bir bilim adamı düşünemiyorum! Ne dersiniz?

Yücel FEYZİOĞLU >>> Ben de düşünemiyorum. Özetle, hayal kuramıyan, imgeler yaratamayan insan neyi yaratabilir ki?..

yucel feyzioglu6

Gürler AKDORA >>> Sizi çocukluğunuzda etkileyen masallar oldu mu? Kars yöresinde neler duyar, neler dinlerdiniz? Kimler masallar anlatırdı size? Dedeler, nineler, yakınlarınız mı? Şöyle bir belleğinizi yoklasanız en eski hangi masallara ulaşırsınız? Bu yazın türüne ilginizin kaynakları oraladan gelmiyor mu?

Yücel FEYZİOĞLU >>> Babam, çocuklarını mutlaka okutmak istiyordu. Kendisi de okuyan bir insandı. Kerem ile Aslı’yı, Kaçak Nebi’yi, Battal Gazi`yi, Gülendam`ı ve birçok halk hikayesini, masalı, destanı ezbere bilir, keyfi yerindeyse tatlı bir dille anlatırdı. Hali vakti iyiydi, evinin kapısı, gelip geçen misafire açık olur, yemekler kalabalık bir şekilde yenirdi. Uzun kış gecelerinde arkadaşları gelir, halk hikâyeleri, masallar anlatılır, sırayla romanlar okunur, “arkası yarın” deyip tekrar buluşulurdu... 1950’li yıllar, daha radyo yaygınlaşmamıştı, televizyon yoktu. Kış günlerinde toy-düğün başlar, gelin ya başka köye gidecek, ya da başka köyden gelecek ise, iki köy buluşur, gelenler konuk edilir, âşıklar günlerce halk hikâyeleri anlatır, türküler birlikte söylenirdi. Yaz aylarında ise hayvan sürüleriyle yaylaya göçülürdü, lacivert gökyüzünün yıldızlı gecelerinde nağıl (masal) ninemiz Hanım Sultan Halanın anlattığı masalları keyifle, merakla dinlenirdik. Beni büyüten, etkileyen ortam buydu. Dinlediğim masalları biriktirirdim, yazardım. Ayıkulaklar, bir karış boy iki karış sakalılar, Cırttanlar, Ağrı Dağının Devleri... Bunların hepsi sonraki yıllarda kitaplarımda yer aldılar. Doğal yaşamım da bu masallara karışır, adeta bu masallarla yarışırdı. Macera dolu bir yaşamımız vardı: Bir gün kurtlar sürümüze dalıp 14 koyunu bir çırpıda boğup öldürmüşlerdi. Babamız çılgına dönmüş: “Siz neden gözünüzü açmadınız?” diye herkesi kırıp geçiriyordu. Evimiz ve ahırlarımız köyden bir taş atımı uzaktaydı. Kurtların ilk uğrak yeri biz olurduk, köpeklerimize ya da atlarımıza saldırırlardı. Kartallar çiftliğin önüne iner, aniden kümes hayvanlarından ya da kuzulardan birini alıp uçar kaçarlardı. Onu yakalamak için kanat takıp uçmak isterdik. Belki o yüzden “Keloğlan ile Kartal Abi” adlı kitabımı yazdım, bilinç altı tetikledi belki de. Başka bir yıl hırsızlar dört öküzümüzü birden çalmışlardı... Bunları korumak, kurtarmak için inanılmaz maceralara atılmak, tehlikeleri göze almak gerekiyordu. Karların bütün tepeleri ve çukurları doldurduğu, fırtınanın esip savurduğu bir kış günü kızakla öğretmen okuluna giderken, kurtlar atlara saldırmıştı. Atları dörtnala sürerek canımı zor kurtarmıştım. Hiç unutulamayacak bu ve benzeri birçok büyülü yaşam öyküsü, gelecekte yazacağım masalların sahnelerini kurgulamaya zemin oluşturuyormuş. Bunu ben de bilmiyordum.

Gürler AKDORA >>> Yazarların hangi masallarla büyüdüğüne değin bir araştırma var mı ? Bizde folklor, Türk Halk Edebiyatı araştırmaları yapan ünlü halkbilimcimiz Pertev Naili Boratav, Bolu köylerinden masal  derlemeleriyle araştırmalarına başladığını söylemişti. Paris’te evinde kendisi ile yaptığım son görüşmede. (Papirüs Dergisi, Nisan 1998 sayı 14) Yaşar Kemal köy köy gezen masal ve destan anlatıcılarından etkilenmişti. Pek çok yazar çocuklar için yazdı, bizde ve dünyada. Yazarlar, ‘Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla!’ mı diyor, büyüklere...!

Yücel FEYZİOĞLU >>> Böyle bir araştırmanın olup olmadığını bilmiyorum. Bizde Eflâtun Cem Güney, Pertev Naili Boratav, Naki Tezel ve Oğuz Tansel masal derlemeleriyle ünlü Türk yazarlardır. Yaşar Kemal masalı destanı çok iyi bildiği için kalıcı eserler yazdı. Doğru, bizde ve dünyada pek çok yazar çocuklar için yazdı, ama bunların çocuklar için olduğu konusu tartışmalıdır. Çocuk Edebiyatı ayrı bir şeydir.

Gürler AKDORA >>> Kardeşlik, dostluk, savaşsız, terörsüz bir dünya.. mutluluk, sevgi ve gülümseyen insanlık için umud... Ya da yüce insanlık değerlerini ararken insanoğlu yeniden çocukluk dünyasının özlemlerine mi dönüyor!  

Yücel FEYZİOĞLU >>> Çok güzel bir saptama. Zaten çocuklar ilgi ve merakla masal dinliyor, masal okuyor, ergenlik dönemine gelince onu çocukça buluyor, bir köşeye atıyorlar. Evlendikten sonra kendi çocuklarına masal okuyunca, çocukken kaçırdıkları masalın başka tadını, başka bir derinliğini, başka kanallarını keşfedip yeniden masala dönüyorlar. Son dönemlerde bu süreç daha da hızlandı, birçok aile ve öğretmen masalın önemini kavradı. “Kardeşlik, dostluk, savaşsız, mutluluk ve sevgi dolu terörsüz bir dünya”nın kurulabilmesi için hayal dünyası zengin, yaratıcı, diyalogdan yana beyinlerin yetişmesi gerektiğini görüyorlar. Masal da onlara böyle bir olanak sunuyor... Umarım başarırız.

Gürler AKDORA >>> En son çıkan masal kitabınızdan söz edermisiniz?

Yücel FEYZİOĞLU >>> T.C. MEB ile Avrupa Konseyi’nin ortak projesi olan ilkokul 4.sınıflar için “İnsan Hakları, Yurtaşlık ve Demokrasi” ders kitabını bütün bu masal külliyatımızdan seçerek, bir bilim kurulu ile birlikte ben hazırladım. Kitap 1.816.100 adet basılarak 2015/2016 ders yılında öğrencilere dağıtıldı.

Gürler AKDORA >>> Yeni bir roman çalışmanız var. Sohbet ve tartışmalarımıza konu olan Ziryap!

yucel feyzioglu5

Yücel FEYZİOĞLU >>> Masal derlemeleri sırasında tarihte kalmış çok çarpıcı hayat hikayeleri keşfetmiştim. Bunlardan biri de 809 yılında Bağdat’tan sürgün edilmiş çok  yetenekli bir müzisyen ve aydın Ali bin Nafi. Kafkasya kökenli olduğu izlenimini veriyor. Kendisine hangi halktan olduğu sorulduğunda hep: “Ben Nafi’nin oğluyum,” demiş. Sürgünden sonra Endülüs’e gider, gitarın ve flamenkonun mucidi olur. Binlerle ifade edilen sayıda beste yapmış. 823 yılında Avrupada ilk konservatuvarı açar, ilk kez kızlarla oğlanları karışık okutmaya başlayan bir öncü.  Onun açtığı konservatuvar Kurtuba’da hâlâ eğitimine devam etmekte.

Mezapotamyadan Endülüs’e...

Modern tarımın temellerini de o atmış, Dicle Fırat arasında başarılmış sulama tesislerini, kanal projelerini Endülüse taşımış. Doğu Uygarlığı’nı Batı’ya taşıyan tarihteki ilk insan. Yüzyıllar boyunca Batı’yı etkileyerek Ortaçağ karanlığının yırtılmasında bir ışık olmuş. Büyük bir sır olarak da 9.yüzyılda kalmış. Ama bin yüz yıldan beri yazarlar, tarihçiler, müzikologlar onu hep merak etmiş, onunla ilgili araştırmalar yapmışlar. Abu l-Faraj al-İsfahani ö.967, İbn al-Qutiyya ö.977, İbn Hazm ö.1064, al-Humaydi ö.1095, İbn Haldun ö.1406... 20.yy’da ise oryantalistlerden fransız Andrè Clot, Siegrid Hunke, Reynolds gibi daha başkaları onu konu alan yazı ve araştırmalar yazmışlar, hepsini okudum. Pek çok müzisyen onun adına şarkılar bestelemiş. Paco de Lucia’nin Ziryab adlı bestesi dünya çapında ünlü oldu. Hepsini dinledim. Endülüslü ünlü İspanyol şairi Frederik Garcia Lorca üç arkadaşı ile Ziryab mirasını canlandırmak istedikleri için, öldürülme nedenlerinden biri olur. İspanyol dilli ülkelerde onun adını verilerek anısına oteller, lokantalar açılmış. Ben Kevan ‘’Endülüs Güneşi Ziryab“ adında ilk Türkçe kitabı yazmış. Buna rağmen o hâlâ dünyada bilinmeyen yönleriyle büyük bir sır olarak duruyor. Şimdi ben onun izinin üstündeyim. İspanya’ya gidip geliyorum, onun papuçları içinde yürümeye çalışıyorum. Yaşadığı mekanları buldum. Roman bittiğinde şimdiye kadar onun hakkında yazılmış en kapsamlı kitap olacak. Hakkında onlarca roman yazılsa, dizi filmler yapılsa, bütün yönleri ile onu tanımlamak kolay değil. Ziryap öyle bir dahi.

Bilim ve Ütopya  / MART 2016 - SAYI 261

TÜRK MASAL DÜNYASI   Yücel Feyzioğlu İle Söyleşi

Gürler AKDORA – 28 Mart 2016 - Paris

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Yücel FEYZİOĞLU -  Yaşam Öyküsü :

Yücel Feyzioğlu, 1946'da Kars'ta doğdu. Kentin o zamanki renkli ortamında büyüdü. Türkiye’de “Susuz İlköğretmen Okulu”nda okudu, 1972 yılında yurtdışına gitmek zorunda kaldı. Almanya’da "Goethe Enstitüsü"nde dil eğitimi gördü. "Andersson Yazarlık Akademisi"ni bitirdi. Öğretmenlik yaptı. Avrupa -Türkiye Barış ve Özgürlük Komitesi –TBÖK- Genel Sekreterliğine seçildi. TBÖK, Dünya Barış Konseyi üyesi oldu ve Unesco toplantılarına katıldı. Yazar,1980’li yıllarda yurttaşlıktan çıkarıldı, 1992 yılında yurttaşlığı iade edilerek ülkemize dönebildi. 1985 yılından beri serbest yazar. “Alman Yazarlar Birliği” (VS) üyesi. Yücel Feyzioğlu, yazdığı kitaplarla yurtdışındaki çocuklarımızın Türkçe okumasını, kültürümüzle bağ kurmasını sağladı. "Keloğlan" masal dizisi çeşitli dillere çevrildi. 1974 yılından beri Anadolu ve Mezopotamya’dan, Türk, Kürt, Süryani, Arap Masallarını, 1982 yılından itibaren de Orta Asya’dan Avrupa içlerine Türklerin yaşadığı 24 ülkeden kardeş masalları derledi, çağdaş psikolojinin ihtiyaçlarını dikkate alarak onları yeniden yazdı. 32 ciltte yayımladı. Bu dizi, Kaşgarlı Mahmud’dan beri kendi alanında yapılmış ilk çalışmadır.

Elginkan Vakfı “2011 yılı Türk Kültürünü Araştırma Ödülü”, İstanbul.

Türksav, “2011 yılı Türk Dünyasına Hizmet Ödülü”, Baku.

Halk Kültürü Araştırmaları Kurumu, 2012 yılı ödülü Anakara’da bu masal külliyatına verildi.

Yazar, yurt içinde ve yurt dışında pek çok okul ve üniversitelerde ‘‘Türk Masallarının tarihçesini ve psikolojik etkileri” üzerine konferanslar verdi. Masal etkinliklerine ve imza günlerine katılıyor. Yazarın yayınlanmış 2 romanı, 2 öykü kitabı var. 1979 yılından beri çalışmaları birçok kez ödüllendirildi. Bunlardan bazıları:

2002 yılı, "Sihirli Limon" adlı masal kitabının Almanya-Kuzey Ren Vestifalya Eğitim ve Bilim Bakanlığının “Çocukların kafasında hayal dünyası açan en etkili 20 kitap” listesine seçildiğini, aynı yıl “Anadil Neden Gereklidir?” araştırmasıyla Cumhuriyet Gazetesi birinciliğini, (1987 yılında da Yunus Nadi Ödülü ikinciliğini) ve 2003, TRT İNT'in açtığı "AB/Türkiye ilişkileri" konulu yarışmada "Danışman" adlı öyküsüne birincilik ödülü aldı.

Kitap ve yayınlar :

Türk Yurtlarından Çocuk Edebiyatı ve Aile Edebiyatı Klasikleri (Final Sanat ve Kültür Yayınları / Kardeş Yayınlar)

1. Hıdırellez Geliyor - Anadolu’dan Masallar

2. İristu ile Ak Kağan - Altay’dan Masallar

3. Dimitraş ile Pıtıraş - Gagavuz Diyarı’ndan Masallar

4. Püruş Batur ile Aksıla - Tataristan’dan Masallar

5. Yanık ile Dilek Boncuğu - Azerbaycan’dan Masallar

6. Cadı ile Çilbik – Dağıstan’dan Masallar

7. Aldar Köse - Kazakistan’dan Masal ve Öyküler

8. Er Tapıldı - Kırgızistan’dan Masallar

9. Açıl Kabağım Açıl - Kosova’dan Masallar

10. Murkumomo ile Çomotay - Özbekistan’dan Masallar

11. Yartı Kulak -Türkmenistan’dan Masallar

12. Serçe Koyun Avlarken - Uygurlardan Masallar

13. Keloğlan ile Kahkaha Hanım - Anadolu’dan Masallar

14. Alp İle Asamat Köprüsü - Çuvaş Masalları

15. Doğrubay ile Eğribay – Kıpçak ve Özbek Masalları

16. Öksüz Oğul - Hakas ve Tuva’dan Masallar

17. Bir-Karış-Boy İki-Karış-Sakal – Kerkük / İran ve Türkmen Masalları

18. Dillidüdük ile Altınses - Başkurtdistan’dan Masallar

19. Şah Abbas ile Şah Banu - Nogay, Karay ve Kumuk Öykü ve Masalları

20. Şirince Şeşen –Kazak - Kırgız Masalları

21. Yarım Horoz Kardeş - Makedonya Masalları

22. Yazı Çivilemek -Türkler tarafından kağıdın dünyaya yaygınlaştırılmasının hikayesi

Antolojiler  :

Kardeş Masallar (YKY 3 Kitaplık dizi)  24 Türk Halkından Masallar seçkisi  

1. Title ile Bitle

2. Pıspısa Hanım ile Sıçan Soluk Bey

3. Keloğlan ile Kartal Abi

2. Şengülüm Mengülüm Şüngülüm - 24 Türk halkından masal seçkisi, Sakarya Valiliği Kültür Yayını

26. Sihirli Limon - Anadolu’dan Masallar (Nesin Yayınları)

28. Ayıkulak - Azerbaycan /Türkiye Ortak

29. Lokman Hekim ile Çırağı  - Arap/Türk/Kürt Ortak Masallar

Mezopotamya’dan Masal Kitapları Dizisi: (Nesin Yayınları)

30. Adapa - Kürt/Arap/Sümer Masalları

31. Mirza Memed ile Ejderha - Kürt Masalları

32. Herşey Oyunla Başladı  - Cezeri’nin Çocukluğu, Masal ve Öyküler

33. Selahaddin Eyyubi ile Akıllı Kız - Arap/ Kürt Masal ve Öyküleri Mart 2016/GA