fransa 1978 en iyi yabanci kitap odulu yasar kemal2 

Fransa’da 1978 Yılı ‘En İyi Yabancı Kitap’ Ödülünü Alan Yaşar Kemal İle Söyleşi!

Fransa’da, bütün yapıtlarıyla ve ‘Yer Demir Gök Bakır’ (1977), ‘Ölmez Otu’(1978)

romanlarıyla 1978 yılının  ‘En İyi Yabancı Kitap’ ödülünü alan

YAŞAR KEMAL :

‘Bizim edebiyatımız hem geçmişi, hem de bugünüyle, dünyanın üstünde  önemle durması gereken kişilikli, sağlam, özgün bir edebiyattır’   

Fransa’da her yıl seçkin bir jüri tarafından verilmekte olan ‘EN İYİ YABANCI KİTAP ÖDÜLÜ’nü 1978 yılı için, bilindiği gibi dünyaca ünlü yazarımız Yaşar Kemal kazandı. Ödülü kendisine 31 Ocak 1979 tarihinde yapılan bir törenle verildi.   

Yaşar Kemal’i romancı olarak bu ödüle layık bulan jüri şu isimlerden oluşuyor: Viviane Forrester, Andre Bay, Albert Blanchard, Georges Belmont, Pierre-François Caille, Robert Carlier, Paul Flamand, Max-Pol Fouchet, Henri Hell, Maurice Nadeau, Robert Sabatier, Marcel Schneider, Guy Tosi ve Michel Tournier... Jüri, ödülü,  Yaşar Kemal’in ‘Ölmez Otu’ romanıyla Gallimard Yayınevi tarafından yine 1977’de yayınlanan ‘Yer Demir Gök Bakır’ romanı için verdiğini açıkladı. Yaşar Kemal’le birlikte İngiliz kadın yazarı Kathleen Raine’a da denemeleri için aynı ödül verildi.   

‘En İyi Yabancı Kitap Ödülü’ Fransa’da 1948 yılından beri verilmekte. Ödülü 1950’de Asturias, 1952’de Pratolini, 1954’te Kazancakis, 1955’te Böll, 1958’de Musil, 1962’de Grass gibi ünlü yazarlar kazanmış. Son üç yıldır da Leonardo Sciascia, Ernesto Sabato, Mario Pomilio gibi romancılar bu ödüle layık görülmüşler.  

fransa 1978 en iyi yabanci kitap odulu yasar kemal

Gürler Akdora’nın Yaşar Kemal’le ödülünü aldıktan sonra yaptığı söyleşiyi sunuyoruz.      

Gürler Akdora >>> Bir Türk yazarı olarak ‘Ölmez Otu’ adlı romanınızla Fransa’da, yılın en iyi yabancı romancısı seçildiniz. Bunu nasıl yorumluyorsunuz?    

Yaşar Kemal >>> Ödül, Fransa’da yabancılara verilen en önemli ödül. Bu ödülü daha önce Kazancakis, Marquez, Grass, Asturias, gibi dünyaca ünlü yazarların almış olması da, ödüle, Fransa’da ne kadar önem verildiğini gösteriyor.    

Bir de bu ödülü kuranlar, Fransa’nın oniki büyük yayınevi. Jüri de bu yayınevlerinin danışmanlarıyla, Fransa’da büyük edebiyat, sanat dergilerinin müdürleriyle, büyük gazetelerin sanat sayfalarının yöneticilerinden oluşuyor. Paris hala, köprülerinin altından ne kadar su geçerse geçsin, dünyanın sanat ve kültür merkezi. Batıda ilk olarak edebiyatımıza verilen bu ödülün Fransa’dan gelmesi, yukarıda söylediğim sebepler yüzünden, daha başka bir anlam taşıyor.    

Bizim edebiyatımız hem geçmişi, hem de bugünüyle, dünyanın üstünde  önemle durması gereken kişilikli, sağlam, özgün bir edebiyattır.  Türk edebiyatının dünyada böylesine az tanınması, buna hemen hemen hiç tanınmaması da diyebiliriz, çağımız sanatı ve kültürü için bir eksikliktir. Büyük şairimiz Nazım Hikmet’in bütün dünyada halklarca bunca sevilmesi, dünya sanat ve kültür adamlarının ilgilerini çoktan Türk edebiyatına yöneltmeliydi. Yazık ki Nazım Hikmet gibi çağımızın en büyük şiir ustasının Türk edebiyatından dünyaya gelmesi bile, dünyanın bakışını Türk edebiyatının üstüne gereğince çekemedi. Bu işte , dilimizin sapa bir dil olmasının, Atatürk’ten sonra hükümetlerin sanatımıza, sanatçılarımıza kanlı düşman olmalarının, sanata, kültüre hemen hiç önem vermemelerinin büyük rolü vardır. Bizim sanatçılarımız, yüzyılımızın en zulüm görmüş sanatçılarıdır. Dünya sanatçılarının çoğunlukla yerleri akademiler olurken bizim sanatçılarımızın öz yeri hapishaneler olmuştur. Bu barbar politik ortamda, Süleyman beylerin, Mendereslerin onar yıl başbakanlık yapabildikleri bir ülkede, hapishaneler bile çok görülebilirdi sanat adamlarımıza. Türkiye’de bize verilen hapishanelere çok şükür. Susun barbar politikacılarımız duymasın, beterin beteri var.         

Türk yazarları, sanatçıları, kültür adamları Türkiye’de ne yapmışlarsa, dişleriyle tırnaklarıyla sökerek, kanlı düşmanlıklar ortasında savaşarak yapmışlardır. Yeni Türk edebiyatı, Sait Faikleri, Orhan Kemalleri, Ahmet Arifleri, Fakir Baykurtları, Mahmut Makalları, Melih Cevdetleri, Erdal Özleri, Bekir Yıldızlarıyla dünyanın en onurlu edebiyatlarından biridir. Bu ödül, sanırım ki, şimdilerde de gittikçe yaygınlaşan Nazım Hikmet’in ünüyle beraber, bakışları Türk edebiyatı üstüne çekebilirse, kıvancım artar.    

Bundan sonra batı dillerine bir Orhan Kemal, bir Fakir Baykurt, bir Faik Sait çevrilirse, Türk edebiyatı sonradan gelen öteki değerleriyle dünya kültür alanında yerleşir. Bir tek ödül ne kadar önemli olusa olsun, bir yazar ne kadar ün kazanırsa kazansın, koca bir edebiyatı tanıtmaya gücü yeter mi? Elbette yetmez.

Türk aydınları, sanatçıları, çevirmenleri bu işte çok geç bırakıldık. Kolları sıvar da hemen işe girişirsek, giden kervana kavuşabiliriz. Ben Türk edebiyatının dünya kültüründe önemli bir yeri olduğuna inanıyorum.

Gürler Akdora >>> Bu ödülün bizim romancılığımız açısından önemi nedir?    

Yaşar Kemal >>> Yukarıda söylediğim gibi, az da olsa dünya kültür çevrelerinin dikkatlerini romanımız üstüne çekebilir. Düşünüyorum da bir MURTAZA’nın dünyaya çıkması... Bence MURTAZA bu çağda yazılmış en güzel kitaplardan biridir. Düşünün ki Sait Faik’in hikayeleri bütün sıcaklığı, tadı, büyüsüyle dünya dillerinde... Düşünün ki, bir Ahmet Arif, Fakir Baykurt... Saymakla biter mi ki... Turgut Uyar’dan Cemal Süreya’ya kadar... Bir düşünün... Hele bir de Yunus, Pir Sultan Abdal, Dede Korkut, Karacaoğlan, Dadaloğlu, hele ağıtlar, hele hele türküler... Hele hele... Dünyaya katılmak zorundayız, öğrenmek için değil, biz de varız demek için değil, dünya kültürüne bir katkımız olacağı için, olacağına inandığımız için...   

Gürler Akdora >>> Bugüne dek yapıtlarınız pek çok dile çevrildi. Romanlarınız, öyküleriniz bu ülkelerde nasıl değerlendiriliyor ?   

Yaşar Kemal >>> Bu soruya yanıt vermek siz de kabul edersiniz ki, çok güç. Benim yapıtlarımı dünya gökyüzüne mi çıkardı diyeyim? 1961’lerde ‘İnce Memed’, İngiltere’de, Amerika’da yayınlandığı zaman ‘bestseller’ listelerine girdi. İsveç’te on, İngiltere’de on, öteki Batı ülkelerinde dörder beşer, altışar kitabım yayınlandı. Hepsi de tutuldu. Örneğin Norveç’te ‘İnce Memed II’yi 160 bin bastılar. İsveç’te  ‘Ölmez Otu’ ayın kitabı seçildi. Şu anda ‘İnce Memed’ İsveç’te 14. baskıda. Gene ‘İnce Memed’ Finlandiya’da ayın kitabı seçilip 115 bin basıldı. Ve gene ‘İnce Memed’ basıldığı yıl Finlandiya’da Fin Eleştirmenler Birliğince, yılın en güzel romanı seçildi. Geçen yıl, ‘Binboğalar Efsanesi’ ayın kitabı seçildi. Şu anda ‘Yer Demir Gök Bakır’ Finlandiya ‘bestseller’ listelerinin başında... Sözün kısası şimdiye kadar kitaplarım dünyada yüze yakın baskı yaptı. Bugünlerde romanlarım ardı ardına Fransa’da, Amerika’da, İngiltere’de, Almanya’da, Danimarka’da, İspanya’da cep kitabı oluyor...     

Gürler Akdora >>> Yazarlarımızın yurt dışında karşılaştıkları sorunlardan da biraz söz edermisiniz ?    

Yaşar Kemal >>> Nasıl söz edeyim? Dert sorun bir tane değil ki... Bizde, yani Çukurova’da bir söz var: derler ki ‘değirmen toptan gitmiş, sen şakıldağını arıyorsun.’ Şakıldak, ambarda buğdayın bittiğini gösteren küçük bir ağaç parçasıdır. Yani Türkiye bu haldeyken... Türkiye’nin başının belası çok ama, Türkiye sağlıklı bir ülkedir. Onu öldürmeye hiç bir faşizm hareketinin gücü yetmeyecek. Bunu böyle bildikten sonra rahat konuşabiliriz. Yani tüccar dışarı çıkabiliyor da, sanatçı üç yılda bir... Sen nasıl çıktın derseniz, ben sarı kartlı bir gazeteciyim. Bir de Ecevit hükümeti giderse, Türkiye Süleyman Bey karanlığına bir daha dönemez ya, ne olacak? Sanatçıyı özgür ve olanaklı kılmak için bir ulus toptan uğraşmalı.    

Çeviri başta gelen sorunumuz. Şu Güzin Dino hanımla şu Münevver Hanım da olmasalarmış, benim halim nice olurmuş bilmem ki... Fakir’in şu dünya güzeli romanları ‘Tırpan’ ve ‘Kaplumbağalar’ı Gallimard yayınlayacağını söyledi bana. Gel gör ki çevirici... Allah aşkına şu bizim İstanbul’daki gavur okullarından çıkanlar, yüzelli  yıldır Fransa’da, Amerika’da, İngiltere’de okuyanlar neredeler? Hiç mi dil öğrenmediler? Daha sorun mu?     

Gürler Akdora >>> Üzerinde çalıştığınız yeni roman ve hikayeleriniz var mı? Biraz da bunlardan söz edermisiniz?     

Yaşar Kemal >>> ‘Kimsecik’ romanına başladım burada. Şöyle böyle gidiyor. Martta Türkiye’ye dönüp orada bitireceğim. Bu yıl ‘Kiraz Adası’ adlı romanım da bitecek ve ‘İnce Memed III’e başlayacağım. ‘İnce Memed III’ en büyük derdim. Bir bitirirsem ne çok mutlu olacağım. Dünyadaki okuyucularım da bekliyorlar. Özellikle Finlandiya’da, herkes bana ‘İnce Memed III’ü sordu.   

Gürler Akdora >>> Bu yıl yapıtlarınız kaç dile çevrildi?   

Yaşar Kemal >>> Bu romanlarım, on beş kadar dilde yayınlandı.    

Gürler Akdora >>> Bugüne kadar aldığınız ödüllere ilişkin düşünceleriniz?  

Yaşar Kemal >>> 1956 yılında ‘İnce Memed’ ilk Varlık Armağanını aldı. 1955 yılında gene ilk gazetecilik armağanı, röportaj dalında... 1966’da ‘Yer Demir Gök Bakır’dan yapılan bir oyun ‘Uluslararası Nancy Tiyatro Festivalinde Birincilik’ ödülü aldı. 1966’da ‘Teneke’ piyesi İlhan İskender Armağanı, ‘Sanat Sevenler Derneği Armağanı.’ Geçen yıl ‘Yer Demir Gök Bakır’ı Fransız Eleştirmenler Sendikası yılın romanı seçti. Belki daha var herhalde. Hepsi aklımda değil... Bundan sonra benim en büyük armağanım, bana sorarsanız, çalışma olanağını bulabilmek olacak.

Gürler AKDORA (Paris) / 10 Şubat 1979 / Aydınlık
Bilim ve Ütopya  - Nisan 2015