yasar kemal4 1 

Anılardan... Bilinmeyen  Yaşar  Kemal!

Ankara Sinematek’te 1970’lere Doğru Belgesel Bir Film!

Ankara Sinematek Derneği, film gösterilerini Fransız Kültür Merkezi’nde yapıyor . İnce Memed ile ünlenen Yaşar Kemal üzerine fransız yapımı bir belgesel film var programda. Toroslarda, Yaşar Kemal’in köyünde, evinde yapılan çekimleri izliyoruz. Ana sesi kullaklarımızda çınlıyor, ‘Kemal’im gelmiş...!’ İlk tanışlık böyle görsel oldu Çukurovalı Yaşar Kemal’le.

Güzin Dino’nun Satırlarında Adana, 1940’lar...

Göğceli, Toros Dağlarını dolaşıp, köylerden inanılmaz renklerle dokunmuş kilimler bulup getirmiş. Onyedi yaşında, pesperişan, sıska bir Göğceli. Kadirli köylerinden çıkıp gelmiş, Adana’da dolanıyor, ortaokulu  bitirmeye çalışıyor. Renk, çizgi, nakış beğenisinin hiç yabana atılamayacağı, Çukurova’nın binbir kilimi içinde en güzelini bulup çıkarmasıyla anlaşılıyor. En güzel ağıtları da o topluyor. Yağlıboya, resim, desen, beğenisinde de, ta o zamanlar şaşmayan hükümleri herkesi şaşırtıyor.’

‘Adana Akademisi’

Yaşar Kemal (Göğceli) başta, edebiyat ve sanat meraklısı birkaç genç, Abidin’le Arif’in tiryakileri olmuşlardı, çok geçmeden. Bursa Hapisanesi’nden, Nazım’ın yanından gelen Orhan Kemal de katılınca bunlara büsbütün ilginç olmuştu ‘Adana Akademisi.’ Şiir, düzyazı ve resim konuları neredeyse her gün gündemde idi. Üstelik her gece gazetede radyodan dinlenen dünya haberleri ve yorumları da vardı. ‘İlgililer tedirgindi’... (Güzin Dino, Gel Zaman Git Zaman, Can Yayınları,  İstanbul, 1991 s.103 s.104) 

yasar kemal4

Abidin Dino Anlatıyor : Yaşar Kemal’lin Gelişi!

Gözümüzün önüne bir deri bir kemik köylü delikanlının biri çıkacak. Adı Kemal Sadık Göğceli. Hemite köyünden gelmedir. Dağ bayır dinlemez, köyünden, dağ köylerinden, obalardan, ovalardan, kasabalardan ikide bir kopup gelir Adana’ya, çöker önümüze, ağıtlar, türküler, destanlar serer buruşuk sarı kağıtlar üstüne yazılmış.’ ‘...Arif  Dino ve bu bilge adam, Göğceli’ye Don  Kişot romanını örnek almasını öğütlüyordu, roman yazmasını istiyordu.’ ‘Güzin Dino,

Göğceli’ye Stendhal, Balzac, Flaubert’i bağıra çağıra okutuyor ya da anlatıyordu zorla.’ ‘ Ben de aklımın erdiği kadar Gogol’dan, Babel’den Gertrude Stein’dan, Tzara’dan söz ediyorum rasgele. Bir de Sabahattin Ali vardı ortada...’ ( Abidin Dino, Kültür, Sanat, ve Politika Üstüne Yazılar, Adam Yayınları, İstanbul 2000 s.196 s.199)

Mehmet Ali Aybar’la Tanışmak!

Hıfzı Topuz’la Yaşar Kemal’in ölümünün ardından telefonlaştık.  Hıfzı Topuz anlattı... ‘Yaşar askere gider. Çelimsiz zayıf bir delikanlıdır. Kayseri Talas’ta vatani görevini yapmaktadır. Abidin, orada Askerlik Şubesinde görevli Mehmet Ali Aybar’a haber yollar Yaşar’a destek için. Atatürk’e ‘Manda ve himaye kabul edilmez’ diyen  Doktor Albay Yusuf  Balkan da oradadır... Bu dostluklar 1960’larda TİP’in kurulmasıyla sonuçlanan bir sürece varacaktır. ‘Yaşar Kemal’in yaşamında sevip sayacağı üç isim Abidin Dino, Mehmet Ali Aybar ve Nazım Hikmet olmuştur, diyor, Hıfzı Topuz.

yasar kemal1

Nobel Ödülü’ne İsyan!

‘Yaşar Kemal’le Paris’e geldiğinde görüşürdük. Bir keresinde bana, ‘Hıfzı! ben dört dil bilirim, Çingenece, Zazaca, Kürtçe ve Türkçe’ demişti...’ Bir keresinde de ‘Hıfzı, ben bu Nobel Ödülü için çevirilen dolaplardan bıktım. Ödülü alırsam Nobel yüzünden kitaplarımın satışı bile düşer, istemem !’ diye isyan etmişti. 

Büyüklere Çocuk Romanı!

1977 sonbaharı, İstanbul’da kitapçıları dolaşıyorum. Bir kaç kitap aldığımı gören kitapçı, elinde Yaşar Kemal’in yeni çıkmış olan Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca’ kitabı ile geldi. ‘Büyükler İçin Çocuk Romanı. Bu kitapı Doğu Perinçek’e ithaf ettiği söyleniyor’ diyerek uzattı, ‘alır mısınız ?’ Roman, Ömür Balcıoğlu’nun çizgileri ile bezenmiş. Erdal Öz’ün Yaşar Kemal’le yapılan söyleşisi eklenmiş. İlgimi çekti, aldım. Beğeniyle okudum. Sanırım Yaşar Kemal’in çocuklar için kaleme aldığı tek romanı. Anlayan ‘Büyük’lere de !

yasar kemal6

Paris’te ‘Yer Demir Gök Bakır’a Merhaba!

Aydınlık, İstanbul’dan aradılar. ‘Yaşar Kemal Paris’e  geliyor.  Fransa’da 1978’in En İyi Yabancı Kitap Ödülünü almış...’ Hemen kaldığı oteli aradım. Merhabalaştık. ‘Paris Aydınlık’tanım’ diyorum... Memnun oldu gösterdiğimiz ilgiye. Önce, 1966’da Uluslararası  Nancy Dünya Tiyatro Festivalinde

Yer Demir Gök Bakır romanının tiyatro’ya uyarlanması ‘Uzun Dere’ (Nihat Asyalı/Yılmaz Onay)  ile aldığı 1.lik ödülünden söz ediyorum.  Aynı roman 1977’de  Fransa Eleştirmenler Sendikası En iyi Yabancı  Roman  Ödülü’nü  aldı, kutluyorum.

‘Yahu! Sen Nereden Biliyorsun Bunları’

Yaşar Kemal, bana şaşırırcasına ‘Yahu sen nereden biliyorsun bunları, pek kimse bilmez!’ diyor. Tiyatro yapıları yapan bir ‘Mimar-Scenographe’ olduğumu  söylemiyorum. Önce Yaşar Kemal’den öğreneceklerimiz var.  Nancy Dünya Tiyatro Festivaline bir kaç kez gittim. Festival, dünya ülkelerinin tiyatro zenginliğini bir araya getiriyor. Festival’de Dünya Halklarının tiyatro kültür mirası  yanısıra, yeni deneyler ve fikirler sunuluyor... Jerzy Grotowski, Robert Wilson ya da Pina Baush’lar bu festivalle isimlerini dünyaya duyurmuş... Üniversite Festivalini 1966’larda uluslararası bir etkinlik haline getiren kültür adamı ise, genç Jack Lang. 1981’den sonra François Mitterrand’ın Devlet Bakanı, Kültür ve Eğitim Bakanı olacaktır.  Fakat göreve gelince önemli bir olay başına gelir. Yazmadan geçemiyorum. Erkek kardeşi, Nancy’de bir ölüm olayına karışır. Jack Lang’ın olayla hiç ilgisi yoktur, ama hemen istifasını sunar,  Cumhurbaşkanına. Mitterrand kabul etmez, 14 yıl birlikte çalışacaklardır.  Batıda her şey öyle mükemmel olmasa bile kimi kurallar işler.  Bizde hak getire! Ne vurdum duymazlıklar, ne suistimaller görülür, ne de  utanmazlıklardan yüzler kızarır! Kimsenin kılı kıpırdamaz. Ama artık değişmeli, değişecek. Bıçak kemiğe dayandı ülkemizde.

Söyleşi İçin Sözleşiyoruz...

Aldığı ödül  için söyleşi yapmak için sözleşiyoruz.  Buluşma yerimiz  kaldığı otele yakın St. Germaine’de  bir ‘cafe.’  Jean-Paul Sartre’ın ünlü mekanı ‘Cafe de Flore’. O sıralar Aydınlık’tan Çiğdem Kömürcüoğlu Paris’te idi. Söyleşi sorularını önceden birlikte tasarlamıştık ama Yaşar Kemal’le görüşmemize katılamadı. Çiğdem, Humeyni’nin uçağı ile İran Devrimine tanıklık etmek için Paris’ten ayrılacaktı. Ertesi gün tarihi ‘Cafe de Flore’dayım. Orada Almanyadan ‘Dağyeli Verlag’ın kurucusu Yıldırım Dağyeli de olacak. Romanlarının  Almanca baskısı  ve çevirisini konuşacaklarmış...

Cafe de Flore...

Yaşar Kemal geldi, tanıştık. Canlı hoş sohbet bir insan. Halk adamı derler ya, öyle bir etki bırakıyor bende. Dikkatimi çeken şey, rahat  konuşma biçimi. Dobra dobra, halk dili ve argo deyişlerle konuşuyor.  Kimi zaman da bir küfür sallıyor. Gitmesi gereken yerlere.  Söyleşimizin içeriğinden konuştuk. Beni dinledi. Soruları beğendiğini söyledi, yazılı vermemi istedi. Hemen yazıp verdim. Cevapları kendi yazıp bana ödül töreninden sonra vermeyi önerdi. Nedenini birazdan keşfedecektim...!

Paris’te Bir Uzun Yürüyüş...

Kahvelerden sonra Yaşar Kemal’le Paris’te uzun bir yürüyüşe çıktık.  Soruları kendi el yazısıyla yazmak isteyişinin nedenini anlıyorum.  Söyleşi zamanını, yürüyüş zamanından kazanmak. Söylendiği gibi uzun yürüyüşleri seviyor...  Çevreyi, insanları gözlemliyor.. Gezerken güzel bir park bulduk. Fotoğraflarını çektim. Sonra ayrıldık. Ben, Gallimard’a uğruyorum. Ödül töreni için bize ayrılan davetiyeyi almak için.

yasar kemal7

‘Ölmez Otu’ Pont Royal Salonlarında...

31 Ocak 1979, Pont Royal Otelde Yaşar Kemal’in onuruna bir resepsiyon veriliyor.  L’Herbe qui ne meurt pas / Ölmez Otu, romanı ile Fransa’da 1978’in En İyi Yabancı Kitap Ödülünü alacak. Bir de 1977’den alacaklı, Fransa Eleştirmenler Sendikası En iyi Yabancı  Roman  Ödülü var, Yer Demir Gök Bakır için. Salonda romanlarının fransızca çevirmeni, Nazım Hikmet’in eşi Münevver Andaç’ı, görüyorum. Kırk yıllık dostlar Abidin Dino. Ve yapıtlarının ilk fransızca çevirmeni Güzin Dino. Genç yazar Nedim Gürsel de orada...  Fransız edebiyat dünyasından konuklar... Yayıncılar... Fransız Basını...  Hepimizin gözlerinde Yaşar Kemal’de paylaştığımız bir mutluluk var. Türk Edebiyatı, Romanlarıyla da dünya edebiyatının zirvelerinde dolaşıyor...  Hepimiz o atmosferdeyiz. Yaşar Kemal  bir ara etrafındaki kalabalıktan kopup yanıma geliyor. Cebinden çıkardığı zarfı uzatıyor bana. Açıp bakıyorum, söz verdiği gibi, el yazısıyla cevaplanmış olan sorularıma yanıtlar...

Sorbonne Meydanı...

O günler Yaşar Kemal, Paris Üniversitesi’nde destan üzerine bir seminere katılıyor. Manas’ı, Dede Korkut’u, Köroğlu’nu tartışacak etnologlar, öğrenciler.

Yaşar  Kemal, yakın dostu etnolog/budunbilimci Prof. Dr. Altan Gökalp ile Sorbonne’a gidiyorlar, seminere. Sorbonne Meydanı’nında Türk öğrencilerin kahvesi l’Escholier vardır. ‘Cafe’ adını sanırım, romancı Escholier’den almış. Yaşar Kemal’in dikkatini bu kahve çekiyor, seminer dışı zamanını gençlerle sohbete ayırıyor.  Öğrencilerden Murat (Yarar) beni telefonla aradı. Olan biteni anlattı... Hepsi Yaşar Kemal’i çok sevmişler. Yaşar Kemal de onları. En çok Murat’a sempati göstermiş, nedeni hemşeri çıkmaları. Yaşar Kemal, kahkahayı patlatıyormuş,  hemşerisine ‘Adanalıyık’ diye...!

Talat Bulut’a 'İnce Memed’i Keşke Sen Oynasaydın!

1981’de Türkan Şoray’ın yönetip, Talat Bulut’la başrollerini paylaştığı Yaşar Kemal’in romanından  sinemaya uyarlanan Yılanı Öldürseler filmi çekiliyor. Osmaniye’de Yaşar Kemal’in köyü Hemite’de. Daha sonra İstanbul’da stüdyo çalışmaları yapılır. Yaşar Kemal, seslendirme’de Talat Bulut’la tanışır,  Film’deki oyununu ve fiziğini beğenir... O yıllar Peter Ustinov’un yönettiği İnce Memed filmi hayal kırıklığı yaratmıştı. En başta sanırım Yaşar Kemal’de. Bir gün Yeşilçam’da Talat Bulut’a rastlar, ‘Talat, Ulan tuh be! İnce Memed’i keşke sen oynasaydın!’ der, hayıflanır. Tanıklığın hikayesini, Yaşar Kemal’in ölümünün ardından görüştüğüm Talat Bulut’dan dinledim.

yasar kemal5

Yılanı Öldürseler...

Yılanı Öldürseler filminin görüntü yönetmeni İsveç’de yaşayan Güneş Karabuda. Abidin Dino’yu kurgu/montaj için İsveç’e davet ediyor. Türkan Şoray’la ortak bir çalışma yapılacak. İsveç dönüşü Abidin Dino ile görüşüyoruz. Filmin kurgusunu, Türkan Hanım’ın çabalarını anlattı. Yaşar Kemal ‘yapıtlarımdan sinemaya uyarlanan en iyi film’ der, film bitince, Türkan Şoray’a. Türkan Şoray’ın yanıtı da güzel olur: ‘Bu sözler aldığım en büyük film ödülü oldu !’ Yılanı Öldürseler ile Hazal iki film Paris, Creteil 19. Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nin konuğu oldu 1997’de.

François Mitterrand’dan Yaşar Kemal’e Fransız Vatandaşlığı Teklifi !

Orta Direk, Yer Demir Gök Bakır, Ölmez Otu üçlüsünün fransızca yayınları tamamlanmıştır. 1981 Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ‘Sosyalist’lerin (Sosyal Demokrat okumak gerek!) adayı olarak giren, kendisi de bir edebiyatçı olan François Mitterrand, Yaşar Kemal’in romanlarını seçim kampanyasında elinden düşürmez. Cumhurbaşkanı seçildikten sonra da, Yaşar Kemal aklından çıkmaz...

12 Eylül 1980 : Amerikancı Askeri Darbe!

Türkiye’de 12 eylül 1980’de amerikancı askeri darbesi yapılmıştır.  Baskılar... Yargılar... Suçlamalar... Tutuklamalar gelir. ABD’den esen rüzgarlarla, demokrasiyi uçururlar. Askeri rejimin uygulamalarından herkes gibi, Yaşar Kemal de payına düşeni alır. İşte o günlerde Yaşar Kemal’e Fransa’dan bir teklif gelir. Fransız Vatandaşlığı’na geçmeyi kabul ederse, Fransa’da istediği gibi ağırlanacak, Fransız vatandaşlığının avantajlarından yararlanacaktır. En azından (!) Nobel Edebiyat ödülü için önü açılacak. Bir Fransız yazar olarak belki de Nobel’i alacaktır! Yaşar Kemal bu teklifi reddeder, 12 Eylül’ün baskılarına katlanır. Bu bilgiyi bu satırların yazarına, o zaman Fransa’da hayattayken Teori Dergisi yazarı Prof. Hikmet Gökalp anlattı. Hikmet Gökalp, François Mitterrand’ın Türkiye danışmanı etnolog Altan Gökalp’in babasıdır. Bu bilgi gizli kaldı kamuoyundan. Belki eş dost arasında duyuldu. Olayın tarafları aramızdan ayrıldılar. Kamuyla paylaşıyorum Yaşar Kemal’in bu onurlu kararını, ulusalcı ve sosyalist bilinçli etik tutumunu.

Paris’te Türkiye Mevsimi!

2009’da ‘Paris’te Türkiye Mevsimi’ etkinlikleri nedeniyle, ‘Yaşar Kemal’in Çukurova’sı’ fotoğraf sergisi düzenlendi. Fotoğraf sanatçısı Lütfi Özgünaydın, Çukurova’nın doğasını yansıttı bu sergiye. Güneş Karabuda’nın objektifinden de Yaşar Kemal portreleri sergilendi. Latife Tekin, Nedim Gürsel, Timur Muhiddin ve Yaşar Kemal’in katılımıyla da bir açık oturum yapıldı, ‘Göç ve Türkiye Kültürleri’ temalı. Yaşar Kemal’i Ragıp Duran çevirdi fransızca’ya. Konuşmasında, yurtdışında en çok Fransa’da okunduğunu belirtti. İnce Memed 43 dile çevrilmiş, diğer yapıtlar ise 60 ülkede okunuyor. Tartışma bölümünde etnik bölücülüğün gölgesi düştü toplantıya. Bölücü Kürtçülük için sineğin yağını çıkaranlar vardı ortalıkta.

yasar kemal10

Buralara Son Geliş...

20 Nisan 2010’da Etnolog Altan Gökalp’i Latin Amerika’da, Surinam’da geçirdiği kalp krizi nedeniyle kaybettik. Paris’in tarihi ‘Pere Lachaise’ mezarlığında cenaze töreni düzenlendi. Başta baba Hikmet Gökalp, ailesi, dost ve arkadaşları orada. Vasiyeti üzerine yakıldı, Altan Gökalp.  Kadim dost’a son görevi için Türkiye’den gelen Yaşar Kemal’i de en son orada görüyoruz, Livaneli ile birlikte...

yasar kemal3

Yankılar...

Yaşar Kemal’in ölüm haberi dünya çapında yankılandı. Aydınlık, ‘Yaşar Kemal Türkiye’dir, başlığıyla çıkıyor. Fransa’da basın duyuruyor ölümünü. ‘France Culture’ radyosu özel program yaptı, kendi sesinden. ‘Stendal, Çehov, Faulkner ve Ustam dediği Charles Chaplin/Şarlo’dan söz ediyor, Yaşar Kemal. Programcılar şaşkın! Bir edebiyat ustasının, sinemacı ustası Chaplin’dir!

yasar kemal2

28 Şubat 2015 İstanbul...

 İstanbul’da cenaze töreninde, kimler yok ki! İnce Memed’ler, Köroğlu’lar, Abdi Ağa’lar, Topal Ali’ler, Yel Musa’lar, Taşbaşoğlu’lar, Akçasazın Ağaları, Eşkiyalar, Jandarmalar, Meryemce’ler, Anadolu Bilgeleri, Dervişler, Aşıklar,  Çeltik Köylüleri, Pamuk İşçileri, Balıkçılar, Emekçiler, Kadınlar, Uçurtmalı Çocuklar, Bebeler, Çukurovalı’sı, İstanbul’lusu, bütün Anadolu orada... Yağız Atlar, Topal Karıncalar, Filler, Azad Buzad Kuşları, Toros Kartalları, Kurdu Kuşu, Börtü Böceği... Hepsi ama hepsi, Yazarının Cenaze Töreninde... Telli Hatun, Hasibe Hatun, Kara Zeynep’ler ağıtlar yakıyor, Toroslardan gelmişler Göğceli Yaşar Kemal’lerine...

 Yazarlar iki kere doğar, iki kere yaşarlar. Şüphesiz ikincisinde yapıtlarıyla. Bir ulus  yazarlarının diliyle yaşar. Türkçemizin, büyük ustası, Yaşar Kemal, başta romanları, denemeleri, röportajları, derlemeleri, tüm yapıtlarıyla halkımızın gönlünde yaşayacak.

Gürler AKDORA - Bilim ve Ütopya - Nisan 2015

Yaşar Kemal’in Yapıtları :

Öykü

Roman

Çocuk Romanı

Çeviri

Röportaj

Deneme-Derleme

Destansı Roman

Şiir  Bugünlere Bahar İndi, İst.: YKY, 2010.

Yaşar Kemal’in Ödülleri

  • 1955 Gazeteciler Cemiyeti Başarı Armağanı (“Dünyanın En Büyük Çiftliğinde Yedi Gün” adlı röportaj dizisi ile)
  • 1956 Varlık Roman Armağanı (‘İnce Memed’ ile)
  • 1966 İlhan İskender Armağanı (‘Teneke’den aynı adla uyarlanan oyunu ile)
  • 1966 Uluslararası Nancy Tiyatro Festivali Birincilik Ödülü ("Yer Demir Gök Bakır" romanından Nihat Asyalı'nın sahneye uyarladığı, Yılmaz Onay'ın sahneye koyduğu “Uzun Dere” oyunu ile. Türkiye ödülü, Brezilya ile paylaştı.)[16]
  • 1974 Madaralı Roman Armağanı (‘Demirciler Çarşısı Cinayeti’ ile)
  • 1977 Fransa Eleştirmenler Sendikası En İyi Yabancı Roman Ödülü (‘Yer Demir Gök Bakır’ ile)
  • 1978 Fransa'da En İyi Yabancı Kitap Ödülü (‘Ölmez Otu’ ile)
  • 1979 Fransa “Büyük Jüri” En İyi Kitap Ödülü (‘Binboğalar Efsanesi’ ile)
  • 1982 Uluslararası Cino Del Duca Ödülü
  • 1984 Fransız ‘Legion d’Honneur’ Ödülü ‘Commandeur’ Ünvanı
  • 1984 TÜYAP Kitap Fuarı Halk Ödülü
  • 1985 Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü
  • 1986 Orhan Kemal Roman Ödülü (‘Kale Kapısı’ ile)
  • 1988 TÜYAP Kitap Fuarı Halk Ödülü
  • 1988 Fransa Kültür Bakanlığı ‘Commandeur des Arts et des Lettres’ Nişanı
  • 1991 Fransa Strasbourg Üniversitesi Onur Doktorası
  • 1992 11. TÜYAP Kitap Fuarı Onur Yazarı
  • 1992 Antalya Akdeniz Üniversitesi Onur Doktorası
  • 1993 Kültür Bakanlığı Büyük Ödülü
  • 1994 Mülkiyeliler Birliği Rüştü Koray Armağanı
  • 1995 Morgenavissen Jylaand-Pösten Ödülü (Danimarka)
  • 1996 Türkiye Yayıncılar Birliği Düşünce ve İfade Özgürlüğü Ödülü[17]
  • 1996 Kanın Sesi ile Akdeniz Yabancı Kitap Ödülü (Perpignan, Fransa)
  • 1996 VIII Katalunya Uluslararası Ödülü (Barcelona, İspanya)
  • 1996 Lillian Hellman/Dashiell Hammett Baskıya Karşı Cesaret Ödülü, İnsan Hakları İhlallerini İzleme Örgütü, (New York)
  • 1997 Toplu eserleri için Premio Internazionale Nonino Ödülü, İtalya
  • 1997 Kenne Vakfı Düşünce ve Söz Özgürlüğü Ödülü (Uppsala, İsveç)
  • 1997 Norveç Yazarlar Birliği ödülü, Wole Soyinka ile ortak
  • 1997 Frankfurt Kitap Fuarı Alman Yayıncılar Birliği Ödülü
  • 1998 Frei Üniversitesi Berlin Fahri Doktora
  • 1998 Bordeaux Yayıncılar Birliği Yabancı Edebiyat Ödülü
  • 2002 Bilkent Üniversitesi Fahri Doktora
  • 2003 Z. Homerus Şiir Ödülü
  • 2003 Savanos Ödülü (Selanik)
  • 2003 Türkiye Yayıncılar Birliği Yayıncılık Emek Ödülü.
  • 2008 Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü
  • 2009 Çukurova Üniversitesi, Fahri Doktora
  • 2011 Légion d'honneur
  • 2013 Krikor Naregatsi Nişanı