ugur dundar ofkeli225

Ey gardrop Atatürkçüsü! Bugün Uğur Dündar için ne yaptın?

Gardrop Atatürkçüsü sevgili arkadaşlar, güne önce Uğur Dündar tweeti atarak başlıyoruz!

Bir iki tweet örneği aşağıdadır:

“Yerin göğün en güvenilir gazetecisi, yaşam sebebim...'

'İyi ki varsın Zeus, Allah seni Yunan mitolojisinden alsın memleketimize bağışlasın!”

İronik tweetler de atabiliriz arkadaşlar!

“Yunan Atina Olimpiya Müzesi'nden 77 yıl önce çalınan Tanrı Zeus heykeli dün akşam Tele 1 ekranlarında görüldü...”

Arkadaşlar, malumunuz Uğur Dündar ağabeyimiz çok üzgün. En yakın sandığı dava arkadaşı Yılmaz Özdil tarafından sırtından haince bıçaklanmıştır. Bu kara günde Uğur Dündar ağabeyimizi yalnız bırakmayacağız!

Bugün 14'de Güvenpark'ta toplanıyoruz arkadaşlar, program aşağıdadır:

Program:

Açılış:14.00. Ellerimizde Uğur Dündar posterleri Sözcü gazetesine topluca yürüyoruz.

14.30: Uğur Dündar ağabeyimizin masasına çelenk ve çiçekler ve yaz meyvesi çilekler bırakıyoruz, bir dakika saygı duruşu.

14.40: Şiirler!

15.00: Uğur Dündar ağabeyimizin gazetecilik videolarını büyük ekrandan hep birlikte alkışlarla izliyoruz! Arkadaşlar, izledikçe göğsümüz kabarıyor. Bu yüzden kamera önünde olan arkadaşlar video izler görüntüsü verirken göğsünü kabartsın ve başı dik tutsun ve mutlaka elinde bayrak olsun!

16.00: Uğur Dündar'ın sevdiği şarkılar! Arkadaşlar elimizde şarkı yok, ama Egeli arkadaşlar sipsi getirdi, sipsiyle zeybek havası, bilmeyenler kenardan tempo tutsun.

16.30: Uğur Dündar'ın gazetecilik yıllarındaki fit grand takım elbise sergisini ziyaret! Arkadaşlar elbiselere dokunmuyoruz. Arkadaşlar sergi odasında sigara içmiyoruz.

17.00: (Arkadaşlar önceden uyarıyoruz taşkınlık yok) Yılmaz Özdil'in Sözcü'deki yazı masasını taşlıyoruz. Arkadaşlar taşları Anıtkabir bahçesinden topladı, arkadaşlar Yılmaz Özdil'i onun silahıyla vuruyoruz.

17.10: Arkadaşlar, Yılmaz Özdil'in kitaplarını topluca yakıyor üstünde tepiniyoruz! Arkadaşlar kitapların hızlıca yanabilmesi için kolonya şişelerini unutmayın.

17.50: Yılmaz Özdil'in daha önce yazdığı vatan haini bok püsürük yazılarını aleme ibret okuyup topluca yuh çekiyoruz (arkadaşlar küfür yok, Uğur ağabeyimiz küfür sevmez).

18.00: Arkadaşlar, Uğur Dündar'ın yazı masası önünde çadır kuruyoruz, çay pasta ikramı.

20.00: Arkadaşlar, topluca marşlar söyleyip Halk TV ve Tele 1 Canlı yayınına katılıyoruz! (Arkadaşlar bayrakları unutmayın.)

22.00: Arkadaşlar herkes yanında uyku tulumu yatak battaniye getirsin, topluca, Uğur Dündar'ın yazı masası önünde yatıyoruz! Arkadaşlar hepimizin sığabilmesi için cenin pozisyonunda yatıyoruz, lütfen ayaklarımızı uzatmayalım. Arkadaşlar Uğur ağabey ayaklarını uzatanları sevmez. 

00.30: Arkadaşlar yatıyoruz ama uyanık olmalı, nöbetçi bırakıyoruz, bir arkadaşımız, ayakta olacak.

01.30: Arkadaşlar tuvalet ihtiyacımızı Yılmaz Özdil'in masasında gideriyoruz!

Sabah 6: İstiklal Marşı.

Sabah 7: Uğur ağabeyimizin büstü şeklinde yapılmış kurabiyeler yiyoruz!

Arkadaşlar, sürpriz, sahanda yumurtayı, içimizde ebru sanatçısı arkadaşımız var, laleler içinde Uğur ağabeyin portresi, valla, insan ekmek banmaya kıyar! Arkadaşlar afiyet olsun!

Sabah 8: Topluca Uğur ağabey yürüyüşü. Arkadaşlar koşmak yok, tempotik yürüyüş. Uğur ağabeyin gazetecilik yıllarında hamam böceklerini deşifre ettiği fırına doğru gidiyoruz, arkadaşlar, hamamböcek resimli pankartları geceden hazırladılar.

Sabah 9: Arkadaşlar, tweet ve emojileri unutmuyoruz. Arkadaşlar google'dan rica ettik, Uğur ağabeyimizin bir emojisini bugün yarın yayınlayacak, haberiniz olsun.

Sabah 10: Arkadaşlar, Sözcü gazetesine dönüyoruz, Uğur ağabeyin yazmış olduğu makaleleri kesip topluca kokluyor sonra Ankara Atatürk Bulvarı duvarlarına makaleleri yapıştırıyoruz!

Sabah 11: Arkadaşlar basında aleyhimizde yazılar var, Veryansın Tv sitesinden Nihat Genç yazmış, bizim için 'psikedelik' bir hareket diyor!

Yani şunu diyor arkadaşlar, bizim Uğur Dündar sevgimiz için, saykodelik ilaç kullanmışlar diyor.

Saat öğle... Kamuoyuna açıklama:

Ey kamuoyu, ey brütüs Yılmaz Özdil, Halife'nin ordusuna mı geçtin!

Biz Uğur Dündar'ı kaybedersek bu ülkede başka kime güveneceğiz.

Uğur Dündar'ı kıskananlar çatlasın, yetmiş yedi yaşında hala enerjik hala yakışıklı, hala Sezgin Baran Korkmaz'a telefon edip operasyon çekiyor '12 gazeteci yok' diyor, bakın hala gerçek gazeteciliğin hizmetinde, 12 gazeteci yok denmişse yoktur arkadaşlar!

Arkadaşlar, buradan İçişleri Bakanlığı'na duyuruyoruz, Yılmaz Özdil derhal yakalanıp kafesine konsun. Yoksa Uğur Dündarsız bir ülkede yaşamak istemiyoruz yarından tezi yok ülkeyi topluca terk ediyoruz! Arkadaşlar yarın Erzurum sonra Sivas'ta Uğur Dündar kongrelerini topluyoruz, Anadolu'dan gelecek bütün delegelere bugüne kadar Türkiye ayakta kalmışsa Uğur Dündar gazeteciliği yüzündendir, diye yedi düvele haykırıyoruz!

Arkadaşlar! Bir de diyorlar ki Uğur Dündar ağabeyimiz Ekmeleddin'i destekleyip çuvalladı. Hayır arkadaşlar, bir sorun bakalım niye destekledi? Sizin maymun sıçan yılan suratlı adaylarınızı mı destekleseydi!

Saat öğleden sonra:

Arkadaşlar, Uğur Dündar ağabeyimizin muhalif gazeteciliğini gelecek nesillere aktarmak için muhalif partilerin ve Tele 1'in ve Halk TV'nin önüne törenle incir ağacı dikiyoruz!

Şimdi, hepimiz burada mıyız, pankartları bırakıyor ellerimizi kaldırıyor, son duamızı ediyoruz.

Tibet'in Dalaylaması, Hindistan'ın Gandisi, zencilerin Martin Luther'i, Yunan'ın Zeus'u varsa Allah'a şükür bizim de yıkılmaz sarsılmaz mermer granitten sağlam Uğur Dündar'ımız var!

Allah Uğur Dündar gazeteciliğine zeval vermesin.

Allah Uğur Dündarları çoğaltsın.

Allah hepimizi dürüst güvenilir Uğur Dündar'ın sevgili kullarından yapsın!

Amin.

Arkadaşlar, şimdi tekrar, topluca ağlıyoruz.

Zırıl zırıl ağlıyoruz. Tepinerek ağlıyoruz. Yırtınarak ağlıyoruz. Cinnet geçirerek ağlıyoruz.

Arkadaşlar Uğur Dündarsız bir hayatı bir Türkiye'yi asla kabul etmiyoruz, bu böyle bilinsin! Lütfen arkadaşlar ağlayıp ağlayıp tweet atmayan tek kişi kalmasın.

Arkadaşlar, aranızdakilere dikkat edin, sen, kimsin sen, elinde Yılmaz Özdil posteri taşıyan, ajan mısın, pravokatör mü: Taş yok mu taş, ne işi var aramızda!

Arkadaşlar o arkadaşı aranızdan çıkarın, ezin kafasını, kırın kafasını...

Tamam tamam, bu kadar yeter.

Tekrar bana ne bana ne bane ne diye çocuk gibi nazlanıp çocuk gibi tepinip ağlıyoruz arkadaşlar!

Arkadaşlar tesbihe geçiyoruz:

-Uğur Dündar Uğur Dündar Uğur Dündar Uğur Dündar Uğur Dündar Uğur Dündar Uğur Dündar Uğur Dündar Uğur Dündar Uğur Dündar...

-Ahhhhh benim güzeeeeellllll ağabeyiiiiim Uğuuuuuur Düüüündaaaaaaaaaar!

-Arkadaşlar cezbeye kapılanlar var tesbih çekerken galeyana gelmeyin....

Nihat GENÇ – 23 Haziran 2021

Konuyla ilgili yazarın bir önceki yazısı :

Uğur Dündar-Yılmaz Özdil kavgası ve Artı 1 olayı (Altın zincirli zenci kolyesi)

Sezgin Baran Korkmaz ipliği sökülünce medya ayağı günlerdir sökün etmeye başladı ortaya çıkanlar milleti hop oturtup hop kaldırıyor!

Dün Akşam Tele 1'de Uğur Dündar ile Yılmaz Özdil arasında hakikaten çok çok sürpriz sert bir kavga yaşandı.

Yılmaz Özdil'in söylediklerini açarak-açıklayarak söylüyorum, tweetinde şunları söyledi: Sezgin Baran Korkmaz kimlere TV kurdurttu? Güvenilir gazeteciler bu TV'de çalıştıkları halde neden bilmezden geliyorlar!

Ve kıyamet koptu, Uğur Dündar Tuncay Mollaveisoğlu'yla yaptığı Tele 1 canlı yayın programında, küplere bindi, mezarıma gelme, adam değilsin diye, şaşırtıcı şekilde öfkeyle hatta ağzından kan sıçratarak konuştu.

Tabii kamuoyunda kanki kardeş çok yakın arkadaş bilindikleri için Uğur Dündar-Yılmaz Özdil kavgasıyla twitter alemi çok üzüldü, yer yerinden oynadı, insanlar neye uğradığına şaşırdı.

Konunun Nihat Genç'le ilgili tarafı çok fazla, bir daha kısacık özet geçeyim.

Ortalıkta henüz Sedat Peker videoları yokken yayınladığım konuşmalarımda, 'Sezgin Baran Korkmaz'ın yemlediği beslediği gazeteciler var neden herkes bildiği halde tek kimse çıkıp söylemiyor' dedim.

Ve bu manalı sessizliği diğer konuşmalarımda da tekrar tekrar söyledim. Bir 'Karslı gazeteciler' kavramı var, dedim, 'Sezgin Baran Korkmaz'a övgüler düzen gazeteciler var' dedim.

Ben bu lafları defalarca söylerken o günlerde kamuoyu anket şirketi bir anket yapmış, sonuç bütün medyada yer aldı, Türkiye'nin en güvenilir gazetecileri şunlar şunlar, diye.

Ben de ertesi programda kaldığım yerden dalgamı geçerek devam ettim, yahu, madem Türkiye'nin en güvenilir gazetecisiniz Sezgin Baran Korkmaz'ın beslediği gazetecilerin adlarını söyler misiniz?

Yani Yılmaz Özdil'in bugün söylediğini aylar önce söylemiştim.

Olayı anlatmadan. Tuncay (Mollaveyisoğlu) efendi dürüst temiz bir çocuktur, şahidi ve kefilim. Uğur Dündar'la hiç bir sorunum yok, sadece, CHP Ekmeleddin'i destekleme kararı alınca, ağzıma geleni söyledim ve papaz olduk. Çünkü Dündar 'Ekmeleddin'i desteklemeyenler evine bir daha Atatürk posteri asmasın' diye yazdı. Oda TV yönetimi benim yazılarıma cevap veren Uğur Dündar'ı korudu ve çarşaf çarşaf açıklamalarını özür de dileyerek manşetten verdi. Yani Nihat Genç Oda TV'de on yıllardır beş kuruş para almadan en çok yazısı çıkan bir yazar olmasına rağmen 'kriminalize' ve 'marjinal' bir görüntüye sıkıştırıldı. Ve Uğur Ağbi'nin yaralı gururu manşetle tedavi edildi. Şimdi? Bugün ortalık patladı. Ekmeleddin'in hata olduğunda bütün muhalefet hem fikir hem de Sezgin Baran Korkmaz olayında çarşaflar dökülünce milim santim hatalı tek kelimem olmadığı ortaya çıktı, yani boş konuşmamışım.

Yılmaz Özdil'le de bir derdim yok, Özdil, hakkını verelim CHP tasfiye edilip HDP sempatizanları ve açılımcılar ve liberaller partiye doldurulurken de itiraz eden yazılar yazmıştı. Ancak hal bu iken, gün geldi, birden direksiyon kırdı Kaftancıoğlu'nu ve PKK'lı bir zatı efsaneleştiren övgü dolu yazılar yazdı. Beynimize yıldırım düşmüş gibi. Biz de şaşkınlık hissiyle hop beyler bu ne ayak diye karşı yazılar yazdık, derken papaz olduk. Bir de malum çok abartılı fiyatıyla Atatürk kitabını kamuoyu gibi biz de eleştirdik. Sonuç, kötü olduk, muhalif internet siteleri ve kanallarında adımızın çıkması yasaklandı. Ve sonra bu ağbilerin alayı bin dairesi olan laz müteahhit İmamoğlu'na destek kararı alınca, ipleri hepten koparttım ve cebimizde kamera ve ışık alacak beş kuruş yok arkadaşlarımızla Veryansın Tv sitesini kurma kararı aldık.

Gelelim olaya, tarihlerde yanlışlık olabilir, Halk TV çökmüş çalışanlar Halk TV'nin duvarlarında asılan posterleri dahi yağmalayıp terk ediyor. 2011-12 olabilir, konuşacak yer yok. Açız. Binlerce subay içerde ve dışarda vahşi iddialara karşı çıkacak subay ve gazetecilerin onurlarını sahiplenecek kanal yok. Yoktan var etmeliydik, çok arkadaş içeri düştü, dışarda yalnız kaldım, yüzlerce program binlerce yazıyla meydan okuduk, tarifsiz izlenme oranlarına kavuştuk. Panikle Halk TV'yi yeniden yayına geçirelim telaşına girdik, uzun ve başka hikaye. Tuncay (Mollaveyisoğlu) geldi, ağbi, dedi, Halk TV nereden baksak parti televizyonu, bize yakışmaz, sen bir yere gitme, bir TV kurma teklifi var, birlikteyiz. Ve bir yıl aç bilaç arada buluşup TV ne zaman kurulacak diye acı acı bekleşiyoruz.

Derken Artı 1 adında TV kuruldu, işin başında varım, söz almış söz vermişim bir yıldır bekleyip bir yere gitmemişim. Yayın ekibine baktım Uğur Dündar gibi isimler de var ama çok kıllandım, benim için asla olmayacak liberal tipler de var. Tuncay'ı aradım. 'Tuncay, beni niye sattın, niye benim adım yok' dedim. Aylarca yıllarca telefona cevap gelmedi. Çok sonra Artı 1 ellerinde patlayınca bir mesajı geldi, 'ağbi anladın mı şimdi tepedekiler istemiyor.' Tepedekiler kim, Erdoğan Toprak adı çokca geziyordu. Sonra toplantıda bulunan gazetecilerden öğrendik bu liberal ekip ilk toplantılarında Nihat Genç ismi asla olmayacak diye şart koşmuşlar! Ve Ekim Alptekin adında uluslararası şaibeli bir isimden (Radikal yazarı Aslı Aydıntaşbaş'la da bir ara evlilik yaptı) sözediliyordu. Bu gelişmeler bize Amerika'yla CIA'yla Fetö'yle ve CHP'deki liberal tayfayla Artı 1 TV arasında çok sıkı ilişkiler olduğu gerçeğini öğretti. Sezgin Baran Korkmaz adına çalışan isimleri de orada tanıdık, ipin ucunu oradan sürmeye çalışıp bugüne geldik.

Uğur Dündar'ın bu olayda bir suçu günahı yok ama bir etik problem var. Sadece Artı 1'de patron kimlerdi merak etmeliydin ve çok sonra madem güvenilir gazetecisin neden arkadaki patronaj yapıyı merak edip sormadın diye imayla üstüne gidiliyor, olay bu.

Ve açık açık yazdık söyledik. Gün gelip kara para efsanesi Sezgin Baran Korkmaz adı fakirlerin yanında hayırsever ince kalpli ne büyük adam gibi çıkmaya başlayınca kamuoyundan çok önce bu ilişkiler ağındaki isimler yaşadıklarımızla çoktan bizim bilgimiz haline geldi. Ve ekrana çıkıp nara ata ata 'ey güvenilir gazeteciler, bildiğiniz halde niye söylemiyorsunuz, kimdir bu gazeteciler' diye konuşmaya başladım. Ki, bugün adı açığa çıkan FETÖ irtibatlı bir gazetecinin adını verdiğim için gücümün çok üstünde tazminat da ödedim. Ve ama, Sedat Peker Veyis Ateş senin kaydın var ifşasını yapana kadar kamuoyunda tık çıkmadı, kimse tek bir isim vermedi.

Çok uzun süren FETÖ'nün işgal ve operasyon döneminde yazdığım konuştuğum yerlerden beş kuruş para alamadım, aldığım en yüksek para, ayda 2 bin lira, yani asgari ücretin de altında, o da şöyle, bir kaç ay alıyorsun dört beş sene bu iki lirayı dahi alamıyorsun. ODA TV'den aldığım para ise, on uzun yıl almadım, son iki senesi belki üç senesi, ayda sadece 'bin lira'.. Bizler bu komik ve sadaka ücretlere mahkum olurken, gün geldi ön cephesinde kavgasını verdiğimiz yayın organlarının arka planındaki yayınevleri yazarlar akıl almaz zenginliklere kavuştular, gözüm yok, daha çok alsınlar. Operasyon yıllarında Halk TV'de ekrana çıkartacak adam bulamazdım korkup kaçarlardı o kaçanlardan çoğunu tehlike geçtikten sonra ekranlarda kahraman gazeteciler gibi görmeye başladık. Ve bize ambargo koyup bizim yerimize ekrana çıkarttıklarının Sezgin Baran Korkmaz ilişkileri ortaya çıkınca insan sahiden kuduruyor. Unutmam, Halk TV ekranından şu lafımı, işgal edilen sadece askeriye hakimlik kurumları değil bir seneye varmaz şimdi oturduğum bu TV'nin koltuğunda liberaller oturacak, dedim, aynen öyle oldu. Ve sonuç ve bonus, Nihat Genç muhalif kanal ve sitelerden ölümüne bir ambargoya maruz kalıyor!

Suçum ne, bir, beş kuruş almadım, iki, liberallerle asla ilişkiye girmedim, üç, önce Sarıgül, Ekmeleddin ve sonra İmamoğlu adaylığına karşı çıktım ve sırf bu yüzden muhalif kanallardan kovuldum, ancak, bu süreçte asla kaçmadım aksine yaşadığınız ülkede en çok yazan ve konuşan yazar oldum.

Neyse ki Allah'a şükür Sedat Reis sonunda imdadımıza yetişti.

Sedat Reis'in ifşa videolarını milyonlar izliyor, Reis Türkiye'de en büyük gündem. Derken, babalar gününü bahane edip Sedat Reis'in muhalefete kattığı heyecanı övüp takdir eden bir kutlama mesajı attım. Sedat Reis anında bu güzel sözlere layık olacağım, diye karşılık verdi.

Innn, ınnnn.

Bir tweetle hayatım değişti.

En uzak ülkeler şehirler yakın uzak arkadaşlardan yüzlerce binlerce telefon geldi. Twitter sayfam bir günde 15 bin takipçi çoğalarak rekor kırdı. İnsanların bize bakışı değişti.

Acayip bir itibar görmeye başladım.

Sedat Reis'den takdir görmek, yahu neymiş arkadaş!

Sen onlarca kitap binlerce makale binlerce video konuşma ve otuz yılın çok üstünde yazarlık yap ama milletin gözüne kalbine girebilmek için Sedat Peker'in tweetini bekle.

Ne tweetmiş arkadaş!

Hakkaten yürüyüşüm değişti.

Sokağa çıktım bakkala taksi durağına uğradım, şöyle caddede otuz adım yürüdüm, bizi gören alkışlıyor arkadaş, şaka yollu, şekli gördünüz ona göre, dedim. Bir kaç yayıncı gazeteci arkadaş aradı. Şekli gördünüz, yayın mayın camiasına artık ben bakıyorum, hangi haber girecek ne çıkacak, hediye otel işlerinden ben sorumluyum, gülüştük.

Ulan neyin ortasında kaldık.

Bari şöyle espri mavra dalga getirmeye çalışayım, dedim. Beni tanıyan emekli Atatürkçü teyze önümü kesti, Nihat evladım, biz Kurtuluş Savaşı'nı da Demirci Efe'lerle kazandık. Peşinden geceden kafasında hangi hesabı yapmışsa harfi harfiyen şöyle dedi: Kafkas Cephesine Yakup Cemiller başıbozukları toplayıp götürmedi mi?

Vay anasını leb demeden halkımız muhalefet tarihinin yeni düzenlenmiş baskısını çoktan zihninde yapıp yayına başlamış.

Daha önceden hiç tanımıyorum büyük bir dükkan sahibi önüme çıktı, -Sedat Reis'e selamımızı söyleyin, dedi ve ama önümden gitmedi, telaşlı sevinçli bir yüzle ağzımdan çıkacak bir laf bekliyor.

Ulan, dedim, nereye sıkıştık, neyse, bozuk yanlış yapmayalım, sorumlu davranmalı, bu arkadaşa beklentilerini karşılayan nezaketen bir kaç laf etmelisin.

-Reis'in durumu iyi, dedim, paniğe gerek yok.

Adam bu cümlelerime Milli Takım gol atmış gibi sevindi.

Peşinden tembihle, 'Yalnız Sedat Reis, baba çok yorgun, öyle zırt pırt tweet atıp babayı meşgule düşürmeyin' dedim.

Yanımda bir taksi durdu, genç şoför, camdan bağırdı: Nihat ağbi, Sedat Reis sana arka çıktı ya artık emanetler sana akar ağbi!

Güldüm, geçtim, tabii.

'Emanet'le ne kastettiğini sonra çakızladım. Ardından bağırarak söyleyeyim dedim, ki, şoför fırt basmış gitmiş.

Bir an 'emanetler' bende toplanırsa bu kadar parayı ne yaparım dedim. Yine kendi içimden bir ses kendi diliyle gayriihtiyari savunmasını yaptı: Beş kuruşuna dokunmam, vallahi de billahi da turanı kurarken harcayacağız arkadaşım.

Kalanı da Bayır Bucak Türkmenler'ine bu sefer öyle yağma yok elimle teslim ederim.

Her Allah'ın günü kapısından geçtiğim kebapçı ağbi kuzu yutmuş göbeğiyle kucaklarını açmış bana doğru koşuyor...

-Ağbi, Reis, iyidir...

-İyidir, dedim.

Adamın kebapçı dükkanına gözüm bir daha ilişti camında beyti kebap pide resimleri..

Doğu şivesiyle konuşan zınk hazırolda önümde kaldı. Bir şey söyleyecek ama tık nefes sevincinden söyleyemiyor...

-Ağbi, bilisen... dedi.

-Neyi bilirem, dedim.

- (Eliyle dükkanı gösterdi) Bilisen ağbi dükkan senin.

'Dükkan senin lafları' ikram ağzıdır, ancak, niyeyse, gözlerim bir an dalgınlık olmalı dükkana şöyle sanki dükkanın sahibiymiş gibi baktı.

Sanki içimden bir ses evet vakit geldi artık çerçeveyi şekli çizmeye başlayalım, der gibi.

-Dükkan kira mı dedim.

-Ne kirası baba mülkiyet bendedir!

-Güzel, tamam, şöyle işler bir sakinleşsin Reis'e söylerim.

İki adım uzaklaştım ki bu sefer berber koptu geldi.

-Nihat ağbi, Reis'e selam söyle!

Artık mecburen ciddiyim, ağır ağbi pozlarında ve baş okşar gibi 'söylerim söylerim' dedim.

Genç ve ateşli berber çocuk, şöyle üstüme başıma baktı, 'ağbi bu tşört olmuyor' dedi.

Gel ağbi gel deyip berberin içine çekti beni, duvarda zenci şarkıcıların posterleri.

Zenci şarkıcıların boynunda altın zincir kolyeler!

-Ağbi, dedi, şu altın zincir üstüne bir büyük Cumhuriyet altını beşlik altın ağbi, beşlik, yakışır sana.

-Beşi bir yerde..

-Yok ağbim yok onların beşliği var şöyle küllük kadar büyük!

Arkadaş neyi tartışıyoruz.

Arkadaş bu nedir?

Arkadaş bir twitle sokakta birden kendimi nasıl bir ortam içinde buldum.

Gayri ihtiyari göğsüme baktım bir postere baktım..

-Altın zincir benim için mi?

-Yakışır ağbime...

-Ağır gelmesin..

-Olur mu ağbim sen söyle şurda iki üç esnaf arkadaş akşama bir şey yaparız.

-Reis'e ayıp olur, öyle bir günde şekil şükul değiştirmeler, yakışmaz bize.

İncinmiş kırılmış gibi: Sen bilirsin ağbi.

Ve niyeyse berber gencin bozulan moralini düzeltmek eski sevincini yerine getirmek için laflar aramaya başladım.

-Dur dur, şöyle bir bayram günü gelsin, ben Reis'e bir mesaj daha atayım, cevabı da gelirse, Reis'le yakınlığımızı ortamlar duyar alem de kim neymiş öğrenir, o zaman bir bakarız kolyeye.

Deyip, kapıdan çıkıyordum ki, bir daha seslendim:

-Baksana delikanlı, sen altın zincirli kolyeyi bırak, Reis'e de bana da, bize bir kamera bir tripod yeter!

Nihat GENÇ – 22 Haziran 2021

Son Yazılar