imf dunyanin suyunu sikar225 

Yeni bir küresel kriz yola çıkmış olabilir!

Küresel koşullar yeniden ve seri bir şekilde olumsuzlaşıyor,

riskten kaçınma eğiliminin belirleyici olması önlenemiyor. Emtia ve sermaye piyasaları satış baskısı altında bunalıyor, bu duruma bağlı olarak bilançolar yıprandıkça güvensizlik artıyor. Özellikle mali sistem ve gelişen ekonomiler, bu şok dalgasını daha yoğun bir şekilde hissediyor. Küresel ekonomiye ilişkin beklentiler, düzelemeyecek şekilde bozuluyor. İyice yozlaşan eski düzen, kendi ürettiği ve çözemediği sorunlara yenik düşüyor.

KIRILGANLIK YÜKSEK!

Dile getirilmese bile, son haftalardaki gelişmeler nedeniyle, küresel büyüme beklentisi sert bir şekilde aşağıya kaymaya başladı ve kırılganlık olağandışı seviyelere yükseldi. Çin hisse senedi piyasasındaki müdahalelere rağmen yüzde 30’u aşan değer kayıpları, Suriye merkezli olarak Orta Doğu’ya ilişkin gerginliğin tırmanması ve Yunanistan konusundaki çözümsüzlük olumsuz eğilimleri tetikleyen faktörler oldu. Hemen yukarıda saydığımız unsurların her biri küresel ölçekte belirsizlik ve kırılganlığı arttıracak potansiyele sahip! Üçünün birden ve eşanlı olarak devreye girmesi, durumu daha vahim hale getiriyor.

Bugün için Çin, hem dünyanın en önemli tedarikçisi ve hem de en önemli üçüncü pazarı durumundadır. Bu nedenle orada yaşanacak sarsıntıların tüm küresel eğilimleri etkilemesi olasılığı oldukça yüksektir. Çin Borsası’nın piyasa değerinde yaşanan 3 trilyon doları aşan büyüklükteki kayıp, küresel pazarda ciddi istikrarsızlıklara neden olabilecek daralmaların sebebi olabilir. Emtia fiyatlarının hızla gerilemesi, kur savaşlarının ivmelenmesi, rekabet koşullarının seri bir şekilde bozulması, menkul ve gayrı menkul şeklindeki varlık değerlerinin gerileyerek bilançoları yıpratması, gelişen ekonomiler ile birlikte onları finanse edenlerin önemli kayıplar yaşaması gibi eğilimler telafisi olmayan kayıplar yaratabilir. Özetle söylemek gerekir ise yeni bir küresel krizin sebebi olabilir.

AB DÜZE ÇIKAR MI?

Yunanistan ile Avrupa Komisyonu arasındaki uzlaşmazlığı, küresel koşullardan bağımsız olarak değerlendirmek gerçekçi olmaz. Giderek olumsuzlaşan küresel ortam, hem sorunlu üyelerin hem de mali yapının düze çıkmasını olanaksızlaştırıyor; yirmi dokuz üyeli topluluğu, ekonomik daralmaya ve çok yönlü istikrarsızlığa mahkum ediyor; bu gerçeği inkar ederek uzlaşıya dayalı ve kalıcı bir çözüm üretmek, pek olası görünmüyor.

Rusya ve Çin başta olmak üzere gelişen ekonomiler ile Avrupa Topluluğu’nun ekonomik olarak daralma yaşayacağı bir süreçte, küresel ekonominin büyüyebilmesi mümkün değildir. Bunun adı, yeni ve bir öncekine göre daha yıkıcı bir küresel krizdir. Her şeyin radikal bir şekilde değişmeye başlaması kaçınılmazdır. Mevcut koşullarda ABD ekonomisinin normalleşmeye devam etmesi de söz konusu olamaz. Arap Baharı’ndan bu yana Orta Doğu’da yaşanan gelişmeler ise, hemen yukarıda ifade etmeye çalıştığımız gelişmelerden bağımsız değildir. Her ekonominin eşanlı olarak krizi tatması ve istikrarsızlaşması olasılığı kapıyı çalıyor.

Giderek olumsuzlaşan küresel koşullara rağmen, bizim ne yaptığımızı sorgulamak gerekiyor. Kafayı kuma gömerek üç maymunu oynamak, kendi kendimize gelin güvey olmaya çalışmak, her şeyin düzeleceğini ve hiçbir şeyin değişmeyeceğini varsaymak dışında pek bir şey yapamıyoruz! İşe yaramayacağını bile bile durumu idare etmeye ve gerçekleri görmezden gelerek sakin kalmaya çalışıyoruz! Yapılması gerekenlerden uzak durmaya ve yanlışları yeni yanlışlar ile düzeltmeye çabalıyoruz! Kırılganlığın sebeplerini aramıyor, sorunlarımızı çözmeye çalışmıyor, kurbanlık koyun gibi beklemekten öte bir şeyle ilgilenemiyoruz!

YABANCILAŞMANIN BEDELİ!

Kapıya gelen büyük tehlikeye rağmen, etkili ve yetkili kesimlerimiz “dur bakalım ne olacak?” demek gafletinden kurtulamıyor! Hayal dünyamızda ülkemizi cennete döndürmeye çalışırken, cehenneme dönüşmesini önlemek adına hiçbir çaba sergilemiyor ve birbirimizi aldatmaya devam etmeye odaklanıyoruz! Kendi gerçeklerimize yabancılaşmanın bedelini ödemeye koşuyoruz! Büyüyen ve yaygınlaşan akıl tutulmasının etkilerinden arınmayı beceremiyoruz! Olduğundan farklı görünmenin, tedbirsizce sakin olmaya çalışmanın pek bir işe yaramayacağı bir dönem bizi bekliyor. Kıtlaşan kaynakları israf ederek Türk Lirası’nın değer kaybını asgaride tutmaya çalışmak, çözüme hizmet değildir. Mayıs ayı sınai üretim rakamımız yüzde 2 oranında daralmış! Avrupa’nın daraldığı ve Orta Doğu’nun karıştığı, kaynak sıkıntısının iyice büyüdüğü koşullarda bu kötü verileri bile mumla aramak durumunda kalabiliriz!

Uğur CİVELEK - 09 Temmuz 2015 - Aydınlık

Son Yazılar