bankerler dunyaya nasil egemen oldular225

Kod adı Yunanistan olan büyük çözümsüzlük!

Geride bıraktığımız hafta sonu Yunanistan’da yapılan halk oylamasının sonucu kesinleşti:

Seçmenlerin yüzde 61.3’ü, Avrupa Komisyonu ve Avrupa Merkez Bankası ile IMF tarafından yapılan son öneriye “hayır” dedi. Bu gelişmenin hem ekonomik, hem de sosyal ve siyasi açılardan çok önemli bir dönüm noktası olduğunu bilmemiz gerekiyor. Etkinliğini kaybettiği için sorun üreten sistem ile geniş kesimler arasındaki çıkar çatışmasının tescil edildiği, olunduğundan farklı görünmenin artık pek bir işe yaramadığı ve küresel düzeyde kırılganlığın çok tehlikeli sularda gezinmeye başladığı bir süreç bizi bekliyor.

GİZLENEMİYOR!

Finansal piyasalardaki yapay sakinliğe aldanmayın! Şimdilik avronun diğer paralara karşı belirgin bir şekilde değer kaybetmiyor olması, her şeyin normalleşeceği ve kayıpların geri alınabileceği anlamına gelmiyor; Avrupa Birliği içine düştüğü açmazdan çıkamıyor!

Avro Bölgesi’nin etkili ve yetkili kesimleri, aksi yöndeki tüm çabalarına rağmen halk oylamasında şekillenen sonucu hazmedemiyor, kurusıkı konuşmaktan başka bir şey yapamıyor. 2008 yılındaki küresel kriz sonrasında kontrolu kaybettiler ve tüm çabalara rağmen gerçekçi olmayı beceremedikleri için durumu toparlayamadılar.

Son altı yıl içinde komşumuzda yaşanan gelişmeler, hem Avrupa Birliği ve hem de küresel düzeydeki koşullar açısından buzdağının görünen kısmı özelliği taşıyor. Topluluğa son yirmi yıl içinde katılan üye ülkeler ve diğer gelişenler, benzer bir geleceğin kendilerini beklediğini daha yoğun bir şekilde hissedecek gibi görünüyor.

Yozlaşmış düzenin efendilerinin dayattığı haksızlıklara boyun eğilmesi veya oyun kuralları çerçevesinde isyan edilmesi, kötüye gidişi engelleyemeyebilir. Düzen veya çözümsüzlük yanlısı merkez siyaset anlayışının iflas aşamasında olduğu gerçeği, artık gizli tutulamıyor. Yanlışlar, yeni yanlışlar ile düzelemiyor!

BORÇ SİLME ZORUNLULUĞU...

Sürdürülebilir olmayan eğilimler düzeni yozlaştırdı, sistem yanlıları ile sayıları geometrik bir hızla artan mağdurları karşı karşıya getirdi. Bir taraf isyan etmeye başladı, diğerleri ise sinsice bastırarak günü kurtarmaya çalıştı ve kısa vadeden öteye başarılı olamadı.

Yönlendirme amaçlı teşvik söylemleri ve tehditler işe yaramadı! Mağdurlara geri adım attıramadılar ve teslimiyet sergilemelerini sağlayamadılar!

Geride kalan hafta içinde kamuoyuna yansıyan IMF raporu, gerçeklerin cüzi bir kısmını itiraf ediyor. Yunanistan’ın 2014 yılının ikinci yarısından itibaren alacaklıların dayattığı program hedeflerinden uzaklaşmaya başladığını ve nasıl karşılanacağı belli olmayan dış finansman ihtiyacının hızla büyümekte olduğunu ifade ediyor.

Başka bir deyişle, kemer sıkarak durumu düzeltmeye çalışmanın, olumsuzlaşan koşullar nedeniyle işe yaramayabileceği ve borç silme zorunluluğu ile karşılaşılabileceği teşhis ediliyor. Bu durumda sormak gerekiyor: İşe yaramayacağını bildiğiniz bir programda neden ısrar ediyorsunuz?

Bu yaklaşım geniş kesimleri isyana teşvik etmek ve istikrarsızlık yaratmak anlamına gelmiyor mu? Neden bindiğiniz dalı, günü kurtarma pahasına kesmeye çalışıyorsunuz?

Küresel düzeyde riskten kaçınma eğiliminin kademeli olarak güçlenmesi, emtia fiyatlarında yaşanan çöküş ve Rusya’ya yönelik yaptırımlar ve benzeri nitelikteki diğer olumsuzluklar kemer sıkma programlarının başarı şansını sıfırladı. Avrupa Merkez Bankası’nın Mart ayında başlayan tahvil alımları ise bu sıkıntıları dengeleyebilmenin çok gerisinde kaldı. Durum böyle olunca kafalar iyice karıştı: Hem sorunlu ekonomileri çözüm rotasına oturtmak hem de mali sistemdeki devasa boyutlara ulaşan sorunlu kredi hacmine bağlı büyük öz kaynak yetersizliğini gizlemek olanaksızlaştı! Başkalarının aklı ile günü kurtarayım derken, sorunlar iyice ağırlaştırıldı!

GÜNÜ KURTARMA DEVRİ...

2009 yılının ilk yarısında Londra’da yapılan G-20 Zirvesi’nde, sorunların küresel çaplı olduğu ve ancak uzlaşıya dayalı küresel bir yaklaşımla aşılabileceği ifade edilmişti; etkili düzenlemeler küreselleşme denilen kuralsızlığın yerini almalıydı! Bu teşhislerin gereği yapılmadı veya yapılamadı, sorunların daha da ağırlaşmasını engellemek adına yeterli ve gerekli çaba gösterilemedi. Yunanistan, ortaya çıkan büyük çözümsüzlüğün kod adı oldu ve bugünlere gelindi!

Haberiniz olsun: Gelişen ekonomilerin önemli bir kısmı 2003-2011 yılları arasında hesapsızca artan borçlarının önemli bir kısmını geri ödeyemeyecek! Küresel ekonomi de buna paralel olarak durgunlaşmanın devamında daralmayı yaşayacak ve finansal kırılganlık olağandışı boyutlara tırmanmaya devam edecek! Yapay beklentilerle günü kurtarma devri bitti ve gerçeklerle yüzleşme zamanı geldi! Yaklaşık iki yıldır etkisi hissedilen riskten kaçınma eğiliminin, bu olasılıkların öncü sonuçları olduğunu hesaba katmanızda yarar var!

Uğur CİVELEK - 07 Temmuz 2015 - Aydınlık

Son Yazılar