ugur civelek

Erken seçim tartışmaları ile gölgelenen gündem!

Olası bir erken genel seçimin Türkiye ekonomisini çok olumsuz etkileyebileceği yönündeki

bazı değerlendirmeler, kafaları iyice karıştırmış gibi görünüyor. Son günlerde bu konuya ilişkin sorular ile daha sık karşılaşıyoruz. Fakat ne kadar anlatırsak anlatalım, kısa vadeye şartlandırılarak yönlendirilen insanlar, birikmiş korkularının etkisi ile gerçekleri kabullenmekte çok zorlanıyorlar! Duygusal ve tepkisel yaklaşımların esiri olanlar, farklı olguların bileşik etkisini kavrayamıyor veya kabullenemiyor.  

PARA BOLLUĞU BİTTİ!  

Baştan belirtelim: Küresel koşullar olumsuzlaşır ve yaşadığımız coğrafyadaki istikrarsızlık büyür iken, olası erken seçim önemsiz bir detay olmaktan öteye gidemez. Erken seçim yapılmaz ve Batı ile iyi geçinecek ve onların bölge konusundaki tasarımlarına boyun eğecek bir koalisyon hükümeti kurulur ise her şeyin düzelmeye başlayacağını sanmak, gaflet ve dalaletten başka bir şey değildir. Orta ve uzun vade açısından yaşanabilecek en kötü ve en yıkıcı senaryodur, yaşanacak krizi iyice ağırlaştırma girişimidir!  

Hep yazıyor ve söylüyoruz: 2003 ve 2011 yılları arasındaki para bolluğu bitti ve geri dönmeyecek. Küresel ölçekte riskten kaçınma eğilimi kademeli olarak güçlenmeye devam edecek, sermaye hareketleri daralacak ve makrœkonomik görünüm buna paralel olarak olumsuzlaşacak. Türkiye de bu durumdan aşırıya kaçan oranda etkilenecek: Net yabancı kaynak girişi azalacak ve Türk Lirası değer kaybedecek. Devamında istikrarsızlıklar arttıkça gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalınacak! Erken seçimin gündeme gelmesi veya Batı ile uyumlu bir koalisyonun kurulması, bu konuda kısa vadeden öteye etkili olamaz.  

Ayrıca yaşadığımız coğrafyada barış ve istikrarın varlığı veya yokluğu bizim için hayati önemdedir! Orta vadeli geleceğimiz üzerindeki etkisi, Batı’dan sermaye desteği gelmesi veya gelmemesinden çok daha önemlidir. Batı’nın kendi çıkarlarına uygun tasarımları, istikrarsızlığı artırmakta ve bölgeyi içinden çıkılamayacak türden bir kaosa sürüklemektedir. Bu coğrafyadaki ülkelerin her türlü vesayetten arınması ve işbirliği olanaklarını zorlayarak birbirlerini tamamlayıcı potansiyeli açığa çıkarması hayati önemdedir. Ancak böyle bir yaklaşım sayesinde, bölge güçlülerin çatışma alanı olmaktan kurtarılabilir; bu amaca hizmet edecek her türlü risk alınabilmelidir ve gerekiyor ise erken seçim de buna dahildir. Bunun yerine uzun yıllar sürecek kan davaları yaratılmasına seyirci kalmak, felakete koşmaktır. Bu konudaki gerçekleri görmezden gelmek kötü niyettir, kula kulluktur, Allah’ı inkardır!  

İHRACAT DARALIYOR!

Sormak gerekiyor: Yükselen kurlar sayesinde kağıt üzerinde artan rekabet gücümüze rağmen, ihracatımız neden çift haneli oranlarda daralıyor? Yaşadığımız coğrafya, güçlülerin çatışma alanı olmaktan arınabilmiş ve bölgesel işbirliği güçlendirilmiş olsa idi durum çok daha farklı olmaz mıydı? Türkiye Ekonomisinin kırılganlığı konusundaki algılar daha düşük seviyede olmaz ve beklentilerdeki olumsuzlaşma çok daha sınırlı düzeylerde kalmaz mıydı? İçimizdeki işbirlikçiler, Batı’nın taşeronu olabilmek adına bindiği dalı kesiyor ve ülkemizi büyük bir felakete sürüklüyor! Küresel koşullardaki güçlenmekte olan olumsuzlaşmayı ve jeopolitik mayınların patlatılarak bölgenin istikrarsızlaştırılmasını görmezden geliyor! Sonra da erken seçimin yaratacağı sorunları ön plana çıkararak herkesi aptal yerine koyma alışkanlığını sürdürmeye çalışıyor! Anladık!  

Korkular ve kötü alışkanlıklar, etkili ve yetkili kesimlerin hem gerçekçi olabilmesini ve hem de sağlıklı düşünebilmesini engelliyor! Bu durumun ecele fayda edemeyeceği anlaşılamıyor, korku duvarları aşılamıyor! Böyle devam ettiği için kırılganlık azalmıyor, tam aksine artıyor! Farklı olgu ve eğilimlerin bileşik etkisi ile oluşmakta olan felaket konusundaki farkındalığın artmaması için yoğun çaba harcanıyor; medeniyet denilen tek dişi kalmış canavarın esiri olmaktan kurtulmaya izin verilmiyor! Edilen yeminler lafta kalmaya mahkum ediliyor!  

AĞIRLAŞAN BEDEL!

Bu saatten sonra küresel koşullar konusunda yapabilecek fazla bir şey yoktur. Fakat yaşadığımız coğrafyada istikrarsızlığın artmasını önlemek adına mümkün olabilecek çok tercih vardır. Ekonomik beklentilerdeki olumsuzlaşmadan ve erken seçimden kaçınmaya yoğunlaşmak ise, farkındalığın artmasını ve gelecek adına gerekli iradenin ortaya çıkmasını engellemeye çalışmaktır. Hızla ağırlaşan bedellerine karşılık günü kurtarmaya devam etmek, insanlığa ve iyi olan her şeye ihanettir.

Uğur CİVELEK - 25 Haziran 2015 - Aydınlık

Son Yazılar