ugur civelek

Ecel ferman dinlemiyor!

Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan veriye göre, Gayri Safi Yurtiçi Hasılamız bu

yılın ilk çeyrek döneminde yüzde 2,3 oranında büyümüş! İyimserlik sınırlarını zorlayan piyasa beklentilerini açan bu rakam, pek bir işe yaramayacak bir sürpriz olmaktan öteye gidemedi. İhracatın yüzde 13’ü aşan oranda daraldığı, tüketici güveninin sert bir şekilde çakıldığı, sınai üretimin artmadığı, rekabet koşullarının hızla olumsuzlaştığı, küresel düzeyde fiyat oynaklıklarının anormalleştiği ve riskten kaçınma eğiliminin güçlendiği, işsizlik ve enflasyonun artış eğiliminde olduğu koşullarda büyümeyi başarmışız!

İNANDIRICI DEĞİL!

Kusura bakmayın, bu rakamın gerçeği yansıttığını düşünmüyorum. Ekonomimizi olduğundan çok daha iyi imiş gibi gösterme çabalarının etkin kılınmış olabileceğini tahmin edebiliyorum. Belli ki iyice yozlaşan ve sorun üreten yapımız, eski alışkanlıklarından vazgeçemiyor ve benzeri çabaların artık işe yaramayacağını göremiyor. Gücü yettiğince risk taşıyanlara moral vermeye ve nafile bir şekilde risk alma isteğini rakamlarla oynayarak arttırmaya çalışıyor!

Geride bıraktığımız yılın ilk çeyrek dönemindeki eğilimler ve açıklanan büyüme rakamları da benze özellikler taşıyordu. Ekonomi ve siyaset cephesindeki büyüyen olumsuzluklara rağmen, ilk çeyrek Gayri Safi Yurtiçi Hasıla büyümesi yüzde 3,3 olarak açıklanmıştı; daha sonra kademeli olarak yukarı yönde revize edilerek yüzde 4,9’a kadar çıkarıldı ve bu sayede 2014 yılına ilişkin genel rakamın yüzde 2,9 olması sağlanabildi! Söz konusu şişirilmiş 2104 yılı ilk çeyrek rakamının baz etkisi nedeniyle, bu hafta açıklanan verinin piyasa beklentilerinin gerisinde kalması daha muhtemeldi; fakat olmadı!

Olunduğundan daha iyi görünmeye çalışmanın, koşullara göre değişen fayda ve zararları vardır. Bu yöndeki çabalar kısa vadede risk alma isteğini arttırabilir, fakat orta vadede gerçeği gizleyerek sorunların ağırlaşmasına da sebep olabilir; zamanla bu konudaki nimet külfet dengesi olumsuzlaşır! Örneğin enflasyonun olduğundan daha düşük görünmesini mümkün kılacak yaklaşım büyümenin olduğundan daha büyük çıkmasını olanak tanır, ancak sorunlu kredi hacminin hesapsız bir şekilde artmasına ve iş barışının bozulmasına sebep olabilir! Orta vadeli yan tesirlerin ortaya çıkmaya başlamasının önlenemediği durumlarda beklentileri yönlendirmek ve riskten kaçınma eğilimini durdurmak ta mümkün olamayabilir. Otomotiv sektöründeki iş bırakma eylemleri ve son Genel Seçim sonuçları, olduğundan daha iyi görünmeye çabalamanın orta vadeli olumsuz sonuçlarından bazılarıdır. Başkalarını aldatarak günü kurtarma döneminin sonuna gelindiği anlamındadır ve çok bilenlerin çok yanılacağı dönemin habercisidir!

YENİ “MEMURLARIN” İŞİ ÇOK ZOR!

Şimdi soralım: bugünü olumsuz küresel koşullarında açıklanan büyüme rakamı, ekonomimize yönelik kırılganlık algısını aşağı çekebilir mi? Güvensizliği azaltarak risk alma isteğini arttırabilir mi? Hiç sanmıyoruz! Yapısal olarak dış finansman ihtiyacını arttıran, rekabet koşullarını ve gelir dağılımını bozan bir büyüme yapısı temel kırılganlık sebeplerinden biridir; büyümeyi olduğundan yüksek göstermek kırılganlık algısını güçlendirir ve amatör yerlileri yabancı yatırımcıların masasında meze haline getirir! Piyasalarda fiyat oynaklıkları artar, krizi derinleştiren koşular hızlanır! Yeni masal üretemedikleri için eski kötü alışkanlıkları sürdürmek zorunda kalanlar, bu gerçeği anladıklarında iş işten geçmiş olur.

Sistemi oluşturan kurumsal yapı, olunduğundan iyi görünmeyi mümkün kılan rakamlar konusunda hep kısa vadeli düşündü ve yan cebini açık tuttu; hiç eleştirmedi! Bir anlamda hem binilen dalın kesilmesine ve yapısal sorunların ağırlaştırılmasına ortak oldu, hem de gelişmeler kontrolden çıkmaya başlayınca yapısal reform diye çırpınmaya başladı! Suçluların güçlü olduğu için haklı sayıldığı ülkelerde, orta vadeli istikrar bulunmaz ve demokrasi hiç olmaz! Akılsız başların cezasını, ne olup bittiğinden habersiz koyun sürüsü gibi güdülen geniş kesimler çekmek zorunda kalır.

Yeni Hükümeti kurmak için koalisyona memur edileceklerin işi çok zor! İyice yozlaşmış dış güçlerin kontrolündeki sistemi kollama görevini yerine getirmeye çalışsalar seçmenlerinin öfkesinden kurtulamayacaklar; aksini yapsalar yıkılmaya aday sistemin altında kalarak yok olacaklar! Başka bir deyişle boşa koysalar dolmayacak, doluya koysalar almayacak! Olunduğundan iyi görünmeye katkı yapan rakamlar, yabancıları tuzağa çekemediği için günü kurtarmaya yetmeyecek ve artık işe yaramayacak!

Ne diyelim: ecel, olduğu gibi görünmekten kaçınanların kapısını çalıyor!

Uğur CİVELEK - 11 Haziran 2015 - Aydınlık

Son Yazılar