turk lirasi ve kronometre

Meçhule yolculuk!

Son bir hafta içinde yaşanan gelişmeler, Türkiye ekonomisine ilişkin beklentilerin hızla

bozulmasına ve kırılganlık algısının güçlenmesine sebep oldu. İlk kötü haber ABD tarım dışı istihdam verilerinden geldi; ikincisi ise ya koalisyon veya azınlık hükümeti, ya da erken genel seçimleri zorunlu hale getiren genel seçim sonuçları oldu. Gerek finansal piyasaların, gerek ise sistem yanlısı etkili ve yetkili kesimlerin evdeki hesabı çarşıya uymadı.

Türk lirası oldukça sert bir şekilde değer kaybetti ve fiyat oynaklığı anormallik sınırlarını zorlamaya devam etti. Sermaye piyasamız satış baskısı altında bunaldı, faizler yükseldi; önceden planlanmış halka arzlar konusunda iptaller gelmeye başladı. Piyasa dostu eğilimler lehine lobi yapan, önce enflasyon ve yapısal reform diyen kesimler ne yapacağını bilemez konuma düştü. Seçim kampanyalarındaki hesapsız vaatler, gerçekler karşısında buharlaşarak kaybolmaktan kurtulamadı. Güvensizlik tavan yaparken istikrarsızlık endişeleri yeni rekorlara koştu.

KOŞULLAR OLUMSUZLAŞIR!

Geride bıraktığımız haftanın son iş gününde açıklanan ABD istihdam verileri beklenenden çok daha iyi çıktı ve buna bağlı olarak bu yılın son çeyrek döneminde faizlerin yükseltilmeye başlayabileceği beklentisi güçlenerek belirleyici olmaya başladı. Bu durum riskten kaçınma eğilimini yeniden ön plana çıkardı; tahvil piyasaları ve gelişen ekonomilerin risk primleri öncü sarsıntıların etkisi altında kaldı.

Faizler beklendiği gibi yükseltilmese ve gelişen ekonomilerde herhangi bir panik atak yaşanmasa bile, Türkiye ekonomisi bu durumdan etkilenecek: Yeterli ve gerekli yabancı kaynak girişinin yokluğu kırılganlığı arttıracak.

İSTİKRARSIZLIĞI BESLER!

Küresel koşullar olumsuzlaşır iken gerçekleşen genel seçim sonuçları ise kafaları iyice karıştırdı. İktidardaki siyasi irade, başkanlık sistemi peşinde koşan Cumhurbaşkanı, kendi hayal dünyasında gezinen ana muhalefet partisi, taşıdığı hacimli riskler nedeniyle piyasa dostu uygulamaların arayışında olanlar, düzeni eleştiren siyasi partiler ve yaşadığı sıkıntıların büyük ölçüde sistemden kaynaklandığını kavrayamayan seçmenler kaybedenler listesinin üst sıralarını paylaştı.

Kaybedenlerin bu kadar çok olduğu bir ortamda, kazananlardan bahsetmek ve hesaplarının tutabileceğini varsaymak pek anlamlı görünmüyor.

Nasıl bir hükümet oluşabileceğini bugünden tahmin etmek pek olası değil! En çok milletvekili çıkaran siyasi parti ile koalisyon kuran veya dışarıdan destekleyenin, yapılacak ilk seçimde ciddi boyutta oy kaybedebileceğini dikkate alması gerekiyor; yıpranmanın asgaride kalmasını sağlayacak şartlar ise beklentilerin bozulmasını ve istikrarsızlığın büyümesini engelleyemeyecek gibi görünüyor. Diğer partilerin oluşturacağı koalisyonda ise, olumsuzlaşan küresel koşullar ve yapısal sorunlar olumlu düşünmeye izin vermiyor.

Hiçbir şey yapmadan muhalefette kalmanın yıpranmama veya güçlenme anlamına geldiği artık biliniyor! Durum böyle olunca bazı dış güçlerin devreye girerek bazı siyasi partileri yıpranmaya zorlaması veya erken seçim dışında pek bir alternatif kalmıyor!

Önce enflasyon ve yapısal reform diyecek, piyasa dostu uygulamalar uğruna ömrünü tamamlamayı göze alacak bir hükümet seçeneği ise olası görünmüyor.

Olumlu veya olumsuz nitelikteki duygusal yönlendirmelerin etkisi altında kalan seçmenler tercihini kullandı. Fakat ortaya çıkan sonuç en çok onları üzecek. Yoksulluk sınırının altında yaşam mücadelesi veren büyük çoğunluğun sıkıntısı kademeli olarak artacak. Yaşadıkları olumsuzlukların sebebinin yozlaşmış sistem olduğunu göremeyip, düzenin tetikçisi olanları Meclise yollamanın ciddi bedelleri olacak! Korkunun ecele fayda etmeyeceği zamanla daha iyi anlaşılacak!

EKONOMİ ALARM VERİYOR!

Dış koşullar ve seçim sonuçları olumlu düşünmeye izin vermiyor. Türk lirası dalgalı bir şekilde değer kaybetmeye devam edecek gibi görünüyor; bu durum hem diğer piyasaları ve hem de ekonomik beklentileri istikrarsızlık doğrultusunda etkileyecek. Ekonomi politikası adına yapılacak tercihlerin yan tesiri faydasından çok daha büyük olacak ve kırılganlık artacak.

Muhtemelen ekonomideki durgunlaşma eğilimi yerini daralmaya bırakacak; işsizlik ve enflasyon başladığı yükselişini sürdürecek, yoksulluk sınırının altındaki yoğunlaşma ivme kazanacak.

Sosyal ve siyasi dengelerdeki sarsıntılar sivil itaatsizlik yönünde tepkisellikler yaratabilecek. Kaybedecek çok şeyi olanların güvensizliği büyüdükçe söz konusu olumsuz eğilimler daha bir yıkıcı olacak! Adı konmamış krizler, yalnız ateşin düştüğü yeri değil hepimizi yakacak!

Uğur CİVELEK - 09 Haziran 2015 - Aydınlık

Son Yazılar