Öncelikle Mayıs 2008'de Bahçeşehir Üniversitesi'nde GLF formunu düzenleyenlere başta Hasan Köni olmak üzere herkese teşekkür ederim.Dinleyici olarak gitmişken,İran'ın nükleer malzemelerinin takasını planını yabancı yetkililerle görüşme imkanı bulmuştum.Neye niyet,neye kısmet!

Demek ki ahval ve şerait ne olursa olsun,Türkiye için yapılabilecek çok faydalı girişmler için her türlü imkanı kullanmakta fayda varmış.

Konubaşlığımıza dönecek olursak,AB-D gerçekten şifayı kaptı,işsizlik rakamları hala tırmanırken,Demokratlar ve Cumhuriyetçiler fena halde çarpışıyor.Gösteriler,saldırılar had safhada.Ayrıca Yunanistan Amerika'daki çehur Küresel Soygun aktörleri olan dünyaca ünlü yatırım bankalarına dava açmaya hazırlanıyor.Sırada diğer ülkeler var,belki biz de soyulan 60 yılımız için dava açmayı denemeliyiz.

AB ise yangelip yatanlar,AB-D'ye güvenip tapanlar,takke düşüp kel görününce kaçanlar birliğine dönüştü.Avro sahipsiz,Brüksel Çarşamba Pazarı,AB halkları sinir küpü,Güney Avrupa Moody's ve benzerleri tarafından kasten iflas ettirilir bir halde geleceğini arıyor.

Peki ama,biz neden hala AB'ye girmeye çalışıyoruz?Standartları yükseltmek için mi?Zaten o yüzden yollarımız son beş senede acemiden beter sürücülerle dolmadı mı,sırf AB'de nüfusa oranla sürücü sayısı şu kadar,biz de uyalım diye?Süper organik tarım ülkesiyken,sefil hormonlu tarım ülkesi haline gelmedik mi,domatesin çapı,salatalığın boyu derken,kokoreçin zararları derken?

VE HALA KONUYA GELEMEDİK...

Neden AB'ye girmeye çalışıyoruz,neden AB-D ile hala müttefikiz 1 Mart'ta işgal etmeye kalktığı halde?Bu ikilinin bize katkısı borç yükünden başka birşey olmamıştır.O borçlardır ki,sağ cebimizden alıp,sol cebimize koyarken bir de üzerine fabrikalarımızı,hektarlarca toprağımızı,akarsularımızı,kümesteki yumurtalarımızı bile kapıp götürmekte.

Özetle,bağımsızlığını satıp,üzerine para veren yegane ülkeyiz.

Şüphesiz böyle devam etmeyecek edemez de.Çünkü,2002 sonu itibariyle 38 trliyon dolar olan dünya türev piyasaları tahmini değeri,2008 yani 4.ncü Reich Bush'un bohçasını da alıp Washington'dan kaçıp gittiği gün ise 513 trilyon dolar idi.Bir Bush geldi de geçti,tüm insanlığı yaktı,yıktı geçti.Olmayan paranın ticareti nedeniyle,dünya ekonomisi 8 yıl boyunca yaklaşık 14 kat uyutuldu.Kendinizi 14 gün boyunca narkozla uyutulmuş olarak düşünün,uyandığınızda ise tüm mal varlığınız gitmiş üzerine de 14 kat borçlanmış olduğunuzu düşünün.

İzlanda mecburen ilk uyandırılan oldu,Kuzey Kutbu Deniz Kıta Sahanlığı'ndaki doğal gaz kaynakları üzerinde AB-D-Rusya-İngiltere çekişmesi nedeniyle.Sonra ikinci olarak uyanmak zorunda kalan Yunanistan oldu,300 milyar avro dış borç ile,AB-D ve AB çekişmesinin çarpışma sahası olduğundan dolayı.Sırada

Portekiz,İspanya,İtalya,İrlanda var.AB-D tüm bu ülkeleri finansal harp yöntemleriyle ele geçirmek,devirmek,sosyal gerilimleri tırmandırmak yolunda çok hızlı hareket ediyor.AMB (Avrupa Merkez Bankası) Başkanı Jean-Claude Trichet ise AB-D'nin ekmeğine yağ sürüyor daha göreve geldiği ilk günden beri.Bu dört ülke finansal olarak devrildiğinde,İngiltere Afrika'dan uzak tutulabilecek,İspanya-İtalya-Portekiz ise Latin Amerika'dan uzak tutulabilecektir.

Ancak artık son noktaya gelindi.Birkaç gündür,Obama Yönetimi AB'ye çağrı yapıyor: ''Bu Hedge Fon'ları ne yapacağız?Bankalararası vergi uygulamasını başlatıyorum ben.Basel III'e gidiyorum ben,ister gel ister gelme.''Hedge Fon'lar,Soğuk Savaş döneminde,merkez bankalarını soymak üzere düzenlenen,uçuk kaçık kazanç vaadi ile toplumları ve hükümetleri kandıran,bizdeki tabirle Titan saadet zincirinin veya Kastelli olayının uluslararası bankacılıktaki adıdır.Bush ülkeleri işgal ederken,medya dünya kamuoyunu terörize ederken,Hedge Fon'lar tüm dünyayı soydu kibarca.

Aslında,Türkiye'de açıklanan ''MALİ KURAL'' Basel III Antlaşması'nın tanıtım kısmı.Yani,bireyler nakidi rüyalarında bile göremeyecekler.Tamamen kredi bağımlısı  bireyler,kurumlar,şirketler,ülkeler.

Küresel Soygun'u yapanlar,şimdi de Küresel Soygun sırasında kendilerinin pervasızca başvurdukları soygun yöntemlerini bahane ederek,gelecek kuşaklar için sadece KREDİ ile yaşam şansı bırakıyorlar.Bu da Basel III oyununun anafikridir.Soy,mazaret göster,krediye mahkum et,ama krediyi de verme.

Tüm dünya zor bir süreçten geçiyor.Haziran ortasına ulaştığımızda,tüm öabalara rağmen ısrarla çıkartılmış bir bölgesel savaşa,ya resmen parçalanmaya başlayan bir AB'ye,ya da Tayland'da şu an olduğu gibi bir iç çatışma yaşayan AB-D'ye uyanacağız.

Ankara mı?Tatlı rüyalar.

Mete AKINCI - 18.05.2010 - Ulusal Kanal
http://www.ulusalkanal.com.tr/

Son Yazılar