Türkiye'de finans harp oyunları (1.Bölüm)

MILLENYUM OPERASYONU VE TÜRKİYE'NİN MARUZ KALDIĞI FİNANSAL HARP SALDIRILARI (2001-02'den 2010'a)

2000'lerin başından bu yana Türkiye'de finansal süreç nasıl ilerledi?

27 Mayıs 1960'dan beri aslında her darbenin arkasında finansal hakimiyet savaşı vardı Türkiye'de. Aslında çarpışan ideolojiler değil, ideolojileri kullanan sermaye sahipleri idi.


Genç Türkiye Cumhuriyeti kurulurken, tüm halk cephede düşmanla savaşırken, savaşta yer almayanlar cephe gerisinde daha o zamandan başlayarak servet biriktirme ve servet edinme çabalarını hızla sürdürmekteydi.

1.nci ve 2.nci Dünya Savaşları'nın ardından, MILLENYUM hazırlıkları gereği Türkiye hep hedef ülkeydi ve çok partili sistem içerisindeki mücadele önce finansal hakimiyet altına almak, ardından çok partili görünmesine rağmen aslında hep tek bir kazananın olduğu fakat hep halkın kaybettiği bir sürecin ardından, Türkiye'nin fiziki işgali, Türkiye-İran Savaşı'nın tezgahlanmasıydı; tıpkı Orta Çağ'da Avrupa'daki katolik-protestan savaşları misali. Irak'ta neden sürekli olarak Şii-Sünni geriliminin karşılıklı sabotajlarla yabancı mihrakların kışkırttığına bakın, ne demek istediğimi anlarsınız. 2007 yılında Irak'ta Sünni militan kılığında Şii türbelerini bombalayan İngiliz ajanlarının tüm dünya basınına yansıyan tutuklanmalarına bakın anlarsınız yine.

MILLENYUM'un aslında Batı'yı nasıl köktendinci bir hale getirdiğini, nasıl olup da George W. Bush ile Usame Bin Laden'in görev sürelerinin eşgüdümlü bir şekilde yaklaşık aynı tarihlerde başlayıp ve bittiğine dikkatinizi çekerim. Hakikaten, Bush Beyaz Saray'I terk etti, Ladin ise artık bir ''video star'' değil, klipleri neden dünya basınına yansımıyor, hiç düşündünüz mü?

Dönelim Türkiye ve dünyada yaşadığımız 2,5.inci Dünya Savaşı'na ve öncesinde Türkiye'de yaşanan siyasi ve finansal çatışmaya.

Ecevit Hükümeti'nin işbaşına getirilmesi için Kenya'da Abdullah Öcalan'ı Türkiye'ye teslim edenler, Ecevit Hükümeti'ni devirmek için Uzak Doğu'da başlattıkları mali krizi Türkiye'ye taşımak suretiyle, nasıl da çok kısa bir süre içerisinde alaşağı etmişlerdi.50gr. bile olmayan Anayasa kitapçığının fırlatılması nedeniyle 2001-02 krizlerinin yaşandığına inanmak en hafif tabirle saflıktır. Gerçekte yaşanan ise kurnazca tezgahlanan bir finansal harp oyunu ile medyanın kitapçık olayını kamuflaj olarak kullandığı aldatmaca idi.

Temelde döviz stoklarının bir anda, şok bir şekilde merkez bankalarından çekilmesidir bu tür finansal harp operasyonlarında yapılan. Biz '80 öncesi de yaşamıştık aynı oyunu, Latin Amerika da, Arjantin de, Uzak Doğu da, Rusya da. Özetle ekonomik kriz çıktı dediğiniz her ülke veya ülkeler topluluğunda aslında yaşanan şey hep aynıdır. Ulusal şuura sahip olmayan, ya da ulusal olduğunu iddia eden,hatta kimi zaman faşizm eğilimleri ağır basan yönetimler ve elitler aracılığıyla 5-7 yıllık periyodlar halinde tekellerde toplanan milli servetlerin ve özellikle de döviz rezervlerinin suni gerilimleri bahane ederek Soğuk Savaş'ın MALİ YÖNETİM MERKEZİ olan New York-Paris-Londra-Frankfurt-Tokyo borsaları da kullanılarak Amerika'ya aktarılmasıdır.Aslında Amerika derken,kastettiğim Amerikan halkı falan da değildir,çünkü onlar yüzyıldır küresel hakimiyetin labratuar fareleri konumundadır.Kastettiğim Amerikan yönetiminin iplerini elinde bulunduran belli aileler,Amerikan Güç Merkezi'nin hissedarları olan CIA,Pentagon ve en nihayetinde NSA'dır.

Küresel Kraliyet adına Amerika (Yeni Dünya) Rockefeller, Avrupa (Eski Dünya) Rotschild tarafından yönetilir. Temelde hedef, hırsız ve vatansızların oluşturacağı TEK DÜNYA HÜKÜMETİ'dir. Bu hükümete ulaşmak için her türlü soykırım, savaş, soygun, sabotaj, suikast, komplo mubahtır. Sizlerin Rolls Royce diye sadece bir araba markası diye bildiğiniz şey DÖNÜŞÜMLÜ KRALİYET anlamına gelir. Sadece Küresel Kraliyet'e hizmet eden hükümet liderleri o marka araca binebilir. RR Logosu bunu ifade eder, Dönüşümlü Krallık.

20.nci yüzyıl Dünya Savaşları, sabotajlar, suikastlar, operasyonlar devriydi. Toplumlar hep ideolojik kampların parçası olmaya kasten zorlanmışlardı. Oysa ki, 1945 YALTA ve 1995 MALTA zirvesi en aymaz birey ve toplumlara bile bu küresel oyunlar hakkında çok şeyi anlatmaktedır.

KANDIRILDINIZ... Tüm hükümetler, ideolojik liderler, sahte askeri liderler, sürülere çobanlık vazifesini yapan sahte aydınlar, paralı gazeteciler tarafından. 20nci yüzyılda halkını kandırmayan tek lider Atatürk idi, ancak 5 Ocak 1939'da Küresel Kraliyet'in defolu yıldızı Hitler, NAZI Partisi başına gelmeden önce, Batı'nın baskılarına rağmen 2.nci Dünya Savaşı'na girmeyi reddettiği için zehirlenerek öldürüldü. Küresel Kraliyet, onur sahibi liderlere tahammül edemez, çünkü onlar soyguna, soykırıma, savaşa karşıdır.

'Küresel Kraliyet'in hedefi neydi?

2000 yılı ile yeni bin yıl başlıyordu ve Küresel Kraliyet için artık yeni bir oyun oynamak gerekiyordu. Artık silahlı kuvvetlere ihtiyaç yoktu çünkü medya ve finans kurumları vardı; siyasi liderlere ihtiyaç yoktu, karizmatik medya ikonlarına ihtiyaç vardı; dinlere ihtiyaç yoktu, parasını batırınca istediğiniz hocaefendiyi sizin için laboratuarlarda sentezleyebiliyorlardı.

ANCAK TÜRKİYE'NİN COĞRAFYASI, BEŞERİ VE DOĞAL KAYNAKLARI, ORDUSU KÜRESEL KRALİYET İÇİN ARTIK SON HEDEFTİ VE BUNA UYGUN BİR HÜKÜMET GEREKİYORDU, BU NEDENLE 2001-02 KRİZLERİYLE ESKİ LİDERLER "OUT", İTAATKAR YENİ LİDERLER "IN" OLMUŞTU. ONLAR AKP'Yİ TEMMUZ 2001'DE HAZIRLAMIŞLARDI AMA TÜRKİYE ÇOK DAHA UZUN YILLAR ÖNCESİNDE MILLENYUM MÜCADELESİNE HAZIRDI. TÜRKİYE'YE KARŞI YAPILACAK FİNANSAL OPERASYONLARA KARŞI, TÜRKİYE'NİN DE KARŞILIK VEREBİLECEK UYGULAMALARI DEVREDEYDİ.

Mete AKINCI - 01.06.2010 - Ulusal Kanal
http://www.ulusalkanal.com.tr/

Son Yazılar