Türkiye'de finans harp oyunları (2. Bölüm)

MILLENYUM OPERASYONU VE TÜRKİYE'NİN MARUZ KALDIĞI FİNANSAL HARP SALDIRILARI (2001-02'den 2010'a)

Bush ekibi ABD'de şaibeli bir seçimle yönetimi ele geçirmişti ve artık tüm planlar hızla yürürlüğe sokulmalıydı.

Ancak, George W. Bush'un sürekli söylediği "Neden haritayı her açtığımızda Türkiye merkezde duruyor, bu sinirlerime dokunuyor" ve Georgetown Üniversitesi'nde aldığı brifinglerin neticesinde dünya hakimiyetinde iddiası olan tüm imparatorlukların mutlaka ve öncelikle Anadolu coğrafyasını, yani Küçük Asya'yı fethetmek zorunda kalmış olması gerçeği ile iyice yönlendirilmişti.

BUSH TÜRKİYE ÜZERİNDE NASIL BİR OYUN TEZGÂHLADI?

Sorun ise, Türkiye'de o dönemde yoğun olarak hissedilen Avrasyacı ve Ulusalcı hükümet yapısı, devlet anlayışı idi. Yani, iktidar değişmeliydi. Fakat bunun için öncelikle mevcut iktidar görevden uzaklaştırılmalı, halktan soğutulmalıydı.

O sırada, Kore merkezli başlatılan finansal spekülasyon bir anda Türkiye'ye ulaştırıldı. 2001-02 döneminde Türk bankalarının zaten açık pozisyon sıkıntısı vardı; yani kasalarındaki döviz yetersizdi, çünkü yandaşlara yağmalattırılmıştı.

Altyapı hazırdı Türkiye'de, ama tetik nasıl çekilecekti? Anayasa kitapçığı fırlatılması olayı ile.

Gerçekte Anayasa kitapçığı fırlatıldı mı, fırlatılmadı mı tam bilmiyoruz. Ancak, medya bu tezgâhta yerini çoktan almıştı. Sanki, Türkiye'nin tepesine nükleer bomba atılmışçasına bilinçli olarak kıyamet koparıldı, koalisyon hükümeti sıkıştırıldı, koalisyon ortakları birbirine karşı kışkırtıldı ve Anayasa kitapçığının fırlatılması hikayesi ile tetik çekildi.

İşbaşına getirilecek hükümet ise hazırdı. Çiçeği burnunda AKP daha Temmuz 2001'de 14 bakanı, daha sonra ki Gül-Erdoğan görev değişimi, Erdoğan'ın başbakanlığa getirileceği yerli ve yabancı patronlar kulüplerince sabitlenmişti.

PLANLAR TIKIR TIKIR YÜRÜYORDU

İnanılır gibi değil ama planları saat gibi işledi. Yabancılar döviz alım emirleri geçtikçe, yandaş gruplara verilen ve batırılan krediler nedeniyle önce bankalar iflas etti, offshore zedelerin feryatları ekranlardan taşıyordu. Halbuki offshore bankalara yatırmamışlardı fakat yerli banka şubesine gittiklerinde çok küçük puntolarla dekontlarda belirtilen offshore bankalara transfer edildiğini kriz patlak verince anlamışlardı. Gerçi, bir kısım banka mudisi, bilerek offshore bankalara da yatırmışlardı paralarını, bu yerel banaklar üzerinden. Çok ufak ama hayati önem derecesinde bir detay vardı: Hazine sadece yerel bankalardaki mevduatlara garanti veriyordu, yurtdışındakilere değil.

HALK ESKİ DÜZENİN PARTİLERİNE KARŞI KIŞKIRTILDI

Böylece, panik havası, gerilim dolu ekonomik ortam oluşturuldu, halk uluslararası ve uluslar üstü grupların kurbanı olmuşlardı. Fakat halk tek sorumlu olarak laik koalisyonu, eski düzenin partilerini görüyordu.

2002 Genel Seçimi'ne giderken, halktaki panik, öfke ve intikam duygusunu pekiştirmek için ikinci bir kriz yaratılarak, halk mutlak şekilde koalisyondan ve koalisyon ortağı partilerden nefret eder hale getirildi. Tüm kapılar AKP için açılmıştı. Halk, bu krizlerden sorumlu tuttuğu eski düzen partilerinin tamamını sandığa gömerken, o partilerle 60 yıldır işbirliği yapmış olan iç-dış ittifak taktik değişikliği ile yeni düzen partisi olan AKP'yi işbaşına getirmişti.

Ve halk, hiçbir zaman kendisini soyanların, sürekli olarak yeni sahte kurtarıcılar gönderdiğini fark edemez. Çünkü toplum psikolojisi yönlendirilebilir, şekillendirilebilir, yıkılabilir, yapılabilir. Soğuk Savaş Dönemi bu konuda en azından bir şeyler öğretmiş olmalıydı herkese.

AKP'NİN MİSYONU NEYDİ?

AKP işbaşına getirildiği sırada temel misyonu özelleştirmelerin tamamlanması, borç yükünün arttırılması, borç yükünün merkezi yönetimden yerel yönetimlere yayılması, ABD'nin Irak-İran-Suriye-Türkiye işgallerinin önünü açması için gerekli meclis onaylarının sağlanmasıydı. Borçlar merkezi yönetimden yerel yönetimlere yayılırsa ne mi olur?

Bir anayasa değişikliği ile Yerel Yönetimlerin Güçlendirilmesi adı altında örtülü borçlar hemen belediyelerin üzerinde kalacak şekilde düzenlenebilir ve mesela Fırat-Dicle sularına haciz koymak isteyen bir uluslararası banka, Güneydoğu'daki belediyeleri haczedebilir veya madenler, topraklar, tesisler de aynı şekilde haczedilebilirdi. Anayasa değişikliği, bu nedenle olmazsa olmaz nihai misyonu idi AKP'nin.

AKP'nin tezkereyi onaylayacağına kesin gözü ile bakılırken, hem AKP'yi hem Türk halkını Küresel Terör yalanına inandırmak için meşhur İstanbul bombalamaları gündeme geldi. El Kaide dedikleri, Batı'nın kendisinin kurdurttuğu hayali bir örgüte yıkıldı saldırılar. Ümit edilen, AKP ve Türk halkının Küresel Terör ile Savaş'a destek vereceği yönündeydi.

Ancak, irrasyonel bir gelişme oldu.1 Mart 2003 günü Bülent Arınç ve dönemin Başbakan'ı Abdullah Gül'ün yüzündeki gergin ifade, tezkerenin reddi ile Türkiye'nin yaşayacağı gelecek yıllarda fotoğrafıydı. Tezkere reddedildikten 2 yıl sonra, AKP bir gerçeği fark etti ve tezkere görüşme, oylama sonuçlarını 10 yıl süre ile açıklanmamak üzere Devlet Sırları kapsamına alarak arşive kaldırdı. 2013'e pek bir şey kalmadı. O gün gelip de, tezkere ile ilgili gerçekler açıklandığında AKP'nin toplum nezdindeki imajı tarihe geçecektir.

KÜRESEL SERMAYENİN HÜKÜMET DEVİRME TAKTİĞİ

Hep dediğim gibi, Küresel Sermaye istemediği hükümeti krizlerle, daha önceleri överek teşvik ettiği politikaları ile batırıp, rezil etmeyi çok sever. İtaatkar bir hükümeti ise dünyada emsali görülmemiş bir şekilde destekler. Eurovizyon'da birincilik, Dünya Kupası'nda zaferler, UEFA Kupası ve sıcak para yağmuru hatta tsunamisi.

Peki tüm bunlar, nihai misyon olan Federasyon Anayasası'nı işbaşına getirttiği iktidar ile başarılabilir mi? Merkezi yönetimin borç yükü uzun vadeye yayılırken, yerel yönetimlerin borç batağına kasten sürüklenmesinin sonucunda uluslararası bankalarca belediyelerin haczedilmesi sağlanabilir mi?

Burası Türkiye. Tarihteki en irrasyonel ülke… En güçlü döneminde Viyana'yı alamayan ama en zayıf döneminde Çanakkale'de devrin iki süper gücünü birden deniz gömen hesap dışı bir ülke…

Ve Batı İttifakı, Tezkere'nin reddi ile bocalama evresine girdi. Bu bocalama 2008'de Bush Yönetimi'nin Küresel Soygun'a imza atıp, kaçışına kadar sürecekti.

Türkiye'nin ise AKP'ye rağmen Atatürk 2023'üne koşusu hızlanacaktı...


Gelecek bölüm : AKP'nin Küresel Güçler ve Türk Devleti arasında bocalaması, kayıt dışı ekonominin beklenmedik stratejik faydaları.


Mete AKINCI - 05.06.2010 - Ulusal Kanal
http://www.ulusalkanal.com.tr/

Son Yazılar