2023 İçin KILIÇ’lar Çekildi

Her kuşak bir DÜNYA SAVAŞI görürmüş.Bizim kuşağa da malesef Bushbeyinliler ve Graham Fuller/Fethullah Gülen ikilisinin ''sentetik din'' ve BOP aldatmacası ile savaş düştü.

Şimdi 72 milyon vatandaşımız arasında bir anket yapsak, geçen 10 yıla ait ne hatırlıyorsunuz diye, Semra Kaynana, Hadise, Galatasaray, Irak İşgali, Ladin, Bush, Kasımpaşalı delikanlı diyecektir sadece büyük olasılıkla ve sadece adını koyup içeriğini de hatırlamayarak.

Halbuki geçen 10 yılda, 1000 yıla bedel mücadeleler sonucunda zekaya dayalı pek çok mücadele yaşandı. Halkımız ise hep bu mücadeleleri sadece televizyonlarından magazinel olarak izlediler, aslında detayları bilmeleri pek de şart değildi.

Ta ki, hukuk garabetleri ve ötesinde hukukun bizzat kendisinin faili belli kurban durumuna düşmesine rağmen.

İşte tam bu noktada, olması gereken oldu ve Kemal Kılıçdaroğlu ile temsili demokrasiden yani demokrasi tiyatrosundan gerçek demokrasiye geçiş süreci başladı. Hep inandığım ve herkesin de inanması, çok çalışması gereken Türkiye 2023 Perspektifi daha hızlı ve sağlıklı şekilde yürüyecektir. Tekrar belirteyim, bu 2023 Bushbeyinli Langley veya Utah sakinlerinin sandığı gibi ''Made in U.S.A.'' veya ''Fabrique en Europe'' OLMAYACAKTIR.

72 milyon Türk Vatandaşı kamu hizmetlerini almanın vatandaşlık hakkı olduğunu, ödediği verginin karşılığının Hacivat-Karagöz zorunlu kukla oyununu izlemek olmadığını ve buna da mahkum olmadığını kavramasıyla 2023'e daha güçlü adımlarla yürümek mümkün olacaktır.

Türkiye'nin kendi 2023'üne inanmak ve çaba sarfetmek için artık daha güçlü bür gerekçemiz de var artık. KEMAL KILIÇDAROĞLU.

AB ve AB-D ile ilişkilerin ahlaki prensipler zemininde yeniden şekilleneceği, camilerin cemaatlere tahsis edilmiş döviz ve emlak büroları olmadığı ve İslam'ın bir siyasi rant aracı olamayacağının ispatlanacağı, fikir-vicdan-inanç-konuşma hürriyetlerinin GÜÇLÜ TÜRKİYE için artık hava ve su kadar doğal ihtiyaç olduğunun kabul edildiği bir döneme geçiyoruz.

Eski başbakanlardan Recep Bey dönemi ise artık yargı süreci ve de ahlak masasının sorumluluk sahasındadır.

''Peki,tüm bunların FİNANS ile ne ilgisi var? Finans yatırım danışmanlığının bu konu ile alakası nedir?'' diye soranlar olabilir: Küresel Sermaye, istemediği iktidarları devirmek için Finansal Harp Sistemleri'ni kullanır. Tayland'da olanları görüyorsunuz, Gül Devrimi, Turuncu Devrimler, Soğuk Savaş dönemi sabotajlarını hatırlayın. Türkiye'nin o meşhur 70 sente muhtaç EDİLDİĞİ dönemi ve uygulamaları hatırlayın. 2002-02 krizi öncesinde ''dövize dokunanın eli yanar...'' deyip, kısa süre içerisnde gecelik faizin % 18000'e nasıl fırlatıldığını hatırlayın.

Küresel yatırım bankaları, uluslararası bankalar, uluslarüstü kurumlar ve güç odakları, medya destekli ulusal devlete düşman tetikçi finansal harp sabotajcıları...liste uzun.

Fakat, şunu herkes bilmelidir ki, Kılıçdaroğlu iktidarına karşı girişilecek en ufak bir Finansal Sabotaj veya uluslararası siyasi komplolar karşısında 2001 ve 2002 dönemine ait Batı dünyasının 75 yıl süreyle devlet arşivlerine kaldırma kararı aldıkları ve asla dünya kamuoyunun bilmemesi gereken kirli oyunlarına ait tüm finansal, siyasi, paramiliter girişimleri öncelikle Türkiye kamuoyuna ve dahası küresel sermaye kurbanı ülkelerin kamuoylarına ulaşacaktır.

2023'e giderken, ülke ve dünya gündemiyle ilgili herkes artık cebinde bir Dünya Haritası taşımalıdır. Olaylar neden oluyor, neden ekonomik dalgalanma başladı, doğal kaynakları nelerdir, devrilmek istenen iktidar küresel sermayenin hangi talebine red cevabı vermiştir, siyasi liderlere hangi komplyu kimler neden kurar,hangi sanayi sektörlerindeki rakipleri kritik önemdeki tesis veya petrol platformlarını sabote etmiştir, paritelerdeki dalgalanmalar sonucu servet nereden nereye yönlendirilmiştir gibi sınırsız sorulara,mutlak gerçekçi cevapları ancak bu şekilde bulabilirsiniz.

Artık her ülke tüm silahlı kuvvetlerinin yanısıra Finansal Harp Kuvvetleri gibi veya emsali birimler kurmak zorundadır.Bireysel veya sınırlı ekip çalışmaları boyutunu aştı çünkü son 1 aydır yaşananlara baktığımızda.

Örnek olarak,geçen hafta içerisinde tüm dünyadan 700 milyar doları ''şişman parmak'' yalanı ile soyup sonra da AB-D'den AB'ye 500 milayar dolar ekstra yardım açıklamak nasıl bir Finansal Harp ortamında olduğumuzun farkına varılması açısından çok önemlidir.

Kredi Derecelendirme Kuruluşları da yine aynı kapsamdadır.Hedef ülkeyi dize getirmek,beşeri ve doğal kaynaklarını ele geçirmek için ister yabancı bir ulus,isterse uluslarüstü bir yapı olsun mutlaka bu derecelendirme kuruluşlarını kullanmak durumundadır.

Ne anlama geldiğini yine basit bir örnekle anlatayım,aslında Türkiye olarak yaşadık defalarca: 2001-2002 krizileri sırasında bu dünyaca meşhur,anlı şanlı kredi derecelendirme kuruluşları Türkiye'nin kredi notlarını peşpeşe düşürdüler,aynen şimdi Yunanistan'a yaptıkları gibi.

O sırada basına sundukları mazaretleri,''Türkiye'deki bankaların döviz açık pozisyonları'' idi,yani ''Türk bankalarının kasasında yeterli döviz yok'' diyerek krizin tetiğini çekmişlerdi.

Halbuki,bankaların döviz pozisyonlarının açık olmasının sebebi,yine kendileriydi.Hür teşebüsün önünde engel olmakla suçlayarak o zamana kadar ki hükümetleri,bankaların hortumlanmasına,halkın soyulmasına,bankacılıkla ilgisi olmadığı halde şimdilerdeki AVM'ler gibi her köşebaşında bir özel bankanın türetildiği, kamu kaynaklarını kendi holdinglerine aktardığı FAKAT bu borçlara Hazine'nin kefil olduğu bir ortamda sanki suçlu kendileri değillermiş gibi,Türkiye'nin notlarını kırarak, Türkiye'de emsali görülmemiş bir kriz yaratarak, yeni bir iktidarı başa getirenler de aynı yapılardı.

Kasaları ve cebi boşaltılan değerli halkımız,yüreğinin boşaltılmasına da sessiz kalmamalı ve işte bu nedenle Graham Fuller/Fethullah Gülen ikilisinin 2023'ü değil,19 Mayıs 1919 Atatürk'ünün 2023'ü için mücadele vermelidir.


Mete AKINCI - 24.05.2010 - Ulusal Kanal Haber

http://www.ulusalkanal.com.tr/

Son Yazılar