mahir_cayan10_225

'Kemalizm emperyalizme karşı isyan bayrağıdır!’

16 Ağustos 1971 pazartesi günü 26 arkadaşı ile birlikte İstanbul 3 No’lu Askeri Mahkemede yargılanmaya başlanan THKP-C üyeleri kendilerini Mahir Çayan’la birlikte “27Mayıs Anayasasını savunan Milli Kurtuluşçu Sosyalist aydınlar” olarak tanımlarlar.

Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının THKO Davası da 16 Temmuz 1971 tarihinde Ankara Altındağ’da bulunan Askeri Veteriner Okulu binasında başlamış ve 9 Ekim 1971 günü karara bağlanmıştır.

Bu duruşmalar sürecine damgasını vuran ana tema, yapılan SAVUNMA’da Deniz Gezmiş’ in Mahkeme Heyetine, “Biz halkımızın çocukları ve Atatürk’ ün memlekete emanet ettiği gençleriz, nasıl ki O, Yunan orduları ta Polatlı’ ya gelmesine rağmen önlerinden kaçmadıysa ve yolundan dönmediyse biz de dönmeyiz ve eğer dönersek işte o zaman vatana ihanet etmiş oluruz” diyerek çizgilerini açıklamıştır.

Daha sona şöyle devam etmiştir:

“... bağımsızlığımızı tekrar kazanma yolunda mücadeleye girmiş olan bizlerin elli sene önce Mustafa Kemal’ in hakkında gıyabi idam kararı verilmesi gibi idamımız isteniyor. Gene belirtmekte fayda vardır ki biz de O’ na ve halkımıza ihanet edip bağımsızlığımızı tekrar kazanma yolundaki mücadelemizden dönmeyiz.”

Savunmada “Ortadoğu Milli Kurtuluş Mücadelelerinin Odak Noktası Olma Yolundadır” başlığı altında dönemin dünya konjoktürünü değerlendirirken “Dünyanın fırtınalı kırlık bölgesi olan Asya, Afrika ve Latin Amerika’ nın odağı yavaş yavaş Ortadoğu’ya kaymaktadır. Ortadoğu’ nun jeo-politik bakımdan önemli halkası ise Türkiye’dir”diyordu ve “Anadolu İhtilalinin oluşum sürecinde Milli Kurtuluşcuları izlemek ve yok etmek için hain İstanbul hükümeti sürüyle hafiye besliyordu.” Dedikten sonra “bu hafiyelerle milli mücadeleleri bastırmak ve etkisizleştirmek mümkün olsaydı, hakkında ölüm fermanları çıkartılan Mustafa Kemal ve arkadaşları Vahdettin’ e ve emperyalistlere yenilirlerdi.” gerçeğini dile getiriyordu.

Deniz Gezmiş savunmanın ilerleyen sayfalarında, “ Türkiye emperyalizme karşı ilk Kurtuluş Savaşı veren ve onu dize getiren ülkedir. Bütün ezilen uluslara ışık tutan ve Kurtuluş Bayrağını dalgalandıran Türkiye halkı bundan 50 yıl önce görevini yapmıştır... Türkiye halkı Kurtuluş Savaşında, emperyalizme ve uşaklarına gerekli dersi nasıl verdiyse bu defa da onurunu çiğnetmeyecek ve bağımsızlığını elde edecektir” diyor ve devam ediyor:

“ Kurtuluş Savaşımız Mustafa Kemal ve arkadaşlarının öncülüğünde gelişen ve bu kadronun çıkışıyla güçlenip başarıya ulaşan bir mücadeledir.”

“19 Mayıs 1919 saldırgan emperyalistlere ve onların emrinde ki iç düşmana karşı Mustafa Kemal önderliğinde Türk Halkını örgütlemek için Kurtuluş Savaşı’ nın politik anlamda başlangıcıdır. 19 Mayıs 1919 Ulusal Kurtuluş Mücadelesi için Mustafa Kemal ve arkadaşlarının halkın silahlı gücü ve öncüsü olarak harekete geçişidir.”

*** *** ***
27 Mayıs şerefli bir yere sahiptir!

Demokrat Parti’nin iktidara gelmesini “Türkiye tarihinde tam bir dönüm noktası” olarak niteleyen Çayan, Demokrat Parti iktidarıyla birlikte, “Kemalistlerin iktidarları döneminde sindirilmiş, pusturulmuş olan feodal ideolojiler, bir anda hızla gelişmiş, görülmedik bir yayılma alanına sahip olduğunu” belirtir.

Mahir Çayan, Ordu ve Bürokrasi içindeki devrimci-milliyetçilerin DP’nin anti-Kemalist karşı devrimine kırmızı ışık yaktıklarını ve 27 Mayın 1960’ da hakim ittifakın partisi DP’nin alaşağı edildiğini belirterek 27 Mayıs Devrimi konusundaki görüş ve anlayışını da ortaya koydu: “Türkiye devrimler tarihinde oldukça önemli ve şerefli bir yere sahip olan 27 Mayıs Devrimi, yerli hakim sınıflara karşın, ordu ve bürokrasi içindeki aydınların, ilerici, milliyetçi bir hareketidir.”

*** *** ***
Atatürk ilk halk savaşının ihtilalci lideri!

Mustafa Kemal Atatürk için savunmasında şu önemli betimlemeyi yapan Mahir Çayan:

“O, dünyada ilk defa zaferle sonuçlanmış bir halk savaşının büyük bir lideri, mazlum ulusların emperyalistleri alt edebileceğini ilk defa gösteren bir ihtilalci olarak cephelerden cephelere vatan müdafası için geçen hayatından dolayı sosyal sistem ve doktrinleri incelemeye zaman bulamadığını” kaydeder.

“Mustafa Kemal sapına kadar ihtilalcidir. O ... emperyalizm ve levantenleri tamamiyle tasfiye etmiş, hilafeti teokratik yönetim v.s. gibi feodalizmin üst yapı kurumlarını paramparça ederek Milli ve Laik Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuştur” diyerek Cumhuriyet ve devrimlerin esas çizgisini ortaya koymuştur.

Savunmasında Kemalizm konusundaki eleştirilere yanıt veren Çayan, “Kemalizm soldur, Milli Kurtuluşçuluktur, emperyalizme karşı isyan bayrağıdır” der.

“Milli Kurtuluşcu bir tutum yansıtması açısından bizler sapına kadar Atatürkçüyüz. O’ nun Milli Kurtuluşculuk bayrağını, hayatımızda dahil her şeyimizi ortaya koyarak biz dalgalandırıyoruz.” diyerek devam ediyor ve “Sosyalizmi Kemalizm’ in öngördüğü anti-emperyalist ve anti-feodal tavır alışı, bizatihi içinde taşımaktadır. Bir başka deyişle Anti-emperyalist, antifeodal ve anti-kapitalist bir ideolojidir. Bu nedenle ülkemizde sosyalistler gerçek anlamda Atatürkçü bir tutum içindedirler.

“Bu yüzdendir ki emperyalizmin işgali altında olan ülkemizde sosyalist olmadığı halde, Kemalist tutum içinde olanlarla sosyalistler arasında bir zıtlık yoktur. Aksine tam bir kader birliği vardır. Çünkü II.Milli Kurtuluş Savaşımız bu iki gücün ortak ittifakıyla zafere erişecektir.”

Merdan ASLAN - 08 Mayıs 2012 - Aydınlık


Kaynak:

1) THKO Savunma, 68’liler Birliği Vakfı Yayını, 2000
2) THKPC Savunma, 68’liler Birliği Vakfı Yayını, 2001
3) THKO Davası, Halit Çelenk 68’liler Birliği Vakfı Yayını 2008
4) TBMM idam görüşmeleri tutanakları

deniz_gezmis10

Deniz Gezmiş’ten bir alıntı:

“Ulusal varlığımızı yok etmek isteyen emperyalizm ve yerli ortaklarına karşı, Millici ve Devrimci sınıfların takip etmeleri gereken Milli Demokratik Devrim stratejisi hareketimizin çizgisidir. Diğer bir anlamıyla bütün millici sınıf ve tabakaların ortak devrim anlayışı, Milli Kurtuluş savaşının bu savaşı ve onun başındaki Mustafa Kemal’ i yok edici, ortadan kaldırıcı bir düzen kuran, karşı devrimcigerici ittifaka karşı yapılmış olan 27 Mayıs İhtilalinin ve 1961 Anayasasının bir devamı ve tamamlayıcısıdır.

“Bunun içindir ki bizler; Türkiye toplumunun tarihi geçmişinde sağlam olan ulusal ve devrimci olan ne varsa onun mirasçısıyız.“

Ve bizler, emperyalizmin, yerli işbirlikçilerinin ve onların ittifak kurduğu çağ dışı, bilim dışı kurumların tasfiyesinin ancak, tüm yurtsever sınıf ve tabakaların ortak devrim stratejisi olan Milli Demokratik Devrimle olabileceğine inanıyoruz.

Yurdumuzun bu noktaya çok güç ve zor şartlar altında ulaşılabileceğinin de bilincindeyiz. En az Atatürk’ün kumanda ettiği Milli Kurutuluş savaşı kadar zor ve çetin ama mümkün. Şimdiye kadarki şartlar bizi mücadelemizden yıldırmadı, bundan böyle de yıldırmayacak.”

Son Yazılar