rte imam demirkan2

Atatürk’e “Kafir” diyen imam üstüne...

"Bizi yanlış yola sevk eden habisler, biliniz ki çok kere din perdesine bürünmüşlerdir." Atatürk

28 Mayıs 2021 günü İstanbul’da Ayasofya Camisi’nde Cuma günü aynı camide yapılan hafızlık töreninde İmam Mustafa Demirkan, hem de Cumhurbaşkanı R.T.Erdoğan ve TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un da bulunduğu törende Atatürk’e hakaret ederek şunları söylemişti:

“Öyle bir zaman geldi ki bu mabet, ezan, namaz yasak olarak müzeye çevrildi. Onlardan daha zalim, daha kafir kim olabilir”.

İmamın bu sözlerine yurdun her yerinden tepkiler yağarken, birçok siyasi lider ve halktan kişiler imamı savcılara şikâyet etmeye başladılar.

Örgün Eğitimle Birlikte Hafızlık Projesi kapsamında 136 öğrenci için Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın da bulunduğu Ayasofya’daki törende icazet töreni düzenlendi. Törende İstanbul Yıldırım Beyazıt Camii eski İmamı Hatibi Mustafa Demirkan, kürsüye çıkarak, isim vermese de ama Atatürk’ü hedef alarak şunları söyledi:

Bu ve bu gibi mabetler mabet olarak devam edilmesi için inşa edilmiş, hediye edilmiş. Öyle bir zaman geldi ki, bir asır gibi bir zaman içerisinde bu mabedi şeriften ezan-ı Muhammediye, namaz, her şey yasak olarak müze haline çevrildi. Kitabı ezelinde buyuruyorsun… Onlardan daha zalim, daha kafir kim olabilir. Ya Rabbi, o zihniyetin bir daha bu ümmetin başına gelmesini mukadder buyurma”.

İmamın bu densiz sözü büyük tepki çekerken, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçtaroğlu, Atatürk’e kafir benzetmesi ile lanet okuyan imama karşı, “kimlerin damarlarında kafir ve zalim kanı akar ve vatansever Sütçü İmam’dan beri çok iyi biliriz” dedi.

Bütün siyasi liderler, Devlet Bahçeli dahil olayı telin edip eleştirirken, gazetelerin köşe yazıları, imamın bu yakışıksız konuşması hakkında yazılar yazıyorlardı.

İmam Mustafa Demirkan gibi Atatürk’e saldıranlar, S. Arapların telkinindeler.

Atatürk’e lanet okuyan İmam Mustafa Demirkan İstanbul Fatih İmam Hatip Okulu’nu bitirdikten sonra Suudi Arabistan Mekke’deki Kral Abdülaziz Üniversitesi’ne bağlı Arapça Dil Öğretim Enstitüsü’nde öğretim gördüğünü öğreniyoruz. Tüm Suudi Arabistan okullarında eğitim öğretim bilim, laiklik, çağdaşlık dışı görev yapmakta. 

Tüm Arap ülkelerinde özellikle Suudi Arabistan’da G. M. Kemal Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı’na kadarki kahramanlığı beğenirlerken, savaştan sonraki Atatürk Devrimleri ve laiklik aleyhinde sınırsız kötüleyici propaganda yapmaktalar. Özellikle laiklik ve devrimler aleyhinde Arap okullarında bile Atatürk ve devrimleri kötülenmekte. İşte bu rüzgarlara kapılan Atatürk’e böylesine dil uzatan İmam Mustafa Demirkan ve ötekiler Arap okullarında aldığı laiklik ve Atatürk karşıtı telkin ve eğitim nedeni ile Atatürk aleyhinde böylesine düşmanca konuşmalar, saldırılar yapmaktalar. S. Arabistan’ın bu çağ dışı okullarındaki eğitim öğretim uygulamalarını, bizim bu cahil imam takımı, Allah, Peygamber, refah yolu sanıyorlar.

Başta Suudi Arabistan olmak üzere İran ve bazı Arap liderleri Türkiye ziyaretlerinde, Atatürk ve laiklik düşmanlıkları nedeni ile Anıtkabir’e Ankara’ya gitmemekteler, 19 yıllık AKP-RTE iktidarında görüşmelerini İstanbul’da yapmaktalar. Türkiye Cumhurbaşkanı Başbakanı Abdullah Gül, R.T. Erdoğan onları İstanbul’da otelde karşılayıp, Arap krallarına devlet hizmet madalyaları vermekteler. Suudi Arabistan, ta Osmanlıdan beri Türkleri arkadan vurup Türkiye’yi düşman-dinsiz gördüğü halde, Suudi Arabistan Kralı Abdullah'ın ölümü nedeniyle, Türkiye'de alınan bir kararla 24 Ocak 2015 de bir günlük yas ilan edildi. Türkiye'de kural gereğince, yas nedeniyle Türk bayrakları bir günlüğüne yarıya indirildi.

İran’ı sözde devrim ile İran toplumunu geriye götüren, İran İslam Devrimi ‘nin Lideri A. Humeyni ölünce, Türkiye Hükümeti 3 Haziran 1989’da ulusal yas ilan etti ve bayrakları yarıya indirtti.

Suudilerin Vahhabi dilini yayma emperyalizminin rüzgarına kapılan Türkiye’deki İmam Mustafa Demirkan gibi sözde imamlar, Atatürk ve laiklik düşmanlığını dışa vurmaktalar. Son yıllarda Atatürk’e, laikliğe, Atatürkçülüğe, Atatürk anıtlarına, İsmet İnönü’ye karşı eleştiriyi de aşarak saldırılarını giderek artmaktalar, saldırı ve hakaretlerin peş peşe geldiğini görüyoruz. Ne hikmetse, AKP iktidarında, Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan’ın bu saldırılara doğru düzgün tepki vermemesi dikkat çekicidir. Ayasofya Camisi’nde İmam Mustafa Demirkan, R. T. Erdoğan’ın gözünün içine baka baka ima yolu ile de olsa, Atatürk aleyhinde “kafir” suçlaması yaparken ne kendisi ne de öteki yetkililerden hiçbir tepki gelmemiştir. “Sükût ikrardan gelir” deki gibi bu sessiz tutum, onların da Atatürk saldırılarına onay verdiği anlamı da çıkmaktadır.

Diyanet İşleri Başkanlığı 3 Kasım 1924 yılında kurulduğunda Başbakanlığa bağlı genel müdürlük düzeyinde bir kurum iken, AKP-RTE iktidarında Cumhuriyet tarihinde şimdiye kadar hiç görülmemiş bütçe para olanaklarına sahip olmuştur. “Dinci kinci” AKP-RTE iktidarınca Diyanet İşleri Başkanlığına nice yatırımcı beş altı bakanlığın bütçesinden daha fazla bir bütçe ayrılmıştır.

Atatürk’ün kurduğu Diyanet İşlerinin Başkanı Ali Erbaş, daha önce Atatürk’e hakaret eden K. Mısırlıoğlu’na rahmet okurken, elinde kılıç Ayasofya’nın ilk Cuma hutbesinde Atatürk’e ima yolu ile lanet okuyordu.

(“Ayasofya'da, 86 yıl sonra ilk Kurban Bayramı hutbesini okuyan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Osmanlı'dan kalan bu geleneğe göre cuma ve bayram hutbeleri için minbere kılıçla çıkan eski cami imamları, kılıcı sağ ele alırsa, “kullanma” niyetini ortaya koyuyor ve düşmanı korkutmayı amaçlıyor”). Savaşmayı çağrıştıran bu kılıç gösterisi, bir mabette şık olmasa gerek.

Atatürk’e saldıranlar korku içindeler.

İşte bundan böyle bu iktidar, seçimle ayrıldıktan sonra, hiçbir zaman böylesine kayırma, koruma kalkanına, böylesine büyük bütçe olanaklarına sahip olamayacaklarını bilenlerden İmam Mustafa Demirkan ve öteki Atatürk düşmanları, endişe içindeler, durmadan Atatürk ve Kemalist değerlere saldırmaktalar.  İmam Ahmet Demirkan, “o zihniyetin bir daha bu ümmetin başına gelmesini mukadder buyurma” diyerek endişesini, korkusunu dışa vurmaktadır. Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan’ın zaman zaman, Atatürk’e “kafir” iması yapan M. Demirkan’ın dedikleri gibi “ümmet” toplumu demelerine karşın, Türkiye’de yaşayan Türk halkı, “ümmet” toplumu değil, 1923 ten beri laik T.C. vatandaşlarıdırlar. “Ümmet” sözcüğünü özellikle kullananlar, dinsel devlet yanlısı, laik devlet karşıtı kimselerdir.

Ülkesini düşman işgalinden kurtarmış, dünyaya örnek bir laik Cumhuriyeti devleti kurmuş, dostun düşmanın takdirini kazanmış Ulusal kahramanımız G. M. Kemal Atatürk’e böylesine hakaret eden, onu böylesine aşağılayan, kötüleyen dünyada başka bir halk var mıdır, bilmiyorum. Kurtuluş Savaşımızın ölüm kalım yıllarında Kuvayı Milliye kahramanlarına ölüm fermanları çıkaranlarla, Kuvayı Milliye’ye karşı düşmanla birlik olan cahil din adamlarının devamıdır bu zihniyet.    Atatürk’e “kafir” diyenle Kurtuluş Savaşımız için “keşke Yunanlılar kazansaydı” diyen aşağılık zihniyetle bunun hiçbir farkı yoktur. Kurtuluş Savaşımız yıllarında Mustafa Kemal’e “kafir” diyen İskilipli Atıf’la bunların hiçbir farkı yoktur. Bu imamın, Vahdettin’in Hilafet Ordusu imamlarından hiçbir farkı yoktur.

Düşünebiliyor musunuz, Kurtuluş Savaşımızda 1922 de Yunanlılarla karşılıklı binlerce şehit ölü verdiğimiz Yunanistan bile, Kurtuluş Savaşımızdan hemen sekiz yıl sonra, Yunanistan Başbakanı Venizelos tarafından 1930 yılında “Atatürk Nobel Barış Ödülü’ne aday” teklif ediliyordu. Böylece düşmanın bile takdirini kazanmış Ulusal Kahramanımız G. M. Kemal Atatürk için, “kafir” imasında bulunmak ne hazin bir durum. İşte bunlarla insanların beyinleri kafaları dinsel hurafeler, sapkın dinsel telkinlerle nasıl düşmanlaştırılıyor.

Dünyanın hayranlığını kazanmış G. M. Kemal Atatürk için UNESCO 1981 yılını dünyada “Atatürk yılı” ilan ediyorken; İsrail’den, Japonya’ya, Şili,’ye, Kuba’ya kadar 50 ye yakın ülke meydanlarına Atatürk anıtlarını dikerken, içimizden çıkan hainlerin O’nun için “kafir” imasında bulunuyor olması tüm Atatürkçüleri yürekten yaralamıştır.

Atatürk’e “kafir” iması yapan bu imam, 31 Mart Vakasından beri Cumhuriyet değerleri ile didişen Said-i Nursi kafasındakilerin devamıdır. Said-i Nursi’nin günümüz müritlerinden Fetullah Gülen, nasıl Cumhuriyet tarihimizin en kanlı dinsel darbesi yapmak hainliğinde bulunmuşsa, Mustafa Demirkan gibi imamlar da Atatürk’e, Atatürk Devrimlerine, Laik Cumhuriyet’e karşı ihanet provaları yapmaktalar.

İşte bu içimizden çıkan Atatürk düşmanını, ihanetleri, hainleri gören bir Rus generali, “Atatürk galiba başka milleti mi kurtardı” diye şaşkınlığını dile getiriyor.

Konuyu fazla uzatmadan şunu açıkça söylemeliyiz ki, Türkiye Atatürk Devrim ve ilkelerinden, hele laiklikten saptırıldıkça, ülke kaostan kurtulamayacak, böyle giderse daha nice A. Gülenlerin tuzaklarında boğulacaktır. 

Atatürk bu konuda unutulmaz öğüt ve görüşler söylemiştir:

Benim bir dinim yok ve bazen bütün dinlerin denizin dibini boylamasını istiyorum. Hükümetini ayakta tutmak için dini kullanmaya gerek duyanlar zayıf yöneticilerdir. Âdetâ halkı bir kapana kıstırırlar. Benim halkım demokrasi ilkelerini, gerçeğin emirlerini ve bilimin öğretilerini öğrenecektir. Batıl inançlardan vazgeçilmelidir. İsteyen istediği gibi ibadet edebilir...” Atatürk

“Türkler Arapların dinini kabul etmeden evvel de büyük bir millet idi. Arap dinini kabul ettikten sonra bu din ne Arapların ne aynı dinde bulunan Acemlerin ve ne de Mısırlıların ve sâirenin Türklerle birleşip bir millet teşkil etmelerine hiçbir tesir etmedi. Bilakis, Türk milletinin millî rabıtalarını gevşetti; millî hislerini, millî heyecanlarını uyuşturdu. Bu pek tabii idi. Çünkü, Muhammed'in kurduğu dinin gayesi, bütün milliyetlerin fevkinde şamil bir Arap milliyeti siyasetine müncer oluyordu. Bu Arap fikri, Ümmet kelimesi ile ifade olundu. Muhammed’in dinini kabul edenler, kendilerini unutmağa, hayatlarını Allah kelimesinin her yerde yükseltilmesine hasretmeğe mecburdular. Bununla beraber, Allah’a kendi millî lisanında değil, Allah’ın Arap kavmine gönderdiği Arapça kitapla ibadet ve münacatta bulunacaktı. Arapça öğrenmedikçe Allah’a ne dediğini bilmeyecekti. Bu vaziyet karşısında Türk milleti birçok asırlar ne yaptığını ne yapacağını bilmeksizin adeta bir kelimesinin manasını bilmediği halde Kur'ân'ı ezberlemekten beyni sulanmış hafızlara döndüler. Başlarına geçebilmiş olan haris serdarlar, Türk milletince karışık, cahil hocalar ağzıyla ateş ve azap ile müthiş bir muamma halinde kalan dini hırs ve siyasetlerine âlet ittihaz ettiler…” G. M. Kemal Atatürk

Cevat KULAKSIZ – 04 Haziran 2021

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.