hasanoglan koy enstitusu2

İntihar Eden Bir Kuvayi Milliyeci!

Atatürk’ün kurduğu Laik TC nin kurucu, devrimci, laik yapısının 18 yıldır devam eden İslamcı gerici AKP tarafından değiştirme girişimlerinin yoğunlaştığı,

“dinci kinci” devlet yapılanmasının her geçen gün artarak devam ettiği günümüzde, bu geriye evrilme çabalarını üzüntü içinde izlediğimiz şu zamanda, Prof. Dr. Çetin Yetkin’in Karşı Devrim kitabını okuyordum. (2)

Ülkemiz,  iktidarın her geçen yıl bilimi, kültürü öteleyen,  dinciliğini ön plana çıkaran dinci vakıf, okul ve kuruluşları destekleyen tavrı, çabaları ile geriye doğru evrilmeye devam ederken, Atatürkçüler, Kemalistler, çağdaş aydınlanmacılar Saffet Arıkan gibi endişe üzüntü içindeler. Dinci yapılanmayı Diyanetin bütçesi ile  üç dört yatırımcı bakanlıkların bütçesinden bile fazla oluşuna bakarsanız daha iyi anlarsınız.

Tıpkı bu günkü gibi, Atatürk’ün ölümünden sonra gelen İnönü hükümetleri zamanında, karşı devrimcilere, gericilere verilen ödünler, Atatürk’ün devrimci rotasından sapmalar yüzünden kahrolan, üzülen bir Kuvayımilliye kahramanı Saffet Arıkan’ın irticaya ödün vermeye dayanamayarak intihar edişine kısaca yer vereceğiz bu yazımızda. Çetin Yetkin bu başyapıtında, 1945-1950 İnönü liderliği yönetiminde “Türkiye’yi çok partili yaşama, demokrasiye geçirdi” diye övündüğümüz İsmet İnönü’nün oy uğruna, Atatürk’ün devrimci rotasından sapmak için gerici yöneticileri nasıl başa geçirdiğini anlatmış. Atatürk’ün aydınlanma çizgisinden saptırmak için İnönü’nün göz yummalarına dayanamayan Kuvayimilliyeci Saffet Arıkan buna dayanamadığı için yaşamına son vermiştir. Bu olayı değerli Çetin Yetkin’in kitabından (iznine sığınarak) alıntılar yaparak, günümüze denk düştüğü için aktarmak istiyoruz.   

1888 yılında Erzincan’da dünyaya gelen Saffet Arıkan 1947 yılında, yaşamının en verimli çağında 59 yaşında intihar ederek bu dünyadan göçmüştür. İntihar nedeni, İnönü yönetiminin Atatürk’ün devrimci çizgisinden saparak irticacıları bakan ve yetkili makama getirmesi, bunu eleştiren görüşlerini İnönü’nün ilgisiz kalması ve Arıkan’ın buna tahammül edemeyerek intihar ettiği görüşüdür.

saffet arikan

Saffet Arıkan, TC kuruluş arifesinde bütün cephelerde savaşmış, Atatürk’ün tüm devrimlerine sadık kalmış, köy enstitülerinin kuruluşunu hazırlamış aydınlanmacı unutulmaz kahraman bir Türk komutanı, devlet adamı ve devrimcisidir.

Saffet Arıkan, kurmay yüzbaşı olarak harp okulunu bitirdikten sonra Yemen’de, Çanakkale’de savaşmış, Ulusal Kurtuluş Savaşı’mıza daha ilk günlerde katılmış, Batı Cephesi Kurmay Başkanlığı’nda bulunmuş, en zor günlerde Moskova’da askeri ateşe olarak görevlendirmiş. 1923 de milletvekili olmuştu. II. Dünya Savaşı’nın en kritik döneminde de, Hitler Almanya’sına Türkiye’nin Berlin Büyükelçisi olarak 1942 de atanmış, 1944 e kadar bu görevde bulunmuştur. Saffet Arıkan, Atatürk devrimlerinin birbirini izlediği 1925-1931 yılları arasında da CHP Genel Sekreteri olarak görev yapmıştı. İnönü zamanında tek parti döneminin CHP sinde, partinin otoriter bir tek parti sistemine geçmesini hazmedemeyerek sekreterlikten ayrıldı.

saffet arikan neden intihar etti

Gerçek bir Atatürk devrimcisiydi ve Atatürk’ün en çok güvendiği kişiler arasında yer alıyordu.  Köy Enstitülerinin temelini atan Saffet Arıkan’ın üstlendiği görevler arasında Milli Eğitim Bakanı olması ona ayrı bir değer katıyordu.

Onun değerinin bilincinde olan Atatürk, Arıkan’ı Milli Eğitim Bakanlığına doğrudan atamıştı. Atatürk ve Arıkan, “..ulusal eğitimin köy ve köylüye ulaştırmanındeğerini çok iyi biliyorlardı.  Atatürk’ün atadığı en değerli bakanlardan olan Saffet Arıkan, bakanlığa atandığının daha 22 nci günüde İsmail Hakkı Tonguç’u İlköğretim Genel Müdürlüğüne atayarak ona şöyle diyordu: “Bozkıra çıkarma yapacağız, karşımıza çıkacak her engeli kıracağız”  diyordu.

Arıkan’ın ölümünden sonra, onun deftere tuttuğu notların birinde, “Ata’nın emirleri” yazılı görüldüğüne göre,  onun doğrudan doğruya Atatürk’ün istekleri ve yönlendirmesiyle görev yaptığı anlaşılıyordu.

hasanoglan koy enstitusu

Arıkan, 1935 yılında başladığı Milli Eğitim Bakanlığı sırasında gördü ki, Türk halkının yüzde 95 inden fazlası okuma yazması olmadığı gibi, binlerce köyde ne okul ne öğretmen vardı. Öyleyse çok acele öğretmen gerekli idi. Bunun için ilk etapta askerliğini onbaşı veya çavuş olarak yapanlardan yetenekli olanların seçilip bir kurstan geçirildikten sonra eğitmen yetiştirilmeye başlanacaktı. Arkasından, ilk köy Enstitüsü deneme niteliğinde olmak üzere 1937 de İzmir Kızılçullu’da kurulacak, 1939 a gelindiğinde bunların sayısı üçü bulmuş olacaktı. Böylece köy enstitülerinin temeli Arıkan’ın bakanlığı döneminde atılmış bulunuyordu.

Birinci Dünya Savaşının çeşitli cephelerinde, Kurtuluş Savaşımızda kahraman bir kurmay subay olarak savaşan Saffet Arıkan, bundan sonra da cehaletle savaşacaktı.

Atatürk’ün 10 Kasım 1938 de ölümü üzerine Cumhurbaşkanı seçilen İsmet İnönü, Atatürk’ün yakınları olan ve ona doğrudan bağlı olan Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras’ı, İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’yı değiştirmesini Başbakan Celal Bayar’a telkin eder; hem de Atatürk’ün ölümünden 24 saat bile geçmeden Bayar’a bunu bildirir,  o da yerine getirir.

Daha sonra 26 Aralık 1938 de yapılan CHP nin olağanüstü kurultayında İnönü “Milli Şef” ilan edilerek ve bir de üstelik “değişmez genel başkan” olduğu tüzük değişikliği ile hükme bağlanır. (2017 Anayasa referandumu ile RTE nin “tek adam” seçimine ne kadar da benziyor). Sağlığında Atatürk’e bile verilmeyen bu söylemle bundan etkilenen Saffet Arıkan,  Atatürk’ün ölümünden 46 gün sonra Milli Eğitim Bakanlığından 28 Aralık 1938 de istifa eder. İnönü de, Arıkan için not defterine “hastalık nedeni ile bakanlıktan çektirildi”  diye not düşer. Oysa Saffet Arıkan hasta değildi ve görevini yapmaya bir engel de yoktu. Arıkan hasta olsa idi, II nci Dünya Savaşı’nın Türkiye için gerçekten en tehlikeli günlerinde, 1942 de Berlin’e büyükelçi olarak atanamazdı.

Burada anlaşılıyor ki, Arıkan, Kurultay’da alınan kararları içine sindirememiş ve istifa etmiş olmalı.   “Milli Şef İnönü” çağdaşı  “Fürer” (3) ve “Duçe” ye (4) özeniyordu. Atatürk’ün Cumhuriyet ve demokrasi değerlerini iyi özümsemiş olan Arıkan,  1931 de CHP otoriter tek parti yapısına dönüşmeye başladığını, devrimler karşıtı kişilerin atanmasını görünce parti genel sekreterliğinden de ayrılmıştı. CHP içindeki bu demokratik olmayan otoriter davranışlar Arıkan’ı endişelendiriyordu.

1947 sonlarına gelindiğinde CHP yönetiminin devrim dışı davranışlarını görünce, endişelerinde ne kadar haklı olduğunu görmüştü. Temelini attığı köy enstitüleri tam bir yıkıma uğratılmaktaydı. Çok partili düzen adına kurulan DP  CHP nin sağındaydı. Devrimlerden ödünler verilme sürecine girilmiş, eğitim milli olmaktan çıkmaya başlamıştı. DP lilerin “muhalefet yapıyoruz” diye Cumhuriyet’in temel ilkelerine sataşmaya başlamaları ile durum daha da kötüleşmeye başlamıştı.

Saffet Arıkan, koyu bir Atatürkçü olarak “tam bağımsızlık” ilkesine ölesiye bağlıydı. Bunun için savaşmış, Atatürk ilkeleri için yaşamı boyunca didinmişti.

Arıkan’ın İlköğretim Genel Müdürlüğüne atadığı İsmail Hakkı Tonguç’un oğlu Engin Tonguç’un köy enstitüleri hakkında yazdığı kitabından bir alıntı yapmak gerekti:

Bakanlıktan ayrıldıktan sonra da (Saffet Arıkan) “konu ( köy enstitüleri) ile ilgisini sürdürdü. Berlin Büyükelçiliği görevinden döndükten sonra, İsmail Hakkı Tonguç onu Hasanoğlan Köy Enstitüsü’ne götürdü  (1945). “Tonguç ona, onun başlattığı atılımların ne kadar geliştiğini ve nerelere vardığını göstermek istiyordu. Arıkan gördüklerinden çok duygulandı, öğrencilerle konuştu, bir konser dinledi. Bu arada Enstitüyü gezmeye gelmiş bir Amerikalı gazeteciler grubu ile karşılaştılar. Arıkan, “Yankee’ler buraya da mı burunlarını soktular” diye tepkisini gösterir. 1949 yılının sonlarına doğru Yankee’ler her yere burunlarını sokmaya başlamışlardı.

Öte yandan Türkiye’de İnönü’lü tek parti yönetiminde eleştiri yapan gazetelerin basımevleri sopa ve balyozlarla yerle bir ediliyor; Nazım Hikmet, Aziz Nesin gibi nice solcular, aydınlar, gazeteciler hapislere atılıyor, sindiriliyor, yaşamları karartılıyor,  gazete ve dergiler kapatılıyordu. Tıpkı şimdiki AKP-RTE yönetiminde olduğu gibi baskılar alabildiğine artıyordu. Bu arada yeni kurulan DP de, bu uygulamaları alabildiğine CHP nin aleyhinde propaganda yapıyor,  gericileri, cahil halkı kışkırtıyordu.

Devrim karşıtı kimseleri bakan ve genel müdürlüğe atayan CHP irticaya ödün vermenin;  halkın köylünün bilinçlenmesini sağlayacak olan köy enstitülerinin yıkıma uğratmanın yolunu açıyordu.  Atatürk’ün topraksız köylünün topraklandırılmasını isteyen, arzuladığı Toprak Reformunu rafa kaldırıyor,  ne ki Cavit Oral gibi toprak ağalarını bakan yapıyordu. Bu baskılı ortamda Sabahattin Ali Katlediliyor, Ankara Valisi Nevzat Tandoğan intihar ediyordu.

İşte, çok partili demokratik düzene geçişin kapkaranlık günlerinde, TC Devrim tarihinin en seçkin CHP li Atatürkçü bakan ve devlet adamı Saffet Arıkan, devrimci çizgiden sapmaları görünce üzüntüden 26 Kasım 1947 de intihar ediyor.   

Gazeteler Saffet Arıkan’ın ölüm nedenini kalp krizi olarak verirken, Fahir Giritlioğlu, CHP nin gittikçe eski çizgisinden sapması karşısında Arıkan ile İnönü’nün tartıştıklarını, buna üzülen Arıkan’ın intihar ettiğini açık bir biçimde aynen şöyle belirtmektedir:

-Eski Genel Sekreterlerden rahmetli Saffet Arıkan:

“-Partiyi Atatürk’ten böyle mi aldınız. Partiyi ne hale getirdiniz”, demiş ve İnönü’den sert bir karşılık gördüğü için,  o gece intihar etmişti”.  Saffet Arıkan, Çeşitli haplar içerek yaşamına son veriyor.

Cevat KULAKSIZ – 10 Temmuz 2020

ckulaksiz ster@gmail. com

Dipnotlar :

1)  Saffet Arıkan (1888, Erzincan - 26 Kasım 1947, İstanbul), Türk siyaset adamı ve asker.

1907 yılında Harp Okulu'nu bitirdi. 1910 yılında da Harp Akademisi'nden kurmay yüzbaşı olarak çıktı. Askeri görevlerle Yemen ve Bağdat'ta bulundu. Çanakkale'de Kerevizdere savaşlarına katıldı. Binbaşılığa yükselince staj için Almanya'ya gönderildi. Dönüşte Bakü seferine katıldı. Sadrazam ve Harbiye Nazırı Ahmed İzzet Paşa'nın başyaverliğini yaptı. İstanbul'un işgali'ne kadar Birinci Ordu Müfettişliği kurmayında çalıştı. İşgalden (16 Mart 1920) hemen sonra İsmet Bey'le birlikte Anadolu'ya geçti. Türk Kurtuluş Savaşı sırasında Anzavur Ayaklanması'nın bastırılmasında önemli rol oynadı.

Mart 1921 tarihinde Mehmet Nuri Bey'le birlikte Almanya'ya silah alımına yollandı. Haziran 1921 tarihinde Garp Cephesi kurmay başkanlığına getirildi, aynı yıl sonlarında Moskova Ataşemiliterliği'ne atandı.

1923 yılında Ankara'ya döndü, kurmay albayken ordudan ayrıldı. Kocaeli'nden milletvekili oldu. 1947'ye değin Kocaeli (II. Dönem), Erzincan (III., IV., V.VI.VIII. dönemler), Konya (VII. Dönem) milletvekilliği yaptı.

1925-1931 yılları arasında Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) genel sekreterliği görevini yürüttü. Bu görevi sırasında CHP'nin tek parti iktidarı yerleşti, parti ile devletin özdeşleşmesinin temelleri güçlendi.

1935-1938 yılları arasında Millî Eğitim Bakanlığı yaptı. Cumhuriyet Halk Partisi'nin 1935 yılında gerçekleşen 4. Kurultayı'nda, devlet eliyle  başlatılan planlı endüstrileşme hareketine koşut olarak, planlı köyleri kalkındırma hareketinin başlatılması kararlaştırılmıştı.[1] Bakanlığı sırasında bu hareket doğrultusunda köyler için bir eğitim sistemi geliştirdi; eğitmen uygulamasına geçildi ve daha sonra köy enstitülerine dönüştürülecek olan köy öğretmen okulları kuruldu.[2] İsmet İnönü'nün Cumhurbaşkanı seçilmesinden 1,5 ay sonra, yeni kurulan Celâl Bayar kabinesinde yine Millî Eğitim Bakanı olmasına rağmen sağlık nedenlerinden dolayı bakanlıktan ayrıldı. 1940 yılında Köy Enstitüleri Kanunu'nun çıkartılmasında öncülük etti.

1940-1941 yılları arasında Millî Savunma Bakanlığı yaptı. 1942 yılında atandığı Berlin Büyükelçiliği'nde 1944 yılına kadar kaldı. Bu son görevi sırasında, Türkiye'nin tarafsızlık siyasetini uygulamak için çaba gösterdi.

2) Karşı Devrim 1945-1950 Prof. Dr. Çetin Yetkin Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Yayınları 2009 sf 565-571- KARŞIDEVRİME BAŞ EĞMEYEN BİR DEVRİMCİ SAFFET ARIKAN’IN İNTİHARI)

3) Adolf Hitler'in, Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi'nin ve Üçüncü Alman İmparatorluğu'nun yöneticisi olduğu dönemde kullandığı ve “lider”.

4) Lider olarak tanınan Mussolini, İtalyan faşizminin kurucusudur.)