nazim hikmet kabahatin cogu senin225

“Türküler kimseye zarar vermez”

Avukatlar bile adil yargı için ölüm orucuna başlamışsa adalet bitmiş demektir!

"Bir memleket yalnız adaletle ebedileşir, adaletsizlikle yıkılır."  Alman Atasözü

Adalet isteyenlerin feryatları, ahları arşa yükselmişse, adalet için insanlar Ankara-İstanbul arasında “adalet istiyoruz” diyerek yayan yollara düşmüşse, o ülkede adaletin olup olmadığını mazlumlar, masumlar, kimsesizler,  çok daha iyi anlarlar.

Adaletin çarkı zengine farklı, fakire farklı, iktidara farklı, muhalefete farklı dönüyor ve farklı uygulanıyorsa orada adalet yok demektir. Hele adaleti bulamayan insanların intihar etmeye ve açlık grevlerine başlamışsa adalet yok demektir.  

Ozanlar-türkücüler bile “felek çarkın kırılsın hak bunun neresinde” diye feryatlı türkü söylüyorsa, adaletin bozuk terazisini anlatıyorlar demektir. Adaletsiz uygulamalar üzerinde pek çok örnekler verebiliriz.

Örneğin, hakça yargılanmadıkları için ÇHD den Avukat Ebru Timuk ve Avukat Aytaç Ünal, adil yargılama, kazanılmış hakları savunma için 5 Şubat 2020 de başlattıkları açlık grevini 5 Nisan 2020 de ölüm orucuna çevirdiler. Bir ülkede yargının bir ayağı olan savunma avukatları,  vatandaşın adaletini savunan yargı emekçileri adalet için ölüm orucuna başlamışsa o ülkede adalet bitmiş demektir.

Grup Yorum'un yedi üyesi, 2016 Kasım ayında İstanbul'da, İdil Kültür Merkezi'ne düzenlenen bir polis operasyonu sırasında  'polise mukavemet, hakaret ve terör örgütü üyesi olma' suçlamalarıyla önce gözaltına alınmış ardından da tutuklanmıştı. Grup yorum üyeleri sadece türkü söyledikleri için, iktidar yanlısı tüm illerde konserleri engellenmiş, sanatlarını yapamaz olmuşlardı.

Terör örgütü üyesi iddiasıyla tutuklanan müzisyenlerden Helin Bölek, Bahar Kurt, Barış Yüksel, İbrahim Gökçek ve Ali Aracı cezaevinden yaptıkları bir açıklama ile yaşadıkları baskılar, uygulanan konser yasakları, kültür merkezlerine yapılan baskınların son bulması için 17 Mayıs 2019 tarihinde 'süresiz ve dönüşümsüz' açlık grevine başladıklarını duyurmuştu.

20 Kasım 2019 tarihinde tahliye edilen Helin Bölek ve Bahar Kurt, açlık grevine devam etmişti. Helin Bölek 3 Nisan'da eyleminin 288'inci günde hayatını kaybetmişti.[1]

Öte yandan Mustafa Koçak ile Grup Yorum’dan İbrahim Gökçek ölüm orucunda iken, 323'ncü gününde sonlandırdıktan bir gün sonra kaldırıldığı hastanede öldü. Cenazesi memleketi Kayseri’ye götürüldü, ama orada gömülmesine MHP li gençler engel olmak istediler.

Türkü söylemekten başka bir suçu olmayan ölüm orucunda ölen İbrahim Gökçek için sosyal paylaşım sitesinden “Türküler kimseye zarar vermez” diye yazan İzmir Karşıyaka Hakimi ve Yargıçlar Sendikası Başkanı Ayşe Sarısu Pehlivan T24 Haber sitesinde  “Ne Oluyor” programında Şirin Payzın’ın sorularını yanıtladı. Daha sonra HSK tarafından 3 ay süre ile geçici olarak görevinden uzaklaştırıldı. Yargıç bile olsa onun da söz ve ifade özgürlüğü olamaz mı? “Türküler kimseye zarar vermez” sözü kime ne zarar verir, hangi siyasi görüşü içerir. Müzisyenler bile şarkılarını, konserlerini halka özgürce sunamıyorsa o ülkede demokrasiden söz edilir mi?

Ayrıca hatırlayınız tiyatro sanatçısı rahmetli Levent kırca Atatürkçü diye, hiçbir iktidar belediyesinin olduğu yerde gösteri yapmak için salon bulamamıştı.  Böylesi bir ülkede kültürü ve sanat gelişebilir mi?

İktidarın öylesine bir adaleti var ki, yandaşa ayrı gayrı himayeci, muhalife düşman gibi uygulamalar yapılıyor. Muhalif görülen ya da ülkedeki gerçek görüntüleri yansıtan Halk TV, Tele-1 gibi görsel medya organlarına ekran karatma,  100 bin liralara varan para cezaları veriliyor;  elinde silahı, kavanoz dolusu mermilerle açıkça muhalifleri öldürmekten bahseden yandaş yayınlara ceza verilmiyor,  bu nasıl vicdan, bu nasıl adalet. Muhalefetin, muhaliflerin en küçük kusurlarını kanal kanal bayraklandıran hem AKP Genel Başkanı, hem Cumhurbaşkanı R.T.Erdoğan, ölüm tehdidi yapan yandaşlarına tek kelime etmiyor.

AİHM nin, “gazeteciler tutuksuz yargılanır”, “hak ihlali” hükmü ile tazminat ödenmesi” hükmüne rağmen, Barış’lar ve öteki muhalif gazetecilerin iddianameleri bile hazırlanmadan aylarca tutuklu kalması çağdaş dünyada görülmeyen garabetlerdendir.   

 Burada biz de Rahmi Turan’ın köşesinde yer verdiği adaletsizliği eleştiren şiiri alalım.

“Bu dünya böyledir, adalet yoktur,

Namuslu aç gezer, soyanlar toktur!

Nasıl geçireceğiz karanlık geceleri,

Bu asık yüzler, acep kimin eseri?

İnsanlar mutlu diye ediyorlar alay,

Ezilmek mutluluksa, doğrudur hay hay!

Etraf yalaka dolu, el etek öpmek ayıp değil,

Aman ha, iktidara laf etme, haddini bil!”. [2]

18 yıllık “dinci kinci”, adaletsiz yönetiminde devletin yasama, yürütme, yargı erklerinin hepsini, ordu,  sivil ve askeri istihbaratlarını tekeline alan; söyledikleri ile eylemleri uyuşmayan “tek adam” yönetimindeki R.T. Erdoğan’ın o zamanki söyledikleri ile şimdiki adaletsiz uygulamalarına bakarak bir vicdan muhasebesi yapalım.

6 Mart 2018 tarihinde Beştepe Millet Kültür ve Kongre Merkezi’nde yapılan Yargıtay’ın 150. Yılı Sempozyumunda Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan bakınız nasıl konuşuyor:

…Tarihte hep bir adalet arayışı olduğunu görüyoruz. Adalet herkese hakkını vermektir. Adalet dağıtmayan savcı ve hâkim de zalimler arasına giriyor. Bir ülkede halk “adalet” çığlığı atar hale gelmişse oradaki yargı sisteminde bir sorun var demektir”. [3]  

Şimdi elinizi vicdanınıza koyarak bu söylemle, şimdiki adalet uygulamalarını kıyasladığınızda tanık olduğumuz adaletsizlik liyakatsizlikle ne kadar büyük bir fark ve çelişki olduğunu görürüz. Kısaca AKP-RTE iktidarı böylesine adaleti savunarak yönetime geldi, iktidara gelmeden önce böylesine adaleti savunurken, iktidara geldikten sonra da yoğun bir şekilde adaletsiz uygulamaları içinde bulunmakta.

Cevat KULAKSIZ - 18 Mayıs 2020

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Dipnotlar :

[1] https://tr.euronews.com/2020/05/08/olum-orucuna-ara-verdikten-sonra-hayatini-kaybeden-ibrahim-gokcek-cenazesi-polis-gazli

[2] Rahmi Turan Sözcü 16.5.2020 sf 11

[3] Sözcü Aytunç Erkin 14.5.2020 sf 14