trump ve petrol2

ABD-İran gerilimi, Irak’ı nasıl etkiliyor?

ABD’nin Soğuk Savaş’ın bitiminden beri, Ortadoğu’ya yönelik saldırı ve işgallerinden en kazançlı çıkanlar şunlar oldu:

Birincisi, bölgedeki ABD destekli Kürt gruplar ve terör örgütleri.

İkincisi, ABD hiç istemediği halde İran.

Bir başka ifadeyle, ABD’nin bölgede Kürtlerin önünü açmak için attığı her adım, Irak ve Suriye’ye yönelik her emperyalist çullanış, İran’ın nüfuzunu artırdı. Gerek Soğuk Savaş’ın bitiminde Irak’ın Kuveyt’i işgal etmesiyle başlayan Birinci Körfez Bunalımı; gerek 2003’te ABD’nin Irak’ı işgali; gerek ABD destekli IŞİD terör örgütünün artan etkisi, en çok Irak’ı zayıflattı, karıştırdı, yıprattı. Son günlerde ABD ve İran arasında daha da artan gerginlik de, yine en fazla Irak’ı etkileyecek.

Çünkü her şeyden önce Irak; milli bütünlük, ulusal kimlik, devlet olarak zayıf. Etnik, dinsel, mezhepsel kimliklerden kaynaklanan gerilim yüksek. Buna bir de ekonomik sorunlar ve dış müdahaleler eklenince, ülkedeki istikrarsızlık daha da artıyor. İstikrarsız yönetim, yoksulluk, işsizlik, yolsuzluk, kamu hizmetlerinin zayıflığı, halkı bezdiriyor. Irak’ta en fazla nüfuz sahibi ülkeler olarak, ABD ve İran öne çıkıyor. 

Enerji kaynakları zengin olan Irak’ın yüzölçümü 437 bin kilometrekare. Nüfusu yaklaşık 40 milyon. Yüzde 80’i Arap, yüzde 15 kadarı Kürt. Gerisi, Türkmenler başta olmak üzere, diğer gruplardan oluşuyor. Yüzde 98’i Müslüman. Kabaca üçte ikisi Şii. İşgal öncesi Irak’ta eğitimli, nitelikli, kültürlü, ticaret erbabı insanlar olarak öne çıkan Türkmenler, işgal sonrası göçe zorlandılar, katledildiler, tapu kayıtları yağmalandı, varlıkları gasp edildi.   

Irak’ın yaşadıkları derslerle dolu...

1980-1988 arasındaki İran-Irak savaşı ülkeyi mahvetmişti. Fakat yine de, BAAS rejiminin de etkisiyle, Iraklı milli kimliğini oluşturma yönünde kimi adımlar atılmıştı. 2003’te ABD işgali ve sonrasında yaşananlar, gevşek bir federasyona özgü hükümler içeren anayasa, Irak’ı etnik, mezhepsel kota ve kompartımanlar üzerinden ayrıştırdı. Öyle ki, cumhurbaşkanı Kürt. Başbakan Şii Arap. Meclis başkanı Sünni Arap. ABD de bu kimlikleri kullanarak, kışkırtarak, kaşıyarak, ülkede çatışmayı körüklüyor. ABD’nin Kuzey Irak’ta, Kürt Bölgesel Yönetimi’ne verdiği destek biliniyor. 

Irak’ta, İran nüfuzundan hoşnut olan Şii Iraklılar olduğu gibi, buna karşı çıkan, Iraklı ve Arap kimliğini de sahiplenen Şii Iraklılar da var. Kaldı ki, Irak Şiiliğinde Kerbela ve Necef, İran Şiiliğinde Kum ve Meşhed ekolü güçlü. 

Irak’ta pek çok sorun çözümsüz kaldığı gibi, Kerkük’ün statüsü de belirsiz. Statüsünü belirleyecek olan referandum yıllardır yapılmıyor. ABD de Kerkük’ün statüsünün belirsiz kalmasından memnun. Belirsizlik iç siyasete yansıyor. Gerilimi tırmandırıyor. ABD de bunu kullanıyor. 

Kısacası, ABD’nin, 2011 yılında işgali sonlandırsa bile, tam olarak askerlerini çekmediği, üslerini boşaltmadığı Irak’ın yaşadıkları, herkes için derslerle dolu. Millet olmanın, bağımsızlığını kazanmanın, onurlu yaşamanın yolunun ise emperyalist işgalciye ve onun işbirlikçilerine karşı savaşmaktan geçtiği, hepimizin malumu.

Barış DOSTER - 11 Ocak 2020