turklere biz savas actik kacaznuni225

Prof. Bernard Lewis’in Soykırım İddiaları Hakkındaki Görüşleri!

Amerikalı ünlü Ortadoğu Tarihi uzmanı Prof. Dr. Bernard Lewis’i,

Tarih ilmi ile meşgul olan herkesin tanıdığını tahmin ediyoruz. “Emergency of Modern Turkey- Modern Türkiye’nin Doğuşu” adlı eserini okumamış pek az tarihçi olmalıdır. Bu kitap Türk Tarih Kurumu Tarafından 1984 yılında, Ankara’da basıldı. Diğer kitaplarından bazıları şunlardır:

—İstanbul And The Civilisation of Otoman Empire. Kitap Oklahoma Üniversitesi Basın Grubu tarafından 1963 yılında basıldı.

— The Middle East And The West. Bu kitap da 1964 yılında New York’ta basılmıştı

1916 yılında Londra’da doğan Lewis, 1936 yılında Londra Üniversitesi Tarih Bölümü’nden mezun olmuş, kısa bir süre sonra Orta Doğu Tarhi ile ilgili çalışmalarına başlamıştır. Princeton Üniversitesi’nde “Kemal Atatürk Profesörlüğü” görevini sürdürmekteyken kendisi ile aşağıdaki görüşme yapılmıştı. Profesör Lewis; 60 yıla yakın sürdürdüğü Ortadoğu, Osmanlı İmparatorluğu ve Modern Türkiye üzerindeki çalışmaları ile otuzun üzerinde esere sahiptir.

Bernard Lewis ile yapılan ve 16 Kasım 1993 tarihli “Le Monde” gazetesinde yayınlanan röportaj aşağıda sunulmuştur.

Le Monde: Türkler niçin Ermeni Soykırımı’nı tanımamakta ısrar ediyorlar? (1)

Bernard Lewis: Bu hikâyenin Ermeni versiyonunun tanınmasından mı söz ediyorsunuz? Rusların ilerleyişi ve Kafkasya’dan gelen Ruslarla açıkça flört ederek bağımsızlık peşinde koşan Türkiye’deki Osmanlı aleyhtarı nüfus yüzünden, Türkler için bir Ermeni meselesi oluşmuştur. Aynı zamanda Ermeni çeteleri de mevcuttu. Ermeniler bu kahramanca mukavemet hareketleriyle iftihar ederler ve Türkler savaş esnasında kanun ve nizamı sağlama problemiyle karşı karşıya kaldılar. Bu durum Türkler için, yabancı işgal tehdidi altında bulunan ve pek de güvenli sayılmayacak bir bölgede yer alan ahaliye karşı koruyucu ve cezalandırıcı tedbirler alınmasından başka bir mana ifade etmiyordu. Ermeniler için ise ülkelerinin bağımsızlığı söz konusuydu. Fakat her iki taraf da baskı hareketlerinin belirli bir coğrafi alanla sınırlı kaldığı hususunda hemfikirler. Örnek olarak (bu göç sırasında) Osmanlı İmparatorluğu içinde başka bölgelerde yaşayan Ermenilerin pek etkilendiğini söyleyemeyiz.

Feci hadiselerin vuku bulduğu ve bir kısım Ermenilerin –ve aynı şekilde, Türklerin- hayatlarını kaybettiğinden kimsenin şüphesi yoktur. Ama hadiselerin kesin olarak ne şekilde cereyan ettiğini ve kurbanların gerçek sayısını belki de hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz. Çok kısa bir zaman önce ve tüm dünyanın gözü önünde vuku bulmasına rağmen Lübnan’daki iç savaşla ilgili gerçeklerle sorumlulukları ortaya koymada karşılaşılan güçlükleri bir düşünün! Suriye’ye doğru tehcir edilmeleri esnasında yüz binlerce Ermeni açlık ve soğuktan can verdi. Ama “soykırım”dan söz ediyorsak, ortada açık seçik bir politika ve Ermeni Milletini sistemli bir şekilde dünya üzerinden silmek için verilmiş bir karar bulunması gerekir. İşte bu çok şüpheli. Türk belgeleri, soykırım değil tehcir yolunda bir isteğin mevcut olduğunu ispatlıyor.

Le Monde, 1 Ocak 1994. Bernard Lewis’in açıklamaları (2):

16 Kasım tarihli Le Monde’da yayınlanan röportajı esnasında Bernard Lewis’in Birinci Dünya Harbi’nin sonunda Türkiye’deki Ermenilerin yaşadıkları dram üzerine söylemiş bulundukları, başta bir grup tarihçiden olmak üzere, birçok reaksiyon doğmasına sebep olmuştur. Orientalist, aşağıdaki satırlarla düşüncelerine netlik kazandırmaktadır.

“1915 yılında Ermenistan’da cereyan eden tehcir hareketi üzerine beyan etmiş bulunduğum görüşlerime, kaçınılmaz bir şekilde seçici olması gereken bir röportaj içersinde mümkün olamayacağı için, daha net ve kesin bir şekilde burada açıklık kazandırmayı arzu etmekteyim. Birtakım gerçekleri bugün bile kati olarak ortaya koymanın zorluğu aşikârdır. Lübnan’a atıfta bulunmam her iki örnek arasındaki benzerlikleri ortaya koymak amacını taşımamakta, bilakis karışık ve karmaşık bir durum içinde geçen olayları tespit etmek ve değerlendirmekte karşılaşılan güçlükleri işaret etmeyi hedeflemektedir. Bununla beraber olup bitenleri Nazilerin yapmış oldukları soykırımla karşılaştırmak birçok önemli husus üzerine önyargılı olmayı gerektirir.

1.Doğrudan Ermenileri hedef alan hiçbir nefret kampanyası, Avrupa’daki antisemitizmle kıyaslanacak türden hiçbir günah yükleme (de’monisation) hareketi vuku bulmamıştır.

2.Ne kadar büyük ölçekte gerçekleşirse gerçekleşsin “Tehcir Hareketi”, bütün Ermenileri kapsamamış ve özellikle o dönemde ülkenin iki büyük şehri İstanbul ve İzmir’de uygulanmamıştır.

3.Her ne kadar ölçüsüz de olsa, Türklerin Ermenilere karşı hareketi durduk yerde ortaya çıkmamıştır. Rusların, Osmanlıların şark vilayetlerine yürümesinden korkulması; birçok Ermeni’nin Türk rejimine karşı Rusları kurtarıcı olarak gördüğünün bilinmesi ve Osmanlı Devleti’ne karşı Ermenilerin ihtilalcı hareketlere girişmiş olduklarının farkına varılması bu sebepler arasındadır.

Bütün bunların, İmparatorluğun içinde bulunduğu müşkül durumun daha da kötüleşmesiyle ve ne kadar olağan olduğu bilinen savaş zamanı nevrozlarıyla beslenen, giderek artan bir şüphe ve tedirginlik atmosferi oluşumuna katkısı olmuştur. 1914 yılında Ruslar, Ermeni gönüllülerden oluşan dört büyük birlik kurmuşlar ve 1915’de bunlara üç tane daha ilave etmişlerdir. Bu birlikler, aralarında halkın yakinen tanıdığı meşhur şahısların da yer aldığı birçok Osmanlı Ermenisini bir araya getirmekteydi.

4.Osmanlı İmparatorluğu’nda tehcir hareketi cezai, stratejik ve diğer sebeplerle yüzyıllardan beri uygulana gelmiştir. Osmanlı Tehciri’nin doğrudan doğruya ve tek başına Ermenileri hedef aldığını da söyleyemeyiz. Mesela; Rusların ilerlemesi ve şehrin kısa bir zaman içinde düşmanın eline düşmesi tehdidi altında Osmanlı’nın Van Valisi, Müslüman nüfusu Rusların hâkimiyetine terk etmektense, şehri apar topar boşaltarak ne doğru dürüst yiyecek ne de ulaşım vasıtası bulunmamasına rağmen, insanları yollara dökmeyi uygun görmüştür. Bu dost eliyle yapılan tehcir hareketinde pek fazla Müslüman’ın sağ kalmadığı da bilinmektedir.

Ermenilerin tek taraflı iddialarına karşı en önemli ve en soylu çıkışlardan bir diğeri, Mayıs 1895’de, 69 öğretim üyesinin Amerikan kongresine gönderdikleri ve topluca imzaladıkları “bildiri”dir. (3) Türk kamuoyu tarafından pek az bilinen bu bildiriyi ve Soykırım iddialarına karşı çıkan  bilim adamlarının Ermeni Diasporası mensupları tarafından maruz bırakıldığı tehdit ve baskıları bir sonraki yazımızda sunmaya çalışacağız.

M. Galip BAYSAN - 12 Şubat 2014

Dipnotlar :

(1) .Arşavir Şıracıyan, Bir Ermeni Teorisinin İtirafları, Kastaş Yayınları–1997, s.32–33 (Çevirinin ilavesi).

(2).   Aynı eser, s.34–36.

(3).  Washington Post ve The New York Times, 19 Mayıs 1985, Armenian Allegations Myth and Reality, The Assembly of Turkish American Assosiation, Washington–1987, s.103–106.