soykirim yasasi kalkiyor2

Mücadele Sonuç Verdi. ‘Soykırım’ Yasası Kalkıyor!

Eski İsviçre Adalet Bakanı Ve  İsviçre Halk Partisi(SVP) Milletvekili Christoph Blocher, Aydınlık’a Konuştu!

İsviçre meclisinde iktidar partisi olan İsviçre Halk Partisi(SVP) milletvekili Christoph Blocher, sözde soykırım yasasının kaldırılması için SVP’nin ceza kanununun 261. maddesine müdahale edeceğini belirtti.

Christoph Blocher, İsviçre Millet Meclisi’nde çoğunluğa sahip olan İsviçre Halk Partisi (SVP) Zürih milletvekili ve eski İsviçre Adalet Bakanı. Blocher, ülkemize hiç de yabancı değil. 60’lı yılların başından beri Türkiye’yi ve Türk siyasetini yakından takip ediyor. Blocher, daha önce Türk Medeni Kanunun kabulünün 80. yıldönümünde Türkiye’ye davet edilmiş, Ankara’da Ermeni soykırımı yalanına karşı çıkanları cezalandıran yasayı eleştirmişti. O dönem Blocher’in açıklamaları İsviçre kamuoyunda yoğun bir tartışma yarattı.

Eski Adalet Bakanı Blocher, Ermeni soykırımına ilişkin Avrupa İnsan Halkarı Mahkemesi’nin (AİHM) kararını İsviçre basınında “AİHM ilk kez doğru bir karar verdi. Genelde iç işlerimize karışılmasına sevmem ama bu kararı destekliyorum” sözleriyle değerlendirmişti. Son gelişmeler ve AİHM kararının İsviçre kamuoyu ve siyasetine nasıl yansıdığı ve Avrupa’nın soykırım yalanıyla yüzleşme sürecini Blocher’le konuştuk.

christoph blocher fatma sahindal

Fatma ŞAHİNDAL >>> AİHM kararını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Christoph BLOCHER >>> Sevindirici bir karar. Herhangi bir kimseyi, farklı bir düşünceyi ifade ettiğinden ötürü İsviçre gibi demokratik bir ülkede yargılarsanız, düşünce ve ifade özgürlüğünü ihlal etmiş olursunuz. AİHM işte tam da bunu engelledi. Ben bu kararı destekliyorum. Zaten karar öncesinde de fikrimi bu doğrultuda beyan etmiştim.

Fatma ŞAHİNDAL >>> Bu kararla, İsviçre yargısının Perinçek hakkında verdiği hükmün geçerliliği kalmış mıdır ve İsviçre hükümeti için bağlayıcılığı var mıdır?

Christoph BLOCHER >>> İsviçre Federal Mahkemesi vermiş olduğu hükümde bir değişikliğe gitmek zorunda değil. Ancak genelde hüküm gözden geçirilir. İsviçre Hükümeti için de bir bağlayıcılığı yok. Ama ifade özgürlüğü bir insan hakkı ve bu bağlamda ihlali söz konusu. Bundan dolayı bahsedilen ceza kanununun 261. maddesinin değiştirilmesi gerekmektedir. Partimiz (SVP) müdahale edecektir. Meclise bir yasa değişikliği tasarısı sunacağız ve bu maddenin değiştirilmesini önereceğiz. AİHM’ın bu kararından sonra inanıyorum ki mecliste büyük bir ihtimalle yasa değişikliği onaylanacaktır.

Fatma ŞAHİNDAL >>> İsviçre Millet Meclisi’nin aldığı “Ermeni Soykırımını Tanıma kararı” halen geçerli mi?

Christoph BLOCHER >>> Bu kadar aptalca bir karar olamaz zaten. Bir Meclis tarihte yaşanmış olayların nasıl yaşandığını, nasıl nitelendirileceğini belirleyemez. Üstelik İsviçre meclisinin bir kanadı olan Senato ve İsviçre Hükümeti 1915 olaylarını soykırım olarak niteleyen kararı onaylamamıştır. Yapılan oylamalarda teklif reddedilmiştir. Keza bizim fraksiyonumuz da red oyu kullandı. Dolayısıyla bu meclis kararı da geçerli değildir. İnanın bana, ben şahsen İsviçre’de cesaretli davranıp şunu söyleyebilirim: “Olayların bir soykırım olduğundan emin değilim, bu bizi ilgilendirmez, tarihçileri ilgilendirir.” Bu yüzden hapse girmem de. Bu meclis kararının bir bağlayıcılığı ya da geçerliliği söz konusu değil anlayacağınız.

Ancak İsviçre mahkemeleri bu karara dayandılar. Burada Vaud Kantonu’nun tutumu (Lozan’ın bulunduğu Kanton) belirleyici oldu. İsviçre, Türkiye’ye ortak bir komisyonun kurulmasını önermişti. Tarafsız bir komisyon. Her iki ülkenin (Türkiye-Ermenistan) yer aldığı ve başında tarafsız tarihçilerin bulunduğu bir komisyon.

İsviçre meclisindeki milletvekillerini de ise zaten fazla ciddiye almamak gerekiyor. Çoğunluk “1915 soykırımdır” diyebilir. Ama bir kez daha altını çizelim: İsviçre Hükümeti teklifi reddederken, ‘tarihi konularda fikir beyan etmeyin’ demişti.

Fatma ŞAHİNDAL >>> Kararı mecliste değerlendirdiniz mi?

Christoph BLOCHER >>> Mart ayında toplanacağız, yasanın değişikliğini sunacağız. Çok büyük bir ihtimalle başarılı olacağız. Tabii bu yasa sadece 1915 olayları ile ilgili değil, birçok konuda ifade özgürlüğünü kısıtlıyor. Eğer herhangi bir kişi, bir halkı, bir etnik grubu ya da bir ırkı aşağılıyor, küçük düşürüyorsa bu davranışı cezalandıran yasalarımız zaten mevcut. Hele hele herhangi bir fikir beyan eden bir kişinin ifadesinden ötürü cezalandırılması kesinlikle kabul edilemez. Bu Türkiye için de geçerli tabii. Türkiye’de “bu bir soykırımdır” diyenlerin de hapse atılmamasından yanayım.

Ceza Kanunun 261. mükerrer maddesi aslında Birleşmiş Milletler’in 1965’te kararlaştırdığı “Her Türlü Irk Ayrımcılığının Kaldırılmasına İlişkin Uluslararası Sözleşmesi” temelinde oluşturuldu. Ama BM’in bu sözleşmeyle farklı bir amaç güdüyordu. Mesele, “Yahudi Soykırımı’nı” inkar edenleri cezalandırmaktı.

Şimdi Yahudi soykırımı ile Ermeni meselesi farklı. Yahudi Soykırımı tespiti çok somut, gerçekten tartışılmaz tarihi gerçeklere dayanıyor. Bu soykırımının gerçeklestiğini inkar etmek, örneğin gaz odalarının varlığına inanmamak, sadece Yahudilerden nefretle açıklanabilecek bir tutum. Ben bu tür bir tutumu, böyle bir fikri ifade özgürlüğü dahilinde görmüyorum ve yargılanmasını doğru buluyorum.

Ermeni meselesi ise farklı bir konu oluşturuyor. Dolayısıyla 261. maddenin bir uluslararası zorunluluğu var, ancak bugün uygulanış şekli, tartışmalı konularda ifade özgürlüğünü sınırlıyor.

Fatma ŞAHİNDAL >>> 1915 olaylarının “soykırım” olduğu yolunu söyleyen Parlamentoların bu kararlarını gözden geçirmeleri gerekmez mi?

Christoph BLOCHER >>> Asıl önemli olan ifade özgürlüğüdür; parlamentoların ve hükümetlerin aksini söyleyebilmeyi sağlar. Bu olayları Soykırım olarak nitelendiren ülkelerde şu cümleyi kurabilmeliyim: “Bu tarihsel olaylar bir soykırım değildir.” Türkiye’ye de hep şunu söylerim: ‘Bu zaten sizi ilgilendiren bir konu değil. Osmanlı İmparatorluğu zamanında gerçekleşen hadiseler bunlar.’ Ama Türkiye’yi de çok iyi anlıyorum. Soykırım iddiası toprak bütünlüğü ve hak talepleri sorunlarını da birlikte getirir.

Fatma ŞAHİNDAL >>> Ders kitaplarında 1915 olaylarının ‘soykırım’ olarak öğretilmesine nasıl bakıyorsunuz?

Christoph BLOCHER >>> Perinçek “Kimse ölmedi, öldürülmedi” demiyor. Ders kitaplarında da en azından konunun tartışmalı olduğu yönünde bir ibarenin yer alması gerekir. Çünkü 1915 olayları gerçekten de tartışmaya açık bir konu.

AİHM kararı bir fırsat!

Fatma ŞAHİNDAL >>> Ermeni Soykırımı meselesi neden İsviçre’de bu kadar önemli bir yer kapladı? Türkiye ve Ermenistan’ın ortak bir tarihi var. Tartışmaya açık konular olabilir. 1. Dünya Savaşında savaşmamış bir ülke olan İsviçre; Meclis Kararları ve yasal mevzuatları ile inkar edenleri cezalandırarak neden saf tutuyor?

Christoph BLOCHER >>> Geçmiş tarihin akışını, doğruyu ve yanlışı sonradan yorumlamak moda haline geldi. İyi bir insan olmak isterseniz bunu yaparsınız. Bakın ben sonradan bunları savunuyorum derseniz, iyi birisi olduğunuzu göstermiş olursunuz. İnanın bunu sadece Türkiye’ye karşı yapmıyorlar, İsviçre’nin tarihi de sonradan yorumlanıyor. Bu maalesef siyasi bir hastalık haline geldi.

Belki zamanında Ermenistan’a yerleşmiş İsviçreli misyonerlerin kurduğu ilişkiler bugün bizi etkiliyor olabilir. İnanın İsviçre’nin tutumu tam olarak nasıl gelişti bilmiyorum. Ama dediğim gibi bu tür tarihle ilgili kararlar siyasi bir hastalıktan öte bir şey değil. Diğer yandan bizim ülkemizde Türkiye ile ilişkili olan kişiler de var.

Ermeniler bu konuda çok hoşgörüsüz ve dayatmacı. Bunun bir soykırım olduğunun söylenmesine odaklanmışlar. Biz İsviçreliler de Avusturyalılara kızalım o zaman; bize 1396 yılında Sempach’da saldırdınız diye. (Gülüyor)

Fatma ŞAHİNDAL >>> Karar Türkiye ve Ermenistan arasında barışı sağlamak için bir fırsat oluşturabilir mi?

Christoph BLOCHER >>> Kesinlikle. Artık tarihçilerin konuştuğu bir komisyon kurulmalı. Bildiğim kadarıyla Türkiye her zaman buna hazır olduğunu belirtti. Ve ben Türkiye’nin bu tutumunu her zaman destekledim.

Ancak Ermenistan öneriye soğuk baktı ve engeller oluşturdu. Oysa barış ancak tartışarak ve konuşarak sağlanabilir. Bölgeye baktığımız zaman sınırlar belirlenmiş ve tartışılamaz.

Söyleşi - Fatma ŞAHİNDAL - 03 Şubat 2014 - Aydınlık İsviçre