yusuf yavuz

800 yıllık Türk pazarı hala yaşıyor !

13. yüzyıldan bu yana varlığını sürdüren Isparta’nın Eğirdir ilçesindeki tarihi Pınar Pazarı, 800 yılı aşkın zamandır Yörük-Türkmen coğrafyasının buluşma noktası…

Açık hava pazarları Türk kültüründe çok önemli bir yer tutuyor. Geçmişte Türkistan olarak anılan ancak 1940’lı yıllardan sonra adı ‘Orta Asya’ olarak değiştirilen coğrafyanın dört bir yanında kurulan pazarlar, her türlü ürünün alınıp satıldığı buluşma mekânları olmalarının yanında aynı zamanda İpek Yolu’nun da bir parçasıydı. Türklerin Anadolu’yu yurt edinmeleriyle birlikte Türkistan coğrafyasından taşıdıkları kültürlerden biri de büyük açık hava pazarları oldu. Bugün birçoğu modern yaşama yenik düşen o pazarlardan biri, Isparta’nın Eğirdir ilçesinde 800 yıldır varlığını sürdürüyor. İlk kez 13. yüzyılın başlarında bölgeye yerleşen Türkmenler tarafından kurulduğu kaydedilen tarihi Pınar Pazarı, peynirden tereyağına, meyveden sebzeye, giyim-kuşamdan ev eşyasına, tahıldan baklagillere, canlı hayvandan açık hava lokantalarında pişirilen oğlak kebabına kadar birçok ürünün satıldığı canlı bir panayır yeri niteliğinde. Her yıl yaz sonundan itibaren haftada bir gün Pazar günleri açılan Pınar Pazarı, bu yıl 20 Ekim’e kadar sürecek.

isparta egirdir pinar pazari1

Isparta’nın Eğirdir ilçesinde haftada bir gün kurulan Pınar Pazarı, adını kurulduğu dağın eteğinden çıkan su kaynağından alıyor. Antalya, Isparta, Denizli, Burdur, Konya ve Afyonkarahisar gibi çevre illerin sınırlarında yaşayan Yörük-Türkmen nüfusun ortak hafızasında önemli bir yeri olan Pınar Pazarının tarihi ise 13. yüzyıla kadar uzanıyor. Geçmişte güreşlerin yapıldığı, seyirlik oyunların sahnelendiği bir panayır ve şenlik yeri niteliğinde olan Pazar, bu özelliklerini bugün yitirmiş olsa da bölge halkının yüzlerce yıllık bir buluşma yeri olmayı sürdürüyor.

KURULUŞ TARİHİNİN 1200’LERİN BAŞINA DAYANDIĞI SANILIYOR...

Eğirdir Ansiklopedisi’nin yazarı Nuri Güngör, Pınar Pazarını şöyle anlatıyor: “Pınar Dağı eteklerinde çıkan pınarın düzlüğünde, eskiden 15 Eylül-15 Ekim arasında dört Pazar yapılan bir panayırdı. Köyler, ilçeler, tüm Yörüklerin ve çevrenin toplanıp mal aldığı, mal sattığı bir pazardı. Şimdilerde ihtiyaç karşılığı 15 Ağustostan başlamak üzere on hafta yapılmaktadır. Ne zaman başladığı bilinmiyor ama 1204’den sonra buraya temelli yerleşen atalarımızın bu olayı başlattıkları kesindir. Çünkü geldiği yerlerdeki geleneklerini de getirmişlerdir.

isparta egirdir pinar pazari2

‘RADLOF’UN ANLATTIĞI SİBİRYA PAZARLARI GİBİ’

1860’larda Semerkand dolaylarında dolaşan Radlof’un (Wılhelm R.) ‘Sibirya’dan’ adlı eserinde böyle bir Pazar yerini anlatmaktadır: ‘Ortada bulunan pazar yeri umumiyetle geniş, boş bir sahadan ibarettir. Fakat pazar günü meydan uçsuz bucaksız insan kalabalığı kaynaşır. İhtiyar ve gençler bütün kışlaklardan buraya gelirler. İmkânını bulan herkes pazara gider. Satın alacak, satacak bir şeyi olmasa dahi pazarı kaçırmaz. Rahat bir sükûnetle alışveriş yapanlar arasında dolaşır. Burada binlerce ve binlerce erkek, çocuk ve kadınlar sık bir kalabalık halinde kaynaşırlar. Her yer rengârenk olur. En çok göze batan satılık mallar, tarla mahsulleri, ziraat aletleri, çanak çömlek binek takım gibi şeylerdir...’

Sanki bizim Pınar Pazarını anlatıyor gibi. Pınar pazarı ile ilgili bir latife vardır. Bir kişinin Pınar Pazarına gidip gitmediğini öğrenmek için: ‘Pınar pazarına gittin mi?’ derler. ‘Gittim’, derse: ‘Karpuz kabuğundan su içtin mi?’ diye sorarlar. ‘İçmedim’ derse: ‘Sen Pınar pazarına gitmemişsin...’ diye takılırlar.”

isparta egirdir pinar pazari3

HAMİD BEY İLE BÖLGEYE YERLEŞEN TÜRKLER...

İsmail Hakkı Uzunçarşılı da Nuri Güngör’ün aktardığı bilgileri destekler nitelikte bir iskân tarihi veriyor bölge için. Uzunçarşılı’nın, Türk Tarih Kurumu tarafından yayınlanan ‘Anadolu Beylikleri ve Akkoyonlu-Karakoyunlu Devleti’ adlı kitabında, “III. Kılıç Arslan zamanında 1203’te Isparta’nın zabtı ile bu tarafın istilasına başlanmış ve Eğirdir, Borlu (Uluborlu), Yalvaç ve daha sonra Antalya taraflarına Hamid Bey İdaresindeki Türkmen aşireti yerleştirilmiş ve bir asır sonra da Hamid Bey’in torunu Dündar Bey tarafından büyük babası Hamid Bey’in adıyla bir beylik kurulmuştur” bilgilerine yer veriyor.  

isparta egirdir pinar pazari4

İBN BATUTA EĞİRDİR’İ ‘BAĞLIK BAHÇELİK, BÜYÜK BİR ŞEHİR’ DİYE ANLATIYOR...

14. yüzyılın ilk yarısında Alanya’dan başlayıp Batı Anadolu’da o dönem beyliklerin egemenliği altında bulunan ortaçağ kentlerini ziyaret eden ünlü gezgin İbn Batuta, 1330’lu yıllarda Eğirdir’e de uğramıştır. Alanya, Antalya ve Isparta hattını izleyerek Eğirdir’e gelen İbn Batuta, 14. Yüzyılın canlı kentini şöyle anlatıyor: “Buradan Eğirdir’e gittik. Kalabalık, güzel çarşıları olan, etrafı bağ ve bahçelerle çevrilmiş bulunan büyük bir şehirdir. Suyu tatlı bir gölü olup bu göl kanalıyla gemiler iki günde Akşehir ve Beyşehir ile diğer köy ve kasabalara giderler. Eğirdir’de Ulu Cami karşısındaki medreseye (Dündar Bey Medresesi) indik. Buranın Müderrisi âlim Fazıl Muslihiddin’dir. Fasih bir dille konuşan ve zamanının nadir yetiştirdiği bilginlerdendir. Bize çok yakın ilgi gösterdi, ikramlarda bulundu. Eğirdir Sultanı olan Dündar Beğ oğlu Ebu İshak Beğ, Bilad-ı Rum’un (Rum memleketlerinin) ileri gelen hükümdarlarından biridir. Ramazan ayını Ebu İshak Beğ’in yanında geçirdik. Sultan, bütün Ramazan gecelerinde yere serilmiş bir halı üzerinde oturur ve büyük bir yastığa yaslanırdı… Sultan benim yaya yürüdüğümü görünce bir at hediye etti. Medreseye döndüğümüzde atı iade ettim. Sultan, ‘ben onu hediye olarak verdim ödünç olarak değil’ diyerek atı geri gönderdi. Ayrıca bir takım elbise ile para da ihsan eti.” (İbn Batuta Seyahatnamesi, Bilge Kültür Sanat. Yay.)

isparta egirdir pinar pazari5

BÖCÜZADE TARİHİNDEKİ PINAR PAZARI...

Çevresindeki dağlarda önemli bir hayvancılık ve tarım üretimi yapılan Eğirdir, yüzlerce yıl boyunca bölgenin en canlı kentlerinden biri olma özelliğini korudu. İbn Batuta’dan yaklaşık 500 yıl sonra Eğirdir’i anlatan Ispartalı tarihçi ve siyaset adamı Böcüzade Süleyman Sami (1851-1932), 1983 yılında sadeleştirilerek yeniden basılan Isparta Tarihi kitabında, ilçe halkının içme suyunu gölden karşıladığının altın çizerek şu bilgileri veriyor: “Kasabanın çarşısında 250 kadar ahşap ve kâgir dükkân vardır. Bir buğday hanı ve karşısında un pazarı bulunmaktadır. Haftanın Pazar günleri ayrıca Pazar kurulur. Civar köylerden ve her taraftan pazarcılar gelerek alış-veriş yaparlar. Köylüler genellikle yağ, peynir, davar derisi ve av derileri satarlar. Adanın (Nis adası) ve kasabanın Müslüman ve Hıristiyan halkı müşterek yaşamaya alışmışlardır. Sadece ibadet sırasında Rumlar kiliselerine, Müslümanlar camilerine giderler. Kasabanın ahalisi gayretli, dindar, tasarrufa riayetkâr (uyan), safahattan hoşlanmayan, milli kıyafet ve geleneklerine bağlı insanlardır. Bağ ve bahçelerin bir kısmı Pınar Pazarı semtinde, bir kısmı da Yazla mevkiindedir. Asıl bağları gölün doğu tarafında, Karabağlar tabir edilen sahildedir. Bu sebeple bağ bozumundan evvel, Eylül sonunda herkes bağlara gidip 2-3 hafta kalarak kışlık azıklarını hazırlarlar. Bu haftalar içinde Pınar Pazarı mevkiinde pazar kurulur. Bu mevkiiye ‘Pınar Pazarı’ denmesinin sebebi de budur. Pınar Pazarı sahillerinde pek güzel kavun, karpuz ve bostan yetişir.” (Böcüzade Süleyman Sami Isparta Tarihi, Serenler Yayını. 1983)

isparta egirdir pinar pazari6

800 YILLIK PINAR PAZARININ YOLUNU TUTTUK...

Yüzlerce yıllık geçmişin izlerini taşıyan Pınar Pazarı bu yıl Temmuz ayından itibaren haftada bir gün kurulmaya devam ediyor. Eğirdir Belediyesi’nin verdiği bilgiye göre her hafta Pazar günleri açılmak kaydıyla 20 Ekim 2019 tarihine kadar devam edecek. Bu yılki Pınar Pazarı ziyaretimizi geçtiğimiz hafta gerçekleştirdik. İbn Batuta’nın 1300’lü yıllarda konuk olduğu Dündar Bey Medresesi’nin hemen karşısındaki Ulu Caminin doğusundan kalkan minibüslerden birine binip, Pınar Pazarının yolunu tuttuk.

BAHÇELERİ NARASINDA DÜĞÜN-MEVLİD SOHBETİ EŞLİĞİNDE YOLCULUK...

Tarihi kayıtlarda da sıkça sözü edilen ünlü bağların bulunduğu bölge, bugün “Bağlar Mahallesi” adıyla anılıyor. Bağlar Mahallesi ve Pınar Pazarına giden minibüsler, göl kıyısından Yeni Mahalle’ye çıkıyor, tarihi Keyhüsrev Kervansarayı’nın kalıntılarının bitişiğinden geçerek elma bahçelerinin arasından Pınar Pazarına ulaşıyor. Yolda yerel halktan insanlar Pınar Pazarına gitmek için minibüse biniyor. Sohbetlerin konusu, Türkiye’nin elma deposu olan Boğazova’nın iki yanındaki dağları kemirip duran mermer ocakları. Eğirdirli kadınlar bu yıl elmaların verimli olmamasından şikâyetçiler ama bir bahçede güzel elma ağaçları gördüklerinde moralleri yerine geliyor. Düğün-Mevlit ve bağ-bahçe sohbetleri eşliğinde süren kısa yolculuktan sonra Pınar Pazarına ulaşıyoruz.

isparta egirdir pinar pazari7

KEÇİ TULUM PEYNİRİ SATICILARININ ÖNÜNDE KUYRUK VAR...

Geçmişte daha geniş bir alana yayılan tarihi Pazar bugün 17 dekarlık arazide kuruluyor. Burası tüm yöre halkının mutlaka uğramak istediği bir buluşma yeri. Ulu akçakavak ağaçları ve çınarların gölgelediği pazarda bugüne ait pek çok malzeme de var ancak Pınar Pazarı halen zamanın durduğu görüntülerle ve olanca hareketliliği ile akıp gidiyor. Eskiden kullanılan ve ‘şinik’ adı verilen ölçülerle nohut, buğday, fasulye ya da mercimek satanlar, boynuz saplı Serik bıçakları, çanlar, ya da basma donlar… Bölgenin üretimi olan ya da yakın illerden getirilen her türlü sebze-meyvenin yanında Pınar Pazarının en ünlü ürünleri Yörüklerin damak tadının vazgeçilmesi olan tulum peynirleri. Hemen oracıkta basılan keçi tulumlarının önünde uzun kuyruklar var.

SERİKLİ YÖRÜK TEREYAĞI, KÖYCEĞİZLİ PÜSE SATIYOR...

Pazarda Antalya Serik’ten gelen yaylacılar dikkat çekiyor. Yaz aylarında Pınar Pazarına yaklaşık 30 kilometre mesafedeki Aksu-Anamas yaylalarında konaklayan Serikli Yörükler, eski bir geleneği sürdürüyor. Serik Kocayataklı bir Yörük ninesi, Anamas yaylasında keçilerinin sütünden elde ettiği tereyağını tuluk içerisinde satıyor. Yıllardır aynı pazarda, aynı yerde ve ilerleyen yaşına rağmen aynı kararlılıkla tereyağı yapmayı sürdürüyor. Muğla Köyceğiz’den gelen son püsecilerden biri, çam reçinesinin damıtılmasıyla elde edilen bir tür doğal antiseptik olan püseleri pazarda satıyor…

PINAR PAZARININ EN DİKKAT ÇEKİCİ MEKÂNLARI KEPAP FIRINLARI...

Pazarın bir ucunda canlı hayvanlar, daha çok keçi satılıyor. Hemen berisindeki kesimhanede kesilen hayvanlar uygun fiyatlardan halkın kırmızı et ihtiyacını karşılamak üzere satışa sunuluyor. Su kaynağının bulunduğu alanda dağın eteğinde sıralanan kebap fırınları ise Pınar Pazarının en ilgi çekici köşesini oluşturuyor. Öğle saatlerinde bu fırınların önünde kuyruklar oluşuyor. Fırında ağır ateşte hiçbir katkı maddesi kullanılmadan pişirilen kebaplar hemen orada açık havada kurulan masalarda sunuluyor. Pınar Pazarının geleneği olarak, genellikle kilo ile olarak satılıyor kebaplar. Tadımlık olarak porsiyon olarak yiyen de var elbette. Kebap fiyatlarına gelince kentlerdeki ortalama bir restoranda yiyebileceğiniz bir porsiyon et yemeği fiyatına satılıyor. Ancak kebap yemek istemeyenler için de Pınar Pazarı ve çevresinde her türlü sokak lezzetini bulmak mümkün.

EĞİRDİR BELEDİYE BAŞKANI VELİ GÖK PINAR PAZARINI ANLATTI...

Ekmekçiler, çörekçiler ve yöreye özgü haşhaşlı nokulların satıldığı tezgâhlar ile 80 çeşit ürünle süslenmiş zeytin tezgâhları pazarın renkleri arasında. Torosların şifalı bitkileri ve ıvır zıvır satıcıları Pınar Pazarını ilgi çekici kılıyor. Yerel kültürlere ilgi duyanlar, fotoğraf tutkunları ve yöresel ürünleri tatmak isteyenler için bulunmaz bir fırsat olan Pınar Pazarında dolaşırken Eğirdir Belediye Başkanı Veli Gök ile karşılaşıyoruz. Yeni seçilen bir belediye başkanı olan Gök’e Pınar Pazarının sağlıklı biçimde geleceğe taşınabilmesi için neler yapmayı planladıklarını soruyoruz. Açık hava kahvelerinden birinde içtiğimiz çayların eşliğinde sorularımızı yanıtlayan Eğirdir Belediye Başkanı Veli Gök, hem Pınar Pazarını hem de bu tarihi mekanla ilgili projelerini anlatıyor:

‘GEÇMİŞTE PINAR PAZARINDA ANNELER GELİN BEĞENİYORLARDI’

Pınar Pazarı’nın yaklaşık 800 yıllık tarihi geçmişi var. Pınar Pazarı, geçmişte randevuların verildiği bir yerdi. Veresiye alışveriş yapanlar vade günü olarak Pınar Pazarının açılacağı zamanı verirdi. Özellikle Isparta ve Antalya çevresinde konar- göçer hayatı sürdüren Yörükler için burası bir buluşma noktasıydı. Burada insanlar halen kışlık alışverişlerini yapar. Göçebe yaşamında ihtiyaç olan her türlü malzeme bu pazarda satılır. Çadır, kepenek, yün, canlı hayvan, çan, orak… Bunun yanında pazarın bir özelliği de atalarımızın seçtiği bir yer olması. Geçmişte Pınar Pazarının son haftası sadece kadınlar pazarı olarak kuruluyormuş ve sadece kadınlar geliyormuş. Anneler burada gelinlerini seçerlermiş. Tabii günümüzde hayat şartları değişti. O günkü koşullarda pazarda satılan ürünlerle bugün satılan ürünlerde değişiklikler oldu. Biz yine de tarihi dokusunu korumaya çalışıyoruz.

‘OTOPARK SORUNUNU ÇÖZÜP TARİHİ DOKUSUNU KORUYACAĞIZ’

Burada bir düzenleme yaparken, kaynak suyumuzun hemen bitişiğindeki yamaçta küçük dokunuşlarla gıda satış yerlerini bir alanda toplayacağız. Kır lokantaları ve açık hava kahvehanelerini o alana taşıyacağız. Engelli vatandaşlarımız için de bu alana ulaşabilmeleri için asansör yapacağız. Bir aile atasıyla birlikte geldiğinde, dedeyi asansörden çıkarırken torun da merdivenlerde bu teraslara çıkabilecek. Bir de kapalı hayvan pazarı ile modern kesim alanı düşünüyoruz. Ayrıca satış yerlerini de öngörüyoruz. Bölgede otopark sorunumuz var. Türkiye'nin her yerinde olan bir sorun bu. Bunu da çözmeye çalışacağız. Biz Pınar Pazarının tarihi dokusunu koruyarak daha kullanılabilir hale getirmeyi amaçlıyoruz.”

MEMLÜK SULTANI BAYBARS ANADOLU’DAKİ BİR PAZARDA SATILMIŞTI...

Anadolu’daki büyük Açıkhava pazarları geleneğinin en bilinen örnekleri birer birer kayboldu. Orta Çağda, Kayseri –Elbistan kervan yolu üzerinde kurulan ünlü Yabanlu Pazarı, her türlü değerli mal ev eşyanın alınıp satılmasının yanında, Memlük Sultanı ünlü Türk devlet adamı Sultan Baybars’ın da Moğollar tarafından köle olarak satıldığı Pazar olarak biliniyor. Karaman’ın Ermenek ilçesiyle Mersin’in Anamur ilçeleri arasında kurulan Zeyve Pazarı’nın da bölgedeki halkın buluşma mekânı olarak yaklaşık 500 yıllık bir geçmişi var. Ancak Zeyve Pazarı bugün daha çok piknikçilerin uğrak yeri konumuna dönüşmüş.

ADINI KERVANSARAYLARA VEREN PAZARLAR...

Amasya-Tokat arasındaki kervan yolu üzerinde kurulan ‘Azine’ (Ezine) Pazarı, bölgede aynı adı taşıyan bir hanın kurulmasıyla zamanla kasabaya dönüşmüştür. Bugün adında pazar kelimesi bulunan birçok yerleşimin kökeninde, Selçuklularla birlikte güçlenen ve 13. Yüzyılda altın çağını yaşayan ticaret yolları üzerinde kurulan pazar yerleri bulunur. Antalya-Konya kervan yolu üzerinde bulunan Selçuklu kervansaraylarından biri olan Keyhüsrev (Eğirdir) Kervansarayı ile bugün Gelendost ilçesi sınırlarında kalan Ertokuş Kervansarayı’nın ortasında kurulan Pınar Pazarı, Anadolu’daki köklü alışveriş kültürünün geçmişini ortaya koyuyor.

KÜLTÜREL KÖKLER BU PAZARLARDA CANLILIĞINI SÜRDÜRÜYOR

Yüzlerce yılı aşıp bugüne gelen köklü bir kültürün devamı niteliğinde olan tarihi Pınar Pazarı’nı özüne yakışır biçimde geleceğe aktarmak sorumluluğu yalnızca yerel yönetimlere bırakılmamalı. Giderek AVM kültürüne ve ithalata dayalı beslenmeye yenik düşen toplumun ihtiyacı olan kültürel kökler, Pınar Pazarı gibi mekânlarda hayat buluyor. Yayladaki Yörük’le kentteki insanın aracısız ve doğrudan buluşup kaynaşabildiği doğal bir sosyalleşme alanı olan bu tür mekânlar hiçbir proje olmadan ve büyük bir maliyet gerektirmeden kendiliğinden ortaya çıkan güçlü bir kültürel damar. Bu damarı koruyup yaşatmak her şeyden önce toplumun ve devletin ödevidir.

PINAR PAZARI BU YIL ALTI KEZ AÇILACAK...

Bu yıl Temmuz ayında başlayan, 15, 22, 29 Eylül ile 6, 13 ve 20 Ekim tarihlerinde de kurulacak olan Pınar Pazarı, toplam 6 hafta daha açık kalacak. Elma hasadıyla birleşen sonbahar günlerinde Pınar Pazarı ziyaretçilerini bekliyor… 

Yusuf YAVUZ – 15 Eylül 2019

Yazarlar

Error: No articles to display