soner yalcin19

Bu artık komedi!

1980'ler- 1990'lar…

Ankara gazetecilik yıllarım­da…

Seyfi Öztürk, İsmet Sezgin, Sadettin Bilgiç, Oğuz Aygün, Talat Asal gibi çok politikacı ile sık buluşup siyasal geliş­meler hakkında görüşlerini alırdım. Örneğin…

Her bakanlar kurulu açık­landığında “kim hangi sermaye grubunu temsil ediyor” öğrenirdim! Sonra, o bakanın açıklamalarını o gözle takip ederdim.

Milli sermaye grubu­nun temsilcisi bakanlar, zamanla yerlerini küresel finans şirketlerinin “temsil­cilerine” bıraktı.

Bunu anımsamamın sebebi; ekonomiden sorumlu Baş­bakan Yardımcısı Mehmet Şimşek'in “döviz borçla­rını yönetemiyoruz” sözle­rine Erdoğan'ın sert çıkışı oldu: “Ülkenin bu psikolojik üstünlüğünü, uluslararası camiaya vermesi gereken ar­kadaşlar bu tür yanlışı yapar­larsa affedilir yanı olamaz.”

Erdoğan hep böyle diyor! Ama sanki Mehmet Şim­şek'in dokunulmazlığı var; koltuğundan alınamıyor!

Bir dönem Mehmet Şim­şek'in koltuğunda oturan eski bakan Ufuk Söyle­mez dün Aydınlık'ta, “Er­doğan'ın tepkisi geç değil mi” başlıklı yazısında geçmiş yazılarını anımsattı:

“Türk Hazinesi'nin başına bakan olarak getirilen Sayın Mehmet Şimşek'in aynı za­manda İngiliz vatandaşı ol­duğu ortaya çıktı. (…) Sayın Mehmet Şimşek Türkiye'de kritik ve sorumluluk gerek­tirecek hiçbir ekonomi üst düzey yöneticiliği tecrübe­sine sahip değildir. ABD elçiliğinde görev yapmış, daha sonra Merrill Lyn­ch isimli uluslararası yatırım bankasında çalışmıştır. Bu nitelikleri, Türk Hazinesi'nin başına Bakan olarak getiril­mesi için yeterli gören AKP iktidarı aynı zamanda İngiliz vatandaşı olan bir Bakanı herhalde Cumhuriyet tari­hinde bir ilk olarak Bakanlık makamına oturttu.”

İlk uyarı!

James Lewis Far­ley (1823 -1885)…

İngiliz bankacı, diplomat ve yazardı.

– Osmanlı Devleti'nin Kırım Savaşı'ndan sonra uzun yıllar resmi bankası ve hazinedarı olan- İngiliz sermayeli Bank-ı Osma­ni (Osmanlı Bankası) 1856 yılında kurulunca, Beyrut şubesi müdürü oldu. Dört yıl sonra İstanbul'a gelerek “devlet bankasının” merke­zinde yer aldı.

J.L. Farley, 1862 yılında İs­tanbul'da bir kitap yazdı: The Resources of Turkey. (Türki­ye'nin Tabii Kaynakları.)

Kitabında; Osmanlı'nın etnik haritasını çıkarıp, arazi bölümünü, tımar şekille­rini-vergileri gözden geçirdi. Bu eser İngilizlerin Türklerin iktisadi anlayışını kavramaya çalışan ilk kitaptı. Keza…

“Turkey, its Rise, etc” (Türkiye'nin Doğuşu vs) kitabını yazıp -layihalarında en güvendiği ülkenin İngiltere olduğunu açıklayan- Sadra­zam Fuat Paşa'ya ithaf etti.

İstanbul'da on yıl kalan Far­ley ülkesine döndükten son­ra “Modern Turkey” adlı kitabını çıkardı. Ve…

Farley 1875'te “Türki­ye'nin Mali ve Politik Olarak Düşüşü” konulu broşür çıka­rarak, -aynı Mehmet Şimşek gibi- tahvil sahiplerini yaklaşan tehlikeler konu­sunda uyardı! 173 yıl sonra ne tesadüf!

Marks'ın şu sözü çok bilinir:

“(Filozof) Hegel şöyle göz­lemde bulunur: Bütün tarihsel büyük olaylar ve kişiler, hemen hemen iki kez yinele­nir. Hegel eklemeyi unut­muş; ilkinde trajedi, ikinci­sinde komedi olarak!”

Ulusal onurumuz Mehmet Akif benzer düşüncesini şöy­le ifade etti:

“Tarihten ders alınsay­dı tekerrür eder miydi?”

Devlet bankası-hazinesi yöneticisi Farley'den ders aldık mı?

Durun “film” bitmedi…

Muhalif oldu!

J.Lewis Farley, her fırsatta Osmanlı Devleti'nin eko­nomik canlanmasından yana olduğunu açıkladı. Bu amaçla kitaplar yazdığını söyledi.

Ya sonra?

Farley, Osmanlı'nın “çö­züm sürecini” başlatmasını istedi. Özellikle Hıristiyan nüfusu için idari özerklik istedi! Osmanlı yanaşmayın­ca muhalif oldu! “Osmanlı Bulgarları kesiyor” yalanı Avrupa'da hayli ses getirdi. Bulgaristan'ın 1878'de özerk olmasını sağlayan isimlerden biri oldu.

Bir yıl sonra yeni seçilen hükümdar Prens Alexan­der'ı ziyaret için Sofya'ya gitti. Kamu dairelerinin oluşturulmasında görev yaptı. Ardından…

Farley, “Mısır, Kıbrıs ve Asya Türkiye” başlıklı çalış­masını yazdı. Buraları parçala­maya ömrü yetmedi…

Farleyler bizim tarihimizde hiç bilinmez, çünkü öğretil­mez.

Bu sebeple olaylar tekerrür eder durur. Örneğin…

Oxford Exeter mezunu Pa­paz Henry F. Tozer aynı dönemde/ 1869 yılında Os­manlı arazileri üzerinde araştırmalar yapıp “Rese­arches in the Highlands of Turkey” (Türkiye Yaylalarında Araştırma) kitabını yazdı!

Bir dönem sadece gez­ginlerin gözlemlerine dayanan Osmanlı'yla ilgi İngilizce kitaplar, -19'uncu yüzyılın ikinci yarısından sonra yerini- Osmanlı'nın maliye, vergi, dinsel kurumlar, kanun­nameler, eğitim sistemi, gayri­müslimlerin hakları-hukukları vs içeren İngiliz kitapları­na bıraktı. Çünkü:

1838'deki ticaret anlaş­masıyla ekonomik sömürü başladı.

1839'daki Tanzimat ve 1856'daki Islahat Fermanı'yla buna uygun bürokrasi-kabine oluşturuldu.

Sonra sıra “özerk­lik” gibi idari taksimlere gel­di. Sonrasını biliyorsunuz.

Peki…

Dün benzerini AKP döne­minde yaşamamız tekerrür mü?

Asıl kandıranların kim olduğunun hâlâ farkında olmamaları -Marks'ın ifadesiy­le- komik değil mi?

Soner YALÇIN – 04 Nisan 2018

Yazarlar

Partly cloudy

27°C

Istanbul