ÖNSÖZ

Yıl 1925. Büyük Atatürk, genç Cumhuriyetin yurttaşlarına ve dış ülkelere şu tarihi mesajı veriyordu: “Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler ve meczuplar memleketi olamaz”...
Yıl 2002. Türkiye Cumhuriyeti, şeyhler, dervişler, müritler ve meczuplar memleketi olma yolunda, devrimlerden dönüş sürecinin sancılarını yaşıyor... Geçtiğimiz yüzyılın başında, İngiliz işbirlikçisi Derviş Vahdeti, Sait Molla, Dürrizade Abdullah, İskilipli Atıf gibi mürtecilerin tasfiyesi üzerine Cumhuriyet kurulmuştu. Bugün, küreselleştiği iddia olunan dünyada, gerçek anlamda küreselleşen Türkiye vatandaşı mürteciler, İngiltere’nin yanısıra, A.B.D., Almanya, Libya, Suudi Arabistan gibi ülkelerden yönetilmeye, yönlendirilmeye devam ediyorlar. Yalnız bir farkla ki, A.B.D.’den gelen kimi müritler, Türkiye’de milletvekili seçilip “türban krizi” yarattıktan sonra tekrar anavatanlarına geri dönerken, kimi dervişler de, milletvekili olmadıkları halde, Türk Hükûmeti’ne dışarıdan bakan olarak girebiliyor, yabancı taleplerinin takipçiliğini yapabiliyor. Ve bu araştırma konusu olan, yasadışı hocaefendi sanını (!) kullanmayı yeğleyen kimi şeyhler de, sanki gizli bir mübadele protokolü varmış gibi, kendi ülkesinden yeni vatan A.B.D.’ne rahatlıkla hicret edebiliyor...

117 sayfa pdf Devamı

Add a comment

FETHULLAH GÜLEN VE KURDUĞU İRTİCA ÖRGÜTÜ
Dr. Necip HABLEMİTOĞLU

Said-i kürdinin hemşehrisi ve en sadık müridi Fethullah Gülen cumhuriyet Türkiye’sinin en tehlikeli ve sinsi
düşmanıdır. Kendi ifadesiyle tam bir şeriat militanı olarak yetişen Fethullah eğer dur denilmezse Atatürk’ün ilerici
cumhuriyetinin dibine dinamit koymak üzeridir.
CİHAD:
Nihai atak için kendine bağlı kişilere gayet kurnazca verdikleri taktiklerle çıkışın zamanlamasının iyi yapılmasını,
ölümü göze almayı, hesaplaşmaya hazır olunmasını, misyona kitlenmenin önemini, söz değil aksiyon ve hamle
gerektiğini, savaş halini, sürekli aksiyonu, karar gününü ve şerefli bir ölümün yeğlenmesini işlemektedir.
İ’layı Kelimetullah ve Cihad adlı kitabında cihadın tarifinin “islamla birlikte Allah yolunda kavga verme” olduğunu,
herkese farz olduğunu, hangi halde yapıldığını, islami bir görev olduğunu, kıyamete kadar devam edeceğini,
peygamber mesleği olduğunu, bir cemaatın kendini buna adaması gerektiğini, cihattan geri durmanın günah
olduğunu, en büyük islami müeyyide olduğunu, cihat olmayınca huzurun da olmayacağını, tek ve asıl vazife ayrıca
tek çare olduğunu, şehit ya da gazi olunmasının gerektiğini, yeryüzü hakimiyetinin cihatla gerçekleşeceğini, islami
bir borç ve en yüksek ideal olduğunu sayfalarca işlemektedir. Bunun böyle olduğuna “Yakînimiz vardır” diyerek
müritlerine gaybı bilen evliya havasıyla konuşmaktadır. Ama asıl bu konuda gerçek arzusunu ise şu cümleyle açığa
vurur.

Devamı

Add a comment
Şakirt Anlatıyor
Ben bir 'ortaokul şakirt'iyim yani en kıdemli Fethullah
talebelerinden biriyim.
Aşağıda anlattıklarımı bizzat yaşadım. Sizinle paylaşmak için
yine kendim yazdım.
1990'lar ;
Orta birinci sınıftaydım ve Cuma namazlarına düzenli olarak
giderdim.
Beni aynı semtte bulunan okulumdan ve gittiğim camiden takip
ederek fişleyen
ve bir gün okul bahçesinde top oynamak bahanesiyle yanıma
gelen o kişi ilk 'ağabeyim' idi.
Daha sonra bana ve okuldan seçtikleri fen, matematik ve
Türkçe derslerinin toplam notu 21
(10'luk sisteme göre) olan arkadaşıma cami kütüphanesinde
ders vermek bahanesiyle yakınlık gösterdiler.
Yakınlık daha bir samimiyete dönüşünce evlerine davet ettiler.
Dersler evde devam etti.

Add a comment

Devamını oku...

Son Yazılar