abdtskyaniyedusman

ABD TSK’ya Niye Düşman Oldu

''Beş Genelkurmay Başkanı Niçin Ergenekon  İle Suçlanıyor?

TÜRK ORDUSUNA KİMLER DÜŞMAN? KİMLER ABD'NİN HİZMETİNDE?

1991'den günümüze siyasi ve askeri alanda yaşanan gelişmelerin açığa çıkmamış yönlerini aşağıda ibretle okuyacak, ülkemiz üzerinde oynanan oyunları öğreneceksiniz.

Lütfen bu yazıyı yakınlarınızla paylasın ve onların bilgilenmelerini sağlayın.

Özellikle genç kuşakların bilgi sahibi olmaları çok önemli.

Bu yazıyı okuyunca bu ülkeye neden daha fazla sahip çıkmamız gerektiğini anlıyoruz.

Add a comment

Devamını oku...

ARINÇ’a Değil Ama Kime Suikast !

Vaşington Merkezli Dünya İmparatorluğu ve Direnen Ulusal Devlet, Ulusal Ordu

ABD, 1990’dan sonra  Sovyetler Birliği’nin kapitalizme geri dönüş sürecinin tamamlanması ve dağılmasıyla, güç dengesinin lehine dönmesiyle birlikte dünya imparatorluğu planıyla harekete geçti. Kurulan bağımsız devletleri yeniden sömürgeleştirmek, başka deyişle milli devletleri parçalamak ve ortadan kaldırmak, özetle Vashington merkezli bir dünya imparatorluğu kurmak, küreselleşme sürecindeki hedefidir. Çekoslovakya ve Yugoslavya’nın parçalanması, Afganistan ve Irak’ın işgali, bu sürecin tipik eylemleridir. ABD’nin siyasal, ekonomik ve toplumsal yöntemlerinin hepsi, en sonunda askeri yöntem için en uygun koşulları yaratma amacı taşımaktadır. Silahla kurulan milli devletler ancak silahla yıkılabilirdi.

“Our Boys”ların sopasıyla dayatılan liberalleşmeyle dünya sermayesiyle bütünleştirilen ve talan edilen ulusal pazar, emperyalist güdümlü iktidarların başbakanlık koltuğuna oturtulması, milletin etnik ve mezhepsel temelde ayrıştırılması süreci , tarikat, cemaat ağına itilen yurttaşlar,  Türkiye’nin siyasal, ekonomik ve toplumsal yönden bir çöküş sürecine sokulduğu tablosunun açık resmidir. Geriye, silahla kurulan milli devleti silahla yıkmak kalıyordu. Ancak, Amerikan emperyal güçlerin önünde büyük engel vardı . Türk Silahlı Kuvvetleri!
Emperyalizmle cebelleşen ezilen dünya ülkelerinin tunç yasasıydı “Ulusal Devlet direnir Ulusal Ordu Direnir”. O zaman direnen ulusal devlet ve ulusal ordu yok edilmeliydi.

Amerika, 24 Temmuz 2002’de Nevada Çölü’nde tarihin en büyük işgal tatbikatını gerçekleştirmişdi. Tatbikat Türkiye'nin tüm dünya tarafından tanındığı Lozan Antlaşması'nın 79 yıldönümünde(Amerika’nın imzalamadığı antlaşma)  yani 24 Temmuz'da başlamıştı. Davetli ülkeler arasında Türkiye yoktu ve tatbikat sonunda işgal edilen ülke Türkiye idi.(1) Bu işgal tatbikatı, elbette normal karşılanacak bir durum değil 1990’dan beri tehdidin ve  2002 yılından beri işgalin ayak sesleri!

TSK’ya karşı yürütülen “asimetrik psikolojik savaş” ,  ergenekon tertibi ve kozmik oda baskınları, silahlı işgalin zeminini döşeyen adımların adımları. Ne de olsa Kuzey Irak’dan Türkiye üzerinden çıkarılmak istenen 146000 amerikan asker kuvveti 2011’e yetiştirilmeliydi!

Neden Hedefde Özel Kuvvetler Komutanlığı Var!

90’lı yıllarda I. Körfez Savaşıyla birlikte  Kuzey Irak’a yerleşen ABD, kukla devlet girişimiyle Türkiye’nin sınırlarını tehdit etmeye başladı. TSK, cephesini ABD’ye çevirdi. 
ABD güdümünde olan Özel Harp Dairesi, ABD'den gelen bir tehdide karşı durmak için kullanılamazdı. Bu açmazdan kurtulmak için 1991 yılında Özel Harp Dairesi'nin Özel Kuvvetler Komutanlığı (ÖKK)'na dönüştürülmesi aslında bir millileştirmeydi. ABD bu kuruluştan dışlanıyor ve kuruluş, hedefini komünizme karşı mücadele yerine Kuzey Irak'tan yöneltilen tehdide karşı mücadele olarak belirliyordu.   İşte  90’lı yıllardan 2000’lere uzanan süreçde TSK ve ABD arasındaki ceryan eden olaylarla ABD'nin Foreign Affairs, Foreign Reports, Mediterranean Quarterly ve Joint Forces Quarterly gibi yarı resmi organları. 'Türk komutanları hizadan çıktı', 'Türk Ordusu ABD-Türkiye ilişkilerini bozuyor' gibi görüşlere yer vermesine sebep oldu.(2) TSK ve ABD arasındaki ceryan eden olaylar şunlardı:

Çekiç Güç’e karşı direnen Jandarma Genel Komutanı Org. Eşref Bitlis’in Amerikan gladyosu tarafından şehit edilmesi, Kuzey Irak’a “Çelik Harekatı” ile ABD’nin egemenlik alanına müdahale,  28 Şubat harekatıyla Fethullah hocaya indirilen darbe, YAŞ kararları ile irtica bağlantılı 160 subayın ordudan atılması, dönemin Genelkurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu’nun “28 Şubat’ı Bin Yıllık  Mücadele Azmiyle Sürdürme” kararlılığı  ve  mesajı alan ABD’nin   “BİN YILIN MEYDAN OKUMASI” adlı Türkiye’yi işgal tatbikatı, Kuzey Irak'ta Özel Kuvvetler mensubu 10 subayımızın başına çuval geçirilmesi olayı, Türk Ordusu’na karşı ergenekon tezgahı, “asimetrik psikolojik savaş” ve son olarak kozmik oda baskını.
Hatırlayalım! Yıl 2008 Haziran ayı.  Amerikancı kalemşörlerin gazetesi Taraf’ın “ Genelkurmay’ın yeni kontrgerilla planı” manşetiyle, haçlı irticanın kağıt parçası Yenişafak’ın “Yeni gayrinizami harp iddiası kafa karıştırdı” başlığı ile Türk Ordusu’na karşı psikolojik savaş yürütmelerinin sebebi neydi?
Genelkurmay, gayrinizami harp tanımına “Düşmanın fiziki, ekonomik, psikolojik, siyasi vb. işgallerine maruz kalmış bir bölgede işgali ortaya çıkarmak, engellemek ve karşı tedbirleri uygulamak” ibarelerini eklemiş ve Türkiye genelinde 14 yerde bulunan Seferberlik Bölge Başkanlıklarının sayısının 2010'a kadar kademeli olarak 24'e çıkarılacağını açıklamıştı.  (3) Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt imzalı bir kartında, önceden belirlenmiş sivil şahıslara okutulduğu ve bu kartta , "Vatanımızın bütünlüğüne ve milletimizin varlığına karşı vuku bulacak bir düşman tecavüzü halinde, silahlı kuvvetlerimizle birlikte yürütülecek harekatta gizli mücadele usulleri ile barıştan itibaren bazı çalışmalar ve gizli hazırlıklar yapılmaktadır." ibaresinin yer alması emperyalist merkezleri rahatsız etmiş, Fethullahçı Gladyo’nun psikolojik savaş merkezini harekete geçirmişti. ABD’nin bölgesel çıkarlarına çomak sokan , olası bir işgale karşı hazırlık içine girmiş Türk Ordusu’nun psikolojik savaşlara, tertiplere ve baskınlara mahruz kalmaması beklenebilinir miydi?
Soruyorum size!  ABD’nin son kozmik oda baskınıyla, TSK’nın topyekün savunma planının engellenmesi, Irak’ın kuzeyine yönelik planların ele geçirilmesi ve engellenmesi, komuta kademesi içinde güvensizlik yaratma, bölme ve teslim alma, ergenekon tertibine karşı ordunun öz savunmasını kırma, ordunun itibarını sarsma amacı aslında Arınç’a değil Türkiye’ye suikast değilde nedir!


(1) http://ulusalkanal.com.tr/index.php?option=com_content&task=view&id=12303&Itemid=4
(2) http://genclikcephesi.blogspot.com/2009/07/5-genelkurmay-baskan-nicin-ergenekonla.html
(3)  http://ulusalkanal.com.tr/index.php?option=com_content&task=view&id=12303&Itemid=99999999

Tarık TEKGÖZLİ - 08.01.2010 - Gençlik Cephesi
http://genclikcephesi.blogspot.com/
Add a comment

Hedefte Neden Özel Kuvvetler Komutanlığı Var

Arınç’a suikast yalanının ardından basılan Özel Kuvvetler Komutanlığı’nın tarihi, aslında Çukurambar Operasyonu’nun da ne anlama geldiğini açıklıyor.

Önce basının bir yanlış ifadesini düzeltelim: Subayları gözaltına alınan ve kozmik odalarına girilen yer “Seferberlik Tetkik Kurulu” değil, “Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığı”dır ve Özel Kuvvetler Komutanlığı’na bağlıdır.

Seferberlik Tetkik Kurulu, Türkiye’nin NATO’ya girmesinin bir sonucu olarak doğdu. Üye ülkeleri NATO aracılığıyla denetime alacak ABD’nin biricik NATO içi aygıtı üye ülkelerde kuracağı bu yapılardı. İşte Seferberlik Tetkik Kurulu da, NATO’ya üye ülkelerle eşzamanlı olarak 27 Eylül 1952 yılında Yüksek Savunma Kurulu kararıyla kuruldu. Kurul bizzat Amerikan Askeri Yardım Heyeti’nin binasında faaliyet gösterdi. Kurul’un kuruluşuna imza atan Başbakan Adnan Menderes ve Milli Savunma Müsteşarı Org. Salih Coşkun’du. İlk Başkanlığını Kore’de çarpışan Korgeneral Daniş Karabelen’in yaptığı Kurul’un çekirdek kadrosunu Kore’den dönen ve Gayrı Nizami Harp Stratejisi’ni öğrenen subaylar oluşturdu. Giderlerini ABD’nin karşıladığı Kurul’a verilen görev anti-emperyalist, anti-Amerikancı bir rejim değişikliğini engellemek ve mevcut rejimi Sovyet tehdidi varsayımı üzerinden kontrol altında tutmaktı. Öyle ki; CIA ve Adnan Menderes hükümeti arasında imzalanan 1959 tarihli bir anlaşmada, “Gizli Ordu”nun “rejime kaşı iç ayaklanma durumunda” harekete geçirileceği belirtiliyordu.

Seferberlik Tetkik Kurulu’nun ismi 1965 yılında Özel Harp Dairesi oldu. Daire, ABD’nin kontrolünde uzun yıllar Kontrgerilla olarak hizmet verdi. Daire’nin resmi varlığı, 1974 yılında Genelkurmay Başkanı Semih Sancar’ın Başbakan Ecevit’ten “acil bir ihtiyaç için” para istemesiyle ortaya çıktı. Ancak yapının varlığı 12 Mart’ta işkence gören Solcularca zaten öğrenilmişti! Özel Harp Dairesi ve Kontrgerilla varlığını 12 Eylül öncesi ve sonrasında da tüm ağırlığıyla sürdürdü.

Ancak 1980’lerin sonuna doğru TSK içinde, ABD’nin stratejik hedefleri konusunda fikir değişiklikleri oluşmaya başladı. Öyle ki, 1986 yılında ABD, şimdilerde uygulatmaya çalıştığı “Türkiye himayesinden Kürdistan Planı”nı Evren ve Özal’ın oluruyla Türk Ordusu’na da dayatmıştı. Evren ve Özal’ın, Ordu’nun kabul etmediği bir planı hayata geçirmesi mümkün değildi. Plan, Genelkurmay Başkanı Org. Nejdet Üruğ’un sert direnciyle karşılaştı ve engellendi. Bu tarih, Türk Ordusu’nun da NATO üyeliğini ve ABD ile ilişkilerini sorguladığı bir dönemin başlangıcı oldu. İşte bu süreçte, 1990 yılında Özel Harp Dairesi, Özel Kuvvetler Komutanlığı’na dönüştürüldü, 1992’de de personeli yeniden yapılandırıldı. Bu sadece bir isim değişikliği değil, ABD ilişkilerinin sorgulandığı sürecin de somut bir sonucuydu. Öyle ki; Özel Kuvvetler Komutanlığı ile Daire ABD sultasından çıkarıldı! ÖKK, TSK’nın seçkin bir gücü olmanın ötesinde Milli Kuvveti oldu!

NATO ve ABD ilişkileriyle, ABD parasıyla, ABD eğitimiyle milletine karşı oluşturulmuş olan bir yapı, artık Milli Kuvvet’di… İşte bu tarihten itibaren ÖKK, ABD’nin hedefi haline geldi!

ÖKK’ya yönelik en sıcak ABD saldırısı 4 Temmuz 2003 tarihindeki “Çuval Operasyonu”ydu… Bugün Arınç’a suikast yapacağı iddiasıyla subayları gözaltına alınan, karargâhına baskın yapılan ÖKK, 4 Temmuz 2003’te de Peşmerge liderlerine suikast yapacağı iddiasıyla baskına uğramıştı! O gün, “karşılık verme” emriyle başına çuval geçirilen, kriptolarına el koyulan subayların, bugün de kozmik odalarına Terörle Mücadele Polisleri girmiştir!

ABD, ÖKK’ya yönelik saldırılarını periyodik şekilde sürdürdü:

Örneğin ÖKK, Gölbaşı’nda kendi yeri ve binası için çalışmaya başladığında da, yolsuzluk iddialarıyla saldırıya uğradı. Yapısı sivilleşen, içi boşaltılan, etkisi kısıtlanan Milli Güvenlik Kurulu’nun Toplumsal İlişkiler Başkanlığı’nı ÖKK bünyesine dahil etmek ve ÖKK’yı 2006 yılında tümen seviyesinden kolordu seviyesine çıkarmak da ABD’nin saldırganlığını artırdı.

ÖKK’ya yönelik giderek artan ve karargâhının basılması noktasına kadar varan saldırının en önemli nedenlerinden biri de Org. Büyükanıt’ın Genelkurmay Başkanlığı döneminde yapılan bir değişiklikti. Gayrı Nizami Harp tanımını değiştiren ÖKK, tanıma şu ifadeyi ekledi: “Düşmanın fiziki, ekonomik, psikolojik, siyasi vb. işgallerine maruz kalmış bir bölgede işgali ortaya çıkarmak, engellemek ve karşı tedbirleri uygulamak” Bu ifade yalnızca 50 yıldır NATO aracalığıyla ve Özel Harp Dairesi üzerinden denetlenen TSK’nın yaptığı bir tanım değişikliği değil aynı zamanda yeni sürece ilişkin tehdidin kaynağına yönelik bir durum saptamasıydı!

ABD, bölge politikalarını TSK’yı “ikna etmeden” hayata geçiremeyeceğinin farkında… TSK’yı sindirmenin en kritik mevzilerinden biri de Özel Kuvvetler Komutanlığı’na bayrak dikmek!

Süreç daha da hızlanacak…


Mehmet Ali Güller
Odatv.com

Add a comment

Son Yazılar