Sartre’la Beauvoir 1960 Haziran’ında Küba’yı tanımaya geldiklerinde, ilk gözlerine çarpan elbette büyükçe bir toprak ağasının çocuğu olan Fidel Castro ile yoldaşlarının toprakları yoksul köylülere dağıtmaları olmuş. Ancak bu yalnız bir toprak dağıtımı değil kuşkusuz, nitekim bu amaçla çıkarılan yasa daha başından iki amaç saptıyor:
Add a comment

Devamını oku...

Fidel, Sartre’a Küba’da başlattığı köklü devrimi bütün ayrıntılarıyla göstermek istiyor; bir gün, hadi gidiyoruz diyor, helikoptere atlıyorlar, yalnız aracı kullanan, Fidel ve o varlar; sayısız dönüşlerle kıyıları gösterdikten sonra bir yola iniyorlar; çalışan işçiler pek bezgin; kantinleri mi yok; kullanılan kamyonlar henüz özel kuruluşlardan kiralanıyor. Fidel bunları dinledikten sonra, işçilere ayaklanmayı salık veriyor.

Add a comment

Devamını oku...

50 yıllık Küba tarihi, bütün dünyaya kendini demokrasi simgesi ve koruyucusu yutturan ABD’nin bu ufacık adaya, halkına ve önderine yönelteceği ardı arkası gelmeyen saldırı, tuzak, öldürme girişimleriyle doludur. Düşünün, daha Amerikan uşağı Batista Havana’dan kovulalı yalnızca altı ay olmuş; gizli CİA görevlileri bir Belçika gemisini, La Coubre’u havaya uçuyor; halk gemiye yardıma koşuyor, bir bomba da rıhtımda patlayıp ortalığı kan gölüne çeviriyor.
Add a comment

Devamını oku...

Son Yazılar