Başbakan Erdoğan neden hoşnutsuzdu

30 AĞUSTOS Zafer Bayramı törenleri tüm yurtta coşkuyla kutlandı. Bölünme endişeleri arasında geçmişe nazaran daha güçlü ve tok bir sesle kutlanan büyük bayramımızın en önemli durağı olan Ankara AKM’deki törenlerde ise çok ilginç bir görüntü gözüme takıldı. Devlet erkânı tam takım halinde törenleri büyük bir heyecanla takip ederken Türk yıldızlarının şovları herkesi büyüledi. Bir kişiyi hariç, Başbakan Erdoğan’ı...

Org. Başbuğ şovları büyük bir heyecanla takip ederken Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül ise diliyle yaptığı mimiklerle şovlardan etkilendiğini belli etti. AKP’li bakanlar da uçak ve helikopterlerin şovlarını çevreleriyle konuşarak ilgiyle takip ettiler. Deniz Baykal ise şovları pürdikkat ve heyecanı gözlerinden okunur bir şekilde eşi ile izledi. Fakat Başbakan Erdoğan’ın şovlardaki tepkisizliği ilginçti. Hiçbir mimik hareketi göstermeden ve asık suratla Türk yıldızlarını izlemesine hayret ettim. Sanki geçit töreninde şov yapan askerler bizim askerlerimiz değil de düşman askeri ya da işgal kuvvetleriydi!

Bir Türk vatandaşı olarak Başbakan’ın bu törenleri şevkle ve gururla izlediğini yüzünden ve mimiklerinden anlamak, görmek isterdim. Cumhurbaşkanımız, bakanlarımız ve muhalefet partileri liderlerinin yüzlerindeki mutluluğu ve heyecanı Tayyip Erdoğan’ın yüzünde görememek ve hatta hoşnutsuzmuş izlenimi edinmem Zafer Bayramı’nda görmekten mutsuz olduğum tek kareydi.
Ozan AYHAN (yalcin BAYER)

Avukat Turgut Kazan, müvekkili olan Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner'in, ''başlattığı 2 ayrı soruşturma nedeniyle baskı altında olduğunu'' iddia etti.

Kazan, İstanbul Barosu'nda düzenlediği basın toplantısında, ''46 yıllık meslek hayatında ilk kez bir Cumhuriyet Başsavcısı'nın müdafiliğini üstlenmek durumunda kaldığını'' ifade ederek, Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner'in yaşadığı sorunların başlattığı 2 soruşturmadan kaynaklandığını öne sürdü.

Kazan, şöyle konuştu:

''Adalet Bakanlığının tutumu basit bir yanlışlık ve uğranılan mağduriyet kişisel bir mağduriyet sayılmaz. Tüm yargıç ve savcılara yönelik bir tehdit ve sindirme örneği ile karşı karşıyayız. Dolayısıyla bu örnek demokrasi ve hukuk devleti açısından çok önemlidir. Mutlaka bilinmesi, doğru değerlendirilmesi ve tepki gösterilmesi gerekir. Çünkü bağımsız yargı ve iyi işleyen bir yargı demokrasinin güvencesidir. Yürütmenin yargıya müdahalesi bu güvenceyi öldürür.''

Müvekkilinin, Erzincan'da TCK'nın 220. maddesi kapsamında 2 ayrı soruşturma başlattığını hatırlatan Kazan, sözlerine şöyle devam etti:

''Bunlardan biri 'İsmail Ağa Cemaati', diğeri 'Fethullah Gülen' grubuyla ilgili. Elbet, bu cemaat ve gruplara yüklenen eylemleri tartışmak bizim görevimiz değil. Suç oluşmuyorsa, savcılıkça kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir, dava açılmışsa yargılama yapılır, tüm sanıklar aklanır. Bu soruşturmada gizlilik ihlal edildiği gibi, soruşturmayı engelleyici bir yol da izlenmiştir.''

''İki soruşturmayı başlatan müvekkiline 3 ayrı disiplin soruşturması açılarak gözdağı verilmeye çalışıldığını'' savunan Kazan, ''soruşturma ile birlikte müvekkilinin dinlemeye alındığının anlaşıldığını, ayrıca dışarıya karşı müvekkilinin 'Andıççıdır' ve 'Ergenekoncudur' diye kamuoyu oluşturulmaya çalışıldığını'' öne sürdü.

Turgut Kazan, müvekkilinin İdil Savcısı iken 1999 yılında faili meçhul cinayetlerle ilgili Adalet Bakanlığı'na yazdığı 5 sayfalık metni basın mensuplarına dağıtarak, ''Faili meçhul cinayetlerle ilgili bu kadar duyarlılık göstermiş bir savcıya 'Ergenekoncudur' demeleri haksızlıktır. Müvekkilim, kendisini 'andıçcı' sayan değerlendirmeleri reddederken, andıç belgesi denilen tarihsiz fotokopinin, Erzincan soruşturmalarına karşı 'korunma-savunma' amacıyla yaratılmış bir tertip olduğunun düşünülmesini öneriyorum'' dedi.

Kazan, müvekkilinin, yargıya yönelik baskılara karşı dün Adalet Bakanlığı'na 2, Bakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığı'na bir başvuru yaptığını, gerekirse konuyu AİHM'ne kadar götüreceklerini de söyledi. (A.A)

Yeniçağ yazarı Sabahattin Önkibar, Başbakanın Ramazanın ilk gününde abdestli haliyle neden “alçak, namussuz” sözcüklerini kullandığını araştırdı. Yazara göre o gün Erdoğan’ın Kürt açılımıyla ilgili olarak üç anket kuruluşuna sipariş ettiği araştırmaların sonuçları gelmiş. Sonuçlar Başbakanın moralini o kadar bozmuş ki, o yüzden ağzını bozmuş.

Sabahattin Önkibar bu anketleri ve doğurduğu sonuçları şöyle anlattı:

Abdullah Gül ile Tayyip Erdoğan arasında iki temel fark var.
Biri ketum, diğeri dobradır.
Biri yapay da olsa hep gülümser, diğeri duygularını anında belli eder.
Tayyip Erdoğan’ın Ramazan’ı Şerifin ilk gününde sarfettiği “Alçak, namussuz” ifadesi bunun delilidir.
Erdoğan içini acıtan hadiseye tabir yerinde ise belden aşağı karşılık veriyor!
Peki Tayyip Bey’i abdestli haliyle bu kadar hiddetlendiren gelişme ne miydi?
Birkaç gündür ısrarla bu konunun takipçisi olduk.
Ulaştığımız sonuç şudur:
Meğer Tayyip Bey geçtiğimiz Cuma sabahı Denge, Pollmar ve Anar’a sipariş ettiği araştırmaların sonuçlarını görmüş ve küplere binmiş!
AKP’ye özel hizmet sunan bu üç ayrı kamuoyu araştırma kurumu son Kürt açılımı olayını halka sormuş!
Tablo tam bir facia!
AKP özellikle Orta Anadolu ile Karadeniz’de yerle bir olmuş!
Keza metropollerde tepki büyümüş!
Peki bunun hıncını o sert ifadelerle MHP ve Bahçeli’den niçin mi almış?
Açılımın ABD’nin projesi ya da dayatması olduğunu MHP’nin dillendirmiş olmasından ötürü!
Evet Tayyip Bey yaptırdığı araştırmalarla halkın büyük bölümünün Kürt açılımı hikayesini ABD’yle örtüştürdüğünü gördü.
Bu sebepledir ki tepkisini ya da feveranını da kişiliğinin yansıması gereği en sert ifadelerle ortaya koydu!
Görülmektedir ki Kürt açılımı işi AKP’nin başına dertler açacak bir konudur!
Öyle çünkü bu hadise çeyrek asırdır bir birikim yapmış ve binlerce ocak söndürmüştür.
Dolayısı ile Ergenekon soruşturması vari bir şov metoduyla bu işin içinden sıyrılmak mümkün olmayacaktır.
PKK kalkışması olayı bu ülkede haklı olarak travmaya dönüşmüştür ve toplumsal tepki bağlamında karşılıkları vardır.
Hatırlayın 1999 seçimleri sürecinde Öcalan’ın teslim edilmesi sürecinde sırf hükümette olduğu için DSP bu halk tarafından birinci yapılmıştır.
Evet yürümekte zorluk çeken Ecevit gibi yaşlı bir lidere sahip olmasına ve de kadrosuzluğuna rağmen DSP gibi bir parti PKK olgusundan ötürü patlama yapabilmiştir..
Atılan açılım adımı ile artık macun tüpden çıkmış ve geri dönüş söz konusu değildir.
İşte Tayyip Bey bu zorluğu görmüş olacak ki rota bile belirleyemezken, bir o tarafa bir bu tarafa saldırıyor.
Artık normal zamanlarda yüzüne bile bakmayacağı ayrı dünyaların insanı olduğu Sezen Aksu gibi birinden bile himmet ve destek bekler haldedir!
Göreceksiniz bu Kürt işi Erdoğan’ın maskesini indiricektir... Öyle zira bu konunun istismara gelir tarafı yok.


Odatv.com

Son Yazılar

Partly cloudy

10°C

Istanbul