chrismason yasemincongar

Chris Mason CIA ajanı Ve Onun Eşi Yasemin Çongar The Taraf yazarı

Atma Enişte... Seni de, Eşini de Biliriz !

Chris Mason ; Oray Eğin'e yolladığı yazıda CIA ajanı olduğunu reddetmiş. Bu bizim buralarda; "JİTEM'ci değilim ama Jandarma'ya çalıştım" cümlesini hatırlatıyor.

Üzerinde çalıştıkları toplumları/grupları/kişileri sinir uçlarına kadar haritalandırıp, hizmet ettikleri istihbarat örgütlerine servis yapan akademisyen veya gazeteci kılıklılarının bu tarz saçmalıklarına karnımız tok.

İnsan; böyle bir yalanlama yapmadan önce en azından kendi CV'sindeki şu paragraftan utanır:

"While at the State Department, he worked closely with the intelligence community on a number of classified projects involving tribal mapping and the tribes of Afghanistan. He was considered the State Department's expert on the history, culture and ethnography of the country and served on the CIA's Pashtun Red Cell."

ABD istihbarat teşkilatları bünyesinde istihbaratçıdan çok başka alanlardaki profesyoneller çalışır. ABD'nin en kilit istihbarat örgütlerinden NSA aynı zamanda dünyanın en fazla matematikçi istihdam eden kurumlarından biridir. Chris Mason'ın akademik görüntülü çalışmalar yapması CIA'ye hizmet etmediği anlamına gelmez. Karısı Yasemin Çongar'ın "gazeteci" görüntülü çalışmalar yapması bir istihbarat örgütüne çalışmadığı anlamına gelmediği gibi. 

Yalan söylemeden önce, acaba bir yerlerden bu yalanımı suratıma çarpacak bir belge (hem de ıslak imzalı!)  çıkar mı diye düşüneceksin. Chris Mason da; Yasemin Çongar da bu kuralı unutmamalı.

Chris Mason'ın CIA akademisyenliğinin belgesi için tıklayın.

06.02.2010 - Açık İstihbarat
http://www.acikistihbarat.com/

Belge için tıklayın : http://www.acikistihbarat.com/dosyalar/yasemin-congarin-ciaci-esi-chris-masonin-cvsi.pdf

Bir Söyleşi Ve Ayrıntılar

Ayrıntılardan bir tanesi Yasemin Çongar'ın CIA ve ajanlarına karşı dile getirdiği anaçlık duygusu...

Bakın ne diyor Çongar :

"Ama yapıyorlar, aldırmamak lazım, evde böcek çıkınca ne yaparız, ben öldürmem de, kağıt parçasıyla alıp, dışarı atarım, sonra da ellerimi yıkarım. Bana verdiği his bu.
Ama diğer taraftan CIA ajanlarının hedef oldukları bir dünyada yaşıyoruz"

Dünyada CIA ajanlarının hedef olduğuna üzülmek için öncelikle dünyada CIA'in sebep olduğu acı ve kargaşadan bihaber olmak ve/veya CIA'de bir yakınınız olması gerekir. Bugün ABD'de dahi, CIA ajanlarına yönelik bu kadar sempatik bir cümleyi kurana ; geliştirdiği işkence yöntemlerinden dünya çapında gerçekleştirdiği adam kaçırma, istikrarsızlaştırma operasyonlarına kadar bir çok eli kanlı operasyon ile anılan bir yapıya destek çıkana az rastlanır.

Namuslu bir vicdan; "CIA ajanlarının hedef olduğundan" dem vurmadan önce, CIA'in hedefe oturttuğu milyonları düşünerek susar; kocası CIA başkanı bile olsa.

Kendi devletini dikta, başka devletleri "think tank" zanneden hastalıklı Türk intellijancia'sı 'nın evlilikle pekişmiş patolojik bir ruh hali ile karşı karşıyayız.

Çongar yalan söylüyor ve ANKA ajansı ile ABD macerası öncesinde Yarın dergisi ve hemen sonrasındaki Moskova ve Şili maceralarını saklıyor.

Sansürcü demokrat sadece kocasının CIA ajanlığını değil, kendi geçmişini de perdelemeye çalışıyor.

Vatan Gazetesi'nde çıkan Ensest Ahmet ALTAN'ın kızı Senem ALTAN'ın Yasemin ÇONGAR Söyleşisi
http://pazarvatan.gazetevatan.com/haberdetay.asp?hkat=1&hid=15010&yaz=Sanem%20Altan

10.02.2010 - Açık İstihbarat
http://www.acikistihbarat.com/

 

Müttefiklik Masalının Mahrem Odası  Site 23

(Açık İstihbarat: Vakit'ten Doğru Haber, Yanlış Sorular başlıklı yazımız ile beraber okumanızı tavsiye ederiz)

Yakın geçmişi anlatıp sıkıcı olmak istiyorum.

1960'lı yıllarda Türkiye'de "TUSLOG" adı verilen ABD üsleri bulunuyordu. Bu üslerde de 30 bini aşkın coni.. Soğuk savaşın sıcak günleriydi. Türkiye, altmışlı yıllarda ABD'nin sadık kapatması olması için ter dökenlerce tam bir üs haline getirilmişti. Daha sonra terin yerini kan alacaktı ve bunu adım adım planlıyorlardı.

ABD'nin Türkiye topraklarında kurduğu üslerin belki de en etkilisi, Ankara-Haymana yolu üzerinde, 12. kilometrede olanıydı. Bu üsse Emerikalılar resmen "det 27", mealen "site 23", dost sohbbetlerinde de "manzaralı station" diyorlardı...

O zamanlar adı "Çerkezhöyük" olan, şimdi "Gökçehöyük" denilen köyün hemen arkasında binlerce dönüm arazi üzerine kurulan bu "ortak savurma tesisi(!)" anladığımız kadarıyla elektronik haberalma, dinleme ve yönlendirme, askeri istihbarat konularında oldukça yetkili bir konumdaydı.

Geniş alanda büyük antenler kurulmuş, içinde ABD'nin her türlü casusluk faaliyetinin sürdürüldüğü ve yönetildiği bir merkez olmuştu bu "site 23"...

Üslerin gerçekleştirdiği görevlerdan bazıları; Türkiye'yi komşularıyla savaşın eşiğine getirmek, kontrgerilla örgütleri yavrulamak, "her yolu" öğrettikleri talebelerinin yaptığı darbeleri alkışlamaktı... Asıl ürün ise emerikanlaşmış bir ordu ve işbirlikçi bürokrasi-siyaset oluyordu..

Site 23 sonra ne oldu?

Görünüşte Türk Silahlı Kuvvetleri'ne teslim edildi ve resmi olarak "bayrak garnizonu" olarak anılmaya başlandı...

Telekulak skandalı sırasında telefonlarının dinlenmesi akıllara seza bir ironi oluşturuyordu bu garnizonun..

Çünkü bayrak garnizonu, "hassas dinleme" faaliyetlerinde bulunan kısa adı "GES" yani "Genelkurmay Elektronik Sistemler Komutanlığı" idi...

Irak işgalinin başladığı günlerdi...

Hani neredeyse hemen her emekli generalin, albayın bir televizyon kanalında "askeri stratejik bölgesel falcılık" yaptığı, hemen hepsinin yanıldığı(!) günler...

Bir partilimiz telefon etti:

"Eşşek arkadaşlar uyumayın!.. Irak saldırısı Türkiye'den yönlendiriliyor... Hatta merkez Gölbaşı'nda!"..

Tabii bu partilimizin (Pentagon, MİT, Genelkurmay, ODC, NSA, OSI dışında) bizim telefonumuza ulaşabilen ender kisilerden olduğunu, öyle sizin gibi sıradan ziyaretçiler olmadığını anlamışsınızdır!..

Üyemizin anlattığına göre, bahsi geçen televizyon kanalında bir askeri danışman, Irak işgali ile ilgili uydu fotoğraflarının Gölbaşı'nda kurulu bir merkezde değerlendirildiğini yumurtlamış, ama hemen laf boğuntuya getirilmişti.

Açıkçası bu konuda yaptığımız beceriksiz girişimler sonuçsuz kaldı...

Bu istihbaratı değerlendiremedik. Basında çalışmakta olan arkadaşlardan yardım isteğimiz de, ya öküzün trene bakışıyla karşılandı, veya resmen sallanmadık..

2004 yılbaşında mimarlar odası bir takvim bastırdı. Üzerinde Ankara'nın uydu fotoğrafları bulunan bu takvim, çok beğenildi. Ankara'nın uydu fotoğrafında, şehrin güney-batı kesimi yoktu.. Ama takvimin kenarında, Intaspace Turk ibaresi nal gibi duruyordu.

Biraz bunu tarayalım dedik, önümüze şu bilgiler düştü:

Intaspaceturk, ABD'li Lockheed-Martin firmasına ait "Ikonos" ve "Spot" uydularının yer istasyonu olarak Gölbaşı'nda kurulmuştu.

Şirketin ortakları da ilginçti, bunlar yüzde 51 hisse ile Çukurova Holding ve bir ordu iştiraki olan "Uydusan" idi.

Biz hala uyanmadık tabii, çünkü eşşekiz biz...

Hatta 540 kilometre yol yaptık Ankara'ya geldik, Sırf şu intaspace ne menem birşeydir diye bakmaya, onu bulduk ama bulduğumuzu farkına varamayıp Gökçehöyük köyüne daldık..

Köyün bir yanindan girip diğer yanından çıktık, bir de ne görelim?..

Bir tür askeri bölgede değil miyiz!.. Bir yürüyüş yolunda yüzden fazla Emerikalı, göğüslerinde kimlikleri kadın ve erkekli spor yapmıyorlar mı?..

Meğer geldiğimiz yer, meşhur "bayrak garnizonu" değil miymiş?..

Oradaki yüzlerce belki binlerce dev antene de anlam veremedik.. Gene bişey anlamadık.. Çünkü biz eşeğiz!..

Bizim birşeyi anlamamız için, Emerikalıların anlatması lazım!.. başka türlü olmuyor..
ve gerçekten de anlattılar:

Birgün bu satırların yazarı (Güneri abimizin ve ertuğrul üstadımızın ruhu şad olsun!) televizyon seyrediyordu...

National Geographic Channel'da Irak işgalini ballandıra ballandıra anlatıyorlar... Şu silahlar kullanilmiş, kodumu oturtmuşlar falan.. İçimden "hakkaten çok bilimsel bir program.. kesinlikle silah reklamı falan değil" diye küfürler geçiyor.. Sonunda uzaktan kumandayi elime alıyorum, tam o sırada ilahi bir uyarı aliyorum ve seyretmeye devam ediyorum..

Şimdi efendim bu emerikalıların savaş alanını yönettikleri bir sistem/program varmış. Sistemin adı, kısaca "TBMCS" açığı, "Theater Battle Management Core Systems" yani muharebe alanı merkezi yönetim sistemi falan gibi birşey...

Görüntüler geliyor, dış ses anlatıyor: bu sistemin bir merkezi abd'deymiş, uydu görüntüleri, AWACS görüntüleri falan değerlendirilip karar ve komut veriliyormuş..

Onu da gösterdiler, ekran başındaki bayan fareyi eline aldı, bir noktaya tıkladı, sonra diğer bir noktaya tıkladi!.. İşlem tamam!.. Hedef tahrip edildi.... (Elde ettiğimiz tbmcs ayrıntıları var ama kafa şişirmeyeyim daha fazla)

Ve dış ses, bizleri bilgilendirmek, anlamamızı sağlamak için mühim cümleyi kurdu:

"Irak'a özgürlük operasyonunda TBMCS, komşu bir ülkedeki ABD üssünden yönetiliyor"...

Ülkenin adını gizli tutuyorlardı çünkü savaş sürüyordu..

Ama önemli bir bilgiyi daha verdiler..

TBMCS isimli kitle imha sistemi, Lokheed-Martin tarafından geliştirilmişti!

Artik kolaj yapmanin zamani gelmişti. Toparladık elimizdekileri ve mutlaklaştırdık. Emerikaya karşı önyargılıyız ya, ortaya şöyle azotlu bir sonuç çıktı:

Lockheed-Martin savaş ürünleri firması, yer istasyonunu doğal olarak yine kendi ürünü olan TBMCS'in uygulama alanına yakın bir yere kurdu. Bu yer Ankara-Haymana yolu 12. kilometrede idi.

Intaspace yer istasyonu ile bayrak garnizonu aynı yerde idi. Bizce Intaspaceturk'ün asıl değerlendirme merkezi bayrak garnizonu içiydi..

Bayrak garnizonunda tespit edilen kadınlı erkekli çok sayıdaki emerikalı piknik yapmaya gelmemişti..

Amerikalılar, zaten eski üsleri olan bu yerden hiçbir zaman çıkmamışlardı!

Buna göre Irak'ta sürdürülen katliamlarda Türkiye, Amerika ile elektronik(!) ortaktır.

O zaman resim netleşiyor...

TBMM'deki meşhur 1 Mart Tezkeresi'nin reddi falan hikaye..

Savaş, bir aldatma, hile sanatıdır..


Umarız yukarıdaki hikayenin özellikle yerli aktörleri, emerikan geleneklerine uygun biçimde, bir gün katran ve tüye bulanmazlar...

Kendi kendimi gerdim, ama küfür etmeyeceğim..

Saygılarımla..

(Temmuz, 2007)

Kaynak: Ali Tarık - Komik Parti

08 Şubat 2010 -Açık İstihbarat
http://www.acikistihbarat.com/

Not : Bu yazı ile lgili olarak aşağıdaki yazıyı okuyunuz.

Vakit'ten Doğru Haber, Yanlış Sorular

Vakit'ten Doğru Haber, Yanlış Sorular

Teknik ayrıntılara hakim olmayan Vakit, abartarak, İsrail'in "her türlü askeri bilgiye" ulaştığını iddia etse de; İsrail'in insansız hava uçağı ile belli hassas noktalara nasıl sızabildiğine ve bu uçaklar üzerindeki kontrolüne dair bir gerçeğe işaret ediyor. Bu vahim güvenlik ve istihbarat açığı, aynı zamanda TSK içine sızmış İsrail yanlısı zihniyete de işaret ediyor.

Doğruyu işaret eden Vakit , nedense doğru soruyu sormayı beceremiyor. Soru; Genelkurmay'ın "İsrail odası"nın da yakılıp yakılamayacağı değil; kahraman savcı ve hakimlerin neden "İsrail odasını" arayamadığıdır. Neden bugüne kadar "Ergenekon" operasyonu çerçevesinde tek bir yabancı odak inceleme altına alınmamış, aranmamıştır?

Ayrıca; GES komutanlığı ile bu kadar içli dışlı olan İsrail'in Vakit gibi yayın organlarına sızdırılan kasetlerin ana kaynağı olabileceği yolunda bir şüphe dile getirilmemesi de, yeri geldiğinde 3. derece akrabalıklar üzerinden komplo teorileri kurabilen bir gazete için manidar. Bu soruları sormadan , aşağıdaki haber sadece yönlendirilmiş bir cehaletin ürünü olarak değerlendirilebilinir.

Not: Vakit'in  İsrail'le bu tarz bir yakınlaşmanın temellerinin Erbakan hükümeti zamanında atıldığını hatırtlatmayı unutmasını ise anlayışla karşılamak lazım.

27.01.2010 - Açık İstihbarat

http://www.acikistihbarat.com/

Vakit Gazetesi'nin "İsrail Odası'da Yakılacak mı" Başlıklı Haberi

İsrail ile Türkiye arasındaki GES işbirliği çerçevesinde İsrail'in her türlü askerî bilgiye ulaşıyor olduğu, askerî raporlarda bile açıkça dile getiriliyor. Buna karşın Türk Genelkurmayı bu konudan hiçbir şekilde rahatsızlık duymuyor. İsrail'in “Truva atı” olarak nitelendirilen bu sistem sayesinde Siyonist yönetim, Türkiye'nin en gizli ve özel askerî ve stratejik bilgilerine ulaşabiliyor. Sistemin işletimi ve devamı, Genelkurmay' daki “Bilgi Değişim Birimi Demir Devreler” adı verilen ve tamamen İsrailli yetkililerin kontrolündeki bir odadan sağlanıyor.

“Siyah lale” adı verilen bir operasyon kapsamında düzenlenen değerlendirme raporunun sonuç bölümünde, İsrail görevlilerinin Türkiye'ye ait kanalları dinledikleri, GES Personeli tarafından açıkça bildiriliyor.

İŞTE TRUVA ATININ ELDE ETTİKLERİ

Bizzat Genelkurmay tarafından sistemin analiziyle ilgili hazırlanmış olan “Siyah Lale Operasyonu Değerlendirilmesi”nde şu ifadeler dikkat çekiyor:

“Uçağın Türkiye'ye intikali ve dönüşü esnasında Suriye, GKRY, KKTC ve başta çok kanal sistemleri olmak üzere Türkiye'ye ait muhabere, elektronik sistemlerini takip etme imkanını bulacaktır. Bölgede çalışan çok kanal sistemlerine ait tanıma ve teşhis imkanı sağlayacak bol miktarda ham materyal elde edecektir” deniliyor.

Raporda, İsrail'in KKTC ve Türkiye'ye ait telsizleri gizlice dinleme imkanını bulduğu açıkça belirtiliyor.

TELSİZLERİMİZİ GİZLİCE DİNLEMİŞLER

Yine “Siyah Lale Operasyonu”ndan elde edilen bilgilere göre; İsrail'e çalışan birimin Türk Genelkurmayı' na ait telsizleri gizlice dinlediği anlaşılıyor.

İsrail'in edindiği bilgiler şu şekilde kaydediliyor:

“Faaliyet esnasında elde edilen bilgiler ile ham materyaller paylaşıldığından dolayı, İsrail de bizimle aynı bilgileri elde etmiştir. Ancak Müh. Bnb. H.Ö. tarafından faaliyet esnasında bir kısım IDF/ISNU personelinin, uçağın arka tarafındaki bir bölmede muhtemelen ‘PCM' olduğu değerlendirilen ve Türkiye'ye ait olabileceği düşünülen çok kanal sistemlerini dinledikleri belirlenmiştir.”

HÂLÂ DEVAM EDİYOR

Raporda, Türkiye'nin dost ve komşu ülkelerine yaptığı uçuşların da hala kurulu olan direkt devre üzerinden İsrail tarafından dinlendiğine dikkat çekiliyor. Türkiye'nin komşularıyla olan bütün askerî istihbari ve stratejik bilgileri tümüyle İsrail'in gözetimine açık durumda.

Raporda, şu ilginç bilgilere yer veriliyor:

“Türkiye ile İsrail arasında SIGINT bilgilerinin teatisini sağlamak amacıyla; İsrail milli SIGINT ünitesi (ISNU; Israel SIGINT National Unit) ile GES K.lığı arasında 20 Ocak 1998 tarihinde direkt muhabere devresi tesis edilerek işletmeye açılmış olup, hala anılan devre üzerinden bilgi mübadelesine devam edilmektedir.”

DİĞER ÜLKELER DE TÜRKİYE ÜZERİNDEN DİNLENİYOR

Raporda, Türkiye askerî birliklerinin yanısıra İran ve Suriye'nin de bu sistem sayesinde Türkiye üzerinden dinlendiği belirtilerek, “bu sistemin tek taraflı olarak İsrail'in istismarına açık olduğu” belirtiliyor.

Raporda şöyle deniliyor:

“GES K.lığınca tespit edilen ve özel bir yapısı bulunan Suriye ve İran'ın sayısal çok kanal haberleşmelerine ve radarlarına ait sinyallerin çözümlenmesi amacıyla, 5 adet sinyal kaseti analiz edilmek üzere, 19 Ocak 2004 tarihinde İsrail Askerî Ataşesi'ne teslim edilmiştir. Sinyal analizinden bugüne kadar bir sonuç alınamamıştır. Demir Devreler İsrail lehine tek tarafa fayda sağlayacak şekilde devam etmektedir.”

SİSTEM 28 ŞUBAT'TA İŞLETİME AÇILDI

9 Aralık 1992 tarihinde başlayan Türkiye-İsrail Muhabere Elektronik İstihbarat işbirliği ilişkileri, 1993 ve 1994 yıllarında Muhabere Elektronik İstihbarat konusunda görüşmeler yapılmış ve 27 Nisan 1995'de “Muhabere Elektronik İstihbarat Sinyal Araştırması Mutabakat Muhtırası” imzalanmıştı.

İki ülke arasında Muhabere Elektronik İstihbarat bilgilerinin teatisini sağlamak amacıyla; “Sinyal İstihbaratı (Muhabere Elektronik İstihbarat) İşbirliği Ek Protokolü” imzalanarak, GES K.lığı ile ISNU arasında 20 Ocak 1998 tarihinde direkt muhabere devresi tesis edilerek işletmeye açılmıştı.

Son Yazılar

Cloudy

21°C

Istanbul