oktay_sinanoglu225

Oktay Sinanoğlu ile söyleşi! (4)

“Tezgahın adı Yumuşak güç!”

ABD’nin bilinenlerin ötesinde olan iç yüzüyle ilgili çarpıcı tespitler yapan Oktay Sinanoğlu, “süper güc”ün başta Türkiye olmak üzere, 3. Dünya ülkelerine yönelik planlarına değindi .

‘Türkiye’de bu gerçekler daha yeni mi öğreniliyor?’

Osman ŞAHİN >>> Sayın hocam, ABD’yi 200′e yakın şirket ve ailenin yönettiğine özellikle vurgu yapıyorsunuz. Bu konuyu biraz daha açar mısınız?

Oktay SİNANOĞLU>>> Rotshild ailesi, Almanya da, İngiltere de, Fransa da, ta 1700′ler de bankalar kurmuş, yönetmişlerdir. Bu ailede temel kural şudur: Bir ülkenin parasına hakim olursanız o ülkeye hakim olursunuz, kral olmaya gerek yoktur. Rockefeller ailesi, yıllardan beri ABD’nin iç ve dış siyasetinde ve özel sektörde çok etkili bir ailedir. Dört erkek kardeşten, David ve Nelson etkin olarak politikayla ilgilenmişlerdir.

Rockefeller Vakfı ve ona bağlı diğer vergiden muaf dernekler ve vakıflar fazla ön plana çıkmadan, fazla görünmeden, Henry Kissinger, Brzezinski gibi kişilerin koruyuculuğunu yaparak işlerini yürütmüşlerdir. 1970′lerde “Yeşil Devrim” adı altında, petrol atıklarından kimyevi gübreleri tarım kesimine sokmayı başararak, özünde hiç yeşil olmayan sonuçlarla bizim ülkemiz de dahil, bütün üçüncü dünya ülkelerinin topraklarını kısırlaştırmışlar, mahvetmişlerdir.

Daha sonra da moleküler biyoloji yoluyla tohumların kalıtımının değiştirilmesi işlerini destekleyerek, dünya nüfusunun yiyeceklerini denetim altına alarak, nüfusun azaltılması çalışmalarına katılmışlardır. Nüfus olarak kalabalık, maden, petrol gibi doğal kaynakları zengin Türkiye, Nijerya, Meksika, Brezilya ve Endonezya gibi ülkeleri hedef almışlardır.

Brezinski gibi kişiler, Rockefeller’in kurduğu güçlü komisyon aracılığıyla, 1990′larda, küreselleşmesi maskesi altında “Yeni Dünya Düzeni” için çalışmışlardır.

De Gaulle nasıl düşürüldü?

ABD dolarının arkasında 1970′lere kadar altın vardı. Nixon-Kissinger aracılığıyla kalktı bu. O zamanlara kadar dolarların üzerinde ‘parayı bankaya götürünce karşılığında altın alabilirsin’ yazısı vardı. Vietnam yenilgisinden sonra ABD ekonomisi fena çuvalladı.

Fransa Devlet Başkanı De Gaulle, ABD yayılmacılığına karşıydı. “Kağıt paraları basıp basıp her yeri alıyorlar” diyordu. De Gaulle, ABD’ye, “elinde bulunan dolarlar karşılığı altınları isterim” dedi, ama ABD bunu kabul etmedi. Çünkü elindeki altınlar yetmezdi. Elindeki altından çok, kağıt para basmıştı.

Bunun üzerine Başkan De Gaulle’in başına, bütün Avrupa’ya yayılan 1968 öğrenci olayları işi sarıldı. Herkes 1968 öğrenci olaylarının kendiliğinden bir hareket sanır. Hayır, gençlik hareketlerini sahte solculukla kışkırtan ‘Red Cohen’ adında bir ajandı. O zaman binlerce kasetin gençlere dağıtıldığını Fransa’da herkes biliyordu. ‘Red Cohen’ kışkırtıcı olarak görev almıştır. Dağıtılan o kasetlerin CIA tarafından ABD’nin ‘CBS’  televizyonunda hazırlandığı ortaya çıkmıştır. Sonradan Fransa’da bunu herkes öğrenmiştir. Sonuçta De Gaulle, dolara karşı çıktığı için düşürülmüştür.

1968 Paris gençlik olaylarından 20 yıl sonra, İsviçre’de ahbaplarla konuşuyoruz, derken söz döndü dolaştı Cohen Bendit’e geldi ve onun için  “İsviçre Kültür Bakanı oldu” dediler. Kültür ve eğitim ile ilgili kitaplar da yazmıştı. Cohen Bendit Kültür Bakanı olur olmaz ‘özgürlük’ ayağına, uyuşturucu kullanmayı ve uyuşturucu satışını serbest bırakmış. Ve uyuşturucu kullananların sayısı on misli artmış. Zengin, düzgün aile çocukları her gün kollarına uyuşturucu iğnelerini basıyorlar.

Bir zamanlar ajan olarak kullanılanlar vakti gelince bir kenara çekilseler ya, hayır, kültür bakanı oluyorlar ve ülkenin gençlerini sözümona “özgürlül” adına morfinliyorlar. Cohen Bendit bunlarla da kalmadı ve Avrupa Birliği’nde Türkiye’nin üyeliği ile ilgili işlerden sorumlu oldu. Çok küstah ve saygısızın biridir. Türkleri hakir ve aşağı görüyor. “Şunu şöyle yapın, böyle yapın” diyerek bir Türk Televizyonu kanalında konuşmasını gördüm, izledim.

Ülkemiz Türkiye’de de buna benzer kışkırtmalar olmuştur. Sağ ve sol birbirine kırdırılarak, eritilerek 12 Eylül 1980′lere gelinmiştir.

Meksika’da 1970′lerde dostlarla dertleşiyordum, “benim ülkem Türkiye’de sağ ve sol birbirine kırdırılarak ABD’nin işlerini kolaylaştırdıklarını” söyledim, şaşırdılar: “Türkiye’de bu gerçekler daha yeni mi öğreniliyor? Güney Amerika’da her ülkede olmuştur, sokaktaki adam bile bilir bu gerçeği” dediler.  Türkiye’de ise yıllarca Amerikan parmağının karıştırıldığı bu işlerin kimse farkında olmadı.

Yumuşak güçle işgal!

Osman ŞAHİN >>> Sayın hocam, anlattıklarınızdan bir kez daha öğreniyoruz ki ülkemizin başına gelen kara belaların hiçbiri kendiliğinden olmamıştır. Süper güçler tarafından düzenlenen çok ince, psikolojik sindirme tezgahlarının sonucudur bunlar.

Oktay SİNANOĞLU >>> Hem de ne tezgahlar! Yalnızca bizim ülkemizde değil, bütün güney ve orta Amerika ülkelerinde yapılmıştır bu. Bu tezgahın adı ‘Yumuşak Güç’ tür.

Bir ülke iki yöntemle ele geçirilir: Biri ‘Yumuşak Güç’ diğeri ‘Kaba Kuvvet’ yöntemidir!

Harpler, işgaller kaba kuvvet yönteminin örnekleridir. Bu tür işgallerde insanlar ölür, çok büyük maddi kayıplar verilir. ‘Yumuşak Güç’ ile ele geçirme yönteminde ise, askerler ölmez, bombalama, uçak, tank olmaz. İşgal edilmekte olan ülkenin öz kaynakları, petrolü, madenleri, gittikçe gönüllü hale gelen yurtseverlik duyguları yerine yurt satıcılığını kendine meslek edinen öz evlatlar kullanılır.

Bu tür yumuşak güç yöntemleri, İngiliz, Fransız ve ABD sömürgelerinde pek çok kez kullanılmıştır. Yumuşak güçle uyuşturulan milletler, millet olmaktan çıkarlar, kuru kalabalıklara dönüşürler, sürüleşirler. Yumuşak güçle işgal, bir ülkenin milli bağışıklık sistemini çözer, bozar ve çürütür. Devlet de bozulur, başkalarının devleti olur. Ama sokaktaki vatandaş hala devleti var sanır. Evet devlet var, var olmasına ama artık senin devletin değildir. Böyle ülkeler de ilkin aydınlar, yazarlar, bilginler susturulur, ya da satın alınırlar, ya da öldürülürler.

Türkiye uzun yıllardan beri yumuşak güç yöntemiyle ele geçirilmiştir. Makas, özellikle eğitim, kültür ve dile atılmıştır. Bu, Türkiye’ye en büyük ihanettir. Türkiye bugün sömürülerden de aşağı bir duruma düşürülmüştür.

Bu tür yumuşak güç yöntemleri, İngiliz, Fransız ve ABD sömürgelerinde pek çok kez kullanılmıştır. Yumuşak güçle uyuşturulan milletler, millet olmaktan çıkarlar, kuru kalabalıklara dönüşürler, sürüleşirler. Yumuşak güçle işgal, bir ülkenin milli bağışıklık sistemini çözer, bozar ve çürütür.

Yarın : Büyük Ortadoğu Projesi, Kürtler,  24 Nisan…

Osman ŞAHİN - 15 Aralık 2011 - Aydınlık

http://www.dunya48.com/siyaset/siyaset/7284-osman-sahin-oktay-sinanoglu-ile-soylesi-1

http://www.dunya48.com/siyaset/siyaset/7303-osman-sahin-oktay-sinanoglu-ile-soylesi-2

http://www.dunya48.com/siyaset/siyaset/7323-osman-sahin-oktay-sinanoglu-ile-soylesi-3

http://www.dunya48.com/siyaset/siyaset/7342-osman-sahin-oktay-sinanoglu-ile-soylesi-4

http://www.dunya48.com/siyaset/siyaset/7355-osman-sahin-oktay-sinanoglu-ile-soylesi-5

 

 

Son Yazılar