ugur civelek3

Teslimiyet, cehalet ve gaflet üçlüsü iş başında!

Gerek ağırlaşmış sorunlar ve büyümüş dengesizlikler,

gerek ise küresel düzeydeki kısmen yapay piyasa dalgalanmaları sebebi ile kafa karışıklığının olağan dışı seviyelere yükseldiği bir süreçten geçiyoruz. İçeride işsizlik ve büyümeye ilişkin endişeler, enflasyon konusundaki olumsuzlukları geri plana itiyor. Siyasi irade ise dış politika alanındaki yanlışlarını düzeltmek yerine, para ve maliye politikalarını gevşetmenin yollarını zorlayarak günü kurtarmaya çabalıyor. Etkili ve yetkili kesimler, çelişkiler bataklığında çırpınıyor; önce kendilerini kurtarabilmek için kısır çekişmelerden arınamıyor!

Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan son veriler olumlu düşünmeye izin vermiyor. Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış Şubat ayı sınai üretimi, bir ay öncesine göre yüzde 0.5 oranında artabilmiş. Yine aynı dönemin dış ticaret verileri, durgunlaşma eğiliminin gücünü koruduğuna işaret ediyor. Ocak ayı işsizlik oranı ise yüzde 11.1 düzeyinde gerçekleşmiş. Bu tablo büyüme konusundaki hesapların tutmadığını ve kırılganlık artışının artmaya devam ettiğini düşündürüyor. Yan tesirleri dikkate almadan para ve maliye politikalarını azami oranda gevşetmeye çabalayan siyasi iradenin de, gelişmeleri bu şekilde algıladığını görmek gerekiyor!

YANLIŞ TERCİHLER...

Durum böyle olunca, öncelikle ekonomi cephesinde yaşanmakta olan sıkıntıların sebeplerini tanımlamak gerekiyor. Riskten kaçınma yönünde dalgalanmalar sergileyen küresel koşullar, kısa vade açısından belirleyicidir; bununla mücadele konusunda elimizdeki olanaklar kesinlikle yetersizdir. Yanlış dış politika tercihleri, neden olduğu dış pazar daralması nedeniyle orta vade açısından önemlidir. Küresel koşullar tarafından şekillendirilmiş olan, ağırlaşmış sorunlar ve büyütülmüş dengesizlikler ise çözüm şansını sınırlayan prangalar niteliğindedir.

Bunları görmezden gelip para ve maliye politikalarını gevşeterek ulaşılabilecek bir çözüm yoktur. Orta vade açısından, kısa vadeli algılarda yaşatılan dalgalanmalar önemsizdir; çıkışı burada aramak zorunda kalmak gafletten başka bir şey değildir. Denize düştüğü için yılana sarılmak dışında seçeneği kalmayanların durumunu anımsatmaktadır!

Bir an için yapılanların algılar üzerinde etkili olduğunu ve kısa vadede işe yaradığını varsayalım. Belki ekonomi bir süre için toparlıyormuş gibi görünecek; fakat bu yaklaşımın sorunları iyice ağırlaştırdığı ve dengesizlikleri büyüttüğü anlaşıldığında, çok daha büyük felaketlerin yaşanması kaçınılmaz olacak! İç talepte yaşanabilecek artışın kalıcı olmayacağını bile bile her alandaki yatırımları teşvik ederek arz lehine olan dengesizlikleri beslemek, ülkemizin ufkunu iyice karartacak!

MİLLİ İRADEYLE İLGİSİ YOK!

Kusura bakmayın! Kimse bizden, günü kurtarma yönündeki önceliklere dayalı tercihleri alkışlamamızı beklemesin; bunun güçlü liderlik olduğunu söylemeye kalkışmasın! Kendi insanlarını aldatma girişimlerini, milli irade diye pazarlamadan kalıcı sonuçlar ummasın!

Etkili ve yetkili kesimlerin cevaplayamayacağını bildiğimiz halde soruyoruz! Komşularımızla olan ekonomik ilişkilerimizi bozan, dış politika yanlışlarından neden vazgeçilmiyor? Sorunların ağırlaşması ve dengesizliklerin büyümesine sebep olan tasarımlar, yapısal reform kapsamına girebilir mi? Bu vahim yanlışların kaynağı milli irade midir, yoksa dış finansman olanaklarına ve bunlar üzerinde etkili olanlara bağımlı olunması mıdır? Öne sürülen Anayasa değişiklik talepleri, bu sorulara verilecek yanıtları farklılaştırabilir mi?

İçinde bulunduğumuz koşullarda para ve maliye politikalarının aşırıya kaçan oranda gevşetilmesine yol vermek, günü kurtarmak uğruna geleceğimizin karartılması için çalışmaktır. Milli irade ile ilgisi yoktur; teslimiyet, cehalet ve gaflet ile bağlantısı çoktur!

Uğur CİVELEK - 20 Nisan 2016 - Aydınlık

Son Yazılar

Mostly cloudy

6°C

Istanbul