madde madde aihm karari3 1

Madde Madde AİHM Kararı! (3)

AİHM: 1915 İsviçre’nin ne haddine!

Yazı dizimizin önceki bölümlerinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararının, soykırımın hukuki bir kavram olduğunu saptadığını ve bu yönde bir yetkili mahkeme kararı bulunmadığı tespitini vurgulamıştık. Buradan hareketle AİHM 1915 olayları için kararda “katliam ve tehcir” ifadesini kullanmıştı.

Soykırım hükmü bulunmadığı için bu iddiaya dayanan yasa ve parlamento kararları, bildirgeler hukuksuzdu. Mahkeme ayrıca, 1915 olaylarının tarihsel değerlendirmesine değinmiş, hem tehcirin soykırım oluşturmadığını vurgulamış hem de 1915 ile Yahudi Soykırımı Holokost’un arasındaki farkın altını çizmişti. Buna göre Yahudi Soykırımı “tartışmasız, tarihsel bir olgu” idi.

Azınlıkta kalan 4 hakim, “Ermeni Soykırımı’nın da kanıtlamış bir gerçek” olduğunu öne sürerken hakimlerin çoğunluğu, 1915 olaylarının ulusal ve uluslararası kamuoyunda, hem siyasetçiler hem de bilim insanları arasında tartışmalı olduğunu tespit ediyordu.

AİHM bunların da ötesinde İsviçre’nin inkar yasasını sorguluyor ve 1915 olayları için geçersiz buluyor.

AİHM’nin İsviçre için yaptığı tespitler, hiç şüphesiz tüm Batı ülkeleri için geçerli. Bu tespitler, 1915’le ilgili yasa ve bildirgelerin meşruiyetini, yukarıdaki nedenlere ek olarak, daha da tartışmalı hale getiriyor.

Avrupa İnsan Haklarına Mahkemesi’ne göre:

İsviçre’nin Türkiye tarihi ile ilgili bir yasa çıkarması anlaşılır değil, ülkedeki Ermeni toplumu buna gerekçe oluşturmuyor.

1915’ten beri geçen zamanla, yasaya duyulan ihtiyaç azaldı.

İsviçre’nin yasasının, 1915 için uluslararası yasa ve sözleşmelerde bir dayanağı yok.

*** *** ***

İşte AİHM’nin o maddeleri :

243: Yahudi Soykırımı’nın yaşandığı ülkeler, inkarı cezalandırmak için özel bir ahlaki sorumluluğa sahip olabilir.

244: Bunun tersine, İsviçre ile Osmanlı İmparatorluğu’nda gerçekleşen olaylar arasında doğrudan bir bağlantı olduğuna dair bir kanıt sunulamadı. Tek bağlantıyı İsviçre’de yaşayan Ermeni toplumu oluşturabilir, ancak bu da oldukça zayıf bir bağlantı.

246: İnsan haklarının evrensel geçerliliği doğrudur. Ancak Perinçek’in mahkumiyeti, Türkiye’deki bir azınlığa herhangi bir hak sağlamaz ya da bu azınlığın kendisini daha çok güvende hissetmesine yol açmaz.

250: Her ne kadar davanın müdahil tarafları, başvurularında bu olayların özellikle diyasporadaki Ermeniler için halen canlı olduğunu vurgulasa da zaman faktörü göz ardı edilemez. Yakın geçmişte gerçekleşen olaylar, cezalandırılacak derecede travmatik etki yaratmışsa da olaylardan sonra geçen zaman ile yasa yoluyla bu tür bir müdahale ihtiyacı azalmıştır.

262: Mahkeme, söz konusu ceza yasasının, İsviçre’nin bağlı olduğu uluslararası hukuk ve sözleşmelerin zorunlu sonucu olduğuna ikna olmamıştır.

268: Özetle, İsviçre’yi soykırım inkarını cezaya tabii tutmaya zorlayan hiçbir uluslararası yasa ya da sözleşme mevcut değildir. Ayrıca yaygın uluslararası hukuk da böyle bir zorunluluk içermemektedir.

276: İsviçre mahkemeleri, Perinçek’in ifade özgürlüğü ile Ermenilerin onurunu koruma arasında bir denge kurmaya çalışmamıştır.

277: Vaud Kanton Mahkemesi, ifade özgürlüğünün ihlalini bırakın tartışmayı, ele bile almamıştır.

278: İsviçre Federal Mahkemesi ise çelişkili bir hüküm vermiş, Perinçek’in ifadelerinin demokratik toplumun ihtiyacı olabileceğini ele almamıştır.

279: Bu nedenle Mahkeme (AİHM), bu görevi kendisinin üstlenmesi gerektiğini tespit etmiştir.

*** *** ***

‘Avrupa’nın duvarları yıkıldı’

TBMM Eski Dışilişkiler Komisyonu Başkanı Mehmet Dülger AİHM’in aldığı kararla, 1915 olaylarının tartışılması önünde Avrupa makamlarınca koyulan duvarların yıkıldığını ifade etti. Dülger, “Avrupa’da soykırım var veya yok tartışılabilir hale geliyor. 1915 olaylarının soykırım olmadığı nettir” dedi.

Konuyla ilgili Aydınlık’a konuşan Dülger, açıklamalarını şöyle sürdürdü:

“BM Sözleşmesinde soykırımı içeren kanun maddesinden yola çıkarak 1948’den önce yaşanan olayları soykırım olarak nitelendirmek mümkün değildir. İkinci olarak bir olayın soykırım olarak nitelendirilmesi için mutlak bir mahkeme kararı gereklidir. Ruanda Soykırımı konusunda alınmış mahkeme kararları bu konuda iyi bir örnektir.

Ermenilerin, ABD Boston’da bulunan arşivleri açmaması dikkat çekicidir. Neden açmıyorlar, neden korkuyorlar. Mehmet Perinçek, o arşivlere girdi ve çok değerli belgeleri ortaya çıkardı. Sonrasında başına bir sürü iş geldi.

DEVLETİN YAPAMADIĞINI PERİNÇEK YAPTI!

AİHM kararı, Ermeni tarafındaki lobicileri telaşlandırdı. Ortada, her sene bu işin lobisini yapmak için ayrılan yaklaşık 35 milyon dolarlık bir para var. Kaybetmekten korkuyorlar. Özetle karar, bu konuda özgür bir tartışma zemini yaratmıştır.Devletin yapamadığını sayın Doğu Perinçek yaptı.”

*** *** ***

Agos: Soykırımın kabulü zorlaştı!

Türkiye’de özellikle Ermeni sorununa yoğunlaşan haftalık Agos gazetesi de karara geniş yer ayırdı. Agos gazetesinde, “Bu davanın sonucunda, artık soykırımın inkârını suç sayacak tasarıların farklı ülkeler tarafından kabul edilmesinin zor, hatta imkânsız olduğu da bir gerçek. Bu durum, soykırımın kabulüyle ilgili çalışmaları olumsuz etkileyebilir” denildi.

Agos, Ermenistan Anayasa Mahkemesi Savcısı Vladimir Hovhanisyan’ın “Tek cümleyle özetlemem gerekirse, AİHM’nin kararı, taraflı ve rezil bir karadır. Uluslararası siyasi arenanın bir aynasıdır artık AİHM” ifadesini aktardı.

YARIN : AİHM’den emperyalizm vurgusu. AİHM: Perinçek’in ifadelerinin hedefinde Ermeniler değil emperyalizm var!

Yunus SONER - Sinan GÜZALTAN - 25 Ekim 2015 - Aydınlık

Son Yazılar

Partly cloudy

12°C

Istanbul